Sosyal Medya Pazarlama: Nitelik & Nicelik

Nitelik ve nicelik kavramı son dönemlerde en sık kullanılan kavramlarından biri. Özellikle pazarlamanın sosyal medya tarafında birçok marka bu iki kavram arasındaki ayrımı yapamadığı için başarısızlığa sürükleniyor. Bu başarısızlığa sürüklenmenin temelinde ise ‘her mecrada var olmak‘ felsefesi yatıyor; yani niceliğin ön planda tutulması.

Bu durumu birkaç örnekle şekillendirmek konunun daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır. Herşeyden önce, markalar kendilerine sosyal medyada neden var olmak istediklerini sormalılar. Aldıkları yanıt satışları arttırmak ise hangi mecranın bu durumu daha kolay şekillendireceğini belirlemeleri ve buna göre strateji üretmeleri şart. Aldıkları yanıt müşteri ilişkilerini güçlendirmek veya müşterilere ait bilgilere ulaşmak ise  tercih edecekleri sosyal ağın daha farklı odaklarla belirlenmesi gerekiyor. Pinterest’in satışları arttırmada, Twitter’ın ise müşteri ilişkilerinde güçlü olduğu zaten malum. Diğer ağları katarak örnek sayısını çoğaltabiliriz ancak bu konuya çoğu insanın hakim olduğunu düşünerek derinliklere inmeyi düşünmüyorum.

Markaların kendilerine sorması gereken bir diğer soru ise ürettikleri ürün veya hizmetin durumu. ‘Durum‘ kavramının içinde kalite de olabilir, ürünün rekabetçi üstünlüğü de, fiyatı da, diğer birçok etken de… Örneğin yüksek fiyatlı (lüks) ürünler satıyorsunuz, müşterilerinizin alım gücü yüksek ve sosyal medya ile satışlarınızı arttırmak istiyorsunuz. Şirketiniz B2C şirketi ise Pinterest yerine başka ağlara yönelmek odak noktanızı kaybetmenize ve  efektifliği düşürmenize neden olacaktır. B2B için durumun değiştiğini ve Linkedin’in ön plana çıktığını da söylemekte fayda var. Aşağıdaki grafik bu durumu çok iyi açıklıyor.

Pazarlama taktiklerini uygulayacağınız  sosyal ağı belirlerken ürününüzün cinsi de önemli bir kriter. Pinterest kullanıcılarının refah seviyesi yüksek olabilir ama o ağdaki kullanıcıların hangi kategorideki ürünlere daha çok ilgi duyduğunu incelemekte fayda var. Örneğin Pinterest kullanıcılarının %22.8’i değerli aksesuarlara konsantre oluyor. Dolayısıyla bu kategoride üretim yapan bir firma için Pinterest, biçilmiş bir kaftan.

Müşterilerinize ait bilgilere ulaşmak ve bu verilerle stratejinizi belirlemek de önemli bir durum. Eğer amacınız buysa Facebook ile ilgilenmek en doğru seçim gibi duruyor. Müşterilerinizi demografik verilere göre segmente edebileceğiniz en doğru kaynak olan Facebook, insanların %55’inin  aldıkları ürünleri paylaşmayı tercih ettikleri bir platform. Doğru araçlar kullanıldığında bu veriler markalar için önemli faydalar getirebilir.

Yukarıda, ” Durum kavramının içinde kalite de olabilir, ürünün rekabetçi üstünlüğü de, fiyatı da…” demiştim. Şimdi de ürününüzün teknolojik bir ürün olduğunu varsayalım. Bu ürün kategorisinde Facebook, Twitter, Pinterest ve birçok ağ size yardımcı olabilir. Ancak Youtube’u gözden kaçırdığınızda bazı şeylerin ters gittiğini kolaylıkla anlayabilirsiniz. Bu tür ürünlerde odağınızı Youtube’a kaydırmamanız durumunda hedef kitlenizin sadece %32’sine ulaşabiliyorsunuz; son istatistiklere göre insanların %68’i ürünü almadan önce ürünün videosunu görmek istiyor.

Kısaca…

Yukarıda birbirleri ile bağımsız  örnekler verdim. Rahatlıkla bu örnekleri çoğaltıp değiştirebiliriz. Örnek sayısını arttırdıkça, markaların reklamlarında gördüğünüz onlarca sosyal medya icon’unun imaj güçlendirme amaçlı olduğu sonucuna daha çok yaklaşıyoruz. ‘Ben her mecrada varım‘ demek belki kulağa hoş geliyor ama markaya bir faydası olmadıktan sonra hiçbir şey ifade etmiyor. Bu durum da her alanda olduğu gibi sosyal mecralarda da niteliğin ön plana çıktığını kanıtlıyor.

CEVAPLA