“Ama Biz Böyle Bir Tasarım Beklemiyorduk!”

Kabul edelim, biz kullanıcı deneyimi tasarımı profesyonelleri, işlerimiz hakkında açıklama yaparken hâlâ (jargona aşina olmayanlar için) Klingonca’ya yakın bir dil konuşuyoruz. “Bilgi mimarisi, kullanıcı deneyimi yol haritası, taksonomi, wireframe, mockup, prototip, low fidelity, high fidelity” derken proje sahibi olarak konumlanan profesyonelin ya bu teknik terimlerle önceden mesaisi olmasını ya da çok hızlı bir öğrenme yeteneğine hasıl olmasını şart koşuyoruz. Bu durumda ne yazık ki yazının başlığında yer alan, proje sahibi dışavurumunun sıklıkla ortaya çıkmasına sebep oluyor. Sonuç: her iki tarafın da oldukça heves bükücü bir havayı teneffüs etmesi, motivasyon kaybı ve odağın dağılması… Kısaca, hüsran.

Beklenti Yönetimi

“Proje sahibi bizden ne bekliyor?” sorusuna yanıt almayı kolaylaştıran onlarca yöntem mevcut. Kapsam tanımlama, gereksinimlerin analiz edilmesini sağlama, proje vizyonunu belirleme ilk çırpıda akla gelenler. Lakin iş “tasarım”a gelince, “neyin tasarlandığı” kadar “neyin, nasıl tasarlandığı ve sunulduğu” da hayati önem taşımaya başlıyor. Anlatımı örnekle pekiştirmek gerekirse: Bir kullanıcı deneyimi tasarımcısının, onlarca öncül karar ve onaydan sonra “Anasayfanız bu şekilde olacak.” diye sunduğu görsel çözüm, proje sahibinin “görsel çözüm kütüphanesi”ndeki “tasarım” karşılığıyla eşleşmediğinde, beklentisine de ne yazık ki yanıt verilmemiş oluyor. İşte tam da bu noktada, teknik jargonun her iki taraf için de aynı anlamları ifade etmesi, “Wireframe nedir?”, “Mockup nedir?”, “Prototip nedir?” sorularının yanıtlarının birebir aynı olması, hem zaman hem de motivasyon kaybını engellemenin yegane yolu.

Projenin başlangıç aşamasında, olası beklenti karşılayamama endişelerini gidermenin ve tüm diğer Klingonca zaafiyetlerinden kurtulmanın en kolay yolu, ortak bir Tasarım Taksonomisi ya da UX Sözlüğü üzerinde anlaşmak. Teslimat zamanlaması rahatsız edici seviyede yakın olan projelerde, bu tip ortak bir proje dili belirleme çalışması proje sahiplerince “lüks” görülecektir, bu anlaşılabilir. Lakin bu çalışmanın eksikliğinin, sonradan neden olabileceği katastrofik sonuçlar projenin karar vericilerine doğru şekilde aktarılabilirse, bu çalışmanın pratiğinin projenin başarısında büyük pay sahibi olacağına emin olabilirsiniz.

Beklentiyi Karşılamanın Çıkış Noktası: Çıktıların Olması Gerektiği Gibi Yorumlanabilmesini Mümkün Kılmak

Kullanıcı deneyimi tasarlarken onlarca çıktı sunulduğunun bilincinde ve bu yazı için bu sayfada bize ayrılan bölümün kısıtlarının da farkında olarak, UX çıktıları içinden en yüksek frekansta sunulan bir örnekle savımızı destekleyelim: Wireframe.

Türkçe izdüşümü “tel çizim” olarak tanımlanabilecek wireframe’ler, genelde low-fidelity (yani bağımlı kalma zorunluluğunun düşük olduğu), (renklerle hiyerarşi atamasını yapmamak adına) tercihen gri kutular ve yer tutucu içeriklerle sunulan örnek metinlerle hazırlanmış, stil bağımsız bilgi mimarisi eskizleridir. Bir wireframe çizmekte temel amaç; neyin nerede konumlanacağına, estetik ve stil atamasındaki kaygılara kaynak harcamadan göz atabilmeyi sağlayan bir iterasyon gerçekleştirebilmektir. Başarılı bir wireframe’in aşağıdaki özelliklere sahip olması beklenir:

  • İçeriği nasıl grupladığını net anlatabilmek
  • Bilginin yapı taşlarını doğru ve yine net bir şekilde organize edebilmek
  • En temel kullanıcı etkileşimlerinin (navigasyon gibi) eksiksiz konumlandırmasını yapabilmek

Tanımlama aşamasında iyi bir noktadayız, tamam. Lakin, eğer ki proje sahibiyle projenin başlangıç aşamasında ortak bir Tasarım Taksonomisi çalışması yapmadıysanız, proje sahibinin sizden aşağıdaki gibi bir çıktı beklemesi bir hayli muhtemel. (Bize güvenin, bunu onlarca kez deneyimledik.)

