Dev Markaların Aksiyon Figürleri 0

Dexter Maurer isimli tasarımcı, Brand Knight (Marka Şövalyesi) adını verdiği proje kapsamında bazı önemli markaların aksiyon figürlerini tasarladı ve bu tasarımları, Adobe’un tasarımcılara yönelik online portfolyo sitesi olan Behance’de yayımladı.

Çoğunluk ünlü spor markalarının aksiyon figürlerini tasarlayan tasarımcı Dexter Maurer’in projesinde yer verdiği markalar arasında Adidas, Nike, Puma, Fila ve Champion gibi spor markalarının yanı sıra, moda markaları Chanel ve Carhartt, Fransız giyim ve aksesuar markası Lacoste ve Hollandalı petrokimya şirketi Shell yer alıyor.

Maurer, aksiyon figürlerini tasarlarken markaların kurumsal  kimliklerinden yola çıkmış. Bu nedenle her aksiyon figürünün kendine has bir tasarımı ve silahı var. Örneğin Adidas’ın aksiyon figürü bir “okçu” olarak tasarlanırken Nike’ın aksiyon figürü ise kılıçlı bir “gece şövalyesi” olarak tasarlanmış.

Dexter Maurer’in markalar için tasarladığı aksiyon figürlerinin resimlerini aşağıda görebilirsiniz. Bununla birlikte Maurer’in diğer çalışmalarını görmek için Behance sayfasına ise buradan ulaşabilirsiniz.

Pazarlamasyon İçerik Editörü

Bir Cevap Yazın

Google’ın En Güzel Doğum Günü Doodle’ları 0

Şirketin 1998 yılında henüz anonim şirket olmadan önce Google’ın kurucuları Larry ve Sergey’in, Nevada çölündeki Burning Man festivaline katıldıklarını göstermek için şirket logosunu değiştirmeleriyle doğan Google Doodle’lar tatiller, önemli günler, ünlü sanatçılar, kaşifler ve bilim insanlarını anmak amacıyla Google logosunda yapılan yüzümüzü gülümseten değişikliklerle bugüne kadar geldi.

Bugüne kadar 1500’ün üzerinde Doodle yaparak birçok kişi ya da olayı anan Google, Doodle’lar ile ilgili fikirleri Google çalışanları ve kullanıcılarından alarak Doodle tasarımcıları ve mühendislerden oluşan bir ekiple oluşturuyor. Hatta şirket Doodle çizimini, Google 4 Doodles ismiyle tüm dünyadan çocukların katılabileceği bir yarışma haline getirerek kuruluşundan bu yana var olan geleneğine bazen gitar notaları, bazen Star Trek hatta Hip-Hop tarihini anlatan interaktif Doodle’ları ile tüm Google kullanıcılarını da dahil ediyor.

Aşağıda Google’ın tarihte iz bırakmış sanatçıların doğum günlerini kutlayarak saygılarını sunduğu en özel Doodle’lara göz atabilirsiniz.

Louis Braille -107. Doğum Günü

Kör ya da görme güçlüğü çeken insanlara okuma yazma öğretmek adına geliştirdiği ve kendi adıyla anılan Braille alfabesinin mucidi Fransız eğitimci Louis Braille alfabesini, Google’ın bu alfabede yazılan şeklini logo yaparak kutlayarak bir çok hayatın değişmesini sağlayan ünlü mucide saygılarını sunuyor

Claude Monet- 161. Doğum Günü

14 Kasım 2001’de yayınlanan bu Doodle, Empresyonist ressam Monet ile özdeşleşen çizim stilini logoya taşıyarak ünlü ressama saygılarını sunuyor.

Alexander Calder- 113. Doğum Günü

Google bu Doodle ile taşınabilir heykel (mobil heykeller) ile sanat dünyası tanıştıran ABD’li ressam ve heykeltraş Calder’in doğum gününü en ünlü eseri Mobil’e atıfta bulunarak kutluyor.

John Lennon- 70. Doğum Günü

Google’ın ilk video doodle’ı olma özelliğini taşıyan bu doodle Beatles’ın efsanevi solisti John Lennon’ın 70. doğum gününü neredeyse global bir barış marşı haline gelen ‘Imagine’ ile kutluyor.

 

Jim Henson- 75. Doğum Günü

Google, Muppet Show ve Susam Sokağı’nın yaratıcısı bir dönem çocuklarının en çok sevdiği eserlere imza atan ABD’li kuklacı ve film yapımcısı Jim Henson’ı unutmayarak doğum gününü birbirinden tatlı kuklalar ile kutluyor.

.

Sir Isaac Newton -367. Doğum Günü

Google, 1660’larda yaşanan başrollerinde fizik bilimci Newton ve elma ağacının bulunduğu yerçekiminin keşif hikayesini Doodle’da canlandırarak ünlü bilim adamı Newton’un doğum gününü eğlenceli bir şekilde kutluyor.

