Yapı Kredi Sosyal Medyayı Nasıl Kullanıyor?

“Markalar Sosyal Medyayı Nasıl Kullanıyor?” araştırmamıza e-ticaret ve iletişim sektöründen sonra bankacılık sektörü ile devam ediyoruz. İlk inceleyeceğimiz marka ise Yapı Kredi. Bakalım Yapı Kredi sosyal medyayı nasıl kullanıyor?

facebook

  • 517.047 beğeni
  • 15.050 hakkında konuşma

Türkiye’nin ilk Özel Bankası olan Yapı Kredi’nin Facebook’ta rakiplerine oranla beğeni sayısının oldukça az olduğunu görüyoruz. Rakiplerinden Akbank ve Garanti Bankası’nın 1 milyon’un üzerinde hayranı varken Yapı Kredi bu bankaların yarısı kadar beğeniye sahip. Bunun en büyük nedenlerinden birinin yaptığı paylaşımların tek yönlü olması olduğunu düşünüyorum. Çünkü genel olarak paylaşımların içerikleri kampanyalar ile ilgili. İkinci neden ise rakiplerinin çok başvurmadığı ancak Yapı Kredi’nin uyguladığı bir yöntem olan 2 farklı sayfadan paylaşımda bulunma. İkinci sayfa Yapı Kredi İnsan Kaynakları adında, yani bu sayfanın amacı diğer sayfadan biraz daha farklı ancak diğer sayfada ve bu sayfada duvarın takipçilere kapalı olması marka imajına zarar veriyor. Açık ve çok yönlü iletişimden bahsettiğimiz şu günlerde şikayetlerden kaçmak için duvarı kapatmak markaya hiçbir şey kazandırmaz. Aksine üstüne birçok şeyi de kaybettirir.

Duvar kapalı olunca takipçiler şikayetlerini paylaşımların altına yorum olarak yazmak zorunda kalıyorlar. Yani aslında markalar için şikayetlerden kaçmanın bir yolu yok. Hatta bu yöntem marka için çok daha kötü bir yöntem. Çünkü duvara yazılan şikayetleri sadece markanın sayfasına girip bakanlar görebiliyor. Paylaşımların altına yapılan şikayetler ise sayfaya giriş yapılmasına gerek kalmadan paylaşımı gören herkes tarafından görünüyor. Yani bu sayede marka kendi açısından kaş yapayım derken göz çıkarmış oluyor.

kurallar2

Diğer yandan sayfada bulunan ‘sayfa kuralları’ isimli bölümde kullanıcıların neler yapıp neler yapamayacakları yazıyor. Aslında her madde ile ilgili birçok şey söylenebilir ancak en çok dikkat çekenleri dile getireceğim. İlk olarak böyle bir kurallar dizinini sayfaya koymak kullanıcılar açısından hiçbir şey değiştirmez. Çünkü sosyal medyada konulan yasaklar çok bir anlam ifade etmez. Yani marka oraya alakasız içerik paylaşanlar sayfadan uzaklaştırılacaktır diye yazdığında bu alakasız içerik paylaşacak olan birini engellemez. Asıl sorun ise zaten burada; markanın duvarı paylaşıma kapalı. Yani kullanıcının elinden zaten bir şeyler paylaşma imkanı alınmış durumda. Dolayısıyla bu durumda böyle bir kurallar dizini oldukça komik duruyor. Ayrıca ilk cümlede “marka ile ilgili görüş ve önerilerinizle karşılıklı etkileşim içinde olabilirsiniz” yazıyor. Ancak bunu söyleyen marka yorumlara bile cevap vermiyor. Bunun örneklerini aşağıda görebilirsiniz:

şikayet

yapı 1

Gelelim markanın paylaşım stratejisine; Yapı Kredi’nin düzenli olarak uyguladığı bir paylaşım stratejisi yok. Bazen 3 gün hiç paylaşım yapılmıyor. Bazen günde 3 tane yapılıyor. Daha öncede belirttiğim gibi kampanyalar dışında herhangi bir içerik paylaşılmadığı için durum bu şekilde.

