Twitter, Video Izlenme Sayısı Gösterecek

Mikroblog kavramını hayatımıza sokarak, özellikle de haber yayılımında çığır açan dev sosyal ağ Twitter, video izlenme sayısı göstermeye başladı. Bu yeni özellik küçük bir değişim gibi görünse de, sosyal medya devinin kullanıcıları video paylaşmaya daha fazla teşvik etmek istediğini gösteren önemli bir gelişme olarak yorumlanıyor.

Twitter, paylaştığı video içeriğin geniş bir kitleye ulaştığını gören kullanıcıların motivasyonunun artacağını umuyor. Yeni özelliğe, video popülerliğini somut olarak görmek isteyen medya şirketleri ve yayıncılar da oldukça olumlu bakıyor. Madalyonun öbür yüzünde ise video izlenme sayısının iç açıcı olmadığı paylaşımlarda, özellikle de reklam verilen içeriklerde, paylaşımcının motivasyonunu düşürme ihtimali de mevcut.

Twitter video view count
Twitter’ın video izlenme sayısını gösterecek olması, markaların bugün de ulaştıkları bir bilgiyi yeni bir özellikmiş gibi göstermesi olarak yorumlanıyor.

Reklamverenler içinse değişen bir şey olmadığını söyleyebiliriz. Zira çoğu marka, kullandığı özel araçlar ya da aldıkları bazı hizmetler yoluyla, Twitter’da paylaştıkları videoların izlenme sayısını hâli hazırda öğrenebiliyor. Hatta Twitter’ın getirdiği bu özellik, kimilerince gösterişten başka bir şey olmayan ve “yeni” olarak tanıtılan bir özellikten başka bir şey değil.

Yeri gelmişken, Twitter’ın izlenme sayısı kıstaslarında Medya İzlenme Konseyi (Media Rating Council) standartlarına bağlı olduğunu da belirtelim. Bu standartlara göre, video süresinin yarısı ekrandayken iki saniyelik bir seyir bir izlenme olarak hesaplanıyor. Ayrıca Twitter video izlenme sayısının canlı yayınlarda ve platformun BuzzFeed ya da Bloomberg gibi medya ortaklarına ait özel yapımlarda kullanılamayacağı belirtiliyor.

Twitter video
Twitter, video izlenme sayısını göstererek kullanıcıları, video içerik paylaşmaya teşvik etmek istiyor.

YouTube ve Facebook başta olmak üzere pek çok platform zaten izlenme sayısını gösteriyor. Fakat bunlar ne kadarlık bir sürenin “izlenme” sayılacağını belirlerken kendi kriterlerini uyguluyor. Bu da çoğu zaman, organik olarak paylaşılan bir video ile ödeme yapılarak öne çıkarılmış bir video arasında izlenme sayısı farkına neden oluyor.

YouTube, video izlenme sayısının kötü niyetli kişilerce şişirilebileceğini öne sürerek, nasıl bir izleme eyleminin gerçekten “izleme” olarak kabul edileceğine dair bir kriter getirmeyi reddediyor. Facebook ise paylaşılan video izleyenlerin ekranında bir saniyeliğine oynatılsa bile bunu “izlenme” olarak kabul ediyor.

Kısacası, kulağa tuhaf gelse de, sosyal medya platformlarında paylaşılan video izlenme sayısı kavramının tam olarak ne olduğuna dair herhangi bir kıstas bulunmuyor. Twitter her ne kadar bunu yeni bir özellik olarak tanıtsa da pazarlama ekiplerinin kullandıkları yöntemlerle bu veriye eriştiği zaten bilindiğinden, bu yeniliğin heyecan yaratmadığı da bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor. Platformun tweet fırtınası gibi daha işlevsel yenilikler üzerine odaklanması gerekiyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

2009 yılında Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden, 2015'te ise Anadolu Üniversitesi Marka İletişimi Bölümü'nden mezun olan yazar, 2013 yılından beri pazarlama ve reklamcılık üzerine çalışıyor. Geleneksel ve dijital reklam ajanslarındaki çizgi altı ve üstü çalışmalarda metin yazarlığı yapan, ulusal ve küresel ölçekte birçok markayla birlikte çalışan yazar, bir yandan da Anadolu Üniversitesi'ndeki Türk Dili ve Edebiyatı öğrenimine de devam ediyor. En büyük tutkusunun edebiyat olduğu biliniyor, şehirdeki festivalleri yakından takip ediyor. Bir gün Patagonya'ya gitmenin hayalini kuruyor.

