Sosyal Medyada Bir “Pazarlama Fenomeni”

İşiniz sıkıcı mı?

Sıkıcı bir ürünü pazarlamak için sosyal medyayı nasıl kullanırsınız?

Blender, su arıtma cihazı, yazıcı kartuşu vs. gibi çok da ilginç olmayan kimi ürünler vardır. Bu ürünlerin pazarlaması da sıkıcı olur, yaratıcılığı hayli zorlamayı gerektirebilirler.

Şimdi size başka bir sıkıcı ürünün başarısından ve bir sosyal medya stratejisinin alelade bir üründe bile nasıl işe yarayabileceğinden bahsedeceğim.

Bu ürün bir burito. Meksika usulü bir tür börek. Tortilloya sarılmış bir parça et, peynir ve fasulyelerden bir hızlı yemek (fast food) yiyeceği olan bu ürün, pazarlama açısından yeterince “sıkıcı” sınıfındadır.

Amerika’da bu ürünü satan birkaç mekân vardır; Chipotle, Qdoba, Taco Bell gibi..

Chipotle cesur ve orijinal sosyal pazarlama kampanyası ile pazarlama dünyasını salladı. Kampanyaları, ürünlerinin sağlıklı oluşuna zarif bir dille vurgu yapan olağanüstü bir ‘mini animasyon filmi’ne dayanıyordu.

Sosyal medyanın markalar tarafından nasıl kullanılması gerektiği ile ilgili benimsenmesi gerektiğine inandığım 6 tane ‘ince ayar’ (kural) vardır. Bana göre eğer bu altı kural uygulanırsa, stratejiniz aşağı yukarı kendini ortaya çıkaracaktır.

Gelin şimdi burito gibi alelâde bir ürünün bile bir sosyal medya gücü oluşturup oluşturamayacağını bu kurallar üzerinden inceleyelim:

1. “Sadece biz …”diyebileceginiz bir noktanız var mı?

“Sadece biz …” cümlesini tamamlayabiliyor musunuz? Çok sıkıcı ürünler üretip satan şirketlerin bile ürünlerinde vurgulayabilecekleri ayırıcı bir özelliği olmalıdır. Fakat bunu bulmak her zaman kolay olmayabilir.

Chipotle, yerel çiftliklerden temin ettikleri doğal ve organik maddeleri kullandıkları noktasını vurguladı. Bu iyi bir “sadece biz …” mi? Duruma göre değişir. Elbette dikkat çekici bir vurgu ve bir avantaj da sağlayabilir. Eğer doğruysa… Eğer verdikleri bilgiler gerçek değilse o zaman sosyal medyada çok büyük tepkilerle karşı karşıya kalırlar ki bunun markayı yok etmeye kadar götürebileceğine şüphe yok.

2. Kültürünüz bir sosyal medya dönüşümünü sağlayabilir ve sürdürebilir mi?

“Şirket kültürü” sosyal medya başarısının en önemli belirleyicisidir. Chipotle on yıllardır piyasada olmayan ve kültürel bağları bulunmayan, nispeten yeni bir işletme. Üstün dış kaynaklarla da kendilerini “uyumlu” hale getirmişler. Açıkçası cesur bir şirket.

Pizza Hut’a gidip de, “Biz bir TV reklamı yerine, distopik bir dünya içeren bir youtube videosu için milyonlar harcamak istiyoruz” dediğinizi düşünsenize! Tepki muhtemelen şöyle olurdu: “Hadi kardeş, biz sadece pizzalarımız için daha fazla kupon verelim…” Onların kültürü bunu kaldıramaz. Bu pozisyonda Chipotle’ın durumu rekabette daha avantajlı.

3. Konuşulan bir marka mısınız? Ya da öyle bir marka olabilir miydiniz? Hangi maliyet ve risk ile?

İnsanlar moda, TV şovları, müzik ve spor aktiviteleri hakkında tartışmayı severler. Genelde buritolar hakkında pek konuşmazlar.

Fakat siz bu ürünü hakkında konuşulmaya değer kılabilir misiniz? Bu neye mal olabilirdi? Chipotle sağlıklı yaşam, hayvan sağlığı ve otantik yiyeceklerle ilgili güçlü bir hikaye anlatarak buritosunu bir üst lige yükseltmeyi denedi. Üstelik bunu nefes kesici bir görsellikle ve videosunu country efsanesi Willie Nelson’a harika bir Coldplay ‘cover’ı yaptırmasıyla destekleyerek; “Back to the Start” (8 milyon görüntülenme). Bundan bir yıl sonra da “The Scarecrow” filmini piyasaya sürdü.

Bu bir risktir, pahalı bir risk üstelik; fakat işe yaramış görünüyor. Sonuçta ortalıkta olmayan bir tartışmayı başlatmış oldular. Aslına bakacak olursanız burito ile ilgili tartışmayı tamamen domine etmekteler.

