Steve Jobs’ın Mühendisine Verdiği Harika Cevap

Bugün sizlere eski, kısa ve etkileyici bir hikayeden bahsetmek istiyoruz. Steve Jobs söz konusu olunca etkileyici olmayan bir hikaye pek çıkmıyor zaten çünkü kendisi dünyanın her yerinde ürünleri çok satılan ve çok sevilen markası Apple’ın kurucusu. Apple’ın her bir ürününün ayrı bir hikayesi var ancak biz bugün iPod’dan bahsedeceğiz.

iPod ilk çıktığında sadece Mac bilgisayarlarla uyumlu yapıdaydı, tam 400$ fiyat etiketine sahipti ve 5GB depolama alanı sunuyordu.  O zamanlar için 5GB oldukça büyük bir depolama alanıydı. Apple’ın iPod hikayesinde başarı yakalamasının en büyük sebeplerinden biri, belki de bu geniş depolama alanı imkanı olmuştu, bir diğeri ise küçüklüğü ve taşıma kolaylığıydı.

iPod piyasaya sürüldüğünde yıl 2001’di. Bu döneme kadar kasetçalar, cd çalar gibi pek çok müzik dinleme aygıtı dönem dönem yaygınlaşmış ve insanlar tarafından müzik dinlemek amacıyla kullanılmıştı. Fakat bu cihazların ortak özelliklerinden biri çok büyük olmalarıydı. iPod bu cihazların yanında oldukça küçük kalıyordu.

iPod piyasaya sürülmeden önce, tasarımı bittiğinde mühendisler Steve Jobs’a iPod’u sunduklarında Steve Jobs cihazın çok büyük olduğunu söyler. Mühendisler elbette şaşırır ve “Daha küçük olmasının imkanı yok” derler. Steve Jobs iPod’u etrafında bulunan bir akvaryuma atar ve çıkan kabarcıkları göstererek, “Demek ki hala içinde boş yer var, küçültün” der.

“İmkansız”, “Mümkün değil” gibi cevapları kabul etmeyen Steve Jobs, iPodun ve Apple’ın bugünkü haline gelmesinde oldukça etkili oldu. Son zamanlarda müzik uygulamalarının yaygınlaşması ve akıllı telefonlar nedeniyle eskisi gibi ilgi göremese de iPod, her zaman Apple’ın imza ürünlerinden biri olarak kalacak.

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Bir Cevap Yazın

Apple, Giderek Bir Lüks Markasına mı Dönüşüyor?

  • Geçen yıl 1000 dolar fiyat etiketine sahip ilk telefonunu çıkartan Apple’ın, bu sene de 1000 dolar ve üzeri fiyata sahip iki telefon çıkarması, şirketin bir lüks markasına dönüştüğü konusunda tartışmalara neden oldu.
  • Şirketin bu stratejisi kısa vadede gelirleri artırsa da, uzun vadede müşteri kaybı yaşanmasına ve yeni müşteri kazanma konusunda sıkıntılara neden olabilir.
  • Yeni iPhone modellerinin tahmin edilen başlangıç fiyatları, daha şimdiden Apple’ın Türkiye’deki hedef kitlesinin ve müşteri tabanının bir hayli daralacağının kanıtı gibi görünüyor.
  • İlgili Yazı: Apple, Tarihin İlk 1 Trilyon Dolarlık Şirketi Olmaya Çok Yakın

Apple, geçtiğimiz ay gerçekleştirdiği etkinlikle yeni akıllı telefon serisini tanıttı ve bu akıllı telefonların en çok tartışılan taraflarından biri fiyatları oldu. Teknoloji şirketi, geçtiğimiz yıl 1000 dolar başlangıç fiyatına sahip olan ilk akıllı telefonu olan iPhone X’i piyasaya sürmüştü ve iPhone X, bu fiyat etiketiyle o zamana kadar piyasaya sürülen en yüksek fiyatlı iPhone unvanını elde etmişti. Şirket, bu seneki büyük lansmanında ise 1000 dolar ve üzeri fiyatlı iki telefon birden tanıttı. iPhone XS, 1000 dolar; iPhone XS Max ise 1100 dolarlık fiyat etiketiyle satışa sunuldu.

