Bir markanın sloganıyla birlikte kimliğini oluşturan diğer yarısı hiç şüphesiz ki logosudur. Kimi zaman sadeliğin gücünü kullanan, kimi zamansa simetrinin ve renklerin etkisinden yararlanan markaların vitrini ve yüzü olan bu semboller, görsel hafızalarda markayla özdeşleşen en önemli unsur olarak öne çıkıyor. Carrefour’un şekilsel algıya seslenen gizli “C” harfinden Apple’ın ısırılmış elmasına, Adidas’ın üç dilimli üçgeninden Ferrari’nin şaha kalkmış atına kadar sayısız örneğini hatırlayacağımız logolar, sadece ticari bir simge değil, aynı zamanda markanın kimliksel gelişimini gösteren ve günlük hayatımızda yer edinen bir faktör olarak varlıklarını sürdürüyor.

Gelin şimdi, tüketicilerin hafızalarına kazınan logolara yakından bakalım ve gücünü aldıkları noktaları inceleyelim.

Nike

Herhalde dünyanın en basit ama en etkili logolarını düşündüğümüzde Nike listenin en başlarında kendine yer bulacaktır. Sol yukarıdan başlayıp sağ tarafa uzanan bir tik işareti olarak tanımlayabileceğimiz logonun kökeni ise Yunan mitolojisine dayanıyor. Efes Antik Kenti’nde bir rölyefi de bulunan Zafer Tanrıçası Nike, bir elinde defne yaprağı diğer elinde ise palmiye dalı tutar biçimde ziyaretçilerini karşılıyor. Markanın sportif kimliği göz önüne alındığında, mitolojik motiflerde kanatlı, hızlı uçan ve göklerden zafer getiren genç kız olarak tasvir edilen tanrıçanın seçilmesi elbette son derece doğal. Logo ayrıca, şekil yönünden de dikkat çekiyor. Logonun soldaki yoğunluğu eyleme başlamadaki motivasyonun gücünü hissettirirken, sağ tarafa doğru incelen ve sonunda sona eren çizgi, hedef noktasına ulaşmanın başarısını gösterir nitelikte görünüyor.

FedEx

Uluslararası kargo taşımacılığı devi FedEx de logosuyla marka kimliğine uygun mesajını veren ve bunu yaparken tüketicilerle görsel bir bulmaca oynamak isteyen bir izlenim veriyor. Logodaki “E” ve “x” arasında oluşturulan doğal görünümlü boşluğa daha yakından baktığınızda bir ok işaretini görmeniz, logoya hayat veren tasarımcıların yaratıcılığını kanıtlıyor. Doğru yön, hız ve zamanlamayı bir araya getiren oku, logoya yayılan turuncunun getirdiği olumlu hava ve morun getirdiği sofistike etki tamamlıyor.

Formula 1

Dünyanın en çok izlenen spor organizasyonlarından olan Formula 1 ise renkleriyle âdeta “Benim farkım zaten bu!” diyor. Logoya hâkim olan renklerden siyah, yarış arabalarının üzerinde zorlu bir rekabete girdiği asfalt zemini hatırlatırken “1” rakamındaki kırmızı, sürücülerin ve izleyenlerin F1 yarışlarına olan tutkusunu yansıtıyor. Rakamın soldan sağa doğru inceleşen ve tarak dişlerini andıran çizimi ise bize, “Burada hız her şeyden önce gelir.” diyor.

Apple

Dünyanın inovasyon ve teknoloji yolculuğuna bambaşka bir rota çizen ve kendisine sâdık bir tüketici kitlesi oluşturan Apple ise logosunda geçirdiği değişimle, firmanın hangi aşamalardan geçtiğini ve bu süreçte yaşadığı düşünsel dönüşümü gözler önüne seriyor. Kurulduğu yıldaki logosunda ünlü İngiliz bilim adamı Isaac Newton’un başına üç elma düşmesi sonucu yerçekimini keşfetmesinden ilham alan marka, logoyu figür yoğunluklu ve biraz karışık bulmuş olacak ki daha açık bir şekilde anlaşılacak farklı bir tasarıma yönelmiş. Fakat aynı zamanda Newton’un elma hikâyesindeki ilhamı bir yana bırakmak istemeyen Apple, Newton’u bir figür olarak kullanmaktansa onu ve inovatif zekâsını sadece elma üzerinden anlatmayı tercih etmiş. Minimalist, renkli ve ısırılmış elmadan oluşan ikinci logo, Macintosh döneminin simgesi oldu. Ardından dünyayı iPod, iPhone, iPad ve daha birçok cihazla tanıştıran marka, akıllı telefonların bir anda dünyayı yepyeni bir yöne sürüklediğini görünce, ürünlerinin tüketicilere tattırdığı o prestij ve seçkinlik duygusunu, logosundaki elmayı metalik griye boyamakla gösterdi. Şirket bu dönüşümü öyle hızlı ve akıllarda kalıcı bir şekilde başardı ki, şimdi “gri” ve “elma” sözcüklerini aklımıza getirdiğimizde ilk düşündüğümüz şey Apple hâline geldi.

Bu örnekleri daha pek çok logoyla artırabiliriz. Farklı logoların ilginç öykülerini ve özelliklerini okuyabileceğiniz yazımızı buradan okuduktan sonra, muhtemelen aklınızdaki büyük resim tamamlanacaktır. Fakat önemli olan ve fark etmemiz gereken nokta, kurumsal kimliğin çok fazla izlenimi bir anda vermemesi ile doğru renkleri ve şekillerle hedeflenen mesajı kitleye iletmesinin, markaların kimliğini bulmasında hayati ölçüde etkili olduğudur. Öyle görünüyor ki doğru ve uyumlu logo, markanın kendine yakışanı giymesidir.

Paylaş
2009 yılında Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden, 2015'te ise Anadolu Üniversitesi Marka İletişimi Bölümü'nden mezun olan yazar, 2013 yılından beri pazarlama ve reklamcılık üzerine çalışıyor. Geleneksel ve dijital reklam ajanslarındaki çizgi altı ve üstü çalışmalarda metin yazarlığı yapan, ulusal ve küresel ölçekte birçok markayla birlikte çalışan yazar, bir yandan da Anadolu Üniversitesi'ndeki Türk Dili ve Edebiyatı öğrenimine de devam ediyor. En büyük tutkusunun edebiyat olduğu biliniyor, şehirdeki festivalleri yakından takip ediyor. Bir gün Patagonya'ya gitmenin hayalini kuruyor.

Bir Cevap Yazın