4. Müşterileriniz ve rakipleriniz neredeler?

Tekil bir kimlik (onların “sadece biz..” leri) ve ilgi uyandırıcı bir mesaj oluşturmanın yanında, uzun formatlı video biçimiyle harika bir şey buldular; daha önce kullanılmamış bir medya kanalı. Farklılaşma konusunda yeni bir bakış açısı keşfetmiş oldular; zira bu tür içeriğe nasıl bakıldığı da görülmüş oldu ki bu konu tam bir bilinmezdi.

YouTube şu anda 18 – 24 yaş aralığı şehirli ve yemeğine düşkün gençlerin, yani sektörün hedef kitlesinin ana eğlence merkezlerinden biri olarak harika bir mekân.

5. Zengin içerik için kaynağınız nedir?

Chipotle bir Facebook paylaşımı ile haftada 4 milyon görüntülenmeye ulaşabilir miydi? Peki ya bir tweetle? Hatta bir magazin reklamı ile?

İmkansız gibi görünüyor. Bu çapta bir etkiyi oluşturabilmek için büyük, cesur ve zengin bir şeye ihtiyaçları vardı… Çarpıcı bir video animasyonu gibi. Böyle bir ilgiye maruz kalabilmek için bir firma, normal sosyal medya geyiklerinin çok ötesinde bir şeyler geliştirmek zorundadır. Chipotle’ın bu çarpıcı YouTube videosu ile giriş yapma fikri gerçekten zekiceydi.

6. Başarı neye benziyor?

Bu durumda, başarının ölçüsü oldukça yalın görünüyor. Restoran zincirinin daha fazla burito satması gerekmektedir. Bu reklamın maliyetine dayalı olarak ÇOK DAHA fazla burito!.. Peki bu onlara nasıl geri dönmüş bir bakalım.

Marka bilinirligi

Chipotle marka bilinirliği

Bir yıllık hisse fiyatları

chipotle hisseleri

Bugün, etkili içerik oluşturma yeteneği web üzerinde meşru bir güç için en önemli kaynaktır

Kaçırdıysanız aşağıda Chipotle’ın “The Scarecrow” adlı son mini video filmini izleyebilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Webeditoryal.com ve isteveyap.com kurucusu. Web İçerik Danışmanı. Her türlü markaya ve bireysel girişimcilere, küçük ve orta ölçekli işletmelere içerik pazarlaması çalışmalarında yardım etmeyi seviyor. Pazarlama ve reklamcılığa aşık.

Bir Cevap Yazın

Twitter 2018’de Markalar ve Ajanslarla Nasıl İş Birliği Yapacak?

Twitter

Sosyal ağların hem gündem belirlemede hem de dijital pazarlamadaki gücü, artık göz ardı edilemez bir noktaya geldi. Her geçen yıl daha da artan Facebook, Twitter, Instagram ve hatta Linkedin reklam harcamaları, sosyal medya pazarlamasının artık pazarlama kavramıyla neredeyse eş anlamlı hâle geldiğinin habercisi gibi görünüyor. Fakat unutmayalım ki sosyal medya platformlarının barındırdığı kalabalık kitlelerin ticari kazanca dönüşmesini sağlayan iki ana unsur hâlâ markalar ve onların ajansları. En popüler sosyal ağlardan biri olan Twitter da bunun farkında olmalı ki önemli bir terfi haberi vererek Twitter ABD Ajans Gelişim Baş Sorumlusu Stephanie Prager’in unvanını, Küresel Ajans Gelişim Baş Sorumlusu olarak güncellediğini duyurdu.

Bu gelişme çoğumuz için sıradan bir terfi haberi gibi görünebilir. Fakat aslında bu değişim, Twitter’ın bu yıl ajanslar ve markalarla yapacağı iş birliklerine ve bunları nasıl geliştirebileceğine dair bakış açısını da gösteriyor.

Kariyerinde birçok büyük çaplı medya ajansıyla çalışmış Prager şimdi WPP, Publicis, Interpublic Groupe, Omnicom ve Dentsu’nun da dahil olduğu, dev reklam ve medya satın alma ajansları ile Twitter arasındaki tüm ortaklıklardan sorumlu olacak. Prager yeni pozisyonu kapsamında, Twitter’ın iç yapısında bulunan ve küresel ajanslarla koordinasyonu sağlayan ekipleri denetleyecek ve onlara yol gösterecek. Bu pozisyonun, Prager’in gelişinden önce yalnızca uluslararası ekipler tarafından yürütüldüğünü de not edelim.

