Markalar, Kendi Para Birimlerine Sahip Olsaydı, Bunlar Nasıl Görünürdü? 0

Google, Apple, Facebook ve Starbucks gibi global markaların aktif kullanıcı sayıları, dünyanın en kalabalık ülkelerinin nüfuslarını geçmiş durumda. Bununla birlikte bu şirketlerin yıllık gelirleri de birçok ülkenin yıllık gelirinden çok daha fazla. Yani bu ülkeler, dünyanın birçok ülkesinden daha güçlü konumdalar. İşte Fransız sanat yönetmeni Jade Dalloul da bu düşünceden hareketle; bu markalar, birer ülke olsaydı kağıt ve madeni paralarının nasıl görüneceğini merak etti ve bu konuda bir çalışma yapmaya karar verdi.

Jade Dalloul, “Marka Para Birimi” adlı çalışması kapsamında dünyanın en büyük markalarından bazıları için para tasarımları yaptı. Hem kağıt para hem de madeni para tasarımları yapan Dalloul, kağıt paraların bir yüzünde markaların kurucularına, diğer bir yüzünde ise markaların misyon açıklamalarına yer verdi. Fransız sanat yönetmeni, çalışmasıyla ilgili olarak şu ifadeleri kullandı:

Ayrıca Shell’in ilk benzin pompası ve yeni Apple kampüsü gibi bu markaların tarihleriyle ilgili yerleri koyarak meşruluğu yerleştirmeye çalıştım.

Bununla birlikte Dalloul, madeni para tasarımları da yaptı. Bu tasarımlar da ise paranın bir yüzünde markanın öne çıkan bir ürününe, diğer yüzünde ise markanın logosuna yer verdi. Dalloul’un bu tasarımlarının videosunu aşağıdan izleyebilirsiniz.

Jade Dalloul’un paralarını tasarladığı markalar arasında 100 yıllık bir Japon evinde şube açan Starbucks, dijital reklam sektörünü domine eden iki şirketten biri olan Facebook, Avrupa Birliği’nin 2,4 milyar euro ceza kestiği Google, geçtiğimiz günlerde göz takibi teknolojisi geliştiren SMI şirketini satın alan Apple ve menüsüne yeni bir köfte ekleyerek büyük bir risk alan McDonald’s gibi markalar yer alıyor. Dalloul’un markalar için yaptığı para tasarımlarını aşağıda bulabilirsiniz. Ayrıca sanat yönetmenin diğer çalışmalarına göz atmak için kendisinin internet sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Pazarlamasyon İçerik Editörü

Bir Cevap Yazın

Yüz Yüze Konuşmak İsteyen Ürünler Daha Çok Seviliyor 0

Pazarlama alanında tüketicilerle daha sıcak ve dostça bir iletişim kurmak isteyen markaların, son yıllarda görselliği öne çıkardığını siz de fark etmiş olmalısınız. Bunun pek çok nedeni olsa da en büyük itici güçlerinden biri, internette ve mobil iletişimde, özellikle de WhatsApp, Facebook Messenger vb. mobil mesajlaşma uygulamalarındaki konuşmalarda popülerleşen emoji kullanımı oldu. Kullanıcılar böylece, yıllardır noktalama işaretleriyle yaptıkları yüz ifadesi işaretlerini, daha renkli ve samimi ikonlarla yapıp duygu durumunu daha etkili bir şekilde ifade edebilir hâle geldi.

Elbette bu durumun sadece sanal ortamla sınırlı kalmayacağı belliydi. Tatil sezonunun hâlâ sürmesi nedeniyle, son dönemde televizyonda sıkça rastladığımız ucuzabilet.com‘un emojilerle dolu reklamını, bu durumun ülkemizdeki en açık yansımalarından biri sayabiliriz.

Avrupa Toplumsal Psikoloji Dergisi’nde (European Journal of Social Psychology) bu ay yayımlanan bir yazı, insanların ambalajı üzerinde bir yüz ifadesi bulunan ürünleri daha çok tercih ettiğini ortaya koyuyor. Hatta bu tercihin, tüketicinin yaşadığı yalnızlık hissiyle doğru orantılı olarak arttığını öne sürüyor.

Oregon Üniversitesi tarafından yapılan araştırmada, insanların temel ihtiyaçlarından sayılan aidiyet hissi ve sürdürülebilir toplumsal ilişkiler kurma noktalarından hareket edilmiş. Yeterli düzeyde sosyal ilişki kuramayan kişilerin, alışveriş alışkanlıklarını değiştirme de dâhil olmak üzere, bu boşluğu doldurmak için farklı yollar denediği belirtilmiş.

Logosunda ve ürün ambalajlarında, kurucusu Colonel Sanders’ı kullanan KFC, bu durumdan yararlanan markalar arasında yer alıyor.

