8 Maddede UX Temelleri 0

UX (User Experience) yani kullanıcı deneyimine uygun tasarımlar yapmak web sitenizin neden bir işe yaramadığının sorusuna cevap olarak gösterilebilir. UX tasarımına ihtiyacınız olup olmadığını anlamakta aslında o kadar zor değil. Eğer sitenizdeki hemen çıkma oranı %80’lerde ise ya da günde 1000 kişinin geldiği sitenizden günde 2 dönüşüm gibi komik rakamlar alıyorsanız UX özelinde çalışmak için geç bile kalmış olabilirsiniz.

1- Tam Sayfa Görseller

Nöropazarlamanın gelişmesiyle birlikte artık insanların bir web sitesine girdiğinde nelere dikkat ettiğini, nelerin dikkatini çektiğini daha iyi gözlemleyebiliyoruz. Tam sayfa arkaplan görselini gören kullanıcılar bir an durup görsele odaklanabiliyorlar. Özellikle tam sayfa arkaplanlarda mutlu insanlar kullanmak, insansız görsellerden çok daha fazla etkili olabiliyorlar. Arkaplanda sinemagraf kullanımı da aynı şekilde hem tek bir yere odaklanılmasını sağlıyor hem de sayfaya canlılık katıyor.

sinemagraf

2- Bölünmüş Ekranlar

Müşterilere ne kadar çok seçenek gösterirseniz o kadar kafaları karışır.” sözünden hareketle ikiye bölünmüş ekranlar kafa karışıklığını gidermekte ve kullanıcıları gerçekten aradığına ulaştırabilmekte. Bunun en güzel örneklerinden biri de Peugeot’un global web sitesi olabilir. Yani müşteriyi kendi aradığı içeriğe onlarca kategori arasında boğulmak yerine daha basit şekilde ulaştırabilirsiniz.

split-screen

3- Monokromatik Renkler

Monokromatik yani tek bir rengin birden fazla tonundan oluşan renklerle yapılmış olan site tasarımları kullanıcıların algılarını daha iyi hedeflemekte. Onlarca sekme içerisinde sizin web sitenize gelen kullanıcı zaten kafası karmakarışık bir halde olduğundan yalnızca tek bir renge odaklanacak ve vereceğiniz mesajı daha iyi algılayabilecek. Özellikle tek renkli bir sitede vereceğiniz CTA diğerlerinin önüne çok daha rahat çıkabilecektir.

monokromatik

4- Öncelikli Navigasyon

Sanırım hepimiz çok fazla CTA çeşidi olduğunda kullanıcıların bir CTA’ya yönlenmekte zorlandığını biliyoruz. Navigasyon menünüzde tek bir seçeneği öne çıkarmanız tıklanma oranlarını en az on kat artıracaktır.

5- Minimalist Lead Ekranı

Eğer amacımız lead toplamak ise kullanıcıların dikkatini dağıtmadan farklı bilgiler vermeden tek bir ekranda yalnızca lead toplama formunu koyabilirsiniz. Landing Page optimizasyonu için yapılması gereken onlarca şeyin başında minimalistlik geliyor. pinterest-landing

6- Video

Kullanıcıların internette yaşadığı en büyük problemlerden birisi güven duygusu. Kullanıcıların güvenini kazanmak ise karşılarında bir insan görmelerinden geçiyor. Referans videoları, hoş geldiniz videoları ve ürün demoları gerçekten rakiplerinizden sıyrılmanıza yarayacak geliştirmelerin başında geliyor. Yalnız video derken gerçekten profesyonel videoları kastediyorum. Windows Movie Maker’ı lütfen bilgisayarınızdan kaldırın.

