Çocuklara Özel Bu Serginin Biletleri Bile Yenilebiliyor!

Londra’da bulunan Victoria& Albert Çocukluk Müzesi meraklı çocuklara yiyerek öğrenebilecekleri interaktif bir sergi gerçekleştirdi. Dünyanın ilk interaktif & yenilebilen sergisinin biletleri bile yenilebiliyor.

Her şeyi tadı ile öğrenmeye çalışan çocuklar için posterleri hatta biletleri bile yenilebilir bir sergi tasarlandı.  Özellikle yeme alışkanlıklarımızın geliştiği, yemekten hoşlanmadığımız o yararlı sebzeleri büyüdüğümüzde de yememe alışkanlığı edinmemizi engellemeye çalışan, ilhamını çocuklardan alan sergide her şey sebze ve meyvelerden yapılmış.

Serginin temel amacı tat alma duyusu yetişkinlere göre daha keskin olduğu bilinen çocuklar için yeni şeyler deneme ve sevmeleri konusunda daha eğlenceli bir deneyim oluşturmak. Yeni yemek denemelerini oyun ve deneyler eşliğinde yapmalarının, yeni tatlara daha sıcak bakmalarını sağlayacağını düşünen sergi için müze, AMV BBDO ve yemek üzerine uzmanlaşmış kreatif ajans Bompas & Parr ile işbirliği yapmış.

100’den fazla çocuğa yaratıcı zekalarını kullanarak kendi yemek fikrilerini hayata geçirme şansı veren workshoplarda kazanan 6 başarılı yemek Bompass& Parr tarafından hayata geçirildi bile. Bu çılgın yemekler arasında havuçlardan yapılma karanlıkla parlayan bir dondurma, brokoli ve salatalıktan yapılmış yenebilen baloncuklar gibi ilginç yemek çeşitleri yer alıyor.

Yenebilen biletler ve posterlerin her birisi kendine özel bir tada sahip. Hepsinin basım aşamasında yenilebilen kâğıtlarla beraber Bompass&Parr tarafından üretilmiş  Bu nedenle müzeden hatıra kalması için kartpostal alırsanız yemek ile yememek arasında kararsız kalmanız olası.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon Pazarlama, Sosyal medya, Marka Yönetimi, Pazarlama İletişimi, Dijital Pazarlama ve İş Dünyası konularına odaklı bilgi kaynağı.

Bir Cevap Yazın

“Keşke Orada Çalışsam” Diyeceğiniz 5 İlginç Ofis

  • İspanyol mimarlık şirketi Selgascano’nun ofisi, ormanın içerisinde yer alıyor.
  • Inventionland isimli icat fabrikasının ofisinde büyük bir korsan gemisi bulunuyor.
  • Pallotta Teamworks’un ofisinde odalar yerine konteynerler yer alıyor.
  • İnternet servis sağlayıcısı Bahnhof’un Pionen Veri Merkezi, aslında Soğuk Savaş zamanından kalma bir nükleer sığınak.
  • İlgili Yazı: Yemeksepeti ile Türkiye’ye Gelen Ofis Trendi: Uyku Odaları

Beyaz yakalıların, günlük hayatlarının büyük bir kısmını geçirdiği mekanlardan birisidir ofis. Bu nedenle ofis ortamının ferah, kullanışlı ve konforlu olması, hatta estetik olması büyük önem taşımaktadır. Özellikle büyük ölçekli ve global şirketlerde ofis ortamının tasarımına son derece önem verilmektedir. Özellikle son yıllarda, ABD merkezli teknoloji şirketleri, yaptıkları işlerin yanı sıra ofis tasarımlarıyla gündeme geldiler. Bu şirketlerin başında ise tabii ki genel merkezinde bir kaydırak bile bulunan Google geliyor.

Bu tarz büyük şirketler, çalışanlarına rahat bir çalışma ortamı sunabilmek için ofislerindeki en ufak detaylara bile dikkat ediyorlar. Bununla birlikte bazı şirketler de bu kriterlerin yanı sıra, alışılmışın dışına çıkarak son derece farklı ofis tasarımları tercih edebiliyorlar. Bazı şirketler ise çalışanlarının iş haricinde de ofis ortamında keyifli vakit geçirebilmeleri için bir ofiste görmeye alışık olmadığımız tarzda aktivite alanlarına yer verebiliyorlar. Şimdi hep birlikte en ilginç ofis tasarımlarından beş tanesine göz atalım.