Kriz Döneminde Ortaya Çıkan 5 Büyük Şirket 0

Kriz dönemlerinde kurulup, günümüze kadar var olan dev şirketlerin kısa ama etkili hikayeleri, riskler ve fırsatların nasıl kullanılması gerektiğini öğretiyor.

Büyük kriz dönemleri herkes için başarısızlık getirmiyor. Aksine krizi fırsat bilip, olumsuzluklarını lehine çeviren birçok kişi veya şirketin hikayelerine tanık oluyoruz.

Bugün kriz döneminde krizi fırsata çeviren ve günümüzde devleşen 5 şirketin kısa hikayesini sizlerle paylaşacağım. Benim yaptığım en net tespit, bu şirketlerin başında bulunanlar veya yönetimde büyük görev üstlenen kurucu isimler kesinlikle risk almaktan korkmuyor.

Her risk alanın başarılı olacağını var saymak veya her koşulda risk alınabileceğini düşünmek de büyük bir ahmaklık. Durum ve riski iyi analiz edip, orta yolu bulmak yapılabilecek en doğru hareket olsa da kriz döneminde ortaya çıkmak ve yıllar sonra dev şirketlere dönüşebilmek gerçekten büyük bir başarı.

Muhtemelen bu başarının en doğru formülü: risk, yaratıcılık, fırsat ve beceri.

Hewlett-Packard

Savaş krizi getirir, krizlerde her zaman iyi ya da kötü götürür ama bu herkes için geçerli değil!

Hewlett-Packard daha çok bilinen adıyla HP, bugün dünyanın en büyük bilgisayar donanım ve yazılım üretici şirketlerinden biri konumda yer alıyor. Şirketin adı kurucularının soyadlarının birleşiminden meydana geliyor. Stanford Üniversitesi’nden Bill Hewlett ve David Packard adında iki öğrenci tarafından 1939 yılında ABD’de bir evin garajında 538 dolar başlangıç sermayesiyle kurulan şirket küçük elektronik cihazların üretimini yapmaya başlıyor. İlk müşterilerinden biri de eğlence sektöründe dünyanın en büyük markalarından Disney oluyor.

Ne var ki, şirketin kuruluşundan birkaç yıl sonrası 40’lı yıllar savaş dönemine denk geliyor. II. Dünya Savaşı’nda Almanya zarar gören denizaltı filoları için askeri alanda radarlarla ilgili özel cihazlara ihtiyaç duyuyor. Bu anlamda kendini kısa sürede kanıtlayan Hewlett-Packard, savaşı ve savaşın olduğu kriz dönemini fırsata çeviriyor. Almanya’nın istediği cihazları başarıyla üreten HP, o yıllarda yaklaşık 45 kişilik bir kadroyla çalışmasına rağmen milyon dolarlık gelirler elde etmeyi başarıyor.

Ford Motor Company

Savaş sonrası yatırımcı bulmak mı? Kimileri için pek de zor görünmüyor.

İrlandalı bir mültecinin oğlu olarak ABD’de dünya gelen günümüzün büyük otomobil üreticileri konumunda bulunan Ford Motor Company’nin kurucusu Henry Ford, ABD’nin Büyük Buhran dönemi ve yeni biten İç Savaşı’nın hemen ardından otomobil üretebilmek için yatırımcı arayışına giriyor. Kriz dönemlerinde yatırımcı bulmak zorken; Henry Ford, 12 yatırımcıyı birden ikna ediyor. 1903 yılında 28 bin dolar başlangıç ​​sermayesi ile şirketi Ford Motor Company’i kuruyor ve şirket aynı yıl ilk otomobilini üretiyor.

I. Dünya Savaşı’nın ardından yaşanan Amerika’daki Büyük Buhran yıllarında Amerika’daki birçok şirket gibi zor bir dönem geçirse de ayakta kalmayı başarıyor. II. Dünya Savaşı’nı da fırsata çeviren şirket tank üretimleriyle savaşlar öncesi dönemdeki popülerliğini geri kazanmayı başarıyor.

Pepsi

Krizleri herkesin fırsata çeviremeyeceğinin en önemli kanıtı.

Pepsi’nin hikayesi Şirketin kurucusu Caleb Bradham öncesi ve şirketin ticari ünvanını sonradan devralan Roy Megargel sonrası olarak iki döneme ayrılıyor.

Pepsi, Eczacı Caleb Bradham tarafından ABD’de kuruluyor ve ilk içecek 1898 yılında piyasaya sürülüyor. Pazarı elinde tutan büyük rakibi Coca-Cola’nın başarısı karşısında ilk etapta başarılı olan kurucu Bradham, 1923 yılında yüksek şeker fiyatları ve I. Dünya Savaşı sonrasındaki olumsuzluklarla mücadele edemiyor ve şirket iflas ediyor.

