YouTube 2013 Reklam Gelir Oranlarını Açıkladı

Youtube’un 2013 yılında elde ettiği net reklam geliri 1.96 milyar dolar. Brüt gelir ise 5.6 milyar dolar dolaylarında seyrediyor. Bunun yalnızca ABD kolundaki reklam gelirlerinden elde edilen kısmı 1 milyar dolar. Yani diğer bir deyişle, ABD Google’ın reklam gelir tablosunun %6.3’lük bir kısmına sahip.

Geçen yılki verilere göre, Youtube’un net gelir oranı 1.1 milyar dolar olarak kaydedilmişti. Bu yıl yalnızca Amerika’dan kazanılan gelir oranı 850 milyon dolar.

454545

Youtube Google tarafından ilk satın alındığında, kimileri ödenen paranın büyüklüğünden, kimileri ise YouTube’un henüz kar bile edemediğinden dem vuruyor, Google’ın satın alma için ödediği 1,65 milyar doları çok uzun bir süre çıkartamayacağını iddia ediyorlardı.

Google ise text bazlı aramaların kendi üzerinde yarattığı kısıtlamayı Youtube’u satın alma hamlesiyle 2006 yılında üzerinden attı. Youtube’un o dönemde bile video aramalarında ilk akla gelen adres olması Google’ın aslında en büyük tehditçilerinden de biriydi. Youtube ise o dönemde ziyaretçi kitlesini paraya dönüştürme konusunda o kadar da başarılı hamleler izleyemiyordu.

Aslında bunlar bile kolayca gösteriyor ki Google’ın Youtube’u satın alma hamlesi üzerinde beklenen kazanç oranları, hayli karlı bir dönüşüm yolunda hızla ilerliyor. Bugün yıllık kar oranı, Youtube’un alış fiyatının oldukça üzerindeki rakamlarda seyrediyor. Bu da bize, Google’ın ‘geleceği satın alma’ hamlesinin başarısını oldukça iyi yansıtıyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon Genel Yayın Yönetmeni. Dijital iletişim ve pazarlama alanlarında araştırmalar yürütmekle birlikte, web teknolojilerini de bir o kadar yakından takip ediyor.

Bir Cevap Yazın

Yüz Tanıma Teknolojisi ile Niyet Okumak

BBC Türkçe’nin paylaştığı habere göre; “Polisler artık duygularınızı yüz tanıma sistemiyle tespit edebilecek”. Başlığı okur okumaz insanın aklına “nasıl olabilir?” sorusu gelirken aynı zamanda bir tedirginlik de hakim olmuyor değil…

Basit yüz tanıma teknolojileri bile pek çok tartışmaya yol açarken ileride pek çok alanda kullanılması muhtemel duygu tanımlama, potansiyel suçlu tespiti gibi teknolojik gelişmeler konuşulmaya hatta kısmen uygulanmaya başlanmış durumda. Yüz tanıma teknolojisi uzun bir zamandır vardı ve bazı durumlarda sabıka kaydı olan, polis veya mahkeme tarafından aranan suçluların yüzleri kameralar aracılığıyla tespit edilerek suçluların yakalanmasını hızlandırabiliyordu. Fakat şimdi tartışılan durum biraz daha farklı, güvenlik güçleri tarafından potansiyel suçlular için kullanılabileceği gibi satış, pazarlama hatta hırsızlık gibi ticari amaçlar için de kullanılabilecek ve  hızla gelişen bir “niyet ölçme teknolojisi”nden bahsediyoruz.

Öncelikle potansiyel suçlu kavramına değinmek istiyorum. Bir insanın ileride suç işleyebileceğini biliyor olmak o insanı cezalandırmak için yeterli değildir ancak suç işleme potansiyeli olan kişilere farklı yardım ve takviyeler ile işleneceği suçlar önlenebilir.

