Sosyal Medyanın Amansız Çelişkisi: Nicelik mi, Nitelik mi? – 2 0

Dünkü yazımda sosyal medyada nicelik mi nitelik mi tartışmasına kısa bir giriş yapmıştım. Şimdi biraz daha derine inelim.

Suç Kimde?

Suç aslında içimizdeki “ego canavarında”, kendini üstlerine ispatlama çabasında olan müdürlerimizde, işini daha güzel göstermek isteyen ajanslarda, işin doğrusunu yapmanın ne kadar zor olduğunu görüp, kolayına kaçan bizlerde…

Sonra piyasadaki bu “ego tatminini” fark eden cin fikirli ticari kafası çalışan arkadaşlar geliyor ve markanıza ya da size bir teklif sunuyor.

Sosyal Medyada yüz binlere ulaşmak hayal değil

Facebook’ta  10 binlerce üyeye sahip olarak firmanızın reklam ve tanıtımını yapabilirsiniz !

aktif bir şekilde yer almaları gerekmektedir.

Facebook 1.000 takipçi = 35 TL

Twitter 1.000 takipçi = 60 TL

Youtube 1.000 video izlenme = 7 TL

Dailymotion 1.000 video izlenme = 5 TL

Vimeo 1.000 video izlenme = 15 TL

Instagram 1.000 takipçi = 150 TL

Günlük Web Trafik(Organik) 1.000 ziyaretçi = 30 TL

Facebook Etkinlik Daveti 10.000 kişi = 100 TL

Twitter TT olmak için = 9000 TL

Not = 10.000TL altında iş yapılmamaktadır.

Ürün, hizmet ve kampanyalarınızın tanıtımını Facebook üzerinden 10 binlerce kullanıcıya ulaştırmak ve sosyal medyayı, işinizi büyütmek için kullanmak istiyorsanız doğru adrestesiniz!

Kurdukları cümlelere dikkat eder misiniz?

Sanki sosyal medyayı, sosyal medya ajansından daha iyi biliyorlar? Markadan daha iyi tanıyorlar? Markanın araştırmalarından ve hedef kitlesinden daha iyi sonuçlar elde ediyorlar. Binlerce lira para verip çalıştırdığınız marka müdürlerinden, CEO’lardan, Sosyal Medya Uzmanı ya da danışmanı arkadaşlardan daha profesyoneller.

Not: Halkla ilişkiler çalışanları, yıllarca dirsek çürütmüş mezunlar ve hatta bu işin uzmanları uyumaya devam etsin!

Sayın Ali Atıf Bir ne güzel söylemiş değil mi?

Screen Shot 2014-08-27 at 12.30.49 AM

Ölçülebilir medya?

Öyle. Televizyona göre, gazeteye göre ölçülebilir ve hatta daha rahat hedeflenebilir bir medya. Her ne kadar teknoloji bu konuda bizlere büyük avantajlar sağlasa da illegal camiasına da avantaj sağlıyor. Şarlatanlar için de büyük fırsatlar doğuyor.

Eğer doğru ölçümlemezseniz, doğru ölçemezseniz, ölçümlemeyi bilmiyorsanız, yeni medyayı anlayamıyorsanız kandırılmanız çok kolay!

Twitter takipçisi sizi belirli bir nedenden dolayı takibe alır. Facebook takipçisi sizi tanıyorsa ya da söyledikleriniz ve fikirleriniz uyuşuyorsa takibe alır. Ya da her iki platform için kaçınılmaz bir gerçek doğru bir iletişim kuruyorsanız sizi herkes takibe alabilir.

Eğer olmadığınız biri gibi davranıyorsanız ilk fark ettiklerinde sizi terk ederler. Zaten bu tarz takipçi satın alan kişilerin takipçi satın almayı bıraktıklarında büyük bir hızla takipçi sayıları düşmeye başlar.

“Bu adam kim?” “Adama bak şucuymuş nereden takibe aldım ki?” “Saçma sapan konuşan adamları nereden bulurum ya?”

