Apple – Samsung Davası Sonuçlandı. Peki Karar Ne İfade Ediyor ?

httpv://www.youtube.com/watch?v=8JZBLjxPBUU

( 1 milyar $ değerindeki video )

Türkiye gündeminde çok sık adını duymasakta özellikle Amerika ve dünya gündemini uzun süredir meşgul eden başlıklardan biride Apple ve Samsung arasında 1 seneyi aşkın süredir devam eden patent davasıydı. Geçtiğimiz temmuz ayı verilerine göre dünyada satılan tüm akıllı telefonların yarısından fazlasının bu iki şirkete ait olması, dev pazar payları ve sıkı rekabet elbette davanın sıradan bir dava olmasından çok daha fazla şey ifade ediyor. Teknolojik gelişmelerin lokomotifi durumundaki bu 2 firmanın patent davası dün sonuçlandı ve mahkeme Apple’ın haklı olduğuna ve Samsung’un 1 Milyar dolar tazminat ödemesine hükmetti. Buraya kadar olan kısmı mutlaka bir yerlerden duymuşsunuzdur, peki biraz daha detaya inersek dava neyi içeriyordu, Apple Samsung’a karşı ne iddia ediyordu ve bu karar Apple ve Samsung için neyi ifade ediyor ?

Öncelikle davanın içeriğinden başlayalım. Apple’la Samsung arasındaki patent savaşları aslında yalnızca Amerika’da değil birçok ülkede devam eden çok boyutlu bir süreç. Ancak firmaları en çok etkilemesinin beklendiği yer elbette pazar büyüklüğüyle de doğru orantılı olarak Amerika. Apple Samsung aleyhine 15 nisan 2011’de Amerika’da açtığı davada, Samsung’un kendilerinden marka imajını, kullanıcı arayüzünü ve stilini taklit ettiğini iddia etti ve iPhone 3GS ile Galaxy S i9000’un her yönüyle karşılaştırıldığı bir görseli mahkemeye sundu. Kullanıcı arayüzünden paketlemeye hatta uygulamalar için kullanılan görsellere kadar çoğu bileşenin taklit edildiğini savunan Apple, bu şekilde davayı başlatmış oldu.

Apple’ın bu iddiası aslında yersiz de değildi. Yukarıdaki görsele tıkladığınızda daha detaylı olarak görebileceğiniz gibi, Samsung’un iPhone’un piyasaya çıkışından sonra ürün gamında tamamen yeni bir yapılanmaya gittiğini, iPhone tarzı tasarımlara yöneldiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Ayrıca kullanıcı arayüzüne ve renk seçimlerine de baktığımızda iPhone 3GS ve Samsung Galaxy S i9000 arasındaki benzerlikleri görebiliriz.

Buraya kadar Apple’ın iddia ettiği şekilde konuyu ele aldık. Konuyu biraz daha detaylı incelediğimizde karşımıza çıkan ilk soru fiziksel özelliklerin hangi sınıra kadar patent ihlaline yol açacağı. Yani Apple’ın iddia ettiği gibi her köşeli ve dokunmatik yüzeye sahip akıllı telefon Apple’dan kopyalanmış olabilir mi ? Bu sorunun cevabı elbette kişiden kişiye göre değişen, tartışmalı bir cevap ancak en azından mahkemeye göre Apple haklı ve Samsung patent ihlali yapmış görünüyor. Bu ihlal Samsung’un mahkum olmasını sağlayan yüzlerce patent ihlalinden yalnızca biri ve mahkemenin yalnızca fiziksel özelliklere göre değil birçok ihlali göz önünde bulundurarak bu kararı aldığı bir gerçek.

Gelelim davanın sonuçlarına. Mahkeme Samsung’un Apple’ın birçok patentini ihlal ettiğine karar verdi ve yaklaşık 1 milyar 49 milyon dolar tazminat ödemesine hükmetti. Ayrıca Apple’ın Samsung’un hiçbir patentini de ihlal etmediğini kararına ekledi. Şu aşamada kararı temyize taşıyacaklarını söyleyen Samsung’un bir sonraki adımı dikkatle bekleniyor.

Kararın maddi boyutunun yanında manevi boyutunun da olduğu bir gerçek. Bu kararla kullanıcıların gözünde kendi tasarımını ve yazılımını geliştirmeyi beceremeyen ve diğer firmalardan bunları kopyalan bir firmaya dönüşen Samsung, görünüşe göre bu yarışta hem maddi anlamda hem manevi anlamda büyük bir yara almışa benziyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon.com’un eş kurucusu. Koyu Barcelona, The Beatles, Apple ve Steve Jobs hayranı.

Bir Cevap Yazın

Taranabilir Raf Etiketleri, Alışveriş Deneyimini Nasıl Değiştirebilir?