7- Sabit CTA

CTA yani call-to action yani sizin web sitenizdeki yegane hedefiniz. CTA’nızı gizlemek yerine mümkün olduğunca öne çıkarmalısınız. CTA, kullanıcı hangi sayfaya giderse gitsin daima onun görebileceği bir yerde olduğunda tıklama oranının nasıl arttığına inanamayacaksınız. Özellikle mobilde mutlaka denemelisiniz.

fixed-position-cta

8- Pin Kutuları

Pinterest’e benzeyen kutu kutu tasarımlar şu sıralar oldukça popüler. Hem farklı içerikleri biribirinden daha rahat ayırt etmeyi sağlıyor hem de mobilde harika görünüyor ve kullanılıyorlar.

card-design

Cremicro Ajans Grubu'nun kurucusu. Growth Hacker | Entrepreneur | Lecturer | Blogger

Bir Cevap Yazın

Yüz Yüze Konuşmak İsteyen Ürünler Daha Çok Seviliyor 0

Pazarlama alanında tüketicilerle daha sıcak ve dostça bir iletişim kurmak isteyen markaların, son yıllarda görselliği öne çıkardığını siz de fark etmiş olmalısınız. Bunun pek çok nedeni olsa da en büyük itici güçlerinden biri, internette ve mobil iletişimde, özellikle de WhatsApp, Facebook Messenger vb. mobil mesajlaşma uygulamalarındaki konuşmalarda popülerleşen emoji kullanımı oldu. Kullanıcılar böylece, yıllardır noktalama işaretleriyle yaptıkları yüz ifadesi işaretlerini, daha renkli ve samimi ikonlarla yapıp duygu durumunu daha etkili bir şekilde ifade edebilir hâle geldi.

Elbette bu durumun sadece sanal ortamla sınırlı kalmayacağı belliydi. Tatil sezonunun hâlâ sürmesi nedeniyle, son dönemde televizyonda sıkça rastladığımız ucuzabilet.com‘un emojilerle dolu reklamını, bu durumun ülkemizdeki en açık yansımalarından biri sayabiliriz.

Avrupa Toplumsal Psikoloji Dergisi’nde (European Journal of Social Psychology) bu ay yayımlanan bir yazı, insanların ambalajı üzerinde bir yüz ifadesi bulunan ürünleri daha çok tercih ettiğini ortaya koyuyor. Hatta bu tercihin, tüketicinin yaşadığı yalnızlık hissiyle doğru orantılı olarak arttığını öne sürüyor.

Oregon Üniversitesi tarafından yapılan araştırmada, insanların temel ihtiyaçlarından sayılan aidiyet hissi ve sürdürülebilir toplumsal ilişkiler kurma noktalarından hareket edilmiş. Yeterli düzeyde sosyal ilişki kuramayan kişilerin, alışveriş alışkanlıklarını değiştirme de dâhil olmak üzere, bu boşluğu doldurmak için farklı yollar denediği belirtilmiş.

Logosunda ve ürün ambalajlarında, kurucusu Colonel Sanders’ı kullanan KFC, bu durumdan yararlanan markalar arasında yer alıyor.

Araştırmayı yapan ekipten Prof. Dr. Ulrich Orth, bir önceki araştırmada, tüketici davranışı ve satın alma kararıyla toplumsal bağlantılar kurmaya olan ihtiyacı ölçtüklerinin üzerinde duruyor. Orth ardından, bu araştırmada görsel içeriğin toplumsal ilişki kurmadaki ve marka beğenisindeki rolünü göstererek bir önceki araştırmadaki eksik parçayı tamamladığını söylüyor. Çalışmanın çıktılarına göre, görsel içeriğinde bir yüz bulunan markalara müşteriler daha çok sempati besliyor ve bu sempati, tüketicideki yalnızlık duygusu arttıkça yükseliyor.

Araştırmada imzası bulunan diğer akademisyen, yine Oregon Üniversitesi’nde görevli Prof. Dr. Bettina Cornwell ise daha etkili olmak için markaların ille de kahkaha atan veya açıkça gülümseyen bir yüz kullanmak zorunda olmadıklarının altını çiziyor. Hangi kategoriden olursa olsun ürünleri gören tüketicilerin, insana benzer görüntüleri sıkça insan dışı görüntüler şeklinde hayâl ettiklerine dikkat çekiyor.

Markalar, yüz görüntüsü kullanımında illüstrasyonun gücünden de yararlanıyor.

