Youtube Reklam Formatları 0

Google Türkiye’nin 24 Ocak’ta Tekfen Towers’da düzenlediği Youtube reklam formatları eğitime katıldım. Markaların ne tür youtube reklam modellerini kullandıklarını ve örnekler çalışmaları Google Türkiye – Kıdemli Medya ilişkileri Uzmanı Can Demirezen’den dinleme fırsatı yakaladım.

Öncelikle Google Türkiye’nin düzenlediği bu tür etkinliklere katılmak gerçekten çok faydalı olduğunu söyleyebilirim. Öğretici ve fazla zaman almayan(çalışıyor iseniz) bu tür eğitimler gerçekten çok yarar sağlıyor.

Can Demirezen, sunumunun başlangıcında birkaç istatistik paylaştı. 1 dakikada twitter’da 700 youtube videosunun paylaşıldığı ve Dünyanın 1 numaralı video sitesin youtube ikincisinin ise m.youtube.com (mobil) olduğunu belirtti.

Youtube reklam formatlarının neler olduğunu sizlerle paylaşmada önce şunu belirtmeliyim ki bahsedeceğim reklam formatlarının Türkiye’de henüz hizmette olmadığını ve 2013 yılında Türkiye’de hizmete girmesinin beklenildiğini Google Türkiye ekibi özellikle belirtti. Umarım öle olur. Türkiye’de markalar, reklam ajansları ve dijital ajansların büyük bir iştahla bu hizmetleri beklediklerini söyleyebilirim.

Youtube mecrasında yapılan başarılı kampanyaların beğenilen ve eğlendirilen içerikler olmasının yanında kullanıcıyla diyalog kuran kampanyalar olduğu söylendi. Örneğin, Old Spice videoları. Bu arada Old Spice’ın TV reklamlarından önce Youtube’da tanıtım faaliyetlerine başladığını biliyor muydunuz?

Youtube’da 3 tür kanal çeşidi bulunuyor.

  • Kullanıcı kanalları
  • Marka kanalları
  • Müşteri kanalları

Kullanıcı kanalları üye olan her kullanıcının sahip olduğu bir kanal çeşidi. Marka kanalları ise markanın hizmet ve ürünleri tanıtan özel olarak tasarlanmış kanal çeşidi. Customer channel ise Öne Çıkanlar ismiyle markanın öne çıkan videolarını sergiledikleri tab fonksiyonlu bir kanal çeşidi. Youtube Marka Kanalı oluşturma rehberini detaylıca incelemek için buraya tıklamanız yeterli.

Gelelim Youtube reklam formatlarına. Youtube mecrasında global’de yapılan o kadar başarılı ve güzel işler var ki Türkiye’de bu hizmetler yayında olsa bizler acaba neler yapabilirdik diye düşünmedim değil. Youtube mecrasında bilmediğim birçok reklam formatını öğrendim. Sırasıyla başlayalım:

  • Annotation reklamlar

Youtube videosunu izlerken video üzerinde çıkan konuşma baloncuklu reklamlar. Kullanıcılar, bu konuşma balocuklarına tıklayarak başka bir youtube videosuna ya da video içerisinde başka bir sahneye yönlendiriliyor. Yaratıcı olmayan, video içerisinde doğru kurgulanmayan bu tür reklamlar sıkıcı olabiliyor. Youtube Rewind 2012 bunun en güzel örneklerinden httpv://www.youtube.com/watch?v=iCkYw3cRwLo.

Ayrıca Slap – Jamie Oliver videosu da çok güzel bir örnek. httpv://www.youtube.com/watch?v=usPV2cXhxp0

  • Homepage – Masthead Unit reklamlar

Youtube’da anasayfa’da en üst bar kısmında yayınlanan reklamlar. Flash oyun vs. gibi tüm özellikler kullanılabiliyor. Günlük rezervasyon bazından reklam veriliyor. Sadece ülkeye göre hedefleme yapılıyor. 1 günlüğe sadece Almanya kullanıcılarına çıkmak isterseniz o 1 gün sadece sizin markanıza ayrılıyor ve tüm Almanya Youtube kullanıcıları reklamınızı en tepede görüyor. Ayrıntılı bilgi almak için buraya tıklayabilirsiniz.

  • Homepage – Masthead Lite reklamlar

Standart masthead reklam formatı. Marka görseli ve markanın ilgili youtube videosunun ile yine youtube’un anasayfasın da en üst barda yayınlanan reklamlar. Yine günlük rezervasyon bazında reklam veriliyor. Bilgi için buraya tıklayabilirsiniz.

