Yemeksepeti.com Sosyal Medyayı Nasıl Kullanıyor? 2

“Markalar Sosyal Medyayı Nasıl Kullanıyor?” konulu araştırmamıza  Markafoni‘den sonra Yemeksepeti.com ile devam ediyoruz. Tamamen online olarak hayatımızda bulunan bu markanın sosyal medya kullanım stratejisini anlamamız yararlı olacaktır.

Yemeksepeti.com ‘sepet’li e-ticaret sitelerinin arasında hayatımıza ilk girenlerden. Bakalım Facebook, Twitter, Pinterest ve Google+’da nasıl hareket ediyorlar.

facebook

  • 111.673 beğeni
  • 3.933 hakkında konuşma

2000 yılından beri hayatımızda yer alan marka Facebook’ta günlük ortalama 1 içerik paylaşıyor. Kampanya dönemlerinde bu sayı artabiliyor. Ancak bir e-ticaret sitesinin günlük ortalama sadece 1 paylaşım yapması oldukça ilginç. Online olarak sürekli müşterileriyle temasta bulunması gereken bir marka için bu sayı oldukça az.

Paylaşımlarda asıl dikkat çeken ise hafta sonları lig maçlarından önce ya da şampiyonlar ligi veya UEFA Avrupa ligi maçlarından önce yaptıkları paylaşımlar.

futbol zamanı

5781_10151503106707500_1982204520_n

schalke

lazio

Özellikle maç sırasında insanları yemek yemeye teşvik ediyorlar. Buradaki asıl strateji ise maçların genelde arkadaş grubu halinde izlenmesi ve bu arkadaş grubunun karnı acıktığında verilecek olan siparişin miktarının 4’e 5’e katlanması.

Sosyal medya kullanım stratejisinin bir diğer önemli ayağı ise şikayet yönetimi. Yemeksepeti.com’un şikayet yönetimini incelediğimizde genellikle ‘irtibata geçmek için iletişim bilgisi isteme’ taktiğini kullandıklarını görüyoruz. İletişim bilgileri alındıktan sonra gerçekten iletişime geçen markalar için bu taktik efektif bir taktik ancak daha sonrasında müşterinin şikayetiyle yeterince ilgilenilmiyorsa ileride markanın başına  dert açabilir.

Facebook kullanımıyla ilgili söyleyeceğimiz son şey ise Coca Cola ile birlikte yaptıkları kampanya paylaşımlarının ağırlıkta olması. Son zamanlarda özellikle kebap kampanyaları oldukça ilgi görüyor.

kebap

urfa

twittertwittertwitter2Yemeksepeti.com’un Twitter‘da 13.935 takipçisi var. Takip ettiği kişi sayısı ise 4.821. Atılan tweet sayısı da 3.868. Bu tweetlerde kullanıcılardan gelen tweetlere verilen cevaplar ve kullanıcı tweetlerinin RT yapılmasının büyük payı var.

Twitter’da Facebook’tan sıklıkla paylaşılan ‘kebap kampanyasının’ yarışması yapılıyor. Takipçilere bir soru soruluyor ve doğru yanıtı veren takipçiye hediye olarak kebap gönderiliyor. Twitter yarışmalarının doğru ve abartısız kullanıldığında etkileşim için oldukça yararlı olduğu bir gerçek.

Marka Twitter’da da Facebook’ta olduğu gibi günlük ortalama 1 paylaşım yapıyor. Ancak takipçilerden gelen tweetlerin hepsine de cevap veriyor ya da RT yapıyor. Ayrıca burada kullanılan dil de gayet samimi ve eğlenceli. Bu da markanın insanlar tarafından sempati kazanmasına yol açıyor.

pinterest

pinterestYemeksepeti.com’un Pinterest‘e diğer sosyal ağlar kadar ağırlık vermediğini görüyoruz. 191 takipçiye sahip olan markanın sadece 103 pin’i var. Paylaşımları ise oldukça düzensiz görünüyor. Paylaştıkları görselleri kategorilendirseler çok daha düzenli bir şekilde hareket edebilirler ve insanların ilgisini daha fazla çeker. Ayrıca yaptıkları paylaşımların zaman aralıkları da çok geniş. Sayfa adeta terkedilmiş bir ev gibi duruyor.

googleplusYemeksepeti.com Google Plus‘ı aktif olarak kullanmıyor. Hatta marka adına birden fazla hesap var ve bu hesapların birinden en son 2011 yılında diğerinden de Ocak 2012’de paylaşım yapılmış. Böyle bir markanın gittikçe artan kullanıcı sayısıyla yükselişte olan Google Plus’ı ihmal etmemesi yararlı olacaktır.

Yemeksepeti.com gibi online ortamda yaşayan bir marka Facebook ve Twitter’a verdiği önemi diğer sosyal ağlara da eşit olarak vermek zorunda. Özellikle Google’ın, Google Plus’ı genişletmek için son derece sert bir oyun oynadığı bu dönemde, bu ağda belirli bir sistem çerçevesinde paylaşım yapmak markanın sosyal medyadaki elini kuvvetlendirecektir.