Yapı Kredi İnsan Kaynakları sayfasında farklı içerikler giriliyor ancak orada da her gün paylaşımda bulunulmuyor. Bazen 5 gün boyunca paylaşım yapılmadığı oluyor. Beğeni sayısının düşüklüğünün en önemli sebeplerinden birinin de bu olduğu aşikar. Çünkü sosyal medya gibi hedef kitlenize kolayca ulaşabileceğiniz bir mecrada en azından her gün bir paylaşım yaparak kendinizi onlara hatırlatmanız gerekir.

Ayrıca Yapı Kredi İnsan Kaynakları sayfasına biraz daha yakından bakacak olursak; bu sayfanın 14.359 beğenisi ve 161 kişinin hakkında konuşuyor olduğunu görüyoruz. Özellikle öğrencilerin yoğun olarak çalışmak istediği bir sektör olan bankacılık sektöründe önde gelen bir marka olan Yapı Kredi’nin İnsan Kaynakları sayfasının çok daha fazla beğeniye ve hakkında konuşma oranına sahip olması gerekirdi diye düşünüyorum. Ancak bu sayfanın da duvarının kapalı olması bu sorunun en temel nedenlerinden biri. Ve böyle bir sayfanın duvarının kapalı olmasına anlam verebilmek çok güç. Özellikle genç bankacı adayları için açılmış bir sayfada bu insanların sorularını sorabilecekleri en önemli mecrayı onlara kapatmak markanın iletişim stratejisinin oldukça yanlış olduğunu gösteriyor. Halbuki dijitalleşen dünyada marka en azından Facebook üzerinden bankacı adaylarının sorularını samimi bir şekilde cevaplayarak onlara yakın olduğunu bir parça da olsa hissettirebilse rakiplerinin önüne geçebilir. Ki aşağıda göreceğiniz gibi rakiplerden biri sadece bu iş için Facebook’da uygulama geliştirmiş:

akbank destek

twitter

Twitter’da 2.611 tweet atmış olan marka, 4.167 hesabı takip ediyor ve 23.517 takipçiye sahip. Bu atılan tweetlerin büyük bölümünün gelen tweetlere cevap olduğunu görüyoruz. Sayfaya gelen tweetlerin ise birçoğu şikayet tweeti. Ve burada dikkat çeken şey ise neredeyse tüm tweetlerde aynı şeyden şikayet ediliyor olması: telefon bankacılığı.

tweet şikayet

tweet şikayet1

tweet şikayet2

twit

twit2

Bunun dışında sayfada paylaşılan içerikler Facebook hesabıyla paralel. Orada paylaşılan kampanya haberleri burada da paylaşılıyor. Yine Twitter hesabında da kampanya ve sponsorluk haberleri dışında takipçiyle etkileşim sağlayacak bir içerik paylaşılmıyor ve 2-3 gün gelen tweetlere verilen cevaplar dışında hiç paylaşım yapılmadığı oluyor. Bu da markanın bize sosyal medyayı yeterince aktif kullanamadığını gösteriyor. Özellikle banka sektörü gibi sürekli kullanıcılarıyla temas halinde olması gereken bir sektörde markanın kendi kampanyaları dışında takipçileriyle etkileşim sağlayacak, içten ve samimi paylaşımlarda bulunması gerekiyor. Aksi takdirde sadece şikayet edilen marka olarak akıllara kazınma tehlikesiyle karşı karşıya kalınmış oluyor.

kampanya tweeti

googleplus

GOOGLE

Google Plus’ta Facebook ile aynı içerikleri paylaşan markanın 374 takipçisi var. Henüz gelişmekte olan bir mecra olan Plus’ı aktif olarak kullandığını gördüğümüz markanın takipçi sayısını artırması yararlı olacaktır. Bunun için sadece Plus’a özel kampanyalar ya da yarışmalar düzenleyebilir. Facebook’un eskisi kadar popüleritesinin olmadığı hatta Twitter, Google+ gibi ağlar yüzünden giderek kullanıcı kaybettiği bir dönemde diğer ağlara da ağırlık vermek oldukça önemli.

