Landing Page Tasarımınız Nasıl Olmalı? 0

Stilist Kristen Kaleal, “Güzel bir ilk izlenim bırakmak için ortalama yedi saniyeniz vardır” der. Aslında bu söz kişilerin yanı sıra dünyada var olan her şey içinde geçerlidir. Günümüz dünyasında markaları, ürünleri, şirketleri düşünecek olursak üzerine internetin varlığını da eklersek milyonlarca seçenekle karşılaşırız ve beraberinde milyonlarca reklama da maruz kalırız. Bu reklamlar bazen bizi yakalayıp merak ettirip ona tıklamamızı sağlarken, bazen de bir an önce ondan kurtulmak için sayfayı kapatacak yer aramamıza neden olur.

Markalar çoğu zaman kampanya çerçevesinde birçok çalışma yaparak bizi etkilemek adına kullanıcıları sosyal medya veya herhangi bir internet sayfası üzerinde yer alan linklerle yada online reklamlarla sayfalara yönlendirilirler. Bu yönlendirilen landing page’ler (varış sayfası), reklam kampanyalarında dönüşümleri arttırmak için önemlidir. Bu yüzden bu sayfaların kullanıcıların dikkatini çekmesi, onları sayfada tutması, ürün hakkında basit ve anlaşılır bilgilere yer vermesi ve kolay algılanabilir olması gerekir.

Bu durumda kullanıcıları yakalamak için görsel tasarıma önem vermek, sayfaya yönlendirildiklerinde ilk olarak onların hemen dikkatini çekecek iyi bir izlenim yaratmak gerekir. Aksi takdirde ilk izlenim belki de klişe olacak ama onlar için sayfanızdaki son izlenimleri olacaktır.

Landing page tasarımını daha etkili hale getirmek ve performansını arttırmak aslında bir kaç küçük görsel harekete dikkat etmekle mümkün. İşte size her zaman unutulan birkaç klişe ama gerçek ipucu;

  • Renklerin Psikolojisini Anlamak

Tüketici psikolojini çözümlerken renklerin psikolojisini de çözümlemek gerekir.  Saf renkler, gölgeler ve tonlar farklı duygusal etkiler yaratırlar. Renkler, sosyal ve kültürel çağrışımlarla gelirler. Örneğin; Kuzey Amerika da ikna eden renkler Hindistan da daha farklıdır.

email-marketing-landing-page-best-practices1

Saf renkler(kırmızı, turuncu, mavi, yeşil, sarı, mor) genellikle parlak tasarımların içine yerleştirilir. Gençlik, yazdan kalma, neşeli, cool bir tasarım yaratmak için bu renklerden yararlanılabilir. Açık renkler; beyaz ile karışık renklerdir. Daha hafif, daha huzurlu ve daha az enerjik bir duygu iletmek için kullanılırlar. Daha kadınsı renkler olup, sağlık ve güzellik endüstrisinde kullanılan renklerdir.

Günümüzde tasarımcılar tarafından yapılan en büyük hata, bir sayfa içerisinde çok fazla renk kullanmaktır. Çok fazla renk kullanımı kişide çok fazla duygu ve mesaj iletimine geçireceği için kişiyi şaşırtabilir.  Bunlar yerine dengeleyici renkler olan; beyaz, gri ya da siyah gibi nötr renkler kullanılabilir.

  • Doğru Tipografi Seçimi

Web sitenizde yayınlanan bir metnin amacı; hedeflerinize ulaşmak için kullanıcılarınıza mesajlarınızı iletirken yardımcı olmaktır. Site içerisindeki metnin kullanıcı tarafından kolayca okunması ve dikkatini çekmesi gerekir. Bunun içinde; yazı karakteri, boyutu, rengi, metnin arka planı ve içeriğin uzunluğu önemlidir.

Tabi ki tüm bu seçimleri yaparken web sitenizde; açılış sayfanızı hangi amaçla kullanmak(eğlence, alışveriş, öğrenme) istediğinizi, hedef kitlenizin hangi cihazları(bilgisayar-mobil)kullandıklarını düşünerek hazırlamamız gerekir. Çünkü mobil ve masaüstü tasarımlar renk ve boyut açısından büyük farklılıklar gösterir. Bu yüzden her zaman küçük hareketlerin büyük başarıları beraberinde getireceğini unutmamak gerekir.

