Adidas’ın Berlin Metrosu İlhamlı Sneakerlarını Giyene Ulaşım Ücretsiz!

Bazen doğru ayakkabıya sahip olmak tüm kapıları açabilir. Buna metro kapıları da dahil.

Adidas’ın ikon serilerinin yer aldığı Adidas Originals  EQT Support 93/17 modelinin ilhamını Berlin2in U-Bahn hattında çalışan metrosunun canlı renkler kullanılan koltuk kumaşlarından aldı. Parlak renklerde kamuflaj deseni gibi görünen metro koltuğu kumaşlarından ilham alan EQT Support 93/17 Berlin modelinin lansmanı  Berlin ulaşım yönetimi BVG  tarafından 16 Ocak’tan itibaren geçerli olacak şekilde yapılacak.

Dünya’da türünün ilk ve tek örneği olmayı başaran bu spor ayakkabı çalışması sadece satın alan Berlinlilerin yüzünde gülümseme bırakmakla kalmıyor, aynı zamanda ayakkabının dil kısmında mükemmel bir sürpriz barındırıyor. Küçük ölçülerde bir tren bileti!

Sadece 500 adet üretilen metro temalı bu ayakkabıya sahip olanlar aynı zamanda 16 Ocak’tan başlayarak bu yılın sonuna kadar Berlin’de ki tüm toplu taşıma araçlarını ücretsiz kullanabilecekler. Yıllık akbil hayalinin ulaşılabilir fiyatlara ( ayakkabının fiyatı sadece €180) üstüne ayağınızda gerçekten havalı bir spor ayakkabıyla gerçek olduğunu düşününce sevgili Berlin vatandaşlarının oldukça şanslı olduğunu düşünmeden edemiyoruz.

Marka işbirliklerine aşina olsak bile ulaşım yönetimi ile spor markasının işbirliği oldukça yaratıcı. Köklerini Almanya’dan alan Adidas’ın ülkesine küçük bir sürprizi olan bu sneaker ayrıca bizlere ünlü kreatif direktör John Hegarty’nin yaratıcılık “Fikriler her yerdedir, sadece görmeniz gerekir” sözünün adeta vücut bulmuş hali gibi geldi. Siz ne dersiniz oldukça başarılı değil mi?

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon Pazarlama, Sosyal medya, Marka Yönetimi, Pazarlama İletişimi, Dijital Pazarlama ve İş Dünyası konularına odaklı bilgi kaynağı.

Bir Cevap Yazın

KFC, “FCK” Reklamıyla Ciddi Bir PR Krizini Nasıl Aştı?

  • Genelde markaların kriz yönetimini iyi yapamadıklarını görsek de, fast food restoran zinciri KFC bu konudaki istisnalardan biri konumunda.
  • Birleşik Krallık’ta ciddi ve beklenmedik bir tavuk kıtlığı nedeniyle şubelerini kapatmak zorunda kalan KFC, bu krize cevap olarak “FCK” başlıklı bir reklam yayımladı.
  • KFC Birleşik Krallık ve İrlanda’nın pazarlama ekibinin Mother London isimli reklam ajansıyla birlikte hazırladıkları bu reklam, Cannes Lions 2018’de, halkla ilişkiler ve basılı reklam kategorilerinde, “Altın Aslan” ödülüne layık görüldü.
  • İlgili Yazı: 1982’den Başarılı Bir Kriz Yönetimi Örneği: Johnson & Johnson Tylenol Krizi

Markaların doğru bir şekilde kriz yönetimi yapabilmeleri, çok önemli bir meziyettir. Zaman zaman çeşitli büyük markaların halkla ilişkiler krizleriyle karşı karşıya kaldıklarına şahit oluyoruz. Ancak genel olarak bu süreçler kötü yönetiliyor ve bu nedenle markanın imajı fazlasıyla zedeleniyor. Yine de başarılı bir şekilde kriz yönetimi yapabilen markalar da mevcut. Dünyanın en büyük fast food restoran zincirlerinden biri olan KFC de bu markalardan biri konumunda.

KFC, Birleşik Krallık’ta ciddi ve beklenmedik bir tavuk kıtlığı nedeniyle geniş çapta şubelerini kapatmak zorunda kaldığında, kendisini tam bir halkla ilişkiler krizinin ortasında buldu. KFC Birleşik Krallık ve İrlanda’nın pazarlama ekibi ve anlaşmalı reklam ajansı Mother London, bu krize yönelik olarak bir cevap vermek zorunda olduklarını biliyorlardı. Ancak nasıl bir cevap vereceklerini tam olarak bilemiyorlardı. Nihayetinde verilen cevap ise oldukça kısa ve özdü: FCK.

Esprili ve samimi tarzıyla ön plana çıkan fast food restoran zincirinin, yaşanan bu kriz dolayısıyla müşterilerinden özür dilemek için son derece ilginç bir yol seçtiği aşikar. Ancak bu, markanın genel tarzına uygun, yaratıcı ve sorumluluğu kabul eden tarzda bir cevaptı. Hatta bu reklam çalışması, KFC Birleşik Krallık’ın Cannes Lions 2018’de, halkla ilişkiler ve basılı reklam kategorilerinde, “Altın Aslan” ödülünün sahibi olmasını sağladı.