Markanın bu ağlar dışında herhangi bir sosyal ağda hesabı bulunmuyor.

“Markalar Sosyal Medyayı Nasıl Kullanıyor?” yazı dizimiz banka sektöründeki diğer markalarla devam edecek.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon.com Editörü

Bir Cevap Yazın

Facebook ve Google’ın Siyasi Reklamlarla Başı Dertte

Facebook

Facebook, Google ve diğer çevrimiçi platformlarda yayınlanan siyasi propaganda içerikli reklamlar, artık Federal Seçim Komisyonu tarafından çizilen çerçeve kapsamında ve daha sıkı kurallarla denetlenmek isteniyor.

Komisyonda Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Demokrat Parti üyesi Ellen Weintraub’un paylaştığı teklif radyoda, televizyonda ve basılı reklamlarda yayınlanan siyasi içerikli reklamlarda olduğu gibi, internette yer alan politik reklamların da kaynağının açıklanmasını şart koşuyor. Kongre, konuyla ilgili ciddi bir düzenleme olarak kabul edilen tasarıyı, 8 Mart’taki halka açık oturumda tartışacak.

Siyasi içerikli internet reklamları ABD’de oldukça popüler durumda.

Hatırlayacağınız üzere, Rusya’nın Donald Trump’ın kazandığı 2016 yılındaki ABD Başkanlık Seçimi‘ni sosyal ağlarda ve dijital ortamlarda manipüle ettiğine, Amerikan halkı üzerinde algı operasyonu yaptığına, hatta belli yöndeki propagandalara seçim sonuçlarını değiştirecek derecede maddi destek verdiğine dair iddialar hâlen sürüyor.

Kongrenin gündemine getirilen tasarı buradan hareketle, hem bu iddiaları daha yakından inceleyebilmek hem de benzer şüphelerin tekrarlanmaması için Facebook ve Google gibi dijital alandaki dev platformların, yayınladıkları siyasi içerikli reklamların sponsorlarının kim olduğu, bu reklamlara ne kadar para harcandığı, reklamların hangi kesimleri hedeflediği ve benzeri birçok noktada hem Beyaz Saray’a hem de Kongre’ye açıklama yapması kuralını getiriyor.

Federal Election Commission
Federal Seçim Komisyonu’nun gündeme getirdiği tasarı, siyasi içerikli internet reklamlarına sıkı denetim getiriyor.

Federal Seçim Komisyonu’nun teklifi, siyasal propaganda çalışmalarını, siyasi partileri ve teknoloji şirketleri de dahil olmak üzere federal seçimleri etkileyebilecek diğer kurumları kapsıyor. Bu durumda, söz konusu kapsamda faaliyet gösteren taraflara ait platformların ilgili mevzuata uyum sağlayacak hâle gelmesi gerekecek.

Yine de hikâyenin burada başlamadığını, konunun tâ 2011’e kadar uzandığını da belirtmemiz gerekiyor. Facebook o yıl, reklamlardaki “sponsorlu” ifadesinin sponsorun kimliğine dair bilgi vermediğini ve sponsorun internet sitesine yönlendirme yapmadığını belirterek Federal Seçim Komisyonu’ndan bu konuda muafiyet talep etmişti. Konu komisyonda görüşülmüş ama herhangi bir karar bağlanamamıştı.

Vladimir Putin
Rus manipülasyonuyla ilgili başı en çok ağrıyan platformlardan biri de Facebook.