İşin ticari boyutu ise çok daha tehlikeli. Zaten artık reklama maruz kalmadığımız herhangi bir alan yokken, gelişen bu teknolojiler sayesinde markalar herkesle ilgili her şeyi tüketici davranışlarına göre algoritmalar oluşturarak bilebiliyordu ancak artık tüketicilerin duyguları da tespit edilebiliyor ve bu duyguları tespit edebilen markalar satışlarını bu duyguları kullanarak gerçekleştirmeye çalışıyor.

Örneğin; pazar araştırması şirketi Kantar Millward Brown, ABD’li Affectiva şirketi tarafından geliştirilen teknoloji ile tüketicilerin TV reklamlarına tepkisini analiz edebiliyor. Şirketin inovasyon direktörü Graham Page “Bu teknolojiyle reklamın hangi kısmının tam istenen sonucu verdiğini, insanların bir reklamın hangi noktasında ne hissettiğini net olarak görebiliyoruz” diyor. Şirket bu uygulamayı kullanıcıların izniyle yapsa da bu izin alma olayı ne kadar sürer ya da söz konusu kazanç olduğunda kaç kişi etik gözetir bundan emin olamayız.

Zira IHS Markit analiz şirketinin video gözetim uzmanı Oliver Philippou da duygu gözetiminin doğruluk oranı konusunda şüpheli:

“Basit bir şekilde yüz tanımlama yapıldığında bile büyük hata payları var, en iyi şirketler insanları yüzde 90-92 oranında doğru eşleyebiliyor. Duyguları teşhis etmeye çalıştığınızda hata payı büyük oranda artacaktır.” diyor.

Bu durum yüz tanıma teknolojisiyle yanlış veya önyargılı kararlar alınmasından endişelenen mahremiyet savunucularını rahatsız ediyor.

Yakın bir zamanda Brezilya’da yüz tanıma teknolojisi ile metroya konumlandırılan panolara gelen tepkileri ölçmeye çalışmışlardı ve bu bile bir panik ortamına yol açarak metro kullanan vatandaşları rahatsız etmişti. 

Bahsettiğimiz teknolojiler hala gelişme aşamasında olduklarından yasal olarak kullanımlarıyla ilgili düzenlemeler yapılmış değil. Bu boşluktan faydalanılabilir ancak sonrasında bu konuyla ilgili yasal düzenlemelerin gelmesi gerekecek. Aksi taktirde distopik bir ortam oluşabilir ve kimse kendisini güvende hissetmeyebilir. Birilerinin ne hissettiğinizi sürekli anlamaya çalıştığını düşünsenize, bu sizi rahatsız eder miydi?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Duygusal Yapay Zeka, Kullanıcı Deneyimini Kişiselleştirecek

  • Duygusal yapay zeka, günlük nesnelerin, insanların duygusal durumlarını ve ruh hallerini algılamasına, analiz etmesine, işlemesine ve bunlara tepki vermesine imkan tanır. Bu teknoloji, daha kişiselleştirilmiş kullanıcı deneyimleri meydana getirmek için kullanılabilir.
  • Gartner’ın Araştırmadan Sorumlu Başkan Yardımcısı Annette Zimmerman’a göre, 2022 yılı itibarıyla kişisel cihazlarımız, duygusal durumumuz hakkında kendi ailemizden daha fazla şey bilecek.
  • Sanal kişisel asistanlara duygu algılama yetenekleri eklemek, bu cihazların yüz ifadelerinden, ses tonlamalarından ve davranış biçimlerinden veri noktalarını analiz etmesine olanak sağlayacak ve bu da kullanıcı deneyiminin büyük ölçüde geliştirilmesine ve daha rahat ve doğal kullanıcı etkileşimlerinin oluşturulmasına imkan verecektir.
  • “Nevermind” isimli video oyunu, herhangi bir oyuncunun ruh halini saptamak ve oyun seviyelerini ve zorluğu buna göre ayarlamak için Affectiva’nın duygu tabanlı biyo-geribildirim teknolojisini kullanıyor. Oyuncu ne kadar korkarsa, oyun o kadar zorlaşıyor.
  • İlgili Yazı: Duygu Takibi, Tüketici Davranışlarını Anlamaya Nasıl Yardımcı Oluyor?