Selgascano Mimarlık Ofisi

İspanyol mimarlık şirketi Selgascano’nun son derece minimal bir tasarıma sahip olan ofisi, tam anlamıyla doğayla iç içe. Hatta ormanın içerisinde yer alan ofiste, doğal ortamın rahat bir şekilde görülebilmesi için ofis binasının dış cephesinin büyük bir kısmı tamamen cam olacak şekilde tasarlanmış. Selgascano’nun doğayla bir bütün olan bu ofisi, çalışanların mümkün olduğunca şehir stresinden uzak ve gevşemiş bir şekilde çalışmalarına imkan tanıyor.

Google Zürih

Google’ın genel merkezinin dışında, dünya genelinde bulunan diğer ofislerinin de tasarımlarına son derece özen gösteriliyor. Ancak yine de teknoloji şirketinin çok sayıdaki ofisinin arasından bazıları daha fazla ön plana çıkıyor.

Google Zürih ofisinde de, aynı Selgascano’nun mimarlık ofisinde olduğu gibi doğa dostu bir ortam yaratılmaya çalışılmış. Ancak Google Zürih, Selgascano’nun yaptığı gibi ofisini ormanın ortasına kurmak yerine, daha yapay bir yolu tercih etmiş. Ofisin her tarafında hem yapay hem de gerçek bitkiler yer alıyor. Bununla birlikte duvarlar bulunan bitki ve hayvan görselleri de dikkat çekiyor.

Inventionland

ABD’nin Pennsylvania eyaletinde bulunan Inventionland isimli icat fabrikası, kesinlikle oldukça ilginç bir ofis tasarımına sahip. Inventionland’de yaratıcılık ve inovasyona oldukça önem veriliyor ve bu anlayış, ofis tasarımına da fazlasıyla yansıtılmış durumda.

Inventionland’in ofisindeki tasarımla ilgili en çok dikkat çeken detay ise ofisin ortasında yer alan devasa korsan gemisi. Korsan gemisinin hemen altında ise bir havuz bulunuyor. Havuzun hemen yanında da etrafı yeşilliklerle dolu büyük bir ağaç ev bulunuyor.

İnternet sitesinde belirttiklerine göre, Inventionland, şirketlerin ve büyük perakendecilerin inovasyon ve yeni ürün serileri için geldikleri, Amerika’nın en büyük buluş fabrikasıdır.

Pallotta Teamworks

Pallotta Teamworks isimli kuruluş, büyük konteynerlerden meydana gelen son derece kendine özgü bir ofise sahip. Her bir konteynerin bir oda görevi gördüğü ofis, aynı zamanda son derece sade ve gösterişsiz bir tasarıma sahip.

Pionen Veri Merkezi

Bahnhof isimli İsveçli internet servis sağlayıcısının veri merkezlerinden biri olan Pionen, İsveç’in başkenti Stockholm’de bulunan bir nükleer sığınak. Albert France-Lanord Architects isimli mimarlık firması tarafından bir ofise dönüştürülen Soğuk Savaş zamanında kalma bu nükleer sığınak yerin 30 metre altında bulunuyor. Pionen Veri Merkezi’nin girişi ise 40 cm kalınlığında bir çelik kapı ile korunuyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Dikkate Almamanız Gereken 8 Yanlış Kariyer Tavsiyesi

Zeitgeist. Popüler bir belgesel. İçinde bulunduğumuz dönemin değerlerine eleştirel bir gözle bakıyor, henüz duymamış olanlara öneririm.

Zeitgeist kelimesinin bizi ilgilendiren diğer anlamı ise şu; bir yer ve döneme ait genel kabul görmüş düşünceler, ya da “zamanın ruhu”.

Her ne kadar kendi düşüncelerimizin bütünüyle bize ait olduğunu düşünsek de aslında bu bir yanılsama. Sosyal canlılar olarak, etkileşimi girdiğimiz insanları etkiliyor ve onlardan etkileniyoruz. Daha da önemlisi, yaşadığımız koşulların ne kadar konforlu veya ne kadar acımasız olduğu, insanlığa ilişkin düşüncelerimizi şekillendiriyor ve en nihayetinde o dönemin doğrularını kendi prensiplerimiz olarak kabul etmeye başlıyoruz.

Çoğu sanat eserinin yorumlarken, sanatçının yaşadığı dönemi ve koşulları bilmek bu yüzden önemli. Sanatçının zamanını ve onun koşullarını bilmek, o eseri hayata geçirirken ne düşündüğünü anlamanın kapısını açıyor. Örneğin M.C. Escher’ın  dünyasını yorumlarken 1939 – 1945 döneminde ürettiği eserlerde 2. Dünya Savaşı’nın etkisini dikkate almamak eksik olur.