Bilinen fakat çoğu zaman tasarımlarda uygulanmayan renk ve tipografi seçimi sitenizin varış sayfasında etkili ve doğru kullanıldığı zaman sizi başarılara götürebilir. Tabi bunun yanı sıra varış sayfanızın tasarımını hazırlarken tasarım ilkeleri; denge, oran (görsel hiyerarşi), zıtlık, uyum ve hareket kavramlarını temel almak gerekir.

Bir Cevap Yazın

Yüz Yüze Konuşmak İsteyen Ürünler Daha Çok Seviliyor 0

Pazarlama alanında tüketicilerle daha sıcak ve dostça bir iletişim kurmak isteyen markaların, son yıllarda görselliği öne çıkardığını siz de fark etmiş olmalısınız. Bunun pek çok nedeni olsa da en büyük itici güçlerinden biri, internette ve mobil iletişimde, özellikle de WhatsApp, Facebook Messenger vb. mobil mesajlaşma uygulamalarındaki konuşmalarda popülerleşen emoji kullanımı oldu. Kullanıcılar böylece, yıllardır noktalama işaretleriyle yaptıkları yüz ifadesi işaretlerini, daha renkli ve samimi ikonlarla yapıp duygu durumunu daha etkili bir şekilde ifade edebilir hâle geldi.

Elbette bu durumun sadece sanal ortamla sınırlı kalmayacağı belliydi. Tatil sezonunun hâlâ sürmesi nedeniyle, son dönemde televizyonda sıkça rastladığımız ucuzabilet.com‘un emojilerle dolu reklamını, bu durumun ülkemizdeki en açık yansımalarından biri sayabiliriz.

Avrupa Toplumsal Psikoloji Dergisi’nde (European Journal of Social Psychology) bu ay yayımlanan bir yazı, insanların ambalajı üzerinde bir yüz ifadesi bulunan ürünleri daha çok tercih ettiğini ortaya koyuyor. Hatta bu tercihin, tüketicinin yaşadığı yalnızlık hissiyle doğru orantılı olarak arttığını öne sürüyor.

Oregon Üniversitesi tarafından yapılan araştırmada, insanların temel ihtiyaçlarından sayılan aidiyet hissi ve sürdürülebilir toplumsal ilişkiler kurma noktalarından hareket edilmiş. Yeterli düzeyde sosyal ilişki kuramayan kişilerin, alışveriş alışkanlıklarını değiştirme de dâhil olmak üzere, bu boşluğu doldurmak için farklı yollar denediği belirtilmiş.

Logosunda ve ürün ambalajlarında, kurucusu Colonel Sanders’ı kullanan KFC, bu durumdan yararlanan markalar arasında yer alıyor.

Araştırmayı yapan ekipten Prof. Dr. Ulrich Orth, bir önceki araştırmada, tüketici davranışı ve satın alma kararıyla toplumsal bağlantılar kurmaya olan ihtiyacı ölçtüklerinin üzerinde duruyor. Orth ardından, bu araştırmada görsel içeriğin toplumsal ilişki kurmadaki ve marka beğenisindeki rolünü göstererek bir önceki araştırmadaki eksik parçayı tamamladığını söylüyor. Çalışmanın çıktılarına göre, görsel içeriğinde bir yüz bulunan markalara müşteriler daha çok sempati besliyor ve bu sempati, tüketicideki yalnızlık duygusu arttıkça yükseliyor.

Araştırmada imzası bulunan diğer akademisyen, yine Oregon Üniversitesi’nde görevli Prof. Dr. Bettina Cornwell ise daha etkili olmak için markaların ille de kahkaha atan veya açıkça gülümseyen bir yüz kullanmak zorunda olmadıklarının altını çiziyor. Hangi kategoriden olursa olsun ürünleri gören tüketicilerin, insana benzer görüntüleri sıkça insan dışı görüntüler şeklinde hayâl ettiklerine dikkat çekiyor.

Markalar, yüz görüntüsü kullanımında illüstrasyonun gücünden de yararlanıyor.

Araştırmada dikkat çeken birçok nokta bulunuyor. Sonuçlara göre, yalnızlık duygusunun insanlarda yüz ifadesi görme isteğini kamçıladığı, başka insanlarla sosyal ilişki kurmadaki yetersizliğin insanları farklı arayışlara ittiği görülüyor. Bu iki etkileşimin toplamında, tüketicilerin markayla ilişkili bir yüz imgesiyle karşılaşması, onların sosyal bağlantılar kurmak amacıyla süren arayışlarının bir yansıması olarak önümüze çıkıyor. Araştırmanın bir kısmını ücretsiz olarak buradan okuyabilirsiniz.

