Akıllı Telefon Neslinin Talihsiz Markası: Nokia

Bir nesli cep telefonu ile gerçek anlamda tanıştıran markadır Nokia, ikon modelleri vardır hani 10.kattan aşağı atsan da kırılmayan, kendi zil tonunu senin ayarlayabildiğin ve artık efsaneleşmiş oyunları oynadığın vakitlerin efsane cep telefonu..

Peki tam olarak nerede kaybettik Nokia’yı sizce? Teknoloji “Connecting People” seviyesinden “Connecting Things “ seviyesine geçtiğinde mi? Aslında teknoloji öncüsü olan bu şirket nasıl bu hale geldi gelin hep beraber bakalım.

Nokia kökleri Finlandiya’da maden mühendisi Fredrik Idestam tarafından 1865 yılında açılan bir kağıt hamuru fabrikasına dayanıyor aslında. İsmini Nokianvirta nehrinden alan ünlü marka sonrasında lastik bot ve tekerlek üreten Finli Rubber Works ile birleşmiş. 1912’de kurulan Cable Works ile bu iki şirketin Nokia Corparation adı altında 1967’de birleşmesi dönemin teknolojik gelişmelerinin fitilini ateşleyen kıvılcım olmuş.

Imacon Color Scanner

1981 yılında Salora isimli bir TV üreticisi ile ilk basit tabanlı mobil telefon üretimine başlayarak uluslararası cep telefonu şebekesi inşa etmeye başlayan marka, , 1984 yılında Mobira Talkman isimli taşınabilir telefonu ile hepimizin hayatında yeni bir kapı açmıştı.

Fotoğraflarda da göreceğiniz üzere büyük bataryaları ve devasa hacmi ile taşınması bir miktar zor olna bu telefonların yerini bugünün telefonların atası sayılan Mobira Cityman aldığında Nokia en heyacan verici dönemlerine daha yeni başlıyordu.

1991’de GSM yani (Mobil İletişim için Küresel Sistem) altyapısının keşfedilmesi bizleri Nokia 1011 yani ilk GSM telefon ile tanıştıracak ve şimdi bile minik bir gülümseme ile yad ettiğimiz oyunlar (Snake) zil sesleri ve aklımızdan silinmeyen logosu ile hayatımızda ne kadar çok yer kaplamış olduğunu görmemizi sağlayacak.

 

Rüzgarın, döneminin ilklerini yapmış, teknoloji öncüsü olmayı başarmış markasından yana doğru estiği bu dönemlerde her biri diğerinden çok daha iyi özelliklere sahip telefonlar birbirinin peşi sıra gelmeye başlamıştı bile. 2210’dan Matrix’den aşina olduğumuz 8110’lara, yılan oyunu ile tanıştığımız 6100’a yani 1998’e geldiğimizde Nokia dünya çapında 41 milyon telefon satarak Motorola’yı geçmiş ve dünyanın en büyük telefon üreticisi haline gelmişti bile.

1999’a geldiğimizde ise, her ne kadar akıllı telefon piyasasına adım atmış bile olsa Nokia denilince akla gelen ilk telefon olan 3310 ile tanışacaktık.

Sonrasında 2002 yılında ilk 3G özelliğine sahip telefonu Nokia 6650’yi çıkaran şirket, sonrasında oyun sistemi çalıştıran N-GAGE, ince tasarımı ile dikkat çeken 7280 ve büyülü dönemlerinin son telefonları olan N Serisi telefonları üretmeye başladı. Ancak piyasada artık “Think Different” diyen bir Apple’da vardı.

Aslında Symbian işletim sistemi ile akıllı telefon piyasasına 2002’de giren marka, hızla değişen teknolojiye yanıt vermekte çok gecikti. 2007’de 3G’yi çıkaran Apple ile mücadele Nokia 5800 XpressMusic ile yanıt buldu. Ancak rekabet için daha fazlasına ihtiyaç vardı. Apple’a 2011’de Windows Phone ile gelen yanıt çok ama çok geçti.

Akıllı telefon piyasası IOS ve sonrasında Android işletim sistemi ile adeta bir patlama yaşarken, Samsung hem teknolojik olarak adapte olması hem de doğru zamanda doğrı işletim sistemini seçmesi sayesinde Pazar liderleri arasında yer alırken, Nokia’nın Samsung’un Android’e hakim olabilme ihtimalinden çekinerek hem geç hem de yanlış tercihte bulunması (Windows Phone) ve ayrıca Çin’den Android ile gelen HTC, Huawei gibi rakipleri 14 yıllık sektör liderine darbe üstüne darbe vurdu.

Öyle ki heyecanlandıran reklamları, diğerlerine hiç benzemeyen telefonları ile Apple sektörde heyecan yaratmayı başarmış, peşinden Samsung inovatif bakış açısını arşa doğru çıkarmışken Nokia’nın değer önerisini, neden diğer markaların değilde kendisinin seçilmesi gerektiğini de tam olarak müşteriye anlatamaması da kayıpların iyiden iyiye çoğalmasına neden oldu.

2 Eylül 2013’de yönetim ve cep telefonu kategorisi ile beraber Windows’a 7.2 milyar $’a satılan Nokia, sektör devi bile olsa çağa, tüketicinin ihtiyaçlarına ayak uyduramayıp, değer önerisini hedef kitlesine doğru aktaramadığında neler yaşanabileceği konusunda günümüz girişimcileri için oldukça önemli bir ders niteliği taşıyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon Pazarlama, Sosyal medya, Marka Yönetimi, Pazarlama İletişimi, Dijital Pazarlama ve İş Dünyası konularına odaklı bilgi kaynağı.