İflas eden şirketin ticari ünvanını satın alan Roy Megargel, dönem olumsuzluklarından dolayı şirketin 8 yıllık bir dönemden sonra tekrar iflas etmesine engel olamıyor. Son iflasın ardından tekrar kurulan Pepsi, sil baştan içeceği tekrar formüle ediyor. Rakibi Coca-Cola’nın 6 onzluk şişelerde 5 cente sattığı içeceklerinin karşısına aynı fiyata 12 onzluk şişeleri çıkarıyor. Pepsi, ekonomik kriz döneminde yaptığı kampanyalarla aradaki fiyat farkına sürekli göndermeler yapıyor. Bu dönemde popülerliğini artıran şirket 36-38 yılları arasında karını katlamayı başarıyor. Sonuç olarak şirket günümüzde hala ayakta.

McDonald’s

Her zaman her şey yolunda gitmiyorsa, çözüm bulmalı.

McDonald’s, II. Dünya Savaşı’nın başladığı yılın hemen ertesinde 1940 yılında ABD’de Richard ve Maurice McDonald tarafından küçük bir kafe olarak resmen kuruluyor.

Otomobil servisi o dönemlerde çok parlak iş fikirleri arasında yer alıyor. Richard ve Maurice McDonald kardeşlerde otomobil servisinin yanı sıra kafelerine yerleştirdikleri küçük masalara da servis yapıyorlardı. Kısa sürede popüler olan işletmeleri yıllık 200 bin dolara yakın satış yapıyordu. Fakat bir terslik vardı ve maliyetler çok fazlaydı. Müşteriler artıkça çalıştırılan garson sayısı da artıyordu. Aynı şekilde servis yavaşlıyor ve otomobil servisinde bekleyen araçlar yolu kilitliyordu.

Maliyetin sürekli yükselmesi ikiliyi tekrar düşünmeye itti. İşe mutfaktan başlayan McDonald kardeşler, servis pencerelerini genişleterek self servis yapmaya başladılar. Böylece garsonların bir kısmına artık gerek kalmamıştı. Kısa zamanda karton bardak ve paketlerle servise geçen  McDonald’s, bulaşıkları yıkayacak personel maliyetlerinden de kurtulmuştu. Onlar için tek sorun rakip kafelerle rekabet etmek gibi görünüyordu. Bu sorunu da kısa sürede çözdüler, önce menü alternatiflerini 10’a indirdiler böylece müşterilerdeki kafa karışıklığı azaldı. Ardından menülerin fiyatını yarı yarıya indirerek, rekabet edebilir hale geldiler. Menü fiyatları yarı yarıya indiğinde aynı şekilde maliyetin azaltılabilmesi açısından porsiyonlarda küçültüldü.

Sonuç olarak, McDonald’s bugün dünyanın en büyük restoran zincirlerinden biri konumunda. İstatistiklere göre Amerikalıların %98’i her yıl en az bir kere bu restorana gidiyor.

Adidas

Hayaller yarım kalınca tamamlama arzusu ne krizi, ne de savaşı tanımıyor.

I. Dünya Savaşı’nın ardından Almanya’da durumlar oldukça kötüydü. Alman ekonomisi, sefalet, işsizlik ve krizlerle boğuşur durumdaydı. 1920 yılında kriz ortamında Dassler kardeşler geçimlerini sağlayabilmek için ayakkabı atölyesi kurdular.

Kardeşler, 1924 yılında 12 işçiye sahip “Dassler kardeşlerin ayakkabı fabrikası” adlı şirketi faaliyete geçirdiler. Bu dönemde 200,000 çift ayakkabı satmayı başaran Dassler kardeşler, II. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla cepheye yollandı.

Savaşın ardından her şeye sıfırdan başlayan kardeşler yeniden işe koyuldu.

1948 yılında iki kardeş arasında çıkan fikir ayrılığı bugün dünyanın en büyük iki spor markası Adidas ve Puma’nın ortaya çıkmasını sağladı. Kardeşlerden Adolf Dassler Adidas’la, Rudi Dassler ise Puma ile yollarına devam etme kararı aldılar. Bazı kaynaklara göre iki kardeş bu ayrılıktan sonra bir daha hiç konuşmamış. Belki de iki büyük marka arasındaki dev rekabetin altında yatan gerçek neden budur.

Kaynak: ekonomist.co
GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Hemen Kaydolun
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link
İçerikle Pazarlama Workshop

Yemekcom Ürün Müdürü Batuhan Apaydın ile, içeriğin kral olduğu yeni dünyayı keşfetmeye hazır mısınız?
Hemen Kaydol
close-link