Teknolojinin dur durak bilmeden ilerlemesinin bize pek çok yeni olanak sunduğu ve bireyselleşmeyi hiç olmadığı kadar mümkün kıldığı artık bir gerçek. Fakat bireyselleştikçe yalnızlaşıyorsak, yalnızlaştıkça da toplumsal iletişim eksikliğimizi markaların bize sunduklarıyla tatmin etmeye çalışır hâle geldiysek, sizce de belli noktalarda biraz aşırıya kaçmıyor muyuz? Ne dersiniz?

Milenyum Kuşağı İyi Tasarlanmamış Uygulamaları Bırakıyor 0

Milenyum kuşağı gençleri, iyi tasarlanmamış mobil uygulamalardan hızla vazgeçiyor. Konum bazlı uygulamalar hükümdarlığını sürdürürken Snapchat gün geçtikçe Instagram ile arasındaki farkı kapıyor.Comscore’un yıllık mobil uygulamalar raporuna göre milenyum kuşağı, tasarımı cihaz ekranlarında iyi gözükmeyen uygulamaları siliyor. Rapor, bu kuşaktaki gençlerin yüzde 21’inin bu sorunu yaşayan uygulamaların bu yıl içinde cihazlarından kaldırdığını gösteriyor. Bu oran, artık eski kuşak sayılan X kuşağındaki kullanıcılar arasında ise yalnızca yüzde 2 olarak tespit edildi.

Söz konusu raporu hazırlayan Comscore adına değerlendirme yapan Kıdemli Pazarlama Analisti Adam Lella ise milenyum neslinin cihazlarını yakından tanıdığına ve hayatlarını neredeyse her açıdan bu cihazlarla bütünleştirdiğine dikkat çekiyor. Lella bu durumun, mobil uygulamanın işlevselliğinden bağımsız olarak düşünülmesi gerektiğinin de altını çiziyor. Nitekim bu gruptaki gençler, günlük yaşamına bir yarar sağlasa bile eğer uygulamalar iyi bir görünüşe sahip değilse, bu uygulamaların kendilerini temsil etmediklerini düşünerek akıllı telefonlarından kaldırıyor.

Araştırma, milenyum keşğaı gençlerinin mobil uygulamalarının işlevselliğinin yanında ekranda nasıl göründüğüne de önem veriyor.

Comscore’un raporu diğer yandan da Snapchat’in müthiş bir geri dönüş yaparak nefesini en yakın rakibi Instagram’ın ensesinde hissettirdiğini ortaya koyuyor. Veriler, bu durumun özellikle 18-55 yaş arasındaki yetişkinler arasındaki mobil uygulama kullanımında görüldüğünü vurguluyor. Her iki uygulama da altıncı sırada yer alsa da geçen yıla göre Instagram üç sıra yükselirken Snapchat buna yedi sıralık yükselişle cevap vermiş.

Raporun ışığında mobil uygulamalara genel olarak bakıldığında, en çok kullanılan 10 uygulamadan 8’inin ya Google ya da Facebook bünyesinde yer alan uygulamalar olduğu görülüyor. İlk 10’da geri kalan iki koltukta ise Snapchat ile Pandora yer alıyor. Zirvede hâlâ Facebook otururken ikincilik madalyasını ise Google taşıyor. Fakat iş 18-24 yaş arası kullanıcılara geldiğinde, Snapchat altıncılıktan üçüncülüğe terfi edip ikinci sıradaki Facebook’u takip ediyor. Bu yaş aralığında Instagram bir basamak yükselip beşinci olurken, en çok kullanılan uygulama olarak YouTube karşımıza çıkıyor.

Genç kullanıcılar arasında en çok kullanılan uygulamalar sıralamasında Snapchat, Instagram ile arasındaki farkı giderek kapatıyor.

Rapor, bir mobil uygulamanın kullanıcıların olmazsa olmazı konumuna ulaşması ile ekranda nasıl göründüğü arasında sıkı bir bağ olduğunu öne sürüyor. Ayrıca, marka ekiplerine artık indirilme sayısı yerine, uygulamanın cihazların ana ekranında yer almasını hedeflemeleri gerektiğini tavsiye ediyor.