Peki bu durum, Apple’ın geleceğiyle ilgili olarak bizlere neyi işaret ediyor? Business Insider’ın belirttiğine göre, teknolojinin devinin bu stratejisi, kısa vadede büyük kazanç sağlayacak gibi görünüyor. Zira şirketin geçtiğimiz seneki deneyimi, bu konuda bizlere ciddi bir ipucu sağlıyor. Geçtiğimiz yıl içinde, şirketin akıllı telefon satışlarından elde ettiği gelir, bir önceki yılın aynı dönemine göre %13 artmıştı ve bunun en büyük sebeplerinden biri, 1000 dolarlık fiyat etiketiyle satışa sunulan iPhone X idi. Bununla birlikte Apple’ın yılın son çeyreğinde sattığı iPhone başına elde ettiği gelir 724 dolardı. 2 yıl önce ise bu rakam, 600 dolardan daha düşüktü.

Apple’ın Son Olarak Tanıttığı Akıllı Telefonları iPhone XS Max ve iPhone XS

Şirketin yeni stratejisi, uzun vadede, yüksek fiyatlar nedeniyle müşteri kaybı yaşanmasına neden olabilir. Bu durum, tabii ki yıllardır Apple ürünlerini kullanan koyu Apple hayranlarını fazla etkilemeyecektir; ancak Apple’a çok da bağlı olmayan kitlenin uzaklaşması olasılık dahilinde bir durum. Bununla birlikte yüksek fiyatlar, şirketin yeni müşteri elde etme konusunda sıkıntı çekmesi durumunu da beraberinde getirebilir. Aynı zamanda bu durum, mevcut Apple kullanıcılarının telefonlarını daha uzun süre kullanmalarına ve daha az sıklıkla telefon değiştirmelerine de sebep olabilir.

Bütün bunlar bir yana, Apple zaten akıllı telefon satış rakamları konusunda uzun bir süredir yerinde sayıyor. Yıllık bazda baktığımızda, şirket son dört yılın her birinde aynı sayıda telefon sattı. Hatta bu durgunluk, şirketin küresel akıllı telefon pazarında, satış rakamı bazında sahip olduğu ikincilik koltuğunu Huawei’ye devretmesine neden oldu. Üstelik akıllı telefon satışlarındaki bu durgunluk, ABD ekonomisinin büyüdüğü bir dönemde gerçekleşti. Yani bir sonraki ekonomik gerileme yaşandığında, insanlar daha uygun fiyatlı akıllı telefonlar satan diğer markalara yönelebilir ve Apple’ın satışları ciddi anlamda düşebilir.

Huawei’yi Akıllı Telefon Pazarında İkinciliğe Taşıyan Pazarlama Stratejisi

Şirket, Düşük Fiyatlı Ürünler Çıkarmaktan Vazgeçti

Apple her zaman rakiplerine göre daha yüksek fiyatlı ürünler satışa sunmuştur. Genel olarak hem iPhone’lar Android işletim sistemli rakiplerinden hem de Mac bilgisayarlar Windows işletim sistemli rakiplerinden daha pahalı olmuşturlar. Bütün bunlara rağmen Apple, yıllardır daha geniş bir kullanıcı kitlesine hitap etmek için daha uygun fiyatlı ürünler, piyasaya sürmeyi de ihmal etmiyordu. Örneğin Eylül 2015’te 649 dolar fiyat etiketine sahip iPhone 6S ve 749 dolar fiyat etiketine sahip iPhone 6S Plus’ın piyasaya sürülmesinin ardından, Mart 2016’da 399 dolar başlangıç fiyatına sahip olan iPhone SE piyasaya sürülmüştü.

