Sosyal Medya Anadolu Üniversitesi’ne ‘Ders’ Oldu

 

Geçen cuma Anadolu Üniversitesi öğrencileri için önemli bir gündü. Yanılmıyorsam lisans seviyesinde Türkiye’de ilk defa Sosyal Medya dersi işlendi. Bu yıldan itibaren Türkiye’nin köklü üniversitelerinden biri olan Anadolu Üniversitesi, örgün öğrencilerine alan seçimlik ‘ Sosyal Medya Yönetimi ‘ dersi sunuyor.

Sosyal Medyanın her yönüyle inceleneceği 14 haftalık ders sonunda öğrenciler Sosyal Medyaya doyacak. Önde gelen Sosyal Medya ajanslarından olan The NetFork ve C2A‘ nın