M.C Escher - Kariyer Tercihleri

M.C. Escher’ın İnanılmaz Dünyası

Tavsiyelerin ağırlığını ölçerken, tavsiye verilen alanın ne kadar hızlı bir değişim gösterdiğini dikkat almak gerekli. Yani, Maraş Dondurması yapmanın inceliklerini öğreniyorsanız tavsiyede bulunan ustayı can kulağıyla dinlemek ve yeri geldiğinde öğütlerini birebir uygulamak doğru olabilir. Nihayetinde iyi bir Maraş Dondurması yapmak yıldan yıla değişiklik gösteren bir beceri değil. Hem öğrenilecek çok şey var hem de tavsiyelerin geçerliliğini yitirmiş olmaları riski yok.

Maraş Dondurması ve Kariyer

 

Ancak kariyer tavsiyesi alıyorsanız kişilerin kendi iş hayatlarından yola çıkarak yaptıkları yorumların yetersiz, ve hatta çoğu zaman yanlış yönlendirici olabileceği riskini dikkate almak gerekli.

Son 100 yıl kadar dar bir zaman dilimine baktığımızda bile farklı jenerasyonlar için genel geçer tek bir doğru kariyer rotasından(ve tavsiyesinden) bahsetmenin mümkün olmadığını görüyoruz. Son 100 yılın ilk üçte birinde sanayi devriminin etkileri ile birlikte mavi yaka olarak veya kas gücü ile çalışmak en doğrusuyken, ikinci üçte birlik dönemde orta derecede eğitim almak ve devlet güvencesiyle memur olarak çalışmak doğrusu olabilir. Bu son 30 yıllık yani son üçte birlik dönem için ise bize verilen çok iyi bir eğitim al ve özel sektörde çalışarak basamakları tırman mesajıydı. Bu mesaj değişti, ancak o dönemin zeitgeist’ı ile konuşan birinden alacağınız kariyer tavsiyeleri onun dönemi için geçerli olsa da sizin döneminiz için doğru olmayabilir. Artık  Nasıl Nitelikli İş Bulunur? gibi konular bile danışmanları olan bir uzmanlık alanı haline geldi.

Üretim teknolojilerinin çeşitlenmesi, paylaşım ekonomisinin güçlenmesi, tüketim biçimlerinin değişmesi ve özellikle C2C (Consumer to Consumer) ekonomisinin artması ile birlikte bugünden geleceğe yönelik kariyer tavsiyelerinde bulunmak çok zor. En azından bunları geçmişe bakarak yapmak mümkün değil.

Doğru kariyer yönlendirmeleri için kişilerin kendi hayatlarından verdiği anektod ve örneklere değil, geleceğe ilişkin ayakları yere basan analizlere bakın.

İşte o en sık duyulan yanlış tavsiyeler…

  1. İş değiştirmeden önce bir şirkette en az 3 yıl çalışmış olmalısın.

Şirkete bağlılığı belirleyenler misyon duygusu, çalışanın kendi gelişimi dahilinde o işten kazandıkları ve edindiği fayda olmalı. Bunun süresi 6 yıl olabileceği gibi 1 yıl da olabilir.

  1. Bir çok şirkete başvurmalı, sana en iyi teklif vereni kabul etmelisin.

Yanyana koyduğunuz iki tekliften az olanı, sizi 3  sene içerisinde aylık çift haneli gelirler kazanacağınız bir standarda çıkarabilir. Daha da tehlikelisi, %20 daha çok kazanacağım diye teklif ettiğiniz işten mutsuz olursanız kariyerinizde gereksiz yere koca bir kaç yıl kaybetmiş olursunuz.

  1. Üniversite sonrası iyi bir iş bulmanın koşulu staj yapmaktır.

Stajlar faydalı, şüphesiz. Özellikle iş dünyasını ve kendi yetkinliklerinizi tanımak konusunda değerliler. Ancak yaz dönemlerini geçirmenin tek yolu staj yapmak değil. Önemli olan tema, kendi yetkinlik ve becerileriniz ile örtüşen işler yapıyor ve üretiyor olmanız.