Bununla birlikte Apple, yeni iPhone modellerini piyasaya sürdüğünde, sürekli olarak daha eski modellerin fiyatlarında indirime gidiyordu. Ancak şirket, bu stratejiden yavaş yavaş uzaklaşıyor gibi görünüyor. Zira Business Insider’ın paylaştığı bilgiye göre, şirket geçtiğimiz ay yeni akıllı telefonlarını tanıtırken 350 dolara satışa sunduğu iPhone SE’nin satışını durdurdu. Şu anda teknoloji şirketinin satışa sunduğu en uygun fiyatlı akıllı telefon 450 dolar başlangıç fiyatına sahip olan iPhone 7.

Türkiye’de iPhone Sahibi Olmak

Apple’ın bu yeni fiyatlandırma stratejisiyle ilgili olarak bizi ilgilendiren en önemli kısım, bu fiyatların Türkiye’deki yansıması. Son dönemde Türk lirasının dolar ve euro karşısında hızla değer kaybetmesi, özellikle elektronik ürünlerin fiyatlarının hızla artmasına neden oldu. Doğal olarak yeni çıkacak iPhone’ların Türkiye satış fiyatları da bir hayli yüksek olacak. Resmi satış fiyatları henüz belli olmasa da, özellikle iPhone XS ve iPhone XS Max’in 10.000 TL’nin üzerinde başlangıç fiyatlarına sahip olmaları bekleniyor.

Bana sorarsanız, Türkiye’de bundan önce de iPhone satın almak, birçok kişi için bir lükstü. Ancak yeni fiyatlar üstünden düşündüğümüzde, Apple’ın Türkiye için tam anlamıyla bir lüks markasına dönüştüğünü rahatlıkla söyleyebiliriz. Bununla birlikte Samsung ve Huawei gibi markaların amiral gemisi akıllı telefonlarının bile 6-7 bin TL civarında fiyatlarla satışa sunulduğu bir ortamda, neredeyse iki katı fiyata iPhone satın almak, çoğu kullanıcı için maddi açıdan pek de mümkün olmayacaktır. Sonuç olarak yeni iPhone’ların bu fahiş fiyatları, daha şimdiden Apple’ın Türkiye’deki hedef kitlesinin ve müşteri tabanının bir hayli daralacağının kanıtı gibi görünüyor. Aynı zamanda Türkiye gibi döviz kurunun yüksek olduğu diğer ülkelerde de Apple’ın satışları ciddi oranda azalabilir.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Deneyim Her Şeydir

Müşteri sadakatinin yerini müşteri deneyimine bıraktığı bugünlerde özellikle üzerinde durulan kavramlardan biri ‘deneyim ekonomisi’’ kavramıdır.

Nedir bu deneyim  ekonomisi?

Bu kavramı Joseph Pine ve James Gilmore 1998 yılında kaleme aldıkları Deneyim Ekonomisi adlı eserlerinde attılar. Daha sonra 1999 yılında Bernd Schmitt , “Deneyimsel Pazarlama” (Experiantial Marketing) isimli makalesinde deneyim kavramını yeni pazarlama anlayışının deyim yerindeyse tam ortasına yerleştirmiştir.

Pine ve Gilmore ürün ve hizmet kelimelerinin artık ekonomiyi anlatmada yetersiz olduğunu ve her şeyin dört bileşeni olan bir deneyim olarak sunulması gerektiğini savunmuşlardır.. Bu bileşenler eğlenceli olması, eğitici olması, estetik olması ve tüketiciye bir kaçış sunabilmesi olarak sıralanmaktaydı.

Peki deneyim nasıl tanımlanır?