Araştırmayı yapan ekipten Prof. Dr. Ulrich Orth, bir önceki araştırmada, tüketici davranışı ve satın alma kararıyla toplumsal bağlantılar kurmaya olan ihtiyacı ölçtüklerinin üzerinde duruyor. Orth ardından, bu araştırmada görsel içeriğin toplumsal ilişki kurmadaki ve marka beğenisindeki rolünü göstererek bir önceki araştırmadaki eksik parçayı tamamladığını söylüyor. Çalışmanın çıktılarına göre, görsel içeriğinde bir yüz bulunan markalara müşteriler daha çok sempati besliyor ve bu sempati, tüketicideki yalnızlık duygusu arttıkça yükseliyor.

Araştırmada imzası bulunan diğer akademisyen, yine Oregon Üniversitesi’nde görevli Prof. Dr. Bettina Cornwell ise daha etkili olmak için markaların ille de kahkaha atan veya açıkça gülümseyen bir yüz kullanmak zorunda olmadıklarının altını çiziyor. Hangi kategoriden olursa olsun ürünleri gören tüketicilerin, insana benzer görüntüleri sıkça insan dışı görüntüler şeklinde hayâl ettiklerine dikkat çekiyor.

Markalar, yüz görüntüsü kullanımında illüstrasyonun gücünden de yararlanıyor.

Araştırmada dikkat çeken birçok nokta bulunuyor. Sonuçlara göre, yalnızlık duygusunun insanlarda yüz ifadesi görme isteğini kamçıladığı, başka insanlarla sosyal ilişki kurmadaki yetersizliğin insanları farklı arayışlara ittiği görülüyor. Bu iki etkileşimin toplamında, tüketicilerin markayla ilişkili bir yüz imgesiyle karşılaşması, onların sosyal bağlantılar kurmak amacıyla süren arayışlarının bir yansıması olarak önümüze çıkıyor. Araştırmanın bir kısmını ücretsiz olarak buradan okuyabilirsiniz.

Teknolojinin dur durak bilmeden ilerlemesinin bize pek çok yeni olanak sunduğu ve bireyselleşmeyi hiç olmadığı kadar mümkün kıldığı artık bir gerçek. Fakat bireyselleştikçe yalnızlaşıyorsak, yalnızlaştıkça da toplumsal iletişim eksikliğimizi markaların bize sunduklarıyla tatmin etmeye çalışır hâle geldiysek, sizce de belli noktalarda biraz aşırıya kaçmıyor muyuz? Ne dersiniz?

Siyah, Ürünün Kendine Yakışanı Giymesidir (Mi Acaba?) 0

Bir ürün gamı veya yeni bir marka tasarlanırken en önemli noktalardan biri de o ürünle veya markayla özdeşleşecek rengin seçimidir. Bir düşünsenize; sarı ve kırmızıyı bir arada düşündüğünüzde aklınıza gelen ilk marka McDonald’s değil mi? Bir de bu topraklardan örnek verelim. Ülker’in Hindistan cevizli barı Coco Star’dan bahsettiğimizde aklımıza hemen o mavi paketi düşmüyor mu? Peki ya, yurt dışında pek popüler olan Mars için siyah,olmazsa olmaz bir parça değil mi?

En popüler çikolata barlardan olan Mars’ın alâmet-i fârikası siyah paketi

İşte bu sebeple markalar da ürünlerinin görünüş olarak rakiplerininkinden ayrılması için görsel mimariye önem veriyor ve son dönemde tek renk giydirme stratejisine yöneliyorlar. Hatta beyaza ve özelikle de bir anlamda “yeniden keşfettikleri” siyaha ilgileri artıyor. Bu durum, e-ticaret siteleri ve mağaza vitrinlerinin en çok da abur cubur diye tabir ettiğimiz ürünlerin bulunduğu bölümlerinde gözleniyor. Siyah ve beyaz ağırlıklı ambalajların renkle gelen albenisi, ürünleri tüketici nezdinde diğerlerinden ayrıştırıyor. Ayrıca renklerin ürünler üzerindeki etkisi de zamanla değişebiliyor. Örneğin beyaz ambalajlar bundan birkaç yıl öncesine dek özgürlük mesajı verirken günümüzde; sadelik, temizlik ve modernite hissini vererek tüketicilerle iletişime geçiyor.