2015 ve 2016 yıllarında Facebook, Google ve diğer bazı önemli internet sitelerinin Ruslar tarafından, Amerikan halkını politik konularda etkilemek amacıyla kullanıldığının ortaya çıkması, doğal olarak bu konunun komisyon tarafından yeniden gündeme getirilmesine yol açtı. Açıkçası komisyon bu sefer, sert kurallar koymakta ve sıkı denetim getirmekte kararlı görünüyor.

Nitekim söz konusu tasarı, internette metin veya görsel grafik biçimindeki siyasi içerikli reklamlarda reklamverenin adının yeterli büyüklükte ve açıkça okunabilir harflerle yazılmasını zorunlu tutuyor. Dijital müzik platformları ve internet radyolarında verilen politik reklamlar da düzenlemeden nasibini alacak. Zira buralarda verilen siyasi reklamlar sözlü feragatnameleri içermek zorunda olacak ve çevrimiçi video ve sesli mesaj yoluyla reklam veren adayların ad ve soyadlarını tam olarak belirterek “Bu mesajı onaylıyorum” ifadesini ekleyecek. Tasarı yasalaşırsa, internetteki ücretsiz içerikleri de etkileyecek. Örneğin YouTube’a ücretsiz bir şekilde video yükleyen siyasi kuruluş veya kişi, içerikten sorumlu olduğunu belirtecek. Mevcut yasada bu durum yalnızca reklamlı olarak paylaşılan politik videolarda sınırlı.

Tasarı yasalaşırsa, yeni düzenlemeden YouTube da derinden etkilenecek. Sponsorlu ya da sponsorsuz her siyasi reklamda yeni kıstaslar aranacak.

Komisyondan geçmesi için Cumhuriyetçi Parti’nin desteği gereken tasarı, sanal ve artırılmış gerçeklik konuları da dahil olmak üzere, teknolojik gelişmelerin yasal çerçevede düzenlenmesi yolunda önemli bir adım olarak kabul ediliyor.

Federal Seçim Komisyonu’nun (FEC) internetteki politik reklamların yasal yönden düzenlenmesine ilişkin ilk girişimi elbette bu değil. Komisyon 2006 yılında Youtube’dan, bu platformda bireyler veya kimi gruplar tarafından satın alınan çevrimiçi siyasi reklamların ne kadara mal olduğuna dair bilgi vermesini istemişti. Hatta bu istek, başka sitelerde banner olarak bulunan ücretli politik reklamların tamamını da kapsar nitelikteydi. Komisyon, blog ve benzeri kişisel görüş içeren bazı dijital iletişim kanallarını ise bundan muaf tutmuştu.

Görünüşe göre, 2011 yılında FEC’in taleplerine direnen Facebook’u bu sefer daha zor bir mücadele bekliyor.

Tasarının yasalaşıp yasalaşmayacağı şimdilik meçhul. Fakat kendi durumumuza dönüp baktığımızda, bilişim hukuku konusunda henüz yeterli sayıda ve nitelikte insan kaynağının bile olmadığı ülkemizde, buna benzer çalışmaları görmek şimdilik yalnızca bir hayal olarak duruyor. Çünkü bilişim hukukunun genellikle sansüre yasal dayanak olarak kullanıldığı ve bunun kanıksandığı bir ortamda, politik reklamların kaynağını sorgulamak üst düzeyde bir şeffaflık ve hesap verebilirlik anlayışı ile özel uzmanlık gerektiren kalifiye insan kaynağına ihtiyaç duyar.

Peki, ABD’de gündeme gelen bu konu hakkında siz ne düşünüyorsunuz? Siyasi amaçla verilen çevrimiçi reklamların kaynağının ayrıntılı bir şekilde sorgulanması ve en derin noktalarına kadar devlet kurumlarına bilgi verilmesi bir şeffaflık göstergesi mi, yoksa siyasi propaganda özgürlüğünü gelecekte kısıtlayabilecek bir düzenleme mi?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Tüketicilerin %72’si Videolu İçerikleri Tercih Ediyor

Yeni bir yılın başlangıcıyla önümüzde ki bu 12 aylık sürenin, video pazarlamacılar açısından  nasıl bir süreç olacağını görmenin zamanı geldi.