  • Youtube Truview Video Reklamları

TrueView video reklamları, “Google AdWords Video” ile oluşturulabilen video reklamları. İzleme başına maliyet alınıyor. Kullanıcı izlediği bir youtube videosu öncesinde reklam videosu karşısına çıkıyor. Örneğin, kullanıcı izleyeceği video öncesinde toplam 10 saniyelik bir reklam çıkıyor karşına ama kullanıcı 5 saniyesini izleyip, atlıyor. Youtube burada bunu “view” olarak saymıyor. Yani maliyetlendirmiyor. Kısacası youtube, kullanıcı reklamın tamamını izlemeli ki benim için para etsin demek istiyor.

Trueview reklam modelinde 2 strateji var;

  1. İlk 5 saniyede kullanıcı reklamının hepsini izlemeli.
  2.  Ya da ilk 5 saniyede reklam videon ilgi çekici olmalı ki kullanıcı da devamını izlemeli.

Detaylı bilgi için tıklayabilirsiniz:

  • Video İçi Reklamlar

YouTube video içi reklamlar, kullanıcı videoyu oynatmayı başlattığında alt barda çıkan reklamlardır. Ayrıntılı bilgi için almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Sunumda paylaşılan önemli birkaç notu da paylaşmak isterim;

– Kreatif çalışma iyi değilse youtube kampanyaları başarılı olmuyor.
– Videonun iyi içerik olduğunu yansıtan metriğin artık view sayısı olmadığı belirtildi. Watch time’ın artık en önemli metrik olduğu söylendi.
– En az skip (atlanan) edilen reklam, en kalite reklam. Bir reklam ne kadar çok atlanmışsa Youtube o içeriği kaliteli olarak görmüyor. Dolayısıyla reklamı daha az yayınlıyor.

Eğitimden aldığım notlar bunlar. Gördüğünüz gibi Türkiye’de bizim kullanmadığımız birçok youtube reklam formatı var. Ama Türkiye’de “yurt dışını hedefleyen” bazı markaların bu tür reklam formatlarını kullandıkları da sunumda belirtildi. Umarım 2013 yılında bu hizmetler Türkiye’de de devreye girmiş olur.

Sosyal medya ve topluluk yönetimi uzmanı. Dijital pazarlama uygulamalarını ve teknolojiyi dünyasını yakından takip eder.

Bir Cevap Yazın

Volvo XC60 “En Değerli Zamanımız Hiç Yaşamadığımız Olabilir” Diyor 0

Hem ürün veya hizmet özelliklerini öne çıkaran hem de duygulara seslenmeyi adamakıllı başaran bir reklam izlemeyeli ne kadar oldu? Hele ülkemizde bunu görmeyeli ne çok zaman geçtiğini hatırlamıyorum bile! Sizin de arada bir Serdar Erener’in henüz idealist bir reklamcı olduğu dönemden kalma sucu çocuklu Garanti reklamını anımsayıp “Hey gidi günler!” diyesiniz geliyor mu? Neyse ki yurt dışında hâlâ bu tip çalışmaları sıkça görüyoruz. Bunun son örneği ise Volvo XC60 reklamı oldu.

Filmekimi boyunca gösterilen yaklaşık 7 dakikalık reklam kuşağının neredeyse yarısını alan bu güzel iş, 19 film izlediğim festivalde her defasında kendini bana izlettirdi. Dakikayı bırakalım, 30 saniyesine bile katlanamadığımız iç bayıcı televizyon reklamlarını düşündüğümüzde, “uzun içeriğe zamanı olmayan” milenyum insanlarını yakalayan bu uzun reklam, hakikaten de göz alıcı bir performans sergiliyor.

“Moments” (An’lar) adlı reklamda oynayan küçük kız, rolünün hakkını sonuna kadar veriyor.

Reklam, okulun ilk gününde biraz çekingen, biraz da yeni bir sosyal çevreye girecek olmanın verdiği o doğal endişeyi taşıyan bir kız çocuğunun annesiyle girdiği diyalogla başlıyor. Çocuk, annesine yaşadığı belirsizliği anlatırken, anne ise ona cesaret veren ve motivasyon sağlayacak sözlerle cevap veriyor.

