Akıllı Saatler Bir Pazarlama Zamanlaması Faciası Olabilir mi?

Akıllı saatleri ilk duyduğumda aklıma Nokia gelmişti. Acaba dedim, Nokia’nın düştüğü duruma Swatch da düşer mi? Eminim benim gibi birçok kişi bu şekilde düşündü ancak durum bir hayli farklı.  Akıllı saat satışları, tahmin edilenden çok daha kötü gidiyor ve yaygınlaşma seviyesi oldukça aşağıda.

eMarketer isimli araştırma şirketinin yapmış olduğu araştırmaya göre akıllı saat pazarı 2018 yılında sadece %11.9 oranında büyüyecek. İşin ilginç tarafı ise, 2019 yılında bu büyümenin tek haneli olması bekleniyor. Peki ama neden?

Bill Gates ilk Tablet ile 2000 Yılında Poz Verirken

Aslında birçok nedeni vardır elbette ama bence pazarın buna hazır olmaması en büyük neden. Microsoft ilk tableti 2002 yılında çıkardığında tüm dünya bu ürünün devrimsel olduğunu düşündü. Ancak sonuçlar Microsoft’un istediği gibi değildi. İnsanlar bu tablet ile ne yapacaklarını anlayamadılar. İnternete bile zar zor girilen bir dönemden söz ediyorum; tablet cidden lükstü.

Tam 10 yıl sonra Steve doğru zamanda, doğru ürünü eline alıp siyah kazağı ve kot pantolonu ile dünyanın karşısına çıktı. iPad, sanki 10 yıl önce Microsoft, tableti icat etmemiş gibi, devrimsel bir ürün olarak tanıtıldı. Başarlı oldu.

Steve, iPad 2’yi tanıtıyor

Akıllı saatler de tıpkı tabletler gibi. Henüz altyapısı (bağlı yaşam – IoT) tam oturmamış bir dünyaya geldiler ve bir türlü istenilen düzeyde penetrasyona ulaşamadılar. Örneğin 2015 yılında yapılan tahminlere göre akıllı saatlerin 2017 itibarı ile ABD’deki büyüme oranı %60 olacaktı. Ancak şu anda bu oran sadece %27.

Yine aynı şekilde, bu yıl 63,7 milyon ABDli’nin akıllı saat kullanacağı tahmin ediliyordu. Ancak bu rakam sadece 39.5 milyonda kaldı. Bu da ABD’deki toplam nüfusun sadece %15,8’i demek. Üstelik yeni araştırmalar, 2020 yılına kadar bu rakamın sadece %20,2 artacağını söylüyor.

Hazır penetrasyon rakamlarından söz etmişken, jenerasyonlara göre kullanım oranlarına da değinelim. eMarketer’ın verilerine göre genç kullanıcılar, en çok akıllı saat kullanan kitle. 18-34 yaş arası gençlerin %30’unda akıllı saat bulunuyor. En düşük kullanım oranları ise +65 yaş grubunda. (%4.6)

Son olarak bu pazarı domine eden şirketlerden de bahsedelim. Apple, 2016 yılının son çeyreğinde yeni bir satış rekoruna daha imza attı. Dünya çapında son çeyrekte satılan yaklaşık olarak 9 milyon akıllı saatin 6 milyonu Apple Watch’tı. Bu 6 milyonluk satış rakamı, aynı zamanda bir önceki yılın son çeyreğindeki satış rakamından %12 daha fazla.

Global akıllı saat pazarında Apple’ın ardından %17 oranındaki pazar payıyla Fitbit geliyor ve onu %15’lik pazar payıyla Samsung takip ediyor. Geri kalan %19’luk dilimi ise diğer akıllı saat üreticileri kendi aralarında paylaşıyor. Ayrıca Çinli elektronik üreticisi Xiaomi de geçtiğimiz yılın son çeyreğin toplamda 5,5 milyon Mi Band satarak kendi adına bir çeyrek rekoruna imza attı.

Önümüzdeki dönemlerde akıllı saatler ile ilgili son rakamları paylaşacağız. Takipte kalın!

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlama alanında Türkiye'nin en çok okunan blogu : Pazarlamasyon'un kurucusu.

Bir Cevap Yazın

Facebook Yeni Bir Zaman Birimi İcat Etti

Facebook yeni bir zaman birimi icat etti. Nano saniyeden büyük, mikro saniyeden küçük olan “flick”, saniyenin 705 binde birine tekabül ediyor.

Habertürk’ün haberine göre Facebook mühendisleri tarafından geliştirilen yeni zaman birimi flick, “kare anı” kelimesinin İngilizcesi olan “frame tick”in kısaltması.

Dünyanın en büyük sosyal ağının yeni bir zaman birimine ihtiyaç duymasının sebebi ise bünyesinde faaliyet gösteren Oculus’un sanal gerçeklik çalışmalarında yatıyor.

Filmlerde, oyunlarda ve diğer görsel içeriklerde sanatçıların saliseleri hesaba katmaları gerekir. Örneğin çoğu film saniyede 24 kare hızında (24 FPS) çekilmiştir. Bu da, filmin her bir saniyede ekrana 24 tane kare getirdiği anlamına gelir.

Flick’in mucidi Oculus mühendislerinden Christopher Horvatha göre, saniyede tek bir kare ile çalışılan projelerde FPS sisteminin yetersiz kaldığına dikkat çekiyor. 24 FPS bir videoda her bir kare toplam 0,04166666667 saniye ya da 41666666,669 nano saniye uzunluğundadır. Ancak bu sayılar hesaplaması zor ve sürekli kendini tekrarlayan küsüratlarla dolu olduğundan, sanal gerçeklik projelerinde çalışanları bir hayli zorluyor.