Özellikle çocukları hedefleyen Kinder de ürün ambalajlarında süt ağırlıklı ve sağlıklı bir ürün olduğunu vurgulamak için beyazı tercih eden markalardan

Bununla birlikte beyazın ürün ambalajlarındaki egemenliğini yitirmeye başladığını ve siyahın tahta giderek yaklaştığını da belirtmeliyiz. Kimine göre sıradanlığın ve beyazın karşıtı olması nedeniyle iç karartmanın rengi, kimine göreyse ciddiyetin ve asaletin rengi olarak görülen siyah, son dönemde lüks tüketim markaları da dâhil olmak üzere, bir tür saygınlık ve ayrıcalık belirtisi olarak görülmeye başlandı.

Siyahın yeniden keşfi

Şarap, dondurma, çikolata vb. ürünlerde üst tabaka tüketiciye ulaşmanın sembolik dili olarak kullanılan siyah, bugün atıştırmalık kategorisindeki ürünlerin kendini göstermesinde de giderek daha büyük rol oynuyor. Günümüzde markaların; çekicilik, tazelik ve en önemlisi de sonsuzluk hissi verdiğine inandığı bu renk, her ne kadar kendine özgü bir hava getirse de yanlış ve ölçüsüz kullanıldığında markalar için bir tuzak hâline de dönüşebilir.

Beyazla ve açık renklerle kıyaslandığında siyahın daha üst düzey bir kontrast gücü olduğu bir gerçek. Fakat eğer tek renk olarak kullanılması planlanıyorsa, kötü bir sürprizle karşılaşmamak adına markanın pazarlama ve tasarım ekibi üyelerinin dikkatli bir ön hazırlık yapıp ambalajda veya örnek maket üzerinde siyahın ürün üzerinde nasıl durduğuna bakması, numune olarak basılmış ambalajla karşılaştırması şart.

Beyaz eşyalar bile günümüzde siyah renkli hâlleriyle karşımıza çıkabiliyor.

İşin bir diğer boyutu ise elbette dış çevre olarak karşımıza çıkıyor. Çok farkında olmasak da uğradığımız birçok zincir markette veya perakendeci noktasında önemli ölçüde karanlık veya loş alanlar görüyoruz. Ürün satış alanlarındaki aydınlatma şekli ise durumu daha da karışık hâle getiriyor. Zira hangi marka flüoresan ışık altında öndeki ürünleri alındıktan sonra, arka tarafta gölgede kalan siyah ambalajlı ürünlerinin hâlâ tüketicinin dikkatini çekebileceğini düşünebilir? Bir adım daha ileri gidelim, ya bu durum yetmezmiş gibi bir de reyonun kendisi siyahsa? Tam bir kâbus!

Siyahın cazibesine kapılmamak elde olmasa da az önce bahsettiğimiz sorunu yaşamak istemeyen markalar, ürünlerini olabildiğince satış alanlarında kullanılan arka plan renkleriyle uyum yakalamasını sağlamak zorundalar. Binlerce ürüne ve farklı ambalaja maruz kalan tüketicinin dikkatini çekmenin kolay olmadığı bir gerçek ama bile bile lades demenin de hiç mi hiç gereği yok. Yine de satış mekânı renklerinden emin olunamadığı durumlarda, koyu gri veya siyah kullanmak bir avantaj olabilir.

Siyah paketli Bare ürünleri, satış mekânlarında yerleştirildiği farklı konumla birlikte fark edilebilirliğini daha da güçlendiriyor.

Siyahın yaratacağı etkide ve ayrışmada satış mekânına uyumunun yanı sıra, bu mekânda nerede konumlanacağı da bir o kadar etkili bir noktadır. Hindistan cevizi çerezi Bare Snacks ise bunun son dönemdeki en açık kanıtlarından biri. Görsel kimliği siyah ambalaj üzerine temellenmiş bu atıştırmalık ürün, marketlerde diğer reyonların karşısında, ayrı bir yerde bulunan manav reyonlarında yer almış ve bu özel konumun avantajını da kullanmış.

Bir düşünsenize, geçmişte bu renkte satışa sunulacağını hiç tahmin etmediğiniz ürünler bile siyahın cazibesine kapılmadı mı? Yıllar önce kişisel ve dizüstü bilgisayarların siyah olacağı fikri bize garip gelirken, bugün siyah olmayan bilgisayar neredeyse kalmadı. Adı üstünde “beyaz eşya” diye tanımladığımız ürünler bile buna direnememişse, demek ki siyahta gerçekten de tüketiciyi çeken bir sihir var.

Söz ambalajlardan açılmışken, bu yılın en dikkat çekecek ambalaj tasarımlarını ele aldığımız yazımızı buradan okuyabilir, konuyla ilgili izlenim edinebilirsiniz.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Hemen Kaydolun
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link
İçerikle Pazarlama Workshop

Yemekcom Ürün Müdürü Batuhan Apaydın ile, içeriğin kral olduğu yeni dünyayı keşfetmeye hazır mısınız?
Hemen Kaydol
close-link