Bir Cevap Yazın

Growth Istanbul 2: düğün.com CEO’su Emek Kırbıyık ile “Pazar Yeri ve Büyüme”

İkincisi düzenlenen Growth Meetup İstanbul’un konuğu düğün.com CEO’su Emek Kırbıyık. Düğün dikeyinde her geçen gün hızla büyüyen pazar yerinin hikayesinin ve pazar yerinde büyüme imkanlarının konuşulacağı etkinlik 18 Temmuz Çarşamba akşamı Karaköy’de! 

Büyüme stratejilerinin uygulanması en zor alanlardan biri de pazar yerleri. Türkiye’nin en ilgi çekici girişimlerinden biri dugun.com’un kurucusu Emek Kırbıyık büyüme hikayelerini paylaşmak için Growth Meetup Istanbul’da!  

Olabilecek en yerel alanlardan biri olan düğün sektöründe var olmak ve büyümek için ne gibi zorluklarla karşılaşıldı? Hemen her aşaması “geleneksel” olan düğün süreçleri nasıl dijitale aktarıldı? Tamamen yerel bir örnekten yurt dışına çıkacak proje nasıl geliştirildi?  

Tüm bunların konuşulacağı ve tartışılacağı etkinliğe katılım ücretsiz. Tek yapılması gereken etkinlik sayfasından kayıt olmak.  

Her ay alanında yetkin bir konuşmacının katılacağı etkinliğin programı şöyle:   

19.00 – 19.30: Tanışma   

19.30 – 19.50: Konuk Sunumu  

19.50 – 20.00: Çay-Kahve 

20.00 – 20.30: Bir vaka hakkında sohbet  

Kim düzenliyor?  

Etkinlik Online Matbaa bidolubaski.com ve Personel Yönetim Yazılımı Kolay İK tarafından destekleniyor ve düzenleniyor.  

Nerede düzenleniyor?  

Etkinlik mekanı:  bi’dolu TERAS 

Kemankeş Mah. Akçe Sok No:6 D:1-2-3 Karaköy / Beyoğlu  

Nasıl kayıt olunur: Etkinliğin sınırlı kontejanı bulunuyor, kayıtlarınızı  buradan yapabilirsiniz. 

Sosyal medya linkleri:    

Twitter: https://twitter.com/growthistanbul 

Facebook: https://www.facebook.com/growthistanbul/ 

Linkedin: https://www.linkedin.com/company/growthistanbul/ 

Instagram: https://www.instagram.com/istanbulmeetups/

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Bitkiye İnsanlardan Daha İyi Bakan Bir Robot Geliştirildi

  • Çinli robot üreticisi Sun Tianqi bitkiler için altı ayaklı robot geliştirdi. 
  • Robot bitkinin yeterince güneş almasını ve yeterince su almasına yardımcı oluyor. 
  • İlgili yazı: Kendimizi Robotlara Alkışlatır Olduk

Bitkilerin heliotrpik olduğunu yani, ışığın olduğu yere doğru büyüdüğünü fen ya da biyoloji derslerinizden hatırlıyor olabilirsiniz. Fakat bitkiler diğer canlılar gibi hayatta kalma konusunda diğer canlılar kadar çaba gösteremiyorlar. Karanlık bir alanda kalan bitki güneş ışığı gören yere doğru büyüse bile yeterince büyümeden, besin yetersizliği sebebiyle ölebilirler.

Bitkileri canı gibi koruyan insanlar neyse ki bitkiler için mücadele veriyor ve onları ayakta tutabiliyorlar. Çin robot üreticisi Sun Tianqi bitkiler için altı ayaklı bir oyuncak robot geliştirdi. Tianqi’nin şirketi Vincross tarafından üretilen robot, sırtına yerleştirilen bitkinin güneş alması için hareket ediyor, yeterince güneş aldığına karar verince gölgeye çekiliyor ve bitkisi susuz kaldığında özel bir dansla su talep ediyor. 

Yapraklı bir yengeç gibi görünen bu robot-bitki melezinin fonksiyonlarını nasıl gerçekleştirdiği açıklanmadı ancak ışık, gölge ve nem algılayıcılarıyla bu işlemleri gerçekleştirmek çok zor değil.

Ölü Bir Ayçiçeği İlham Verdi

Tianqi bir sergide gölgelik bir alanda gördüğü ölü bir ayçiçeğinden esinlenerek bu projeye başladığını söylüyor. “Bitkiler genellikle oldukça pasif” diyen Tianqi “…onları kesebilirsiniz, yakabilirsiniz, topraktan sökebilirsiniz ve hiçbir şey yapmadan dururlar. Tüm canlılar arasında en az özgürlüğe sahip yaratıklar bunlar.” diyor. Ancak nasıl ki insanlar hareket kabiliyetini geliştirmek için bisikletler, trenler ve uçaklardan faydalanıyorsa, bitkiler de teknolojinin nimetlerinden faydalanabilir.

Tianqi “Robotik tabanı sayesinde bitkiler hareket ve etkileşimi deneyimleyebilir. Umarım bu proje teknoloji ve doğal yaşam arasındaki ilişki konusunda bazı kişilere ilham verir.” diyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link