Sosyal Medyanın Amansız Çelişkisi: Nicelik mi, Nitelik mi?

Ego tatmini ve ardından pazarlama stratejileri…

Neden mi bahsediyorum? Elbette ki Twitter’da, Instagram’da, Facebook’ta takipçi satın alanlar, hatta Youtube üzerinde video izlenme rakamlarını artırmak için izleyici satın alanlardan bahsediyorum.

Sosyal ağların amacı ve devam eden çizgileri her ne kadar insanların arkadaşlarını bulması ve irili ufaklı ağlar oluşturması üzerine kurulsa da; bir hevesle başlayan sosyal medyada yer edinme amacımız bir süre sonra ego tatminine, ardından da bu işi ticarete dökmeye kadar gitti.

Henüz sosyal medyayı anlayamadık!

Maalesef ki uzun ve yorucu bir yoldan geçiyoruz. İtiraf etmek gerekirse sanal dünyanın kapılarının aralanması ile karşımıza gelen bu yeni medyayı tam kavrayamadık.

Birçok kişi ve marka sosyal medyayı bir iş modeli olarak görürken, bazıları ego tatmininin tavan yapması ile farklı noktalara kayabiliyor. Klavyenin arkasına geçtiğimiz zaman benliğimiz içerisindeki bastırılmış duygular bir anda hayat buluyor, farklı kimliklere bürünüyor ve kendimizi Türkiye’nin Başbakanı, siyasi uzmanı, en iyi solcusu – sağcısı, din alimi, en büyük Atatürkçüsü, en komik Cem Yılmaz’ı, en hızlı laf sokanı, en güzel kız tavlayanı, en iyi araba kullananı vs.. sanıyoruz.

Sosyal ağların network oluşturma sonuçları insanların bu irili ufaklı ağlar içerisinde içgüdüsel olarak ego tatmin amacına dönüşüyor.

Birileri beni izlesin, ben söyleyeyim herkes dinlesin, en çok ben “Like” edileyim, en çok ben takipçi toplayayım, yazdıklarım milyonlarca kişiyi etkilesin, Twitter’da trend topic olsun her söylediğim, Facebook’ta fan sayfam milyonlara ulaşsın, ünlülerden ne eksiğim var? Instagram’da insanlar beni takip etsin, Youtube’da herkes beni seyretsin, ünlülerin karizmalarını alt üst edeyim, en baba Polat Alemdar ben olayım vs…

Vayy be! Hamza’nın 500 bin takipçisi var!

Sadece kişilerle de kalmıyor. Markalar da bir yandan bu ego tatminine şirketçe girmiş durumdalar. Markaları için yepyeni bir reklam ve pazarlama sektörü haline gelen sosyal medya üzerinde küçücük bütçelerle, ufacık tıklamalarla, minnacık reklamlarla ya da tonla para döküp…

Markamızın fan sayfasını 1 milyon kişi beğendi, bizim reklam videosunu 500 milyon kişi izledi, küçücük bir bütçe ile milyonlara ulaşmamız lazım, Türkiye’de en çok takip edilen marka biz olalım, uçalım, kaçalım, sektörde devrim yaratalım…

İşte bu noktada takipçi satın almalar devreye giriyor. Piyasadaki bu ego boşluğunu gören ticari kafası çakallığa yatkın arkadaşlarımız da bunu fırsat bilerek takipçi satmaya başlıyor.

Önceleri Twitter ve Facebook üzerinde 200 bin, 500 bin takipçiye sahip kişiler sadece ünlüler, şarkıcılar ve siyasilerden ibaretti. Ha bir de popüler gazeteci ağabeylerimiz…

Sonraları biz Türk halkının irili ufaklı  sosyal ağları bir anda kocaman birer network haline gelmeye başladı. Anadolu’nun bağrından kopmuş Sarı Çizmeli Mehmet Ağamız, Kırmızı rujlu ablalarımız Twitter’da 500 tweet gönderip, 200 bin takipçiye ulaşır hale geldiler…

Wow… Ağaya bak!