Bunun yanında birçok kullanıcı da indirdikleri uygulamaları bir klasörde topluyor ve kendilerine anlık bildirim gönderen mobil uygulamalar yüklemeyi reddediyor. Bir başka önemli nokta ise akıllı telefonu tek elle kullanmaya eğilimli kullanıcıların, kolay kullanım amacıyla en sık kullandıkları uygulamaları cihaz ana ekranında açtıkları bir klasörde toplamayı tercih etmesi.

Rapor kapsamında Comscore’un 1003 kişiyle yaptığı ankete katılanların neredeyse yarısı, Facebook’u cihaz ana ekranında tuttuğunu söylemiş. Öyle görünüyor ki yüzde 40 oranıyla en çok kullanılan mobil uygulama olan Facebook’un her ne kadar gençleri Snapchat’e kaptırdığı öne sürülse de belli ki bu henüz sıralamaya yansıyacak ölçüde değil.

Facebook, milenyum kuşağı arasında da hâlâ en çok kullanılan ve cihazların en ana ekranında en fazla bulunan mobil uygulama konumunda.

Facebook’un yakaladığı bu yüksek orana karşın, milenyum kuşağı üyelerinin sosyal ağ uygulamalarından çok, işlevsel mobil uygulamalara yöneldiği gözlemlenmiş. Nitekim, “Onsuz dışarıya çıkmayacağın mobil uygulama hangisi?” sorusuna bu yaş grubundaki kişilerin yüzde 35’i Amazon ve yüzde 30’u Gmail cevabını vererek tercihlerini belirtmiş. Facebook ise bu noktada yüzde 29 oranıyla, Gmail’i çok az bir farkla izlemiş.

Elbette geniş kapsamlı raporun içerdiği istatistikler bunlarla sınırlı değil. Örneğin, mobil cihazlarda harcanan dijital medya kullanım süresinin yüzde 87’sinin akıllı telefon uygulamalarından oluştuğunu, geriye kalan yüzde 13’lük payın mobil internete kaldığını ve bu iki oranının geçen yılla aynı olduğunu da öğreniyoruz. Bunun yanı sıra; Flipboard, Wattpad, Telegram, The Score, goodreads ve ibotta uygulamalarının, tüketicilerin gizli favorileri olduğu da gözler önüne seriliyor.

Alışverişlerde ödenen tutarın bir kısmını müşteriye iade etmeye dayanan ibotta, milenyum kuşağının en beğendiği mobil uygulamalardan biri.

Raporda dikkat çeken bir başka nokta, kullanıcıların mobil uygulamadan çok mobil siteleri ziyaret etmeye devam etmesi olarak göze çarpıyor. Mobil uygulamaya sahip 500 mobil site üzerinden yapılan gözlemde, kullanıcıların mobil siteleri uygulamaya oranla 2.2 kat daha fazla ziyaret ettiği görülmüş. Geçen yıl bu farkın 3 kat olduğu göz önüne alındığında, kullanıcıların yavaş da olsa mobil site tercihlerini mobil uygulamalar yönüne doğru değiştirdiklerini söylenebilir.

Akıllı telefon kullanıcılarının çoğunun son bir ayda herhangi bir mobil uygulama indirmediğini ve indirme ortalamasının iki mobil uygulama olduğunu söyleyen rapor, milenyum kuşağının yeni uygulamalar karşısında heyecan duysa da daha eski akıllı telefon kullanıcılarının bu coşkuyu aynı düzeyde paylaşmadığını da belirtiyor.

Konunun bir başka önemli boyutu da mobil uygulamalara erişim olarak biliniyor. Comscore’un raporu, mobil uygulama kullanıcılarının büyük bir kısmının her ay, 20 veya daha az sayıda mobil uygulamaya eriştiğini ama bu sayının genç kullanıcılar için daha fazla olduğunu söylüyor. Milenyum kuşağı gençleri her ay 40 veya daha fazla sayıda mobil uygulamaya ulaşıyor.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
%65'e Varan İndirimle Kaydolun
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link
İçerikle Pazarlama Workshop

Yemekcom Ürün Müdürü Batuhan Apaydın ile, içeriğin kral olduğu yeni dünyayı keşfetmeye hazır mısınız?
Hemen Kaydol
close-link