Son dönemde yapay zekanın her alanda ön plana çıktığını sürekli olarak konuşuyoruz. Yapay zekanın fark yaratacağı alanlardan biri de duygu takibi. Dünyanın en büyük araştırma ve danışmanlık şirketlerinden biri olan Gartner’ın belirttiğine göre, “duygusal programlama” olarak da bilinen “duygusal yapay zeka”, günlük nesnelerin, insanların duygusal durumlarını ve ruh hallerini algılamasını, analiz etmesini, işlemesini ve bunlara tepki vermesine imkan tanır. Bu teknoloji, daha kişiselleştirilmiş kullanıcı deneyimleri meydana getirmek için kullanılabilir. Örneğin bu teknolojiyi bünyesinde barındıran bir akıllı buzdolabı, duygusal durumunuza göre size yiyecek önerebilir.

Gartner‘da araştırmadan sorumlu başkan yardımcısı olarak görev yapan Annette Zimmerman‘ın duygu takibi teknolojileriyle ilgili çok önemli bir öngürüsü var. Zimmerman, “2022 itibarıyla kişisel cihazınız, duygusal durumunuz hakkında kendi ailenizden daha fazla şey bilecek.“ diyor. Bu tahmin, bazılarına çok uçuk gelebilir; ancak yılın hemen başında gerçekleştirilen tüketici elektroniği fuarı CES 2018‘de tanıtılan ürünler, duygusal yapay zekanın, Zimmerman’ın bu öngörüsünü rahatlıkla gerçeğe dönüştürebileceğini gösterdi.

Bunların yanı sıra Annette Zimmerman, bu konuyla ilgili olarak şunları ifade ediyor:

Gelecekte daha fazla akıllı cihaz, belirli veri ve gerçekler ile ilgili olarak insan duygularını ve ruh hallerini yakalayabilecek ve durumları buna göre analiz edebilecek. Teknoloji stratejik planlamacıları, geleceğin cihaz portfolyosunu oluşturmak ve pazarlamak için bu teknolojiden yararlanabilirler.”

Sanal Kişisel Asistanlara Duygu Algılama Yetenekleri Eklemek

Duygusal yapay zekanın yetenekleri mevcut olmasına rağmen, bu yetenekler henüz yaygın değildir. Apple‘ın Siri‘si, Microsoft‘un Cortana‘sı ve Google Assistant gibi sanal kişisel asistanların popülaritesi nedeniyle, sohbet sistemlerinde onların ilgi çekmeleri için doğal bir yer mevcut. Sanal kişisel asistanlar, sözlü komutları ve soruları işlemek için doğal dil işleme ve doğal dil anlamayı kullanırlar. Ancak kullanıcıların duygusal durumlarını anlamak ve onlara yanıt vermek için gerekli olan bağlamsal bilgiden yoksundurlar.

Duygu algılama yetenekleri eklemek, sanal kişisel asistanların yüz ifadelerinden, ses tonlamalarından ve davranış biçimlerinden veri noktalarını analiz etmesine imkan sağlayacak ve bu da kullanıcı deneyiminin önemli ölçüde geliştirilmesine ve daha rahat ve doğal kullanıcı etkileşimlerinin meydana getirilmesine olanak tanıyacaktır. Bu alanda zaten prototipler ve ticari ürünler mevcuttur. Beyond Verbal’in ses tanıma uygulaması ve bağlantılı ev sanal kişisel asistanı Hubble Connected, bu alanda ilk olarak akla gelen ürünlerden ikisidir.

Apple’ın Sanal Kişisel Asistanı Siri’nin iPhone’daki Arayüzünden Bir Görünüm

Bununla birlikte kişisel asistan robotlar da duygusal yapay zeka geliştirmek için en önemli adaylardır. Bunların çoğu, halihazırda farklı duygusal bağlamlara ve insanlara adapte olabilen kişisel asistan robotlar meydana getirmek için genişletilebilecek bazı insan karakteristiklerini bünyesinde barındırır. Bir kişisel asistan robot, belirli bir kişi ile ne kadar çok etkileşimde bulunursa, bir kişilik geliştirmesi de o kadar kolay olacaktır.