Oysa ki bu bir wireframe değil, mockup. Mockup; ürünün, servisin ya da dijital varlığınıza nasıl bir isim veriyorsanız onun, son kullanıcı tarafından görüntülenecek haline en yakın görünümüyle, sunulacak en temel fonksiyonalitenin (etkileşim senaryolarının) simüle edildiği çözümüdür. Mockup tasarlandığında görseller, tipografi ve tasarımınızın estetik kaygısını tanımlayacak unsurları devreye girer. Mockup’a bakıldığında -her ne kadar işlevselliği tam anlamıyla çalışmasa da- “Demek ki işin sonunda böyle bir şey göreceğim.” beklentisinin giderilmesi amaçlanır. Özetle mockup, yüksek profilde hazırlanmış bir görsel tasarım sunumudur.

Wireframe temelleri atar, mockup ise ona bağlı kalarak görsel zenginliğin atamasını gerçekleştirir. Tasarım ve Geliştirme ekiplerinin besleneceği Tasarım Dokümantasyonu wireframe’lerle start verir ve mockup’larla pekiştirilir. Mockup’lar, wireframe’lerden farklı olarak işin görsel estetiğini tanımlar ve tabii ki proje sahibi sunumlarındaki hayal gücü temassızlıkları ile çözümü algılama sorunlarını ortadan kaldırır. Wireframe’lerdeki gri kutulardan çok daha estetik oldukları da aşikardır.

Peki, siz wireframe sunduğunuz sırada proje sahibi mockup beklediği için gelişen beklentinin karşılanamamasından mütevellit krizin yaşanmasını nasıl önleyebilirsiniz? Bu sorunun yanıtı, yukarıdaki anlatım içinde birkaç kez vurgulanmış olsa da tekrar altının çizilmesinde fayda var: Detaylıca hazırlanarak proje sahibiyle paylaşılmış bir Tasarım Taksonomisi, onun verildiği taraf nezdinde anlaşıldığını garanti etmez.

Beklentinin Ne Olduğu Üzerinde El Sıkışırken Elinizdeki Geçmiş Örnekleri Kullanın

Basit bir çözüm, öyle değil mi? Ama inanın, bu da kolay değil, ancak zaruri bir prosedür. Biz SHERPA’da örneklerin sunumunu mümkün kılabilmek, daha doğrusu bu adımda proje sahibiyle birlikte çalışabilmek adına süreci aşağıdaki gibi yönetiyoruz:

“Size projeniz boyunca sunacağımız çıktılar şunlar {buraya örnekler gelir} ve bu çıktılar projenin gelişiminde şu kararları {çıktının hangi işlevi yerine getireceğine dair anlatım} almamızda fayda sağlayacaktır. Eğer tercihiniz bu çıktılardan {proje sahibinin üretilmesini tercih etmeyeceği çıktılar buraya gelir} çalışmalarının yürütülmesini şart koşmuyorsa, ilgili çıktılar sayesinde gerçekleştireceğimiz takım içi tartışmalar ve o tartışmalar sayesinde alabileceğimiz kararları da pas geçeceğimiz çıkarımında bulunacağız. Bu durum, deneyim tasarımının çok önemli adımlarındaki bazı kararların, projenin deneyim tasarımının üstlenicisi olan bizler tarafından alınacağını ifade etmektedir. Eğer bize böyle bir yetki veriyorsanız, âlâ. Kararları biz alır ve ilerleriz. Yok, ‘O kararları da birlikte alalım’ diyorsanız, üretime geçmeden önce size teslim edeceğimiz tüm çıktıların örnekleri üzerinden birlikte geçmek ister misiniz?”

