2025’e Kadar Gerçekleşmesi Beklenen Yenilikler

(Okurken iyi gider.)

Dördüncü sanayi devrimi, birçok sektörde bozulma yaratarak taşları yerinden oynatıyor, şirketleri köklü değişikliklere zorluyor. Dünya Ekonomik Forumu’na bağlı küresel gündem konseyi tarafından yapılan bir araştırmada; bilgi ve iletişim sektöründe çalışan 800 üst düzey yönetici ve uzman, dördüncü sanayi devriminin tetiklediği gelişmelerin neler olabileceğini öngörmeye çalıştı. Buna göre dünyayı, 2025 yılına kadar aşağıdaki yenilikler bekliyor.

  1. İnsanoğlunun %10’u, internete bağlanabilen elbiseler giyecek.
  2. 3B yazıcı ile basılan ilk karaciğer nakli gerçekleştirilecek, ki bunu başka organlar da takip edebilir.
  3. 1 trilyon sensör internete bağlanacak. Sensörler, robotların birbirleriyle diyaloğa geçebilmesi ve ortak öğrenme anlayışı geliştirebilmeleri için çok önemli olacak.
  4. Nüfusun %90’ı düzenli internet erişimine sahip olacak. Bu, SpaceX ve Tesla’nın kurucusu Elon Musk’ın uzaya göndereceği binlerce küçük uydu üzerinden dünyanın her köşesine sunmayı planladığı “Özgür İnternet” projesiyle hayata geçebilir. Elon Musk ile aynı amaca sahip bir şirket daha var. O da Boeing.
  5. İnsanların %80’i dijital bir varlığa sahip olacak.
  6. 3B yazıcı ile ilk otomobil üretilecek.
  7. Bir devlet, nüfus sayımını büyük veri kaynaklarını kullanarak gerçekleştirecek.
  8. Okuma gözlüklerinin %10’u internete bağlanacak. Örneğin, bir kelimenin anlamını bilmiyorsak gözlüğümüz üzerinden hemen öğrenebilecek veya o kelime ile ilgili sözlüklerde ne yazıldığını araştırabileceğiz.
  9. Implant edilebilir ilk mobil telefon piyasaya sürülecek. Bunu, başka cihazlar takip edebilir.
  10. Toplam tüketici ürünlerinin %5’i, 3B yazıcı ile basılan ürünlerden meydana gelecek.
  11. İnsanların %90’ı, reklam destekli olsa da sınırsız ve ücretsiz depolamaya sahip olacak. Hayır, şu andaki Çin menşeili sınırsız ama ortak kullanımlı, güvensiz depolama çözümlerinden bahsetmiyorum. Onları hiç önermiyorum güvenlik açısından.
  12. Toplam dünya nüfusunun %90’ı akıllı telefon kullanacak.
  13. ABD yollarındaki bütün otomobillerin %10’u sürücüsüz olacak. Buna, seyir halindeki otomobili şarj edebilen yolları da eklersek harika olabilir.
  14. Bir devlet, ilk defa blockchain üzerinden vergi tahsilatı yapacak. Blockchain teknolojisinin ne olduğu şu TED videosunda çok güzel anlatılmış.
  15. Evlerdeki internet trafiğinin %50’den fazlası ev aletleri ve mobil cihazlar için kullanılacak. Buradaki tetikleyici gelişme nesnelerin interneti (IoT) olacak.
  16. Küresel ölçekte paylaşımlı otomobil kullanımı, özel otomobil kullanımını geçecek.
  17. Trafik lambalarına ihtiyaç duymayan, 50.000 üzerine nüfusa sahip ilk şehir ortaya çıkacak. Buradaki tetikleyici gelişme ise sürücüsüz otomobiller.
  18. Küresel GSYİH’nin %10’u blockchain teknolojisi üzerinde tutulacak.

Dördüncü sanayi devriminin bozucu ve taşları yerinden oynatan etkisiyle önümüzdeki dönemde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki fark azalırken kritik konu, bir ülkenin inovasyon yapıp yapmadığı olacak. İnovasyon derken, örneğin bir ülke için yeni olsa da dünya çapında modası geçmiş, pazarları çoktan kapılmış bir konuya yatırım yapmaktan değil; henüz pazarı oluşmamış veya yeni oluşan, dördüncü sanayi devrimi ile trend olacak noktalara yatırım yapabilme kapasitesinden söz ediyorum. Ülkeler arasındaki fark; inovasyon yapabilme ve yeni endüstrinin sunduğu imkanları entegre ve yenilikçi şekilde kullanabilme yeteneklerine göre açılacak.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Eren Caner 1985 yılında Ankara’da doğdu. 1 seneden fazla bir süredir Doğan TV’nin sosyal medya odaklı dijital iletişim yöneticisi olarak çalışıyor ve CNN TÜRK’te yazılar yazıyor.

Bir Cevap Yazın

Alarmları Çöpe Atıyoruz: Sizi Nazikçe Uyandıran Akıllı Yastık

Güne iyi başlamak için çok sağlam bir uyku çekmeniz gerektiği aşikar. Kaliteli bir uykunun bileşenleri arasında iyi bir yatak seçimi ile beraber yastık seçimi de önemli. İşte sizi bu nedenle sıradan bir yastığın önüne geçen Sunrise Smart Pillow ile tanıştırmak istiyoruz.