Araştırmada dikkat çeken birçok nokta bulunuyor. Sonuçlara göre, yalnızlık duygusunun insanlarda yüz ifadesi görme isteğini kamçıladığı, başka insanlarla sosyal ilişki kurmadaki yetersizliğin insanları farklı arayışlara ittiği görülüyor. Bu iki etkileşimin toplamında, tüketicilerin markayla ilişkili bir yüz imgesiyle karşılaşması, onların sosyal bağlantılar kurmak amacıyla süren arayışlarının bir yansıması olarak önümüze çıkıyor. Araştırmanın bir kısmını ücretsiz olarak buradan okuyabilirsiniz.

Teknolojinin dur durak bilmeden ilerlemesinin bize pek çok yeni olanak sunduğu ve bireyselleşmeyi hiç olmadığı kadar mümkün kıldığı artık bir gerçek. Fakat bireyselleştikçe yalnızlaşıyorsak, yalnızlaştıkça da toplumsal iletişim eksikliğimizi markaların bize sunduklarıyla tatmin etmeye çalışır hâle geldiysek, sizce de belli noktalarda biraz aşırıya kaçmıyor muyuz? Ne dersiniz?

Siyah, Ürünün Kendine Yakışanı Giymesidir (Mi Acaba?) 0

Bir ürün gamı veya yeni bir marka tasarlanırken en önemli noktalardan biri de o ürünle veya markayla özdeşleşecek rengin seçimidir. Bir düşünsenize; sarı ve kırmızıyı bir arada düşündüğünüzde aklınıza gelen ilk marka McDonald’s değil mi? Bir de bu topraklardan örnek verelim. Ülker’in Hindistan cevizli barı Coco Star’dan bahsettiğimizde aklımıza hemen o mavi paketi düşmüyor mu? Peki ya, yurt dışında pek popüler olan Mars için siyah,olmazsa olmaz bir parça değil mi?

En popüler çikolata barlardan olan Mars’ın alâmet-i fârikası siyah paketi

İşte bu sebeple markalar da ürünlerinin görünüş olarak rakiplerininkinden ayrılması için görsel mimariye önem veriyor ve son dönemde tek renk giydirme stratejisine yöneliyorlar. Hatta beyaza ve özelikle de bir anlamda “yeniden keşfettikleri” siyaha ilgileri artıyor. Bu durum, e-ticaret siteleri ve mağaza vitrinlerinin en çok da abur cubur diye tabir ettiğimiz ürünlerin bulunduğu bölümlerinde gözleniyor. Siyah ve beyaz ağırlıklı ambalajların renkle gelen albenisi, ürünleri tüketici nezdinde diğerlerinden ayrıştırıyor. Ayrıca renklerin ürünler üzerindeki etkisi de zamanla değişebiliyor. Örneğin beyaz ambalajlar bundan birkaç yıl öncesine dek özgürlük mesajı verirken günümüzde; sadelik, temizlik ve modernite hissini vererek tüketicilerle iletişime geçiyor.

Özellikle çocukları hedefleyen Kinder de ürün ambalajlarında süt ağırlıklı ve sağlıklı bir ürün olduğunu vurgulamak için beyazı tercih eden markalardan

Bununla birlikte beyazın ürün ambalajlarındaki egemenliğini yitirmeye başladığını ve siyahın tahta giderek yaklaştığını da belirtmeliyiz. Kimine göre sıradanlığın ve beyazın karşıtı olması nedeniyle iç karartmanın rengi, kimine göreyse ciddiyetin ve asaletin rengi olarak görülen siyah, son dönemde lüks tüketim markaları da dâhil olmak üzere, bir tür saygınlık ve ayrıcalık belirtisi olarak görülmeye başlandı.