Altın Vuruş

Tüm bu adımları atabildiğinizi ve beklentinin gayet net bir şekilde her iki taraf için de tanımlanmasını mümkün kıldığınızı varsayalım. Üzgünüz, hâlâ üzerinde çalışılması gereken bir detay var: Beklentisini net bir şekilde anladığınız kişinin işi sunacağı (o) diğer kişinin beklentisi (Evet, her proje sahibinin böyle bir rol sahibi de var). “İyi de tüm bu olasılıkları düşünmek zorunda mıyız? Baştan karar vericiler kim olacak tartışmasını yapıp bu engeli ortadan kaldıramaz mıyız?” diye soruyorsanız: Üzgünüz, bu olasılığı dikkate almadan ilerlerseniz, beklenti yönetiminin başka bir bağlamda başarısızlıkla sonuçlanacağını da peşin peşin kabul etmeniz gerekecektir.

Hayatında hiç wireframe görmemiş, onun ne işe yaradığı konusunda hiçbir fikir sahibi olmayan ve daha da kötüsü, “tasarım” denildiğinde aklına “mockup” gelebilecek o kişiyi düşünün, işte altın vuruşu onun için yapacağız.

Altın vuruş için sunulan tüm wireframe’leri anotasyonla destekleyin ve her bir görsel disiplin kararını, kullanılacak metin bloğunun işlevini, wireframe’in (tarayıcıda veya hangi görüntüleyicide sunuluyorsa oradaki) güvenli alanları nasıl kullandığının senaryolarını wireframe’in üzerinde tanımlayın. Eğer zamanınız varsa wireframe’iniz üzerinde, etkileşimli alanların (düşük kaynakla kotarabileceğiniz) animasyonlarına dahi yer verin.

Brandon Sanderson’ın dediği gibi; “Beklenti seramik gibidir. Onu ne kadar sıkı tutarsan, kırılması da o kadar zor olur.”

Biz, kullanıcı deneyimi odaklı bir tasarım stüdyosuyuz. Eşsiz kullanıcı ve müşteri deneyimleri yaratıyoruz. Problemi tanımlar, çözümü tasarlarız.

Bir Cevap Yazın

Starbucks Bardakları Yeni Yıl ve Kış Temasıyla Renkleniyor

Starbucks’ın neredeyse 600 yıldır tüketilen bir içeceği, hele Türkiye gibi özel bir pişirme tekniği bulacak kadar ona düşkün ve kahve kültürü oldukça gelişmiş ülkelerde bile kendi ürünleriyle nasıl kolayca pazarlayabildiğini merak ederiz. Bu önemli ve dünyanın farklı kıtalarındaki kültürel kodları da aşarak başarılı olmuş pazarlama taktiği, aslında sadece kahvenin kendisinden ve çeşitliliğinden değil, sunumundan da kaynaklanıyor. Markanın kış döneminde çıkardığı rengarenk Starbucks yılbaşı bardakları da bunun önemli bir parçası.

Markanın bu kış için tasarladığı bardaklarda, sanatsal bir yaklaşım hissediliyor. Hepimizin bildiği büyük ve düz renk Starbucks bardağındaki beyaza, yaklaşan yılbaşı nedeniyle kırmızı da katılmış ve çam ağacının unutulmadığı tasarımda, Starbucks simgesi olan siyah kontur çizgileriyle resmedilmiş yeşil fonlu deniz kızını bu sefer kırmızı kurdeleler sarıyor. Bardaklar ayrıca, müşterileri adlarını üzerine yazmaya yönlendirmek için kanvas doku görünümlü bir tasarımla üretildi. Hediyeler, çam ağacı ve diğer tatil görselleriyle donatıldı.

Starbucks Kıdemli Yaratıcı Direktörü Leanne Fremar, 2017 bardaklarının, markanın ilk dönemsel kırmızı bardaklarını “geçmiş yılların şerefine” sunmasının 20. yılına denk geldiğine dikkat çekiyor. Fremar, 2017 bardaklarında kullanılan görsellerin, insanların önemli günleri kutlama şekillerini temsil ettiğini belirtiyor. Tatilleri kutlamanın birçok yolu olduğunun söyleyen Fremar, bu yolların hepsini Starbucks’ta uyguladıklarının altını çiziyor.

2015 bardaklarında, aşağıya doğru yoğunlaşan, gölgeli kırmızı tasarımı seçen Starbucks, internetteki tasarım anlayışından da etkilenerek Noel tarzını yansıtmayan bir yol tercih etmişti.