“Hem gündüz hem de gecenizi kökten değiştirmeyi” vadeden akıllı yastık Sunrise, sıradan bir yastıktan daha fazlasını vadediyor: Sizi doğal bir şekilde uyandırmayı…

Geceleri için Derin Uyku, sabahınız için Sunrise alarm teknolojisi ve biliminde yardımı ile artık sabahları uyanmak işkence gibi olmayacak.

Haftaiçi sürdürdüğümüz erken kalkma rutinimiz için güneşin doğuşu ile artan ışığı değil maalesef binlerce kez ertelemek zorunda kaldığımız ve sonunda nefret ettiğimiz alarmlarımızı kullanıyoruz. Ama Sunrise bizi daha dingin ve dinlenmiş, uyku döngümüzün doğru yerinde uyandırmak için yavaş yavaş yükselen doğal bir ışık sistemi kullanıyor.

Aynı sabahları olduğu gibi, yastıktan yavaş yavaş yükselen ışık göz kapaklarımız yardımı ile vücudumuzun uyku hormonu olan melantonin üretimini durdurması sağlıyor. Ve bu ışığın odanızda ne zaman var olması tamamen kontrolünüz altında olacağı için sabahları yorgun ve zor uyanma ihtimaliniz de bir hayli düşüyor.

Yastığın alarm sistemi ise sizin uyku döngünüzü belirleyerek, uykunuzun en hafif yerinde uyanmanızı sağlayacak bir uyanma sürecine girmenizi sağlıyor. Ve uykunuzun en hafif yerinde Güneş ışığının gözlerinize girerek sizi uyandırmasını bir nevi taklit eden Sunrise, sizi en hafif ve en dinlenmiş olduğunuz uyku aşamanızda uyandırıyor.

Yastıkla beraber gelen uygulama sayesinde uyku davranışınızı takip edebiliyor,nasıl geliştirebileceğinize dair ipuçlarına sahip olabiliyorsunuz. Bununla beraber istediğiniz herhangi bir müzik ya da doğadan sesler ile uyanma şansına sahipsiniz.

Sunrise akıllı yastık şuanda kitle fonlama websitesi Indiegogo’da 129 $’a satılıyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

İngiltere’de 16 Yıldır Hiçbir Ölümlü Kazaya Karışmayan Araba: Volvo XC90

Güvenli araç denince akla ilk gelen markaların başında, hiç şüphesiz İsveçli otomobil üreticisi Volvo geliyor. Araç güvenlik testlerinden alnının akıyla çıkmasının yanı sıra, karıştığı gerçek kazalar da Volvo marka araçların ne kadar güvenli olduğunu ortaya koyuyor. Ve Volvo marka araçların gayet güvenilir olduğuna dair başka bir argüman ise bağımsız bir araştırma laboratuvarı tarafından sunuldu.

BBC’nin paylaştığı habere göre, Thatcham Research isimli bağımsız araştırma laboratuvarı, Volvo XC90’ın bugüne dek test ettiği en güvenli araç olduğunu açıkladı. Çünkü İngiltere’de 2002 yılından beri 50 binden fazla satan Volvo XC90’ın karıştığı kazalarda, bugüne kadar araç içinde bulunan hiçkimse hayatını kaybetmedi. Bu alanda Volvo XC90’a yaklaşan tek araç Audi Q7. Ancak bu araç, sadece 2015 ve 2016 yıllarında satıldığı için aktif olarak kullanılan Audi Q7’lerin sayısı, Volvo XC90’a göre oldukça az.

Tabii ki Volvo’nun bu başarısının ardında yatan tek neden, sadece aracın sağlam yapısı değil. The Telegraph’ın paylaştığı bilgiye göre, araçta otomatik fren sistemi için yüksek teknolojili bir güvenlik mekanizması kullanılıyor ve bu mekanizma, Volvo XC90’nın güvenli olmasını sağlayan en önemli unsurların başında geliyor. Bu sistemlerin güncelleştirilmiş versiyonları “Otonom Acil Fren Sistemi” (AEB) olarak adlandırılıyor ve herhangi bir çarpışma ihtimali durumunda, aracın otomatik olarak durmasını sağlıyor. Otonom Acil Fren Sistemi’nin çeşitli türleri bulunuyor, ancak bunların çoğu araçları ve yayaları saptamak için lazer, kamera ya da bir radar kullanıyor.

Thatcham Research, Otonom Acil Fren Sistemi’ni otomotiv dünyası açısından emniyet kemerinden beri en önemli gelişme olarak görüyor. Bağımsız araştırma laboratuvarının belirttiğine göre, sistemin önünümüzdeki 10 yıl içerisinde İngiltere’de 1.100 kişinin hayatını kurtaracağı tahmin ediliyor.

Otomatik Acil Fren Sistemleri’nin çoğu, öndeki araca arkadan çarpmayı engelliyor. Bu tür kazalar, toplam kazaların dörtte birini oluşturmakla birlikte en ciddi yaralanmalara da bu tür kazalar yol açıyor. Euro NCAP testlerine göre, Otonom Acil Fren Sistemleri bu tür kazaları %38 oranında azaltıyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link