Anne kızından, okulun başlamasıyla hayatında neler değişebileceğini ve gelecekte neler başarmak istediğini anlatmasını istiyor. Kız hayallerini anlatırken bununla eş zamanlı olarak, okulda edindiği ilk arkadaşlarından başlayıp anne olmasına değin uzanan olası bir yaşam çizgisini izliyoruz. “Gelecek 100 yıl boyunca her öğle yemeğini arkadaşlarıyla geçirmek isteyen” bir kızın; arkadaşlık, dünyayı keşfetme, iş yaşamına atılma, hayatını paylaşacak kişiyi bulma, çocuk sahibi olma gibi dönüm noktalarına dair düşüncelerine yoldaşlık ediyoruz.

Kızın fiziksel değişiminin dönemlere uygun şekilde yansıtılması ve her aşamaya ideal bir zaman ayrılması kurgunun gerçekliği noktasında izleyeni tatmin ediyor. Annenin aşırı himayeden kaçınarak, çocuğu insiyatif kullanabilen özgür bir birey olarak yetiştirme arzusu, ona küçük ipuçlarıyla rehberlik eden bir yol arkadaşı gibi davranması ve farklı ırklardan kişilerin reklamda yer alması da Volvo’daki İsveç genlerinin bir yansıması gibi duruyor.

Reklamın diğer katmanında ise Nathalie adlı bir kadının, Volvo XC60 model arabasıyla bir iş toplantısına yetişme macerasını seyrediyoruz. Son anda hatırlatılan bu toplantıya yetişmek için hızını artıran Nathalie, yaya geçidine yaklaştığını fark etmiyor ve otomobilinin kontrolünü bir anlığına kaybediyor. Gelişmiş kamerasıyla yayayı anında algılayan Volvo XC60, otomatik fren mekanizmasını çalıştırıyor ve kazayı önlüyor. Karşıdan karşıya geçen kızı tahmin ettiniz değil mi? Evet, annesiyle diyaloğu bittikten sonra okula gidip eve dönüş yoluna düşen kızdan bahsediyorum.

Volvo güvenlik ilkesine uygun şekilde, otomatik fren mekanizmasının kazaları yüzde yüz önlemeyeceğine dair bir altyazı uyarısı da yapıyor.

Tam bu sırada ekranda “Bazen hiç yaşamadığımız anlar, en değerli anlarımız olabilir.” yazısıyla karşılaşıyoruz. Ani gelişen olayın şaşkınlığındaki izleyiciler kendisini, şaşkın ve korku dolu gözlerle çocuğa bakan Nathalie ile özdeşleştiriyor. Çocuğun ne olup bittiğinden tam da emin olmadığını gösteren hafif gülümsemesi ve hiçbir şey olmamış gibi evine doğru yürümesi ise sanki çocukluğun masumiyetini ve saflığını temsil ediyor.

Kısacası Volvo XC60 reklamı bence; replikler, mimikler, kurgu ve videonun kendi içindeki sekansların akıcılığı yönünden harika bir çalışma. Sinematografik açıdan böylesine güçlü bir çalışmanın, salonların dolup taştığı bir film festivalinde on gün boyunca yayınlanması da işin hem ruhu hem de yayın mecrası açısından tam isabet bir tercih olmuş. Günümüzdeki neredeyse her markanın ânın tadını çıkarma, şimdiki zamandan keyif alma, geçmişi ve geleceği düşünmeme tavsiyeli “carpe diem” felsefesine inat Volvo, geleceğe dair umutların şimdiki zamanın aceleciliğine kurban edilemeyecek kadar değerli olduğunu kafamıza vura vura gösteriyor.

Direksiyon başındaki Nathalie aslında, hayattan daha önemli bir şey olamayacağını unutan modern ve işkolik insan modelini temsil ediyor.

Kısa bir süre önce Müziğin Gücü adlı reklamla yaratıcı marka kimliğini bir kez daha kanıtlayan Volvo, doğru yoldan şaşmayacağını bu çalışmayla da gösterdi. Aslında bu son reklam en çok da dünyaya güvenlik anlayışıyla nam salmış bir otomobil markasının kendisini ne kadar iyi tanıdığını, başarılı bir marka konumlandırmasının ne kadar göz alıcı olabileceğinin en büyük örneğini gözler önüne serdi. Bu da cinsiyetçilikten ezelden muzdarip bir ülkede cinsiyetçiliği cici gösteren reklamları ödüllendiren bizim mahalledeki “yaratıcı” reklamcılara ders olsun. Olur mu? Bilmem. Umut etmekten başka çare yok.