“Markalar Sosyal Medyayı Nasıl Kullanıyor?” yazı dizimiz Trendyol.com ile devam edecek.

Pazarlamasyon.com Yönetici Ortağı - Pazarlama da örgütlenmektir!

2 Comments

Bir Cevap Yazın

Cinemaximum Seyircileri Sınırsız Patlamış Mısırla Tavladı 0

Son birkaç yıldır Türkiye’deki sinema sektörünün önce konsolide olması, sonrasında ise tekelleşmesi mâlumunuz. Mars Entertainment Group’a bağlı Cinemaximum salonları, artık neredeyse her alışveriş merkezinde karşımıza çıkıyor. Bunun en büyük yansıması da sinema deneyiminin alışveriş merkeziyle eş anlamlı hâle gelmesi oldu. Her yerde Cinemaximum ve onun beraberinde getirdiği konsept olunca, birbirinin kopyası, özgün bir ortamı olmayan salonlar türemeye başladı. Üstüne bir de bu sinemaların yiyecek-içecek bölümlerindeki yüksek fiyatlar eklenince durum, bazı seyirciler tarafından çekilmez bir hâl almaya başladı.

Ülkemizin en büyük sinema zinciri muhtemelen bu gidişatı fark etmiş olacak ki yeni açılan alışveriş merkezlerinden olan Emaar Square Mall’daki salonunun cazibesini artırmak için kolları sıvadı. 20 Eylül 2017 tarihini “Kendi Kabıyla Gelene Sınırsız Popcorn” günü ilan etti ve saat 18:00’e kadar, izleyicilerin getirdiği kap ne kadar büyük olursa olsun, 5 TL karşılığında sınırsız patlamış mısır verileceğini söyledi.

Sınırsız Popcorn Günü, aslında ülkemizdeki kampanyacı ruhun bir yansıması.

İşin renkli tarafı, sınırsız patlamış mısır vaadini duyan izleyicilerin, sıra dışı paketler ve kaplarla gelmesi oldu. Giyim mağazasından alınan büyük karton torbalardan tutun da hasır sepetlere, yoğurt kutularına, ev yapımı kocaman paketlere kadar çeşit çeşit kaplarla Emaar Square Mall Cinemaximum’a gelen izleyiciler, toplumumuzdaki kampanyacı ruhun ne kadar üst düzeyde olduğunu kanıtladı.

Seyirciler, akla hayale gelmeyecek paketlerle salona geldiler.
Sınırsız patlamış mısır, her yaştan izleyiciyi çekmek için işe yarar bir fikre benziyor.

Bazı izleyiciler, Cinemaximum’un bu konuda yaptığı paylaşımların altına, 5 TL karşılığında patlamış mısırın satılabildiği bir yerde neden normal zamanda kendilerinden 20-25 TL arasında ücret alındığını sorgulasa da markaya günden kalan, izleyicilerin kaplarıyla oluşturduğu gülümseten kareler oldu.

Sınırsız patlamış mısırı duyanlar, getirdikleri “kap”larda da sınır tanımadı.

Sinema salonları çok kurumsal ortamlar sayılmaz. O yüzden kendi açımdan bu görüntülerin markanın imajına zarar verdiğini düşünmüyorum. Hatta belki de Apple’ın sinema salonlarındaki filmleri yayınlama isteğiyle daha zor şartlar altında faaliyet gösterecek sinema salonları seyircileri, gelecekte bu tür promosyonlarla salonlara çekmeye çalışacak. Çünkü keskin rekabet doğal olarak bunu gerektirecek.

Getirilen kaplar arasında ev yapımı olanlar da vardı.

Peki, Cinemaximum’un bu çalışması hakkında sizin görüşünüz nedir? Yoğurt kabıyla gelip patlamış mısır alan bir müşteri, bir sinema salonuna renk katar mı, yoksa tersine bir etki mi yaratır?

Walt Disney’in Minik Fareyle Başlayan Başarı Öyküsü 0

Çocukluk yıllarımızın vazgeçilmez çizgi film karakteri Mickey Mouse’un yaratıcısı Walt Disney’in minik bir fareyle tamamen değişen hayatı ve sizi mucizelere inandıracak kadar sefil bir hayattan karikatür filmlerinin öncüsü olmaya kadar yükselen başarı hikayesini anlatacağız.

İrlanda göçmeni bir ailenin oğlu olan Walt Disney, hasta olan babası çalışamadığından ve ekonomik durumlarının kötü olması nedeniyle sürekli çalışmak, para kazanmak zorundaydı. Ayrıca ailesi sürekli taşındığı için düzenli bir hayata da sahip değildi.