Flick ise buna çözüm olarak geliştirildi. Örnek vermek gerekirse, 24 FPS bir filmde her bir karenin uzunluğu 29.400.000 flick olarak hesaplanabiliyor. 60 FPS bir oyunda ise 11.760.000. Flick’lerin karmaşık olmayan değerleri, mühendislere kolaylıkla hesaplama şansı tanıyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Tim Cook Neden Yeğeninin Sosyal Medya Kullanmasını İstemiyor?

Yakın bir zamanda sizlerle Steve Jobs’un kendi çocuklarına ipad kullandırmamasından yola çıkarak ipad’in kullanımı ile ilgili bir yazı paylaşmıştık.  Şimdi de Apple’ın şu anki CEO’su Tim Cook benzer bir düşünce ile ses getiren bir açıklama yaptı: “Yeğenimin sosyal medya kullanmasını istemem!”

Zamane çocukların ellerinden düşürmediği akıllı tablet ipad’i Apple’ın kurucusu Steve Jobs çocuklarına kullandırmıyor, Apple’ın şimdiki CEO’su Tim Cook yeğeninin sosyal medya kullanmasını istemiyor. Dünyanın en yeni teknolojilerini pazarlayan en büyük şirketlerden birisi Apple’ın en üstündeki insanlar neden böyle düşünüyorlar?

Tim Cook sosyal medya ile ilgili düşüncelerini geçtiğimiz cumartesi günü İngiltere’deki bir okulda yaptığı söyleşide dile getirdi. Tim Cook, “Bir çocuğum yok, fakat bir yeğenim var ve ona bazı sınırlamalar koydum. Benim de izin veremeyeceğim şeyler var ve sosyal medya kullanımı da onlardan biri” şeklinde konuştu.

“Ben teknolojinin tamamını kullandığımız sürece başarıya ulaşabileceğimizi düşünenlerden biri değilim. Şahsen tüm bu mecraların hiç birini de takip etmiyorum.” diye devam ederek “Edebiyatta teknoloji kullanımının gerekli olduğunu düşünüyor musunuz, ben düşünmüyorum” şeklinde konuşmasını sonlandırdı.

Bu açıklamaları okuduğunuzda Tim Cook’un çağı yakalayamadığını ve “dinozorca” düşündüğünü söyleyebilirsiniz. Zira bu devirde teknolojiden uzak yaşamak saygı duyulan bir karardan çok çağa uyum sağlayamamak olarak yorumlanıyor. Ancak bu insanların bulundukları konumları düşünürsek bence söyledikleri ve yaptıkları şeyleri biraz daha derin incelemekte fayda var.

Project Wild Thing’in yaptığı araştırmaya göre, sokakta harcanan zaman bir nesilde tam yüzde 50 oranında azaldı! Sokakta etrafınıza baktığınızda saklambaç, körebe, yerden yüksek gibi oyunları oynayan çocuklar görebiliyor musunuz? Göremezsiniz çünkü çocuklar evlerinde ipad’lerle veya akıllı telefonlarla oynuyorlar. Bunları yapmayanlar da televizyonda denetleyemediğimiz onca kanaldan birine kitlenmiş vaziyette seyir halindeler.

Teknoloji gelişiyor ve pek çok iyi şeye de vesile oluyor fakat ne yazık ki bizlerden çok fazla şeyi de beraberinde götürüyor. Şu andaki çocuklar bir araya geldiklerinde oyun kurmak yerine var olan ipad oyunlarını yan yana oynamayı tercih ediyorlar. Çocukların iletişim kurma yetileri ve hayal güçleri bu şekilde zayıflıyor. Böyle düşününce elektronik araçların kullanımının belli bir yaşa kadar yasaklanması veya kısıtlanması sanırım çok da mantıksız gelmeyecektir.

Çocuklardan bahsettik ancak yetişkinlerde de durum farklı değil. Vodafone’nun yapmış olduğu araştırmaya göre ise günde ortalama 250 kez akıllı telefonlara bakma ihtiyacı hissediyoruz. Sosyal medya ile uğraşan veya işi gereği kontrollerini telefon üzerinden yapan insanlar için belki normal bir rakam olabilir ancak bunların dışında bir işle meşgul birisi için çok yüksek bir rakamdan bahsediyoruz. Kabul edelim veya etmeyelim hepimiz telefon bağımlısı olduk. Akıllı telefonlar olmadan hiçbir şey yapamıyoruz, elektrikler gittiğinde ne yapacağımızı şaşırıyoruz. Bütün hayatımız elektronik cihazlarımıza ve sosyal medya hesaplarımıza pamuk ipliği ile bağlıymış gibi yaşıyoruz.

Peki bu devirde sosyal medyadan veya teknolojik araçlardan ne kadar uzak durabiliriz? Ya da çocuklarımızı ne kadar uzak tutmalıyız? Bunun cevabını elbette biz, Steve Jobs veya Tim Cook değil kişinin kendi mantığı ve vicdanı vermeli. Kesinlikle tüm bu teknolojiden tamamen kopmak gerektiğini savunmuyoruz zira şu anda bu haberi bile bir bilgisayar veya akıllı telefon üzerinden okuyor olduğunuzu düşünürsek bu zaten imkansıza yakın bir söylem olurdu. Ancak ne durumda olduğumuzu ve çocuklarımıza neler yaptığımızı gözden geçirmekte fayda var…

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link