Şeklinde dönüşler olur. Ya sürekli takipçi almaya devam edersiniz ya da bir süre sonra aldığınız takipçilerin %70’indan fazlası kaçar gider…

Satın aldığınız takipçilerle polemiğe girmeye başlarsınız, hakaretler havada uçuşur, sizi birileri spam’lamaya ve akabinde şikayet etmeye başlar. Savunduğunuz, değer verdiğiniz manevi hassasiyetlerinizin üstüne giderler, bir hiçmiş gibi sizi, fikirlerinizi ve savunduklarınızı silmeye kalkarlar…

Size yarardan çok zarar verirler!

Markalar için de aynı durum söz konusu… Örnek vermek gerekirse bir çakmak firmasının takipçi satın aldığını düşünelim. Birkaç gece sonunda 5.000-10.000TL bütçe ile yüzbinlerce takipçi aldığını varsayalım. Aralarında sigara içenler olduğu gibi sigara kullanmayanlar da olacaktır. Hedefli takipçi satan mı var?

Siz ürünleriniz üzerine metinler oluşturup, özel mesajlar vermeye kalkarken satın aldığınız takipçiler bir anda o özenle hazırladığınız içeriklerin altına ters ifadeler, küfürler, saçma sapan yorumlar yazmaya başlar. Ardından da kriz ortamları, polemikler oluşur. Dertsiz başınıza dert alırsınız…

Sonra da sigara kullanmayan, çakmak beğenmeyen ya da sizinle alâkasız olan hedef kitle hızla sizi terk etmeye başlar. Sonuç hüsrandır. Ya takipçi almaya ve bu riskleri göğüslemeye devam edersiniz ya da saçma sapan bir hedef kitle ile baş başa kalırsınız.

Bazı markalar için ideal olabilir. (Aman ha! Yapın demiyorum…)

Elma, armut, çay, ekmek, su gibi herkesin beğendiği ürünlerde bu durum elbette ki daha minimum seviyede kalacaktır. Yine de riskler devam eder. Sadece bu risklerle de kalmaz. Yarın bilinçli bir kullanıcı “ben sizi takibe almadım nereden çıktınız” şeklinde bir mesaj yazarsa ne cevap vereceğinizi iki kere düşünmeniz gerekir!

Elbette ki o saçma sapan kitle içerisinde işinize yarar tüketicilere de ulaşabilirsiniz. Fakat bu tüketicilere harcadığınız emeği, parayı ve zamanı düşünürseniz… Takipçi satın almak yerine doğrudan hedeflenen reklamları satın almak daha mantıklı olmayacak mıdır?

Satın aldığınız takipçiler arasında “Fake” diye hitap ettiğimiz sahte hesaplar da var!

Biz Türkler bu işi iyi yapıyoruz. İlk başlarda direkt sahte hesapları satıyorduk. Şimdilerde ise yüzde yüz organik gerçek takipçi diye sahte hesaplarla dolu (bir kısmı gerçek) satış yapıyoruz.

Not: Şimdi merak edenler olursa blogumda (TEAkolik.com) sahte hesapların nasıl tespit edildiğini uzun uzadıya yazmıştım. Hatta yeni yazılarımı da yazacağım.

Bu sahte hesaplar genelde “yumurta kafa” diye hitap ettiğimiz profil resmi olmayan, saçma sapan isimlere veya lakaplara sahip hesaplardır. Takipçi satan kişilerin açmış olduğu ve birkaç Tweet attıktan sonra sisteme dahil ettikleri, insanları ve markaları kandırmak için kullanılırlar. Ne bir etkileşim sağlarlar, ne de bir faydalarını görürsünüz. Aksine insanlar bilinçlendikçe sizin sahte takipçiler tarafından donatıldığınızı görüp, ters tepeceklerdir.

Facebook için de durum farksızdır. Hatta daha da beterleri var. Sahte “Like” ve paylaşımlar…

İnsanlara zararlı kodlarla virüs bulaştırarak Facebook hesaplarını ele geçirenlerden tutun da, sahte uygulamaları kullandırarak insanların haberi olmadan markanızı “Like” yaptıranlar da var! İşin çivisi çıkmış be kardeşim…

Ha! Twitter fenomenlerini de unutmamak lazım…

Başta da söylediğim gibi adını sanını duymadığımız Sarı Çizmeli Mehmet Ağalarımız, Kırmızı Rujlu Ablalarımız arasında gerçekten de takip edilen yüz binlerce insana hitap eden tiplerimiz mevcut. Kimi çok iyi laf sokuyor, kimi Cem Yılmaz taklidi yapıyor, kimi Okan Bayülgen kimliğine bürünmüş, kimi seksi anlatıyor, kimi eğlence, kimi zeki… Takip ediyoruz arkadaş attıkları tweetlerden belli, insanı etkiliyorlar.