Disney, maddi yetersizlikten okula devam edemediği için herhangi bir mesleğe de sahip değildi. Bu nedenle girdiği işlerin hepsi geçici olduğu için ayrılmak zorunda kalıyordu. Babasının ölümü ile derin bir sarsıntı yaşayan Walt, babasını tedavi ettiremediği için kendini suçladı ve bir süre bunun etkisinden kurtulamadı.

Walt tam bir kitap kurduydu ve kazandıklarının bir miktarını kitaplara ayırıyordu. Bir gün kitapçıdan aldığı kitabın arasında bir reklam kağıdı gördü. Kağıtta “Kansas City Sanat Enstitüsü sizi ücretsiz kurslara çağırıyor yazıyordu. Yazıyı okuyan Walt hiç düşünmeden kursa yazılmaya ve çizim konusunda kendisini geliştirerek bir meslek edinmeye karar verdi. Üstelik kurs için herhangi bir ücret ödemek zorunda değildi.

Walt çizim dersleri öğreniyor hatta bazı ajanslara karikatür çizerek az da olsa para kazanıyordu. Kansas Sanat Enstitüsü’ndeki eğitimini tamamladıktan sonra ailesinin yanına dönen Walt, çizimlerini gazete ve dergilere yolluyor ancak hala bir sonuç alamıyordu. Bu kadar maddi imkansızlıkların ardından çalıştığı işinden de yeterince yaratıcı olmadığı için kovulan Walt tekrar karamsarlığa geri döndü.

Tüm olumsuzluklara rağmen vazgeçmeyen Walt çizim yapmaya devam etti ve bir gün çizim yaptığı sırada odasında küçük bir fare gördü. İlgisini çeken bu fareyi bir süre izlemeye ve beslemeye başladı. Ardından bu ikili arasında bir arkadaşlık oluştu ve bir gün onu çizmeye karar verdi. İşte bu çizim Walt Disney için bir dönüm noktasıydı.

Elindeki fare çizimleriyle Hollywood’a doğru yola çıktı ve Kansas Sanat Enstitüsü’den arkadaşı Iwerks’i bularak ona fare çizimlerinden söz etti. Walt bu fareye ilk olarak ‘Mortimer’ adı verilmiş ancak ilerleyen zamanlarda Walt Disney’in eşi Lilly’nin önerisiyle ‘Mickey Mouse’ olarak değiştirilmiş. Mickey Mouse adını verdikleri fare ilk olarak 1928 yılında ‘Steamboat Willie’’de yer aldı.

Walt Disney ve Iwerks ellerinde bulunan son paralarına kadar harcadıkları bu filmde büyük bir başarı elde ettiler ve film izlenme rekorları kırdı. İlk filmden sonra Walt Disney ve kardeşi Roy, Walt Disney Productions’ı kurdu. Ardından birçok çizgi film çekerek başarılarına başarı kattılar. Bir anda dünyanın en ünlü animasyonu haline gelen Mickey Mouse 100’den fazla çizgi filmde baş karakter olarak yer aldı. Bunu takip eden dönemlerde; Donald Duck (1934), Pinokyo (1940), Aslan Kral, Kayıp Balık Nemo, Külkedisi, Winnie The Pooh, Sindrella (1950), Uyuyan Güzel (1958), 101 Dalmaçyalı (1961) ve daha birçok başarılı çizgi filmde Walt Disney imzası yer aldı. 1938 yılında gösterime giren ve 1.5 milyon dolar harcanarak yapılan “Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler” 8 milyon dolarlık bir hasılata ulaştı.

1955 yılında Los Angeles’ta çalışanların çocuklarıyla birlikte eğlenebileceği büyük bir eğlence parkı olan Disneyland projesini hayat geçirdi. Walt Disney bu projenin yapımında çalışan mühendislere “Disneyland’ın dünyadaki en inanılmaz yer olmasını ve içinde parkı boydan boya gezen bir tren olmasını istiyorum dedi.

Walt Disney Productions bugün 30 milyar dolarlık yıllık gelire sahip. Walt Disney Company, American Broadcasting Company (ABC) ve Entertainment and Sports Programming Network (ESPN) gibi kuruluşları da bünyesine katıp Kaliforniya merkezli çalışan devasa bir medya şirketi haline geldi.

Hayatın getirdiği zorluklar karşısında yılmadan, yorulmadan mücadele eden, hayal ettiklerinden her ne pahasına olursa olsun vazgeçmeyen Walt Disney zoru başardı. Çizgi film dünyasına adını altın harflerle yazdırdı. 65 yaşında akciğer kanseri sebebiyle hayatını kaybettikten sonra ardında medya devi bir şirket bıraktı.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Hemen Kaydolun
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link
İçerikle Pazarlama Workshop

Yemekcom Ürün Müdürü Batuhan Apaydın ile, içeriğin kral olduğu yeni dünyayı keşfetmeye hazır mısınız?
Hemen Kaydol
close-link