Bluetooth teknolojisiyle çalışan ve belli bir alan içerisindeki insanların akıllı telefonlarına anlık bildirimler gönderebilen beacon isimli cihazlar, geçtiğimiz yıllarda perakende sektörünün aktif olarak kullanabileceği bir yenilik olarak görülüyordu. Ancak markaların fiziksel perakende mağazalarında müşterileriyle iletişime geçmelerini ve onlar hakkında bilgi toplamalarını sağlayan bu cihazlar, birtakım ciddi dezavantajlara sahip ve şimdi ise yerini bir başka teknolojiye bırakabilir.

Adweek’in yaptığı habere göre, taranabilir raf etiketleri, markalara istedikleri şekilde müşterileriyle etkileşime geçme imkanı sunarak beacon’ların kullanımında ortaya çıkan problemlere bir çözüm getirebilir. SapientRazorfish isimli dijital ajansta ticaret stratejisinden sorumlu başkan yardımcısı olarak görev yapan Steve White’ın belirttiğine göre, akıllı telefonlardaki NFC çiplerinin yaygın bir şekilde kullanımıyla birlikte, NFC destekli raf etiketleri alışveriş yapanların ek bilgilere erişimini sağlayabilir.

NFC destekli raf etiketlerinin güzel yanlarından biri, tek bir seferde herkese belirli bir mesajı göndermek yerine, müşterilere ihtiyaç duydukları anda yardımcı olması olarak gösterilebilir. Bu nedenle de perakendecilerin, müşterilerin mesaj yağmuruna tutulması konusunda endişe etmelerine gerek kalmıyor. Bununla birlikte Steve White, bu teknoloji sayesinde belirli ürünlerde kişiye özel indirimli fiyatlar sunulabileceğini ifade ediyor.

Bunların yanı sıra, beacon teknolojisinde kullanıcıların mesajları alması için telefonlarının Bluetooth özelliğini açmaları gerekiyordu. Ancak akıllı telefonlarda bulunan NFC çipleri, kullanıcıların, telefonlarının Bluetooth özelliğini açmalarına gerek kalmadan mesajları almalarına imkan tanıyor.

Henüz NFC destekli raf etiketlerinin, beacon’ların yerini alacağını söylemek için erken olsa da, bu teknolojinin yakın gelecekte kullanılacağına işaret eden birtakım adımlar da atılıyor. Örneğin, ABD merkezli perakende şirketi Kroger kısa bir süre önce EDGE (Enhanced Display for Grocery Environment / Market Ortamı İçin Geliştirilmiş Görüntü) isimli kullanıma sunmaya başlamıştı. Kroger şirketinden bir temsilci, EDGE prototiplerinin NFC teknolojisini barındırdığını, ancak şirketin, diğer prototiplere dahil edilen NFC benzeri bir teknoloji geliştirdiğini de ifade etti. Ayrıca temsilcinin belirttiğine göre, EDGE isimli teknoloji şu anda yaklaşık olarak 20 mağazada test ediliyor ve bu sayının, 2018 yılı içerisinde 150’yi bulması bekleniyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

2018’de Artacak Siber Tehlikelere Karşı Hangi Konularda Önlem Alınmalı?

Sanal dünya neredeyse gerçeğinden daha hızlı dönerken, bu hızı sağlayan teknolojik altyapılar 2018’de artan siber risklerle karşılaşacak. Innovera, yeni ve modern dünyanın güncel risklerine karşı önemli uyarılarda bulunuyor.

Dijitalleşmeyle birlikte şirketlerin varlıkları siber ağlar üzerine taşınıyor; Nesnelerin interneti, giyilebilir cihazlar, artan bulut platformu kullanımı, Endüstri 4.0, finansal dünyanın ‘sanalize’ olması derken yaşam artık arka planda sorunsuz çalışması gereken ağ altyapıları üzerinde duruyor. Ancak bu durum dijital dönüşüm yolculuğuna çıkan kurumlar için başta kişisel verilerin gizliliği olmak üzere dikkat edilmesi gereken pek çok unsuru da beraberinde getiriyor. 2018 içinde karşılaşılması öngörülen tehlikelere karşı kurumları uyaran Innovera Genel Müdürü Gökhan Say, siber tehditlerin hayatımıza giren IoT gibi yeni nesil teknolojilerle birlikte hedef büyütmesine dikkat çekiyor.

Hangi konularda önlem alınmalı?

Nesnelerin interneti (IoT): Dijital dönüşüm yolculuğunuzda Endüstri 4.0 varsa nesnelerin interneti ile yolunuz kesişecek demektir. 2018’deki küresel IoT harcamalarının 772 milyar dolar olarak öngören IDC, yazılım ve güvenliğin oranının ise 2021’de yüzde 55’e yükselmesini bekliyor. “Ağa bağlı milyarlarca cihaz” olarak tanımlanan bu alanda yapacağınız yatırımlarda güvenlik başlığını ilk sıraya almanız önem taşıyor.