Adweek, Cannes Lions 2018 sırasında, bu reklamın meydana getirilmesine yol açan süreç ve konuşmalardan bahsetmek için KFC Birleşik Krallık ve İrlanda CMO’su Meg Farren ve Mother London Kreatif Direktörü Hermeti Balarin‘i yakaladı. Adweek’in KFC Birleşik Krallık ve İrlanda’nın bu çalışmasıyla ilgili olarak paylaştığı habere göre, Hermeti Balarin konuyla ilgili olarak kısaca şunları belirtti:

“Durumun çok ciddi olduğunu biliyorduk. Yani bir fikir bulmak için kendimizi odaya kilitlediğimiz o anın üzerinden kelimenin tam anlamıyla 24 saat geçmişti.”

Meg Farren ise bu reklamın nasıl algılanabileceği konusunda bir endişesi olduğunu, ancak ekibinin, insanların da kendileriyle aynı fikirde olacağına inandığını dile getirdi ve şunları söyledi:

“Onu avukatlarımızdan birinin burnunun altına koyduk ve hemen gülümsedi. Biliyorduk, insanlar buna güleceklerdi.”

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Lucky Strike Satışlarını Arttırmak İçin Kadınlara Yapılan Yeşil Propagandası

Günümüzün standart haline gelmiş modern pazarlama yaklaşımı, hedeflenen kitlenin bilinçdışı arzularına hitap etmek; kitleleri sunulan ürün ya da hizmeti istediğine ve hatta buna ihtiyaç duyduğuna inandırmak üzerine kuruludur. Ancak 1920’lere dek, tüketici için gerçekten var olmayan bir isteği veya ihtiyacı yaratmak diye bir konsept söz konusu değildi. İşte pazarlama alanına, seri üretim mallarını tüketicinin bilinçdışı arzularıyla ilişkilendiren bu manipülatif yaklaşımı sokan kişi; “Halkla İlişkilerin Babası”, Edward Bernays’tır. Bernays’ın psikanalizin kurucusu Sigmund Freud’un özbeöz yeğeni olması da tesadüf olmasa gerek.

Edward Bernays (1891-1995)

1922’de New York’ta ilk halkla ilişkiler dersini veren, 1923 yılında Cyristallizing Public Opinion adlı kitabıyla da ilk halkla ilişkiler kitabını yazan Bernays’ın en bilindik çalışmalarından biri kadınları sigara içmeye ikna etmesidir. Kadınların sigara içmesinin uygunsuz görüldüğü bir dönemde, bir grup kadının ellerine sigara vererek yaptırdığı yürüyüş halkla ilişkiler dünyasında efsane olmuş bir eylemdir. Bu eylemle birlikte sigara ateşi “özgürlük meşalesi” olarak anılmaya başlamış, kadınlara sigara satışı artmıştır.

Sayısız başarılı halkla ilişkiler kampanyasının arkasındaki isim olan Bernays’ın en ünlü işlerinden bir diğeri de Lucky Strike için yürüttüğü yeşil kampanyasıdır. American Tobacco’nun en önemli markası olan Lucky Strike’ın satışları iyi gitmemektedir. Şirketin sahibi George W. Hill, yaptırdığı bir anketin sonucunda kadınların Lucky Strike’ı tercih etmediklerini, bunun sebebininse sigara paketlerinin rengi olan yeşilin kadınların kıyafetleriyle uygun olmaması olduğunu fark eder. Evet, Lucky Strike şirketi, elinde milyonlarca paket sigarayı bir renk yüzünden satamamaktadır.

George Hill, bu sorunu çözebilmesi için Bernays’la görüşür ve  paketlerin renginin değiştirmelerinin mümkün olmadığını en başından belirtir. Bernays şu cevabı verir : “Paketin rengini değiştiremiyorsak, biz de moda olan rengi değiştiririz.”

Böylece “yeşil kampanyası” ortaya çıkar. Kampanyanın esas amacı kadınların yeşil giymesini sağlamaktır. Bernays öncelikle yeşil rengi üzerine bir araştırma yapar ve Language of Color isimli kitapta yeşilin; umut, zafer ve bolluk anlamına gelen pozitif bir renk olduğunu görür. Sıradaki adımı, New York sosyetesinden fikir öncüsü olabilecek kadınlara yeşil rengini giydirmektir. Onlar yeşil giyinirlerse, diğer kadınlar da yeşil giyinecektir. Moda editörleri ikinci hedefidir, yeşil rengiyle ilgili teşvik edici hikayeler yazacaklardır. Bernays, 1934’te Waldorf Astoria’da yüksek sosyetenin katılacağı çok özel bir balonun düzenlenmesine önayak olur. Balonun tema rengi yeşil olacaktır; katılımcıların yeşil elbise giyme zorunluluğu vardır. Vogue, Harper’s Bazaar gibi önde gelen dergilerin bu etkinliğe gösterdiği ilgi sonucu, Barney’s hedefine ulaşır ve o yıl yeşil, gerçekten de moda renk haline gelir. Ve sonuç olarak bu durum kadınların sigara satın alırkenki tercihlerini etkiler ve yeşil renkli Lucky Strike paketlerinin satışında beklenen artış yakalanır.

İstediği sonuçları başarıyla elde edebilen, ilk kez Bernays tarafından kullanılan bu propaganda teknikleri günümüz reklam kampanyalarında hala kullanılıyor. Acaba hangilerine kanıyoruz, hangilerinin farkındayız?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link