Siyahın yeniden keşfi

Şarap, dondurma, çikolata vb. ürünlerde üst tabaka tüketiciye ulaşmanın sembolik dili olarak kullanılan siyah, bugün atıştırmalık kategorisindeki ürünlerin kendini göstermesinde de giderek daha büyük rol oynuyor. Günümüzde markaların; çekicilik, tazelik ve en önemlisi de sonsuzluk hissi verdiğine inandığı bu renk, her ne kadar kendine özgü bir hava getirse de yanlış ve ölçüsüz kullanıldığında markalar için bir tuzak hâline de dönüşebilir.

Beyazla ve açık renklerle kıyaslandığında siyahın daha üst düzey bir kontrast gücü olduğu bir gerçek. Fakat eğer tek renk olarak kullanılması planlanıyorsa, kötü bir sürprizle karşılaşmamak adına markanın pazarlama ve tasarım ekibi üyelerinin dikkatli bir ön hazırlık yapıp ambalajda veya örnek maket üzerinde siyahın ürün üzerinde nasıl durduğuna bakması, numune olarak basılmış ambalajla karşılaştırması şart.

Beyaz eşyalar bile günümüzde siyah renkli hâlleriyle karşımıza çıkabiliyor.

İşin bir diğer boyutu ise elbette dış çevre olarak karşımıza çıkıyor. Çok farkında olmasak da uğradığımız birçok zincir markette veya perakendeci noktasında önemli ölçüde karanlık veya loş alanlar görüyoruz. Ürün satış alanlarındaki aydınlatma şekli ise durumu daha da karışık hâle getiriyor. Zira hangi marka flüoresan ışık altında öndeki ürünleri alındıktan sonra, arka tarafta gölgede kalan siyah ambalajlı ürünlerinin hâlâ tüketicinin dikkatini çekebileceğini düşünebilir? Bir adım daha ileri gidelim, ya bu durum yetmezmiş gibi bir de reyonun kendisi siyahsa? Tam bir kâbus!

Siyahın cazibesine kapılmamak elde olmasa da az önce bahsettiğimiz sorunu yaşamak istemeyen markalar, ürünlerini olabildiğince satış alanlarında kullanılan arka plan renkleriyle uyum yakalamasını sağlamak zorundalar. Binlerce ürüne ve farklı ambalaja maruz kalan tüketicinin dikkatini çekmenin kolay olmadığı bir gerçek ama bile bile lades demenin de hiç mi hiç gereği yok. Yine de satış mekânı renklerinden emin olunamadığı durumlarda, koyu gri veya siyah kullanmak bir avantaj olabilir.

Siyah paketli Bare ürünleri, satış mekânlarında yerleştirildiği farklı konumla birlikte fark edilebilirliğini daha da güçlendiriyor.

Siyahın yaratacağı etkide ve ayrışmada satış mekânına uyumunun yanı sıra, bu mekânda nerede konumlanacağı da bir o kadar etkili bir noktadır. Hindistan cevizi çerezi Bare Snacks ise bunun son dönemdeki en açık kanıtlarından biri. Görsel kimliği siyah ambalaj üzerine temellenmiş bu atıştırmalık ürün, marketlerde diğer reyonların karşısında, ayrı bir yerde bulunan manav reyonlarında yer almış ve bu özel konumun avantajını da kullanmış.

Bir düşünsenize, geçmişte bu renkte satışa sunulacağını hiç tahmin etmediğiniz ürünler bile siyahın cazibesine kapılmadı mı? Yıllar önce kişisel ve dizüstü bilgisayarların siyah olacağı fikri bize garip gelirken, bugün siyah olmayan bilgisayar neredeyse kalmadı. Adı üstünde “beyaz eşya” diye tanımladığımız ürünler bile buna direnememişse, demek ki siyahta gerçekten de tüketiciyi çeken bir sihir var.

Söz ambalajlardan açılmışken, bu yılın en dikkat çekecek ambalaj tasarımlarını ele aldığımız yazımızı buradan okuyabilir, konuyla ilgili izlenim edinebilirsiniz.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Hemen Kaydolun
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link
İçerikle Pazarlama Workshop

Yemekcom Ürün Müdürü Batuhan Apaydın ile, içeriğin kral olduğu yeni dünyayı keşfetmeye hazır mısınız?
Hemen Kaydol
close-link