  1. Zaten 7 yıldır bu iş alanında çalışıyorsun, alan değiştirmen doğru olmaz.

Taş yerinde ağırdır sözünün bir doğruluğu var. 7 yıllık çok iyi finans bilginizle şirketlerin finans departmanları için çok değerli olabilirsiniz. Ancak şirketlerin bu alandaki nitelikli iş gücüne ihtiyacı otomasyon sistemleri ile değişiyorsa ve daha da önemlisi siz bu alanda çalışmak istemiyorsanız, değişiklik yapabilirsiniz. İşin sırrı, tamamen farklı, eski yetkinliklerinizle hiçbir bağlantısı olmayan iş alanlarına sıçrama yapmaya çalışmak yerine, kesişim alanları aramak ve paralel geçişler yaparak istediğiniz yöne doğru ilerlemek. Örneğin; Finans’tan direk Yönetim Danışmanlığı alanında sıfırdan geçiş yapmak yerinde Finans -> Satış Analitiği -> Analitik Modelleme -> Yönetim Danışmanlığı benzer rotalar çizmek gibi…

  1. İşten ayrılırsan kıdemini yakarsın, biraz daha sabret.

Evet şirketten kendi isteğinizle ayrıldığınızda kıdem tazminatınızı alamazsınız; ancak kıdem tazminatı zaten hiç bir zaman çalışanın değildir. Kıdem tazminatı, tek taraflı olarak sözleşmeyi şirketin feshine karşı bir sigortadır. Hem ayrılmamanın alternatifi daha da kötüdür. Size uygun olmadığına karar verdiğiniz, kendinize bir beceri katmadığınız ve size ay başında yatan maaş dışında hiçbir faydası olmadığını düşündüğünüz bir işte boşa geçirdiğiniz her ayın ve yılın bir “fırsat maliyeti” vardır. Yani eğer o işten ayrılmış olsaydınız yapıyor olabileceklerinizi hiçbirini yapmıyor olmanın kaçmış fırsatı.

  1. Çok iyi bir şirkete kapağı atmak için, ne rol olursa kabul etmelisin.

Büyük çok uluslu bir şirkette çalışmanın yarattığı güvence bir illüzyondan ibaret. Konu güvenceden daha çok statü endişesi ile ilgili.  Herkesin gıpta ile baktığı bir şirkette çalıştığınızda sosyal çevreniz ve arkadaş ortamlarınızda daha yüksek bir statü kazanıyor olabilirsiniz. Ancak eğer kazandığınız iş bilgisinin, tecrübenin ve uzmanlığın o şirket dışında bir talebi yoksa, ayrıldığınızda iş bulma şansınız azaltmış değil arttırmış olursunuz. Şirketlerin marka değeri tabi ki önemlidir, ancak vakaların %90’ında kişinin hangi alanda iş bilgisine sahip olduğu birinci, bunu hangi şirkette kazandığı ikinci derecede önemlidir.

  1. Para kazanmak için zaten çalışmaya mecbursun, bu yüzden seveceğin işi aramamalısın.

Kişinin yaptığı işten, kendi kişisel hedeflerine yönelik bir fayda çıkarıyor olması hem mutlu bir hayat hem de iyi bir iş performansı için çok merkezi. Hayır, herkes hayalindeki işi yapamaz. Ancak bu noktada mükemmeliyetçi düşünmemek gerekli. En çok istediğiniz bir numaralı işte çalışmıyor olabilirsiniz ancak bugün yaptığınız iş bir şekilde sizi oraya yakınlaştırmalı. Örneğin iyi bir aşçı olma hayaliniz varsa, bunun zaten mümkün olmadığı düşüncesi ile pazarlama ve temizlik kimyasalaları alanında çalışmak yerine direk veya dolaylı olarak gıda veya restoran sektörü ile temas eden bir iş yapabilirsiniz. Günün sonunda hayale tam olarak ulaşamasanız bile, deneme sürecinin kendisi, anlamsız bir çalışma hayatından çok daha tatmin edici olacaktır.

  1. Tamamen işine odaklanmalı ve mesleğinde en iyisi olmalısın.

Kişinin yüksek hedefler koyması, ve mesleğinde en iyi olmayı hedeflemesi olumsuz bir durum değil. Ancak herkesin tek bir mesleğinin olduğu dönemi tarihsel olarak geride bıraktık. Artık her birey kendi becerilerini paylaşım ekonomisi içerisine dahil edebilir. Örneğin bir yandan mevcut işinizde kurumsal satın alma işlemleri ile uğraşıyorken, “satın almada en iyi olmak” hedefini koymak yerine buradaki hedefleri küçültebilir ve buradan kazanacağınız enerji ile Behance veya DesignCrowd gibi sitelerde freelance olarak kitap kapak tasarımları yapabilir veya seslendirme sanatçısı olarak çalışabilirsiniz.

Özetle, dünün doğruları ile bugünü yaşamaya çalışmak yerine, yarının doğrularını çözümleyip kendi kurallarınızı belirleme şansını kullanın, bunun önü tarihte hiç olmadığı kadar açık.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link