Yeni görev tanımını değerlendiren Stephanie Prager ise 2018’deki temel hedefinin, marka güvenliği gibi endişe duyulan konularda ajanslara ve markalara yardım etmek olduğunu ve odak noktalarının video içerik olduğunu belirtti. Youtube başta olmak üzere, video içerik platformlarına reklam veren markaların, reklamlarının uygun olmayan içerikler eşliğinde çıkmasından oldukça endişeli olduğunu göz önüne aldığımızda, Twitter’ın bu konuda güçlü bir iletişim köprüsü kurmak istemesi son derece anlaşılır görünüyor.

Stephanie Prager
Twitter Küresel Ajans Gelişim Baş Sorumlusu koltuğuna getirilen Stephanie Prager, platformun ajanslarla ilişkisi konusunda 2018 yılında yeni adımlar atılacağını söyledi.

Bu yönde getirilen önerilerden biri de, geçen yılın Ekim ayında Twitter tarafından tanıtılan ve şirketin marka strateji hizmeti için çalışan kurum içi bir kolu olan Fuel. Hizmet genel olarak, ajansların ve müşterilerin yaratıcı süreçlerini hızlandırmak için çabuk ve etkili cevaplar veren içerikler oluşturmayı amaçlıyor. Son dönemde Converse ve Macy’s gibi markalara reklam amaçlı, 6 saniyelik video içerik sunmasıyla dikkat çeken Fuel gömülü video, sohbet robotu (chatbot) ve otomatik cevap mekanizmasına dayanan kampanyalarda pazarlama ekiplerinin işini kolaylaştırıyor.

Markalar ve Twitter arasındaki iş birliklerini ve deneyimlere daha fazla önem vereceğini de kaydeden Prager bu noktada, geçen yıl gerçekleştirilen ve tamamen Twitter doğrudan mesaj özelliği üzerinden yürütülen #WendysBracket kampanyasını örnek gösteriyor. Twitter olarak ajanslarla öteden beri özel bir ilişki yürüttüklerinin altını çizen Prager, yeni dönemde bu olumlu ilişkinin daha da derinleşmesi için çalışacaklarını vurguladı.

Bakalım önce MEC kurucu ortağı ve ardından MediaVest U.S. Başkan Yardımcısı olarak çalıştıktan sonra, 2013 yılında Twitter kadrosuna katılan Stephanie Prager, yeni görevine gelir gelmez açıkladığı hedeflerine ulaşabilecek mi? Bunu zamanla göreceğiz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Sega, Sonic Oyunundaki Bir Bölümü Gerçek Hayata Aktardı

Japonya merkezli video oyunu yazılımı ve donanımı üreticisi Sega, şu anda video oyunu denilince akla ilk gelen markalardan biri olmayabilir; ancak hiç şüphesiz Sega, video oyunu dünyasının en köklü markalarından biridir. Sega’nın en bilindik video oyunu serilerinin başında Sonic gelir ve tam adı “Sonic the Hedgehog” olan video oyunu serisi adeta Sega markasıyla özdeşleşmiştir.

Sega, Sonic’in son oyunu olan Sonic Forces’ı 7 Kasım 2017 tarihinde piyasaya sürdü. Ve şirket, yeni Sonic oyununun çıkışını kutlamak için ilginç bir yol izledi. Japon şirket, ABD’nin Los Angeles şehrinde bulunan Tempest Freerunning Academy adındaki parkur salonu ile anlaşma yaptı ve parkur alanını Sonic Forces oyununda yer alan bir bölüme dönüştürdü. Tabii şirket bunu yapmakla da yetinmedi ve “Sonic Forces Academy” ismini verdiği bir organizasyon kapsamında üç video oyunu oyuncusunu ve üç profesyonel parkur sporcusunu bir araya getirerek onlardan bu video oyunu parkurunda hünerlerini sergilemelerini istedi.

Sonic Forces Academy’de yer alan 6 katılımcı, oyunun ana karakteri olan ve oyuna ismini veren Sonic’in video oyununda bir bir aştığı engellerin üstesinden gerçek hayatta gelip gelemeyeceklerini test etti. Sonic Forces oyunundaki bir bölümün gerçek hayattaki yansıması olan bu video oyunu parkurunda, katılımcıların bir yerden bir yere atlarken tutabilmeleri için Sonic’in oyunda topladığı bir öge olan altın halkalar yer alıyordu. Profesyonel parkur sporcuları, tahmin edilebileceği üzere bu parkurda gayet başarılı bir performans sergilerken oyuncuların parkurda sergilediği -sergilemeye çalıştığı desek daha doğru olur sanırım- performanslar ise komik ve eğlenceli anların yaşanmasına neden oldu.

Sega’nın 19 Aralık’ta gerçekleştirdiği Sonic Forces Academy organizasyonunun, Sonic’in resmi YouTube kanalında yayımlanan videosunu aşağıdan izleyebilir ve siz de bu eğlenceli anlara tanık olabilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link