Ağa ki eli öpülür, 500 tweet ile 200 bin takipçiyi bulmuş. Nasıl bulmuş merak konusu olsun aşağıdaki satırlarda dile getirmeye çalışacağım. Şöyle düşünün çok çok ileri bir zekanız yoksa, çok iyi bir araştırmacı değilseniz, bir konu üzerinde müthiş bir uzmanlığınız yoksa, bir Cem Yılmaz kadar yeteneğiniz yoksa binlerce insanı peşinizden sürükleyemez! Sürükleseniz bile devamını getiremezsiniz. Bir şeylerin içinizde olması gerekiyor.

Ya milyonların takip ettiği Okan Bayülgen’in programına çıkacak, Twitter hesabınızı canlı yayında bas bas duyuracaksınız, (ki birçok programında denk geldim. Anons edilen hesaplar 1-2 saat içinde en fazla 10 bin civarında takipçi toplayabiliyor) ya milyonlarca sayfa görüntülenmesi olan bir internet sitesinde yazar olacak ve en tepede Twitter’da beni takip et butonunuz olacak (ki iyi bir yazarsınız demektir…)  ya da benzer bir şekilde milyonlara açılan bir kapının eşiğinde duracaksınız. Başka türlü milyonlar sizi neden takip etsin? Yüz binler Sarı Çizmeli Mehmet Ağayı, Kırmızı Rujlu Ablayı nereden bulsun?

Twitter ve Facebook kendini ifade etmek için çok iyi bir ortam. İnsanlar kendisi gibi olan birçok kişiyi bulabiliyor. Onlarla fikir birliğine varabiliyor, birlikte çok daha büyük networkler oluşturabiliyor. Olay fikir paylaşımı olunca her şey güzel…

Bir marka için de müthiş bir ortam!

Markalar hedefledikleri kullanıcılara ulaşabilmenin bin bir türlü yolunu keşfediyor. Ajanslar hizmet verdikleri firmaları bu ağlar üzerinden tüketicileri ile samimi bir buluşmaya sürükleyebiliyor. İletişim bugüne kadar hiç olmadığı kadar sıcak ve şeffaf bir hal alıyor.

Önceleri zaten popüler olan ağabeylerimiz, markalarımız veya siyasilerimiz binlerce takipçiye sahipken, şimdilerde hemen hemen hepsi milyonlarca kişiye hitap ediyor.

Şirketler bu yeni medya içerisinde farklı promosyonlar sunarak tüketicilerine ve hedef kitlelerine ulaşıyor. Kişiler farklı kişiliklerle tanışıp, fikirlerini daha büyük ağlara sunabiliyor.

Yalnız iş biraz çirkinleşmedi mi?

Markaların bir kısmı artık “Benim karizmam var, sıfırdan başlayamam” şeklinde ajanslarını dürtüyor. Bir kısmı “benim adım var, milyonlarca takipçim olması lazım”,bizi sosyal medyada kaç kişi takip edecek” gibi sorularla ve isteklerle ajanslarını zorluyor.

Ortaya çıkan çorba ise maalesef ki tatsız tuzsuz bir hale geliyor.

Ajanslar da durumun farkında, her ne kadar işini dört dörtlük yapan ajanslar olsa ve “Sosyal medya bu değil!” diye bağırsalar da, hizmet verdikleri markaları eğitmeleri gerçekten de zor!

Yazımın ikinci kısmında takipçi sosyal medya stratejilerinin nicelik odaklı olmasının etkilerinden bahsedeceğim. Görüşmek üzere…

 

Bu yazı konuk yazarımız Hamza Şamlıoğlu tarafından kaleme alınmıştır.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Bir Cevap Yazın

TROY, Mobil Temassız Ödeme Çözümünü Başlattı

Bankalararası Kart Merkezi (BKM) tarafından geliştirilen kartlı ödeme yöntemi ve markası TROY, 2017 yılını  değerlendirdi ve geleceğe dair hedeflerini paylaştı.

