18 Yıl Öncesinden Bugünü Tahmin Eden Adam: Bill Gates

Gelecek bilinemez ve bu özelliği ile de heyecan vericidir. Ancak hepimizin az çok tahmini vardır, değil mi? Gelin, hep beraber Bill Gates’in 1999’da kaleme aldığı dilimize “Düşünce Hızında Çalışmak” olarak çevrilen “Business @ the Speed of Thought” isimli kitabında yer verdiği keskin ve şaşırtıcı bir biçimde gerçekleşen tahminlerine hep beraber göz atalım.

Fiyat Karşılaştırma Siteleri

Gates, bu konuda “Otomatikleşmiş fiyat karşılaştırma servisleri geliştirilecek ve insanlar, her sektörde en ucuza satılan ürüne kolayca ulaşabilecek.” gibi bir tahminde bulunmuş. 20 yıl önce yapılan bu tahminin birebir tuttuğunu söyleyebiliriz, değil mi? Şimdi istediğimiz her ürünü fiyat karşılaştırma siteleri ile bulabiliyoruz.

Mobil Cihazlar

İnsanlar, birbirleriyle anında haberleşebilecekleri, işlerini yürütebilecekleri, uçak rezervasyonunu kontrol edip, piyasa hakkında bilgi alabileceği küçük cihazlar taşıyacaklar.” diyen Gates’in daha isabetli olamazdı sanırım. Merhaba akıllı telefonlar!

Finans, Anında Ödeme ve Sağlık

Gates: “İnsanlar kendi faturalarını internetten ödeyebilecekler, kendi ekonomilerini idare eder duruma gelecekler ve internet üzerinden doktorlarla iletişim kurabilecekler.

Sağlık alanında hala yürünecek çok yolumuz olsa da son gelişmelerin hayatımızı nasıl kolaylaştırdığını yadsıyamayız. Dijital bankacılık ve ödeme hizmetleri konusunda tam tahminlerdeki gibi yaşadığımızı ifade edebiliriz.

Nesnelerin İnterneti ve Kişisel Asistan Hizmeti

Gates: “Kişisel yardımcılar gelişecek, daha akıllı bir biçimde tüm cihazlarınızla senkronize olacak, ister ofisinizden isterseniz de evinizden veri paylaşımı yapabilecekler. Bu cihazlarla e-posta ya da bildirimlerinizi kontrol edebilecek ya da markete gittiğinizde ne yemek yapacağınızı söylediğinizde, size o yemeğin malzemelerini sunabilecek.

Nesnelerin internetinin nasıl bir fenomen haline geldiğinden bahsetmemize gerek yok sanırım. Her geçen gün hayatımızda yer alan daha fazla cihaz, internete bağlı hale geliyor ve bu cihazlar sürekli olarak veri topluyorlar. Kişisel asistanlar bahsedecek olursak Amazon, Alexa ve Google ise Now isimli akıllı asistan hizmeti ile bu yolda sağlam adımlar atıyor.

Online Ev Güvenliği

Gates, “Sürekli video akışı yaygınlaşarak evde yokken gelen davetsiz misafirler konusunda bizi bilgilendirecek.” şeklinde tahminiyle Google’ın satın aldığı, kapı zilinin çalması ile devreye giren akıllı kamera sistemi Dropcam’i anlatıyor gibi. 

Sosyal Medya

Aile ve arkadaşlarınız için özel websiteleri yaygın hale gelecek, onlarla iletişimi kolaylaştıracak.” diyen Gates, bu tahminiyle halihazırda 2 milyar kullanıcısı olan Facebook’u ve Instagram ve Snapchat gibi diğer popüler sosyal mecraları sanki 20 yıl öncesinden görmüş gibi.

Otomotik Promosyon Teklifleri

Gates: “Yazılımlar, nereye seyahat rezervasyonunuz olduğunu bilip bu bilgiyle size gittiğiniz bölgede bazı aktivite, indirim ve promosyonları sunabilecek.

Bugün Expedia ve Kayak gibi siteler, kullanıcının geçmiş verilerini kullanarak bazı özel indirimler sunuyor. En azından Google ya da Facebook’ta bulunduğumuz bölgeye özel promosyon reklamları görebiliyoruz.

 

 

Akıllı Reklam

Gates: “Cihazlar, akıllı reklamlar yapacak. Çünkü sizin satın alma geçmişinizi bilecek ve reklamları da sizin tercihlerinize uyarlayabilecek.

Bu noktada aklımıza ilk gelenler, tabii ki Google, Facebook ve birçok internet sitesinde de yer alan hedefli reklam gösterme seçenekleri oluyor.

Online Tartışma Platformları

Gates: “Şehir ve ülke sakinleri, internet üzerinden kendilerini etkileyen birçok olayı tartışabilecekler.

Günümüzde ise buna en iyi örneğin Twitter olduğunu rahatlıkla ifade edebiliriz. Ek olarak, neredeyse her mecrada, haber sayfalarında yer alan yorumlar bölümü de bu listeye dahil edilebilir.