Mevsimsel ve yeni yıl temaları taşıyan, müşterileri tarafından tasarlanan 13 farklı bardak kullanan marka bu kış, Starbucks Yaratıcı Stüdyo illüstratörü Jordan Kay’in çizgileriyle huzurumuza çıkıyor. 2017 Starbucks bardakları hakkında biraz daha fikir edinmek için aşağıdaki videoyu izleyelim.

Renkli bir konsepti tercih eden Starbucks’ın, kendi çizimlerini bardaklar üzerine yansıtan çalışanlarından ve müşterilerinden önemli ipuçları yakaladığı görülüyor. Kampanya teması olan ve bardak tutma şeridinde kendine yer bulan “Give Good” ise Starbucks çalışanlarının ve müşterilerinin olumlu ve üretken karakterine atıf yapar, markanın enerjisini gösterir nitelikte olmuş. Tam da bu noktada, markanın insanlara ilham vermek ve onların bardaklarını renklendirmesi amacıyla, yaratıcı gereçleri sezon boyunca şubelerinde bulunduracağını da ekleyelim.

Bu ayın başında geri dönen bardakların; Chestnut Praline Latte, Caramel Brulée Latte, Eggnog Latte, Holiday Spice Flat White, Gingerbread Latte ve Peppermint Mocha gibi kestaneden karamele, zencefilden naneye kadar uzanan mevsimsel içecekleri de beraberinde getirdiğini de söyleyelim. Starbucks’ın yılbaşı hediye kartlarını ve diğer sürprizleri ise 9 Kasım’da müşterilerin beğenisine sunması bekleniyor.

Ford, Kamyon Şoförleri İçin Uyuyakalmayı Engelleyen Akıllı Bir Şapka Tasarladı!

Ford Brezilya’da üretimine başladığı kamyon üretiminin 60.yılını kutlamak amaçlı, yollarda dikkatsizlik sonucu meydana gelen kazaları minimuma indirmek için ‘akıllı bir şapka’ tasarladı.

Teknolojinin son ürünü olan akıllı şapkanın amacı, kamyon şoförlerinin başına dikkatsizlik sonucu gelebilecek kazaların önüne geçmek.

Trafik kazaların büyük bir çoğunluğunun dikkatsizlik, direksiyon başında uyuyakalma gibi sürücü hataları sonucu meydana geldiğini hepimiz biliyoruz.  Bu durumların önüne geçmek için Ford tarafından kamyon şoförlerine özel üretilen ‘SafeCap’ sürücünün kafa hareketlerini takip ediyor. Eğer şapka sürücünün uyuduğunu ya da uyuma sürecine geçtiğini algılarsa, sürücüyü kenara çekmesi konusunda uyarıyor.

Şapkanın içinde yer alan minik sensörler kişinin başının, belirli bir süre zarfında, belirli bir açıda dik ya da yatay olarak eğildiğini algılarsa alarma geçiyor ve kişiyi dinlenme vakti geldiği konusunda uyarıyor.

Ford Güney Amerika Başkanı Lyle Watters SafeCap’in hem araçları hem de daha kapsamlı bir sürüş kültürü geliştirmek açısından teknoloji kullanımının en güzel örneklerinden olarak değerlendirirken, şapkanın sürücülerin hayatını hem daha kolay hem de güvenli kılacağını ifade etti.

Sürücülerin güvenliğini sağlama konusunda ne kadar etkili olacağı konusunda Ford’dan henüz bir açıklama gelmemiş olsa da şirket gereken testler yapıldıktan sonra SafeCap’in gelecek sene dünya çapında yaygınlaşması için çalıştıklarını belirtti.

Teknolojinin hayatı kolaylaştırdığı hatta korumaya başladığı noktalara güzel bir örnek teşkil eden SafeCap, trafik kazalarının önleyici tedbirlerin yaygınlaşmasında teknolojin üstleneceği rolü de hatırlatması bakımından bir hayli dikkat çekici.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Black Friday Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link

BLACK FRIDAY

Marketing Meetup'ta Bugün ve Yarın Tüm Biletler 42,90 €
BU ETKİNLİKTE OLMALIYIM
Sadece ilk 50 kişi için geçerli olacaktır
close-link
€42,90 Bugün ve Yarın Marketing Meetup'ta Tüm Biletler İndirimli
Black Friday