Kritik sektörler: Üretim, telekom, kamu, perakende, enerji.

Kişisel verilerin gizliliği: Özellikle Avrupa Birliği bünyesinde alınan ve 2018 başında yürürlüğe giren MIFID II gibi yeni kriterler bu alandaki siber risklerin boyutunu ortaya koyuyor. Alacağınız önlemlerle hem uluslararası güvenlik normlarına uyumlu hem de müşterilerinizi koruyan bir BT altyapısına sahip olmalısınız.

Kritik sektörler: Finans, Bankacılık, Perakende, Sağlık

Sanal paralar: Bitcoin, Ethereum gibi sanal kripto paralar kısa sürede hızlı kazanç için cazip görünebilir. Ancak kripto para borsaları ile dijital cüzdanlar da siber saldırıların odak noktasında. 2018, dünyanın farklı bölgelerinde çalınan verilerle birlikte başladı. Dijital cüzdanını kaptıran ve şirket içi ağınıza bağlanabilen bir çalışanınız kurumunuza ait veriler için de bir risk oluşturabilir.

Kritik sektörler: Finans, Bankacılık, Perakende

Bulut güvenliği: Dijital dönüşüm, diğer etkilerinin yanında işinize ait süreçlerin bulut platformlarına taşınması anlamına da geliyor. Bulut platformu sağlayıcınızın gerekli önlemleri almasıyla yetinmeden ek güvenlik önlemleri almalısınız.

Kritik sektörler: İş süreçlerini buluta taşıyan tüm şirketler

Otomasyon güvenliği: Dijital dönüşümle eşanlamlı kabul edilebilecek otomasyon süreçleri de 2018’in riskli alanları arasında bulunuyor. Otomasyon için kullandığınız yan ekipmanlardan sistemi oluşturan ana cihazlara kadar risklerin proaktif bir şekilde izlenmesi gerekiyor. Innovera’nın kurucuları tarafından global marka olma hedefiyle çalışmalarını sürdüren Atar Labs’ın Güvenlik Operasyon Merkezleri (Security Operation Center – SOC) için geliştirdiği tipte yazılımlar güvenlik seviyenizi yukarıya taşımanızı sağlayacaktır.

Kritik sektörler: Üretim, telekom, perakende, enerji

Uygulama ve veri güvenliği: Gartner’ın 2017-2018 Siber Güvenlik Riskleri raporundaki beş ana başlıktan biri olan uygulama ve veri güvenliğinin önemi bu yıl daha da artacak. Dijital dönüşümle birlikte artan uygulama ve büyük veri miktarının güvenilirliği için önlem almayan şirketler 2018’i pek de iyi hatırlamayacak.

Kritik sektörler: Perakende, telekom, enerji

Yapay zekâ: Henüz emekleme safhasında olsa da 2017’de başlayıp 2020’de hızlanan ve 2025 sonrası olgunlaşan bir yapay zeka kullanımı söz konusu olacak. Dünya Ekonomik Forumu’nun raporlarına da yansıyan bu öngörü dijital dönüşümde önemli bir basamak olma niteliği taşıyor. Şirket içi verimlilik adına verilerinizi emanet ettiğiniz, bulut tabanlı bir yapay zekâ uygulaması ise sisteminiz için güvenliği zayıf arka kapılar anlamına gelebilir.

Kritik sektörler: Bankacılık, sigorta, telekom, danışmanlık

Phishing koruması: 2017, sistemleri kullanılmaz hale gelen fidye yazılımların son derece aktif olduğu bir yıl oldu. Bu durum, bilinçlenme ile birlikte azalsa da 2018’de sürecek. İşinizi doğrudan sekteye uğratacak bu tip saldırılar için hem kurum içi bilgilendirme hem de ağ altyapınızı koruyacak önlemleri devreye sokmalısınız.

Kritik sektörler: E-posta iletişimi yoğun olan tüm sektörler

DDoS atakları: Uzun yıllardır gündemde olan bu saldırı tipi, dijital dönüşüm ve nesnelerin interneti uygulamalarının yaygınlaşmasıyla yükselmeye devam edecek. Ağınızın güvenlik seviyesini gözden geçirmek faydalı olabilir.

Kritik sektörler: Orta ve büyük ölçekli, bilgisayar ve ağa bağlı donanım adedi yüksek tüm şirketler.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link

MARKETING MEETUP 2018



Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
Erken Kayıt Fırsatı
close-link












Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
BU ETKİNLİKTE OLMALIYIM
19 Nisan'da Uniq Istanbul'da Sophia'nın da katılımı ile Marketing Meetup'ta buluşuyoruz.
close-link