Online İşe Alım

Gates: “İş arayan kişiler, kendi istek, yetenek ve ilgi alanlarını belirterek online mecralardan iş fırsatları yakalayabilecekler.

Linkedin ise bu konu için mükemmel bir örnek.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon Pazarlama, Sosyal medya, Marka Yönetimi, Pazarlama İletişimi, Dijital Pazarlama ve İş Dünyası konularına odaklı bilgi kaynağı.

Bir Cevap Yazın

Steve Jobs’ın Kendi Çocuklarına Kullandırmadığı iPad, Bizim Çocuklarımıza Ne Yapıyor?

Akıllı telefonlar günümüzün vazgeçilmez-taviz verilmez kurtarılmış bölgeleri. Hepimiz orada yaşamaya öylesine alıştık ki, Vodafone’nun yapmış olduğu araştırmaya göre, günde ortalama 250 kez akıllı telefonlara bakma ihtiyacı hissediyoruz. Bu bir alışkanlıktan öte bir bağımlılık hali aslında. Ruhların üzerinde çökmüş bir karabasan misali. Yatağınızdasınız, dış dünyayı hissedebiliyorsunuz, korna çalan arabaların sesleri, bir seyyar satıcı geçiyor apartmanın önünde, duyabiliyorsunuz bunların hepsini, hatta duymanın da ötesinde, bedeniniz sanki yeni bir süper güç kazanmış gibi, duvarların arkasını dahi görebiliyorsunuz ancak hareket edemiyorsunuz. Yatağınızda sıkışıp kalmış bir durumdasınız ve elinizi dahi kaldıramıyorsunuz. Bu bir rüya hali değil eminsiniz, duyduklarınız, gördükleriniz, hissettikleriniz olduğundan daha gerçek ancak ruhunuz bedeninizi ayağa kaldırmaya yetmiyor. Ne kadar çok isteseniz de kolunuzu bile kaldıramıyorsunuz.

Bu durum hepimizin çocukluğunda mutlaka yaşadığı, halk arasında karabasan olarak bilinen, bilimsel açıdan ise uyku felci olarak adlandırılan, gayet doğal bir durum aslında. Abartılacak ya da korkulacak bir durum yok. Bugünün dünyasında, insanların yoğun olarak içine düşmüş olduğu durumun ise abartılacak, endişelenecek hatta korkulacak bir yanı var. Bu, bir alışkanlığın ya da bağımlılığın ötesinde bir durum.

 

 

İnsanoğlu hep daha az efor ile daha fazlasını elde etme eğiliminde oldu. Bugünün teknolojisinin altında yatan ve teknolojinin buralara gelmesini tetikleyen iç güdü de bu aslında bakıldığında. Ancak teknoloji artık öyle bir noktaya geldi ki, insanların yaşamını tehdit etme potansiyelinin de ötesine geçti. Amerika’da yapılan bir araştırma konunun ne kadar vahim boyutlara ulaştığını çok net gösterir nitelikte. Project Wild Thing’in yaptığı araştırmaya göre, sokakta harcanan zaman bir nesilde tam yüzde 50 oranında azaldı! Binlerce yıldır süre gelen alışkanlıkları terk etmiş, dünyayı yeniden yaratma eğiliminde olan bir nesil yetişiyor. Abarttığımı düşünebilirsiniz ancak kafanızı akıllı telefonunuzdan kaldırıp etrafınıza dikkatlice baktığınızda, bu durumu anlamanız çok sürmeyecek.

Tüm bu yazdıklarımdan teknolojinin gelişmesini zararlı ya da şeytani bulan biri olduğum anlaşılmasın. 6 yaşımda tanıştım bu sihirli dünyayla ve internete bağlı olduğunda ev telefonun meşgul olduğu dönemden beri de internetle iç içeyim. Benim anlatmak istediğim durum, tüm bu yeni teknolojilere karşı olmak ya da desteklememek değil, bu teknolojilerin insan yaşamını, binlerce yılda oluşmuş ortak kültürü, gelenekleri, hayatta kalma güdüsünü çok kısa bir sürede yok etme potansiyeline sahip olması. Çocuğunuzla balık tutmak için sandalla denize açıldığınızı ve çocuğunuzun bir kaza sonucu denize düştüğünü düşünün. Çocuğunuzun bu durum karşısında nasıl davranmasını beklersiniz? Tabi ki, hayatta kalma iç güdüsüyle çırpınmasını ve su üstünde kalmak için efor sarf etmesini. Peki ya çocuğunuz çırpınıp su üstünde kalmaya çalışmaktan ziyade hiçbir çaba göstermeyip boğulmayı en baştan kabullendiyse? İşte o zaman telaşlanır, çocuğunuzu kurtarmak için suya atlarsınız. Bu durum uç bir örnek olarak gözükebilir ancak içinde bulunduğumuz durum tam da bu aslında. Çocuğunuz suya düştü ve hayatta kalmak için hiçbir çaba göstermiyor ancak siz o kadar meşgulsünüz ki bunun farkında değilsiniz!