TROY’u dünyanın örnek aldığı Türk bankalarının desteğiyle hayata geçirdiklerini hatırlatan BKM Genel Müdürü Dr. Soner Canko, “Türkiye, Avrupa’nın bir numaralı kart pazarı ve nakitsiz toplum anlayışına zemin hazırlayan ödeme teknolojilerinin adeta merkezi konumunda. Bu nedenle BKM’nin 2018’de önüne koyduğu önemli misyonlardan biri de Türkiye’nin Dijital Dönüşüm Ekosistemi’ni daha da geliştirmek. Biz geleceğe dönük, kendi alanlarımızda ‘dijital dönüşümün’ liderliğini yapmak üzere stratejimizi oluşturuyoruz. Sanayiden perakendeye ve finansa bu ekosistemin geliştirilmesinde yapıcı rol üstelenecek, her alanda ‘dönüşümü’ destekleyecek herkesle iş birliğini de artırmayı hedefliyoruz” dedi.

Türkiye’nin Ödeme Yöntemi TROY henüz geçtiğimiz yıl mayıs ayında tüketicilerle buluşmasına rağmen; bugün banka kartı, kredi kartı ve ön ödemeli kart olmak üzere 2 milyona yakın kartta TROY logosu bulunuyor. TROY logolu kartlarla yılbaşından bu yana 12 milyon adet işlem gerçekleşirken bu işlemlerin tutar karşılığı 3 milyar TL’nin üzerinde. 2017 yılında verilen her 100 banka kartından 11’inin TROY logolu olduğunu belirten Dr. Soner Canko “Türkiye’nin bu yeni markası, henüz yolculuğunun başlarında olmasına rağmen çok mesafe aldı. Türkiye’nin TROY’u çok sevdiğini söyleyebiliriz” dedi ve ekledi “Halihazırda Türkiye kartlı ödemeler pazarının %100’ünü temsil eden 28 üyemiz var. Üyelerimizden 18’i banka kartı, ön ödemeli kart ve kredi kartı sunuyor. 2018’de 7 milyon, 2022’deyse 40 milyon karta ulaşmak istiyoruz”.

TROY’un rotası inovasyon, ilk durak cep telefonundan ödeme kurdukları TROY İnovasyon Merkezi’nde sürdürülebilir yenilik anlayışını benimsediklerini söyleyen Cenk Temiz, “TROY, bir inovasyon ürünü olarak kendi rotasını da inovasyona yöneltmiş durumda. Dijital dönüşüm ve nakitsiz toplum alanında yeniliklere imza atmak için bu merkezi kurduk. Mevcut süreçlerin dijitalleşmesi, yenilikçi iş modellerinin yaratılması ve katma değerli yeni hizmetler için gece gündüz çalışıyoruz” diye konuştu. TROY’un odaklandığı konuların başında mobil temassız ödeme teknolojisinin yer aldığı açıklanırken, devreye alınan bu teknoloji sayesinde cep telefonu aracılığıyla temassız, hızlı ve güvenli ödeme imkânı sunulacağı belirtildi.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Tinder, Flörtün Tarih Öncesindeki İzini Sürdü

Hoşlandığınız kızın kapısına gidip serenat yaptınız mı? Cep telefonunun olmadığı zamanlarda, elinizde bir buket çiçekle yapayalnız ekildiğiniz oldu mu? Yoksa siz de romantizmi çay bahçesinden başlatan âşıklardan mıydınız? Hepsi mümkün, zira o yıllarda Tinder mı vardı?

Birbirinden hoşlanan kişilerin flört sürecinin internetten başladığı günümüzde bunlar nostaljik ve romantik hatırlara gibi gözüküyor. Zira, pek çok kişi için internetten tanışma artık kanıksanmış bir gerçeklik hâline geldi, hatta bu amaçla birbirlerine uygun olabilecek adayları eşleştiren özel mobil uygulamalar bile yapıldı. Bunlardan en ünlü olanı Tinder, tarih öncesinde yaşasaydık flörtün nasıl yaşanacağına dair kafa yordu ve bunu yüz gülümseten bir animasyonla yorumladı.

Tinder
Animasypn, tarih öncesinde flört kavramı olsaydı nasıl yaşanacağını konu alıyor.

Tinder bu animasyon reklamla aslında bir randevulaşma uygulaması olmasının ötesinde, insanlar için ilişki kurmayı yeniden akla yatkın bir hâle getirmeyi amaçlıyor. 75 saniye süren çalışmada renkli, ayrıntıları atlanmamış, romantik bir ortamla karşılaşıyoruz. Prodüksiyon ajansı Buck tarafından hazırlanan animasyonda, bilgisayarda oluşturulan karakterler için fiziksel set kurulmuş ve yapım, bir aylık çekim ve iki ay prodüksiyon sonrası düzenlemeler olmak üzere toplamda üç aylık bir zaman almış.

Invention of Together adlı çalışma, sefasına düşkün, rahat ama yalnız yaşayan bir adamın bir kadınla karşılaşmasıyla başlıyor. İlk anda korktuğu bu yeni karaktere zamanla alışıyor ve ikili, birlikte pek çok şeyi paylaşıyor, hatta birbirlerinden farklı şeyler öğreniyor. Fondaki zaman algısı değiştikçe karakterlerin şekli de değişiyor ama iki âşığın arasına giren engeller de artıyor. Aileler, dinler, siyasi engeller derken, Tinder dönemi başlıyor. Mobil uygulamadan, çiftlerin bu anlamsız engelleri aşmasına ve kendi kararlarını, kendi belirleyeceği zamanlarda ve istedikleri kişilerle birlikte almalarını sağlayan, eğlenceli bir araç olarak bahsediliyor.

Tinder’ın farklı ülke pazarlarında göstereceği söylenen animasyon ilk olarak, geçen ayın sonunda, Güney Kore’de yayına girdi. Çalışmayı hazırlayan Buck ajansından Yaratıcı Yönetmen Ryan Honey, animasyonun mutfak aşamasından bahsederken, Tinder’ın kendilerine bir konseptle geldiğini belirtti.

Marka ekibinin, Tinder’ın sadece kısa süreli ve ciddi olmayan ilişkilerin başladığı bir platform olduğu algısının kıracak, buranın aynı zamanda insanları buluşturan ve onları birbirine bağlayan bir yer olduğunu gösterecek bir çalışma istediğini vurgulayan Honey, ilişkilerde tarih öncesine dönüş fikrinin de bu noktadan çıktığını söyledi.

Buck ve Tinder iş birliğiyle gerçekleşen projede, esasen insanoğlu olarak hepimizin aynı kaynaktan geldiğini ve tek bir aileden oluştuğu hissini taşıyan bir canlı türü olduğumuzdan yola çıkılmış. Buna dikkat çekmek için de animasyopndaki mağara insanlarının vicutları oluşturulurken günümüzdeki modern karakterlerin vücutları örnek alınmış.

Tarih öncesi dönemde yaşasaydık yalnızlık duygusunu şimdiki kadar derinden yaşayıp yaşamayacağımızı, birer mağara insanı olarak evlilik ya da sadakat müessesesinin olmadığı bir düzende daha rahat mı, yoksa daha garip bir hayat mı süreceğimizi asla bilemeyiz. Fakat Tinder’ın böylesine ilginç bir fikirle gelmesi ve Buck’ın bu fikre şahane bir şekilde can vermesinin alkışlanacak bir yapımı ortaya çıkardığını söylemeliyim.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link