IBM gibi tedarikçiler ve Emoshape gibi girişimler, robotik sistemlere insan benzeri nitelikler eklemek için teknikler geliştiriyorlar. Qihan Technology’nin Sanbot ve SoftBank Robotics’in Pepper isimli robotları, insanların değişen duygusal durumlarını birbirlerinden ayırmak ve bunlara tepki vermek için kişisel asistan robotlarını eğitiyorlar. Örneğin bir kişisel asistan robot, bir etkileşimde hayal kırıklığı tespit ederse, özür dileyerek cevap verecektir.

Duygu Algılama Teknolojisi ile Müşteri Deneyimine Değer Katmak

Duygusal yapay zekalar; eğitim ve tanı yazılımı, video oyunları ve otonom araçlar da dahil olmak üzere, sıkça kullanılan diğer tüketici aygıtları ve teknolojisi için yakın gelecekte görmemizin mümkün olduğu bir teknolojidir. Her biri şu anda geliştirme ya da pilot aşamasındadır.

Örneğin “Nevermind” isimli video oyunu, herhangi bir oyuncunun ruh halini saptamak ve oyun seviyelerini ve zorluğu buna göre ayarlamak için Affectiva’nın duygu tabanlı biyo-geribildirim teknolojisini kullanıyor. Oyuncu ne kadar korkarsa, oyun o kadar zorlaşıyor. Buna karşılık oyuncu ne kadar rahat olursa, oyun da o kadar kolay oluyor. Bunun yanı sıra sürücünün algıladığı kaygı düzeyine göre otomobilin frenlerinin cevap verebilirliğine uyum sağlayabilen araç içi sistemler de mevcut. Her iki durumda da, gerçek zamanlı duygu analizine imkan tanımak için görsel sensörler ve yapay zeka tabanlı duygu izleme yazılımı kullanılır.

Bir duygu ölçüm teknolojisi şirketi olan Affectiva’nın geliştirdiği otomotiv yapay zeka sistemi, yedi duygusal metriği ve sürücülerde ve yolcularda 20 kadar yüz ifadesi metriğini tanıyabiliyor.

Otomotiv ve sağlık hizmeti endüstrilerindeki şirketler, duygu algılama özelliklerini benimsenip benimsenmeyeceğini ve bu teknolojinin ne kadar uzak olduğunu değerlendirenlerin arasında en fazla ön plana çıkan kuruluşlardır. Hemen yukarıda verdiğimiz örnekte de görüldüğü gibi, otomobil üreticileri, araç içi duygu algılama sistemlerinin hayata geçirilmesi için çalışıyorlar. Annette Zimmerman, bu konuyla ilgili olarak ise “Bu sistemler, sürücünün ruh halini algılayacak ve duygularının farkında olacaklar. Bunun karşılığında sürücünün öfkesini, hayal kırıklığını, uyuşukluğunu ve kaygısını yöneterek yol güvenliğini artırabilirler.” diyor.

Sağlık alanında ise duygu algılama özelliğine sahip giyilebilir cihazlar, kesintisiz olarak hastaların ruh sağlıklarını izleyebilir ve gerekirse doktorları ve hasta bakıcıları anında uyarabilirler. Aynı zamanda izole edilmiş yaşlı insanlara ve çocuklara da ruh sağlıklarını izleme konusunda yardımcı olabilirler. Ayrıca bu cihazlar, doktorların ve hasta bakıcıların ruh sağlığı modellerini izlemelerine ve bakımları sırasında insanlarla ne zaman ve nasıl iletişim kurabileceklerine karar vermelerine imkan tanıyabilirler.

Duyguları tespit etmek ve bunlara yanıt vermek için mevcut platformlar, genel olarak özeldir ve birkaç yalıtılmış kullanım senaryosu için uygun hale getirilmiştir. Aynı zamanda bunlar, geçtiğimiz yıllarda ürün ve marka algısı çalışmaları için pek çok global marka tarafından kullanılmıştır.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Haftanın En Çok Okunan 10 İçeriği

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link