Bugün, tüketiciye ne satarsanız satın, aslında sunduğunuz şey her anı ve her boyutuyla bir deneyim, hatta bir performanstır. Deneyim; bir insanın satın alma öncesinde markayla ilgili bilgi edinmekten başlayan, alışverişten ve tüketimden sonrasına kadar uzanan zincirin her parçasından elde ettiği değerin toplamıdır. Her temasta yaşanan deneyimler bir süre sonra alışkanlık yaratır. Alışkanlıklarımızdan zor vazgeçmemizin nedeni işin içinde akıldan öte birçok duygusal bağ olmasıdır.

Özellikle markaların deneyime yönelmesini tetikleyen durumlar ne olabilir?

Özellikle son yıllarda yapılan mutluluk üzerine çalışmalarda, insanların malvarlıkları veya gelirleri ile mutluluk seviyeleri arasında hiçbir ilişki bulunamamıştır. Tabii ki insanlar belli bir temel gelir elde edene kadar mutsuzlardır, ancak bu seviyeden sonra da para onlara eşdeğer mutluluk getirmemektir. Sonraki araştırmalar mutluluk seviyesini asıl belirleyen şeyin sevilen insanlarla yaşanan deneyimler olduğunu ve bir amaç için paraya ek olarak zaman da harcamanın insanları mutlu ettiğini göstermektedir. Örneğin aylar öncesinden bir tatil  köyüne rezervasyon yaptırıldığında o tatili hayal etmenin verdiği mutluluk,tatile gitmiş olmaktan çok daha fazla heyecan yaratmaktadır. İnsanlar tatille ilgili kurduğu hayalleri, yaptıkları planları birbirleriyle paylaşmakta ve bundan daha fazla keyif almaktadır. Araştırmacılar belli alışverişlerden sonra yaşanan pişmanlığı da ölçtüklerin de yemek, tatil, tiyatro gibi deneyimler yaşayan kişiler; aynı fiyata maddesel alışverişler yapanlardan, yani saat, kıyafet, çanta vs. alanlardan çok daha az pişmanlık hissettiklerini ortaya koymuşlardır. İnsanlar geçmiş alışverişlerine dönüp baktıklarında, deneyimlerin çok daha mantıklı seçimler olduğunu ve bu tür yapılan alışverişlerden daha fazla keyif aldıklarını söylemişlerdir.

Bu konuda tüketici davranışları üzerinde yapılan bu çalışmalar sonucu böylece markalar da deneyim denen şeyi yaratmanın peşine düşmüşlerdir.

İşte deneyim pazarlamasını yaratan en iyi markalardan akla gelen ilk örnekler den biri Apple’dır. Çünkü bir iphone aldığımızda sadece iletişim ihtiyacımızı karşılamayız aynı zamanda bu telefona sahip olan diğer insanlarla ortak bir anı oluşturur deneyimlerimizi paylaşırız.

2001 yılında ilk Apple Storelar açıldığında, en önemli işletme haber kaynaklarından Bloomberg Businessweek bir yazı yayınladı ve “Üzgünüz Steve, Apple Storelar İşe Yaramayacak” başlığı attı. Sektörde sözü geçen birçok kritik bu yeni Apple deneyimine sadece 2 yıllık bir ömür biçti. Deneyim ekonomisine ayak uyduramayan bu öngörü kadar yanlış öngörü tarihte çok az vardır. Dönüp baktığımızda markanın kendi adını ve logosunu taşıyan, kendi kostümünü giymiş, kendi dilini konuşan, istediğiniz kadar vakit geçirebileceğiniz, standlarda istediğiniz kadar yardım alıp istediğiniz kadar ürün kurcalayabileceğiniz, çoğunlukla kapısında saatlerce kuyruklar oluşturan Apple storelar, bir telefon veya bilgisayar deneyiminin kasada ödeyip eve getirmekle sınırlı olmadığının kanıtı.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?


8 Haftada Dijital Mükemmeliği Yakalayın!
Eğitimi İncelemek İstiyorum
Digital Excellence Program'da Erken Kayıt Fırsatından Yararlanın
close-link