Context Cards Özellikli Snapchat Artık Bir Sosyal Ağdan Daha Fazlası 0

Anlık ve kaybolan içerik anlayışıyla sosyal ağ kavramına yeni bir bakış açısı getiren ve özellikle de gençler arasında oldukça popüler bir konuma erişen Snapchat, kaynak kartları (context cards) sayesinde, artık diğer firmaların kendisi üzerinden hizmet sunmasına olanak sunacak.

Konum tabanlı Snapchat içeriklerinin, snap paylaşılan yer hakkında iş çevrelerine daha fazla bilgi aktarması bekleniyor. Bu yeni özellik, platform üzerinden rezervasyon yapma ve ortaklaşa otomobil kullanımı gibi birçok hizmete kapı aralıyor. Son olarak artırılmış gerçeklik ve sanatı birleştiren çalışmayla gündeme gelen Snapchat, bu hamlesiyle aslında bir yandan da mobil uygulama içinden yapılabilecek her şeyi daha da kolaylaştırmaya odaklandığını gösteriyor. İlk aşamada; Uber, Tripadvisor, Foursquare, Bookatable, Lyft vb. yeni kuşak şirketlerin yer alacağı bu mekanizma kapsamında gerçekleşecek ortaklıkların finansal şartları hakkında ise henüz bir bilgi verilmedi.

Snapchat’in konuyla ilgili olarak paylaştığı blog yazısında, kartların Snapchat’i dünya hakkında daha fazla şey öğrenme konusunda görsel bir başlama noktası hâline getireceği ve kullanıcıların, dikkatlerini çeken içeriklerle ilgili daha çok bilgiye ulaşmasında onları daha güçlü bir konuma getirdiği ifade edildi.

Kartlar, yararlanacak şirket kendi filtresini oluşturmuş veya söz konusu içerik kullanıcı tarafından herkese açık şekilde paylaşılmışsa, konum bilgisi paylaşılmış herhangi bir snap’te ortaya çıkabiliyor. Kullanıcılar bu hizmetten, Snapchat içeriğinin alt kısmında görünen “More” ifadesine dokunarak yararlanabiliyor. Böylece kullanıcılar; şehir rehberinden restoran yorumlarına, rezervasyon işlemlerinden Uber ile araç çağırmaya, hatta Lyft ile ortak otomobil sürüşüne kadar per çok farklı hizmetten yararlanabilecekler.

Yeni özellik şimdilik ABD, Kanada, Birleşik Krallık, Avustralya ve Yeni Zelanda’da kullanılabiliyor. Snapchat bununla birlikte hem IOS hem de Android cihazlarda kullanılabilen Context Cards özelliğinin, gelecek dönemlerde daha fazla ülkede hizmete sunulacağını da belirtti.

Snapchat, Context Cards özelliği sayesinde, kullanıcılarına daha fazla seçenek sunacak.

Sizi bilmem ama ben bir sosyal medya platformunun ideal sayının üzerinde ve çıkış amacıyla çok da ilgili olmayan özellikler kazanması taraftarı değilim. Bu durum pek çok kişi için büyük bir kolaylık sayılıyor ve ekrandaki uygulamaları azaltmanın bir yolu olarak görülüyor olabilir. Fakat bir mobil uygulama ve sosyal ağ, aynı zamanda odaklanmış deneyim de yaşatmalı. Açıkçası, bir uygulamayı açtığımda “Rezervasyon mu yaptıracaktım, araba mı çağıracaktım, haritaya mı bakacaktım, ne yapacaktım ben?” gibi kafamda deli sorularla uğraşmayı ve sonunda her şeyin birbirine karışmasını hiç istemem.

Aslında buna benzer bir örneği WhatsApp’ta yaşadık. Instagram’a gelen hikâye özelliği oldukça ilgi görmüştü. Pek çok kullanıcı bu paylaşım şeklini hâlen yoğun olarak kullanıyor. Fakat Facebook aynı özelliği, bünyesindeki diğer platform WhatsApp’a taşıdığında bunu çok sayıda kişi anlamsız bulmuştu ki özelliğin WhatsApp’ta nadiren kullanıldığını görmek de bunu kanıtlıyor.

Ben her uygulamayı, işlevine uygun bir amaca yönelik olarak kullanmak isterim. Çünkü böylesini, kullanıcı deneyimi açısından daha pratik görüyorum. Peki, siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link


 

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link