Bir Cevap Yazın

İran Instagram’ı Yasaklıyor

  • İran’ın başkenti Tahran’daki başsavcılık binasında basın toplantısı düzenleyen Başsavcı Yardımcısı Muhammed Musaddık’dan açıklama geldi.
  • Muhammed Musaddık çok sık kullanılan sosyal medya ağı Instagram’ın yasaklanacağını açıkladı. 
  • İlgili yazı: Instagram, Hikayelerine Müzik Ekleme Özelliği Getiriyor

Anadolu Ajansı’nın haberine göre; Musaddık, yasağın ne zaman uygulamaya konulacağıyla ilgili bilgi vermezken, bu kararın gerekçesi olarak “ülkedeki bazı sanatçıların Instagram üzerinden ihtiyaç sahibi kişiler için yardım toplamasının suistimallere yol açmasını” gösterdi.

İran’da Facebook, Twitter gibi sosyal paylaşım sitelerinin kullanımı yasak. Aralık 2017’de Meşhed kentinde ekonomik sorunlar sebebiyle başlayıp diğer şehirlere rejim karşıtı protestolar olarak yayılan eylemler sonrası geçen Nisan ayında da Telegram kapatılmıştı.

Ülkede internet kullanıcılarının yüzde 55 oranlar Telegram’ı kullanıyor. Onu izleyen sosyal medya ağı ise yüzde 23 oranla Instagramdır. Hatta İran İslam Cumhuriyeti’nin dini lideri Ali Hamaney’in bile Instagram hesabı var. İki milyon takipçisi olan Hamaney geçen Mayıs ayında ‘Trump’ın Beyaz Sarayı’nda Ateş ve Öfke’ (Fire and Fury) isimli kitabı Farsçasından okurken çekilmiş bir fotoğrafını paylaşarak haber olmuştu.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Marka Kimliği ve Narsisizm İlişkisi

Elimizde iki soru var:

Marka kimliği narsist olur mu?

Marka , bireylerin kimlik oluşumuna narsist dürtüler kazandırır mı?

Evet, marka kimliği narsist olabilir. Olmalı mı olmamalı mı ayrı bir tartışma konusu tabii ki.

Nasıl olur?

Tarihsel ve kültürel öğretiler altında nesneleşen tavrımıza tutunarak üretir kimliğini marka. Kimlik temsiliyetinin bireysel üretimler yerine, tüketim metaları üzerinden kendini gerçeklemesine dayanır tüm hikaye. Markaların da, birey olma hikayesi. Öznenin kavramsallaştırılmasındaki yozlaşma, ‘marka’ gibi insan üretimi olguları özne statüsüne çıkarmıştır veya insanın kendisini, ‘marka’ gibi insan üretimi nesnelerin statüsüne indirmiştir. Karl Marx’ın “meta fetişizmi”ine (commodity fetishism) buradan da bakabiliriz galiba. Ancak ana konumuz bu değil, ana konumuz; narsist marka kimliği.

Narsisizm sosyalleşme süreçlerinde antipatik bir davranış olarak değerlendirilse de; hırs, altı doldurulamayan duygu ve duygu geçişleri, hükmetme ve ele geçirme dürtüsü, sonuç odaklılığın yüzeyselliği günümüz toplumunda ‘başarı’ prensipleri olarak karşımıza çıkıyor. Sistemin mevcut yapısı, narsismi güce giden yol olarak gösteriyor. Burada kişilik bozukluğu seviyesinde bir narsisizmden bahsetmiyorum, çok ileri düzeyde olmayan bulgularından bahsediyorum. Tüm bunları doğru kabul edersek eğer; marka kimliği bir parçasında narsist bulgular taşıyacaktır elbet. Ki; imrenilsin, hayran olunsun ve takdir edilsin. Ve, kendi kimlik temsiliyetini marka üzerinden gerçekleştiren tüketici topluluğu, bu özdeşleşme ile kendini daha iyi hissetsin.

İkinci soru üzerine düşünecek olursak; sizin cevabınız ne olurdu?

Burada üzerinden düşünmenizi istediğim soru şu; tüketiciler ürün alırken ürünün kalitesine ve ürünün prestijine (markasına) verdiği önemi nasıl değerlendiriyor, ölçümlüyor ve sınıflıyor?

Fiyat- performans değerlendirmesi yaparken, duygularını mı yoksa mantığını mı kullanıyor veya kaç yüzdeyle hangisini kullanıyor?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link