Sizler için tam dört yıllık video pazarlama anketi sonuçları Wyzowl’da yayımlandı. Ortaya çıkan sonuçlara göre hem video pazarlamacılar hem tüketiciler açısından bu yıl büyük bir yıl olacak.

Paylaşacağımız istatistikler 2017’nin Aralık ayında 570 tane farklı katılımcıyı araştırarak toplandı. Katılımcılar hem pazarlama uzmanlarından hem çevrimiçi tüketicilerden oluşuyordu. Katılılımcılar pazarlamacılar ve tüketiciler olarak iki kategoriye ayrıldı.

Video kullanımı artıyor

İşletmelerin %81’i videoyu pazarlama aracı olarak kullanıyor. (2017)

Video kullananların %99 ise 2018’de de kullanmaya devam edeceğini söylüyor.

Video kullanmayanların %65’i ise 2018’de başlayacaklarını söylüyor.

Birçok video izliyoruz

İş yerinde izlediğimiz video içeriğine, çevrimiçi gösterilen video hizmetlerine kadar video hayatımızın bir parçası haline geldi. Bizde katılımcılara özellikle tipik bir günde ne kadar video izlediklerini sorduk. Sonuçlarda günde ortalama 1.5 saat video izlendiği sonucunu bulduk. Ayrıca katılımcıların %15’i ise günde 3 saatten fazla video izlediklerini söylediler.

Pazarlamacılar işlerini yapmalarına yardımcı olmak için videoya güveniyorlar

 Pazarlamacıların %97’si videonun ürün veya hizmetlerin daha iyi anlaşılmasına yardımcı olduğunu söylüyor.

%76’sı ise videonun satışları arttırmada etkili olduğunu söylüyor.

%47’sı video sayesinde gelen soruların azaldığını söylüyor.

%76’sı trafiğin artmasına yardımcı olduğunu söylüyor.

%80’i videonun web sitelerinde kalma süresini arttırdığını söylüyor.

%95’i insanlar bir ürünü almak istediklerinde onun hakkında daha fazla bilgi almak için açıklayıcı videolara ihtiyaç duyuyorlar.

%81’i insanlar bir markanın videosunu izleyerek onu almaya daha kolay ikna oluyorlar.

%85’i markalardan daha fazla video görmek istediklerini söylüyor.

Tüketiciler videoyu seviyor

Videolar müşterilerimiz gibi bizler için önemli değere sahip. Hem videonun hem yazının bulunduğu bir sayfada müşterilerin %72’si videoyu tercih ediyor.

Paylaşmayı seviyoruz

İnsanlar genelde eğlenceli videoları paylaşmayı seviyorlar. Yapmanız gereken ise belirli bir kitlenin ilgileneceği video içeriğini oluşturmak. Bu sayede tüketicilerin %83’ü bunu kendi sitelerinde arkadaşlarıyla paylaşacaktır.

Linkedln 2018’de uçmak için hazır

Katılımcılarımıza farklı platformlar hakkında sorular sorduk. Facebook, Youtube, Snapchat, linkedln gibi… Şaşırtıcı bir şekilde ilk sırada linkedln geldi. Şuanda pazarlamacıların yalnızca  %38’i videolarını linkedln üzerinden paylaşırken 2018’in devamında %55’inin yani yarısından fazlasının da kullanacağını söylediler.

Kaynak: blog.hubspot.com

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link

MARKETING MEETUP 2018



Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
Erken Kayıt Fırsatı
close-link












Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
BU ETKİNLİKTE OLMALIYIM
19 Nisan'da Uniq Istanbul'da Sophia'nın da katılımı ile Marketing Meetup'ta buluşuyoruz.
close-link