Gelişen teknoloji bilgiye ulaşım alışkanlıklarını da kökten değiştirmiş durumda. Yıllardır süre gelen bir söylem var: Tüm dünya bir tık ötenizde. İstediğiniz her bilgiye yalnızca saniyeler içinde ulaşmanız mümkün. Bir problem mi yaşıyorsunuz Google’a yazmanız yeterli ya da tamir edilmesi gereken bir alet var ancak nasıl yapılacağını bilmiyor musunuz? Youtube’da araştırmanız yeterli. Peki bunları yapıyor muyuz? İnsanlığın binlerce yılda oluşturduğu o bilgi hazinesine erişiyor muyuz? Yoksa tüm bunların yerine sosyal medya hesaplarımızda popüler kültüre ait yüzeysel ve tek lokmalık değersiz içerikleri tüketmeyi mi tercih ediyoruz?

Tüm bu söylediklerim sisteme yönelik bir saldırı değil aslında. Keza binlerce yıldır karşısına çıkan tüm sorunlara deneme-yanılma yöntemiyle de olsa çözümler bulmaya başarabilmiş insanoğlu, karşısına çıkan bu soruna da çözümler bulmayı elbette başaracaktır. Ancak önemli olan nokta, bu deneme-yanılma süreci içerisinde, insanoğlunun kazanmak uğruna kaybetmeyi göze aldığı değerler, yapacağı bu değiş tokuş, geleceğin hiç de umulduğu gibi bir yer olmayacağı sonucunu doğurmakta.

Toparlamak gerekirse, çocukların tablette geçebildikleri bölüm kadar zeki olarak nitelendirildiği bir dünyada yaşıyoruz artık. Düşünmeyen, sorgulamayan, fikir üretmeyen, üretmek yerine tüketmeye alışmış yeni bir nesil yetişiyor ve bu nesil, insanlığın bugüne taşıdığı tüm değerleri yıkmak için çok istekli. Peki ne yapılabilir? Yetişen bu yeni nesil nasıl üretmeye teşvik edilebilir. Aslına bakılırsa bu göründüğü kadar kolay bir iş değil ve yeni neslin kullandığı iletişim araçlarına dahi hakim olamayan, eski neslin üyeleriyle gerçekleştirilebilecek bir olgu değil. Yeni nesli üretmeye teşvik edecek insanları, ideolojileri, fikirleri yine yeni yetişen neslin içinden çıkan bireyler oluşturacak. E-ticaret dersi verip de, internetten alışveriş yapmamış profesörlerle bu işler olmaz ne yazık ki. Önemli olan yeni nesle, içinden bu tarz kişileri çıkarabilmesi için imkanlar yaratmak, onları okumaya, araştırmaya yeni fikirler üretmeye teşvik edecek altyapıları hazırlamak.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Teflonun Giysi Materyaline Dönüşme Hikayesi

Gore-Tex icat edilmeden önce insanları sert havalardan koruyan pek çok farklı kumaş türü vardı fakat her birinin kendine göre bir handikapı bulunuyordu. Vinil kumaş teri içerde tutuyordu; mumlanmış pamuksa taşıması güçlük veren, ağır bir kumaştı. Eskimoların giydikleri kabanlar soğuğa karşı çok etkiliydi fakat bir problem vardı; bu ürünler fok bağırsağından yapılıyordu ve haliyle bu, toplu üretim için uygun bir malzeme değildi. Bununla birlikte Bob Gore; su geçirmez, rüzgarı yalıtan ve nefes alabilen kumaş olarak bilinen Gore-Tex’i ürettiğinde aklında bu saydığımız outdoor giyim malzemelerinden daha iyisini yapmak gibi bir plan yoktu.

Eskimoların giydiği, kurutulmuş fok bağırsağından yapılan kaban

1960’ların sonunda, babasının Teflon fabrikasında çalışıyorken, daha etkili kullanabilmek için plastiğin nasıl esnetilebileceği üzerinde çalışmalar yapıyordu. Denemelerinden birinde, ısınmış PTFE’yi (Teflon bu bileşiğin markayla özdeşleşmiş adıdır, Selpak gibi) , yavaşça germek yerine birden çekerek uzattığında içine hava gözeneklerinin dolduğunu gördü. Bununla birlikte şunu da keşfetti: Uzatılmış teflonun içinde beliren gözeneklerin su buharı molekülünden 700 kat daha büyüktü, ve bir su damlacığındansa 20.000 kat daha küçüktü. Gore hemen şu sonuca vardı, eğer PTFE’den bir kumaş üretirseniz ter buharını dışarıya atarken, yağmur damlalarını dışarıda tutabilirdiniz.

 

İlk Gore-Tex ceket 1977 yılında Seattle’daki Early Winters isimli küçük bir şirket tarafından üretilip, “muhtemelen giyeceğiniz en becerikli giysi” sloganıyla piyasaya sürüldü. PTFE o zamandan bu yana, çok daha “becerikli” olduğunu kanıtlamış olmalı ki günümüzde uzay kıyafetlerinin üretiminden, tıpta kalp deliklerini kapatmak için kullanılan kalp yamasının yapımına dek çok geniş bir alanda fayda sağlıyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Haftanın En Çok Okunan 10 İçeriği

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link