Bir yandan da…

Ne kadar etkilerse etkilesinler, klavyesinin arkasına saklanmış sahte kişilikler büyük bir kavgaya tutuşuyor. Birileri onlara saldırıyor, onlar birilerini ya da kendi gibi düşünmeyenleri hedef gösteriyor ve takipçilerine “saldır kurt” edasıyla saldırtıp, sosyal medyadan silmeye çalışıyor.

Hatta daha da ileri gidip, milyonlarca lira harcayıp sosyal medyaya girmiş ve iyi bir şeyler yapmaya çalışan markalarımıza saldırıyor, onlardan para koparmaya çalışıyor ya da aklı sıra intikam almaya çalışıyorlar. Bazıları 50 bin kişi tarafından takip edilince bir halt olduklarını sanıyorlar…

Son zamanlarda ReTweet’çiler ortaya çıktı!

Hedef artık like değil, etkileşim peşinde koşmak. Doğal olarak da bu akıllı arkadaşlar para kazanmanın yolunu bulacaktır. Nasıl mı? Özel yazılımları sayesinde, tuzağa düşürdükleri kullanıcılar sayesinde, 10 takipçi bedava egosuna yenilip, tuzağa düşüp, uygulamalara izin veren bilinçsiz kullanıcılar sayesinde birkaç yüz TL’ye markanızın bir Tweetini 5.000 kere ReTweet yapabiliyorlar.

1.000 ReTweet = 70TL

5.000 ReTweet = 300TL

10.000 ReTweet = 500TL

Hani görüyoruz ya saçma sapan Tweetleri adam yazmış “Aşkım seni seviyorum” altında da 2.350 tane Retweet! Yahu bir Allah’ın kulu da sormuyor. Bu kadar saçma sapan bir Tweet nasıl 2.350 kere ReTweet edilir diye…

Elbette bununla kalmıyor. Popüler ünlülerimiz, Twitter ünlüsü Sarı Çizmeli Mehmet Ağalarımızın, Kırmızı Rujlu Ablalarımızın Twitter’da canı “Kıymalı Pide” çekiyor. Şimdi bakıyorsun ünlümüze 90-60-90 ölçülerde hatun. Sizce yumurtalı kıymalı pide yer mi? Eğer o Tweet için 3.000TL aldıysa yer… Gerçi bu işi kılıfına uydurup profesyonelce yapanlar da var. Takdir ediyorum…

Ha! Unutmadan Sarı Çizmeli Mehmet Ağamızın 50.000 takipçisi var. Firmanızın Tweetini isterseniz kendisi atabiliyor. Tweet başına 1.000TL alıyor. Bunu fiyat listesine eklemeyi unutmuşum :)

Yazımın 3. ve son kısmında bu durumun gelecekte markalara etkisini aktaracağım. Görüşmek üzere…

Bu yazı konuk yazarımız Hamza Şamlıoğlu tarafından kaleme alınmıştır.

Bir Cevap Yazın

Yılbaşı Hediye Alışverişi Araştırması Yayında 0

Twentify Araştırma Şirketinin yaptığı yılbaşı araştırmasını sizlerle paylaşıyoruz.

Türkiye’deki tüketicilerin ne kadarı bu yılbaşında çevresindekilere hediye alacak, kimlere hediye alınacak, alışverişler nereden ve neden gerçekleştirilecek ve alışverişe ne zaman başlanacak? Tüm bu soruların cevabını araştırmamızda bulabilirsiniz.

Bu sorulara hızlı yanıtlar bulmak adına, markalar ile gerçek tüketicileri bir araya getirdiğimiz Bounty platformumuz üzerinden, 4 saatte tamamlanan ve 500 tüketiciye ulaştığımız bir mobil araştırma gerçekleştirdik. Araştırmanın cevaplarını, katılımcıların yaş, cinsiyet demografik bilgilerine ve SES gruplarına göre analiz ettik. (Araştırma tüketicilere açılan 9 soruluk mobil anket ile gerçekleştirildi.)

Sizin için, araştırmanın kısa bir özetini ve bazı ana başlıklarını derledik. Eğer hazırsanız, Türkiye’nin bu yılki yılbaşı hediye alışveriş tercihlerine ve davranışlarına göz atalım.

Türkiye’deki her 5 kişiden 4’ü, bu yılbaşında hediye alacak.

Tüketicilere hediye alma tercihlerini sorduğumuzda, %78.86’sı bu yıl çevrelerindeki en az bir kişiye hediye alacaklarını, %21.14’ü ise kimseye hediye almayacaklarını belirttiler.

Satın alma gücü düştükçe, hediye satın almama oranı doğru orantılı olarak düşmese de, trende baktığımızda bir düşüş gerçekleştiğini görüyoruz. A grubunda hediye almayacağını belirten tüketici oranı %19.30’ken, B grubunda bu oran %21.31, C1 grubunda %18.31, C2 grubunda %15.65, D grubunda %24.53, E grubunda ise %36.36.

Bu yılbaşında en çok aileler ve sevgililer sevinecek.

Hediye alacak tüketicilerin kimlere hediye alacaklarına göz attığımızda, %70.83’ünün ailelerine, %39.83’ünün sevgililerine, %36.92’sinin arkadaşlarına hediye alacaklarını görüyoruz. Bu resimde, iş arkadaşlarına hediye alacakların oranı ise, yalnızca %15. Bu konuda biraz üzülebiliriz.

Türkiye ortalama 3.44 hediye poşeti taşıyacak.

Tüketicilere kaç hediye alacaklarını sorduğumuzda, ortalama 3.44 hediye alınacağını görüyoruz. Bu oranın satın alma gücüyle olan korelasyonuna göz attığımızda ise, şaşırtıcı veriler gözümüze çarpıyor. Kişi başına en çok satın alma yapan ekonomik gruplar 3.7 ile C1 ve C2 grupları, ardından 3.6 ile B grubu ve 3.3 ile A grubu olacak; E grubunda bulunan tüketiciler ise 2.3 hediye alacaklar.

Alışverişlerin gözdesi, AVM’ler ve e-ticaret.

Hediye alacak tüketicilere hangi kanallardan hediye alacaklarını sorduğumuzda, %64.82’sinin AVM’lerdeki mağazalardan, %39.12’sinin ise internet sitelerinden alışveriş yapacaklarını görüyoruz. Bu oranların yanında, çarşılar %22.27’de, alışveriş pasajları ise %19.15’te kalıyor. Çok mağazalı firmaların, AVM’deki mağazalarına yapacakları pazarlama yatırımlarının dış noktalardaki mağazalara göre daha etkili olacağını söyleyebiliriz.

Ana tercih etmenleri, ürün markaları ve promosyonlar.

Özel dönemlerdeki promosyonların satın almayı nasıl etkilediğini geçmiş satışlarımızdan hepimiz biliyoruz. Bu yılbaşı sezonunda, tüketicilerin %41.69’u için ürünlerin markaları, ve %32.20’si için promosyonlar belirleyici etmenler olacaklar. Bu etmenler dışında, fiziksel mağazaların e-ticaretle rekabetinde önemli olacak etmenler neler olabilir dediğimizde, tüketicilerin %31.31’inin ürün çeşitliliğine ilgi gösterdiğini ve %23.94’ünün mağazanın markasına önem verdiğini görüyoruz.

Promotörler, tüketicilerin %27’si için satın almaya oldukça etkili.

Tüketicilerden mağaza içi promotörlerin satın almaya etkilerini puanlamalarını istediğimizde, %26.92’si promotörlerin bulunmasının satın almalarına oldukça büyük etkisi olduğunu belirtiyorlar. 9 ve 10 skorları promotör etkisinin en yüksek olduğu skorlar olarak alınmıştır.

Satın alma gücü düştükçe, promotör etkisinin arttığını görüyoruz. A grubunda promotörlerin etkili olacağını düşünen tüketicilerin oranı %14.89 iken, bu oran B grubunda %22.92, C1 grubunda %24.14, C2 grubunda %28.87, D grubunda %30, E grubunda ise %28.57 oranında.

Satın alma gücünün düşüşü ile artan promotör etkisi, bize birim harcamanın daha değerli olduğu düşük segmentlerde, tüketicilerin satın alma için iknaya ihtiyaç duyduklarını gösteriyor. Bu segmentleri hedefleyen markaların promotör bulundurmaları, satışlara pozitif etki sağlayacaktır.

En çok giyim ürünleri ve hediyelik eşyalar tercih edilecek.

Hediye olarak, tüketicilerin %58.08’i üst giyim ürünleri, %46.99’u ise hediyelik eşyaları satın almayı tercih edecekler. Bununla birlikte, tüketicilerin %32.67’si elektronik ürünler hediye alacaklar. Peki, elektronik ürünlerin genel hediyeler arasında kırılımları nasıl değişiyor?

Türkiye’nin %10.25’i hediye olarak küçük ev aletlerini tercih edecek, %7.55’i bilgisayar, %3.93’ü ise akıllı telefon alacaklar. Bunun dışında kalan elektronik ürünler %3.39 oranında tercih edilecek.

Türkiye’nin %36’sı, alışverişine yılbaşına 1–2 hafta kala başlayacak.

Hediye alışverişi gerçekleştirecek tüketicilere alışverişlerini ne zaman gerçekleştireceklerini sorduğumuzda, %35.79’unun yılbaşına 1–2 hafta kala hediye alışverişlerini gerçekleştireceğini görüyoruz. Bununla birlikte, tüketicilerin %28.55’i yılbaşı haftasında, %20.25’i 2–3 hafta kala, %15.42’si ise 3–4 hafta kala gerçekleştirecekler.

Bu durum, büyük mağaza trafiği ve cirolarının yılbaşı öncesindeki 2 haftada gerçekleşeceğini, dolayısıyla markaların mağazalarda stok/uygulama/promosyon denetlemeleri gerçekleştirerek, servis kalitelerinin düşük olduğu noktalarda anlık aksiyonlar alabilmesine ve satışlarını artırabilmelerine imkan sağlıyor.

Türkiye’nin %57’si, hediye alışverişini tek seferde gerçekleştirecek.

Hediye alacak tüketicilerin hediye alışverişlerini nasıl yapacağını sorduğumuzda, %56.72’sinin alışverişlerini tek seferde gerçekleştireceğini görüyoruz. Bu davranış, markaların mağaza içi yaratılan o ayak trafiğini kaçırmamaları gerektiğini gösteriyor — çünkü alışveriş yapacakların bir mağazada satın almaya dönüşmemesi, başka bir mağazada dönüşeceği anlamına geliyor. Bu durum da, rekabette kaybedilen bir müşteri/bir satın alma anlamına geliyor.

Bununla beraber, Türkiye’nin %27.01’i hediye alışverişlerini 1–2 haftaya yayacaklarını, %9.21’i 2–3 haftaya yayacaklarını, %7.06’sı ise o aya yayacaklarını belirttiler.

Hediyeler üzerine anlık karar veren tüketiciler ile karşı karşıyayız.

Markalar için pazarlama her geçen gün daha da zorlaşıyor. Tüketicilerin yaşamlarındaki öncelikler, bütçelerindeki değişimler ve karar verme süreçleri, bu zorlaşmayı sağlayan ana etmenler. Hediye alışverişi gerçekleştirecek tüketicilere hediye alışverişlerini gerçekleştirmeden önce araştırma yapıp yapmadıklarını sorduğumuzda, %48.93’ünün, mağazaya gittiklerinde karar verdiklerini görüyoruz.

Bununla beraber, tüketicilerin %28.75’i 1–2 hafta önceden, %10.84’ü 2–3 hafta önceden, %11.48’i ise 3–4 hafta önceden hediye araştırmaya başlıyorlar.

Araştırma Künyesi

Araştırmaya %50’si kadın, %50’si erkek 500 kişi katıldı. Katılımcıların %43.20’si 18–24 yaş arasında, %41.60’ı 25–35 yaş arasında, %9.40’ı 36–44 yaş arasında, %3.20’si 45 yaş üstü ve %2.60’ı 18 yaş altındaki tüketicilerden oluşuyor. Coğrafi dağılıma göz attığımızda, katılımcıların %40.60’ı Marmara Bölgesi’nden, %17.60’ı İç Anadolu Bölgesi’nden, %11.20’si Ege Bölgesi’nden, %11.20’si Akdeniz Bölgesi’nden, %19.40’ı ise diğer bölgelerden katılım gösterdi.

Sosyoekonomik durum dağılımına göz attığımızda ise, katılımcıların %11.40’ı A, %24.40’ı B, %28.40’i C1, %23’ü C2, %10.60’ı D, %2.20’si ise E gruplarında bulunuyorlar. Katılımcı cevapları Türkiye temsiliyeti gösterilmesi adına ağırlıklandırılmıştır.

SOR’UN Sivil Toplum Kuruluşları Destek Programını Başlattı 0

Chat botları kullanarak şirketler ve müşterilerin iletişimlerini düzenli bir şekilde ilerlemesini sağlayan SOR’UN, şimdi de platformda sivil toplum destek programını başlattı. Bu program ile sivil toplum kuruluşları platformda bulunan SOR’UN Chat, Social ve Help ürünlerini kullanabilecek.

2015 yılında kurulan SOR’UN geçen iki yılda platformda 10 farklı markaya 15 chat botla hizmet vermeyi başardı ve platform üzerinde 750 bin civarı konuşma gerçekleştirildi.

SOR’UN / Sivil Toplum Kuruluşları Destek Programı

SOR’UN olarak Sivil Toplum Kuruşları Destek Programını başlattık. Bu program çerçevesinde Sivil Toplum Kuruluşları SOR’UN Chat, Social ve Help ürünlerini tüm süreçlerinde kullanabilecek. Bu desteğimizi ilk olarak Türk Eğitim Vakfı ile başlattık. Onların da platform hakkında görüşlerini rica ettik. Aşağıda yorumları bulabilirsiniz.

TEV SOR’UN Açıklaması

“Çağımızın gerçeği internet devrimi ve dijital platformların kullanımı nasıl bireyler ve markalar için hızlı ve köklü değişimler yaratıyorsa sivil toplum kuruluşlarını da yeniden şekillendiriyor. Online platformlar aynı anda birden fazla kişiye hızlı ve az maliyetle ulaşmak gibi önemli avantajlar sağlıyor. SOR’UN platformu ile vakfımıza sunulan ‘’canlı destek’’ uygulaması bunun en güzel örneklerinden biri. SOR’UN, ayrıntıları iyi düşünülmüş, ara yüzleri oldukça estetik ve kullanıcı dostu olan, raporlama anlamında tüm ihtiyaçlara cevap veren çok kullanışlı bir uygulama. Bursiyerlerimize, bağışçılarımıza ve vakfımızla çift yönlü iletişim halinde olmak isteyen kişilere tek bir çatı altında hizmet verebiliyoruz. “SİZ SOR’UN BİZ CEVAPLAYALIM” mottosu ile sunduğumuz bu platform, kendimizi tam anlamıyla ifade edebilmemizi ve hedef kitlemize güncel olanı ulaştırmamızı sağlıyor. Vakfımız kadar diyalog sağladığımız kişiler de bu sinerji ile kendilerini en iyi şekilde ifade edebilme fırsatı bularak sorularını açıkça sorabiliyorlar. Faaliyetlerimize ve kurumumuza katma değer yaratan bu uygulama için çok teşekkür ediyoruz.” 

Yeni SOR’UN Ürünleri

SOR’UN Chat, Social & Help SOR’UN olarak kanal sayımızı arttırmaya devam ediyoruz ve yeni entegre kanallarımızı 2 yeni ürün olarak iş ortaklarımızın kullanıma sunduk.

SOR’UN Social & SOR’UN Help: SOR’UN Social iş ortaklarımız bundan sonra Facebook, Twitter ve Instagram kanallarındaki kullanıcı yorum ve taleplerini SOR’UN üzerinden yapabilecek. Sosyal medya kanallarına ek olarak SOR’UN Help ile ise sitelerinde yer alan iletişim formlarını ve e-posta kanallarını da SOR’UN’a entegre edebilecekler. Bunun yanı sıra bu süreçleri SOR’UN AI altyapısı ile entegre edip, mevcut operasyonlarına göre daha hızlı ve daha az maliyetle gerçekleştirebilecekler. Bu iki ürün ile ilgili tüm özellikleri yenilediğimiz internet sitemiz www.sorun.com.tr adresinden inceleyebilirsiniz. Sorularınız için bizimle bu sitede yer alana SOR’UN WebChat üzeriden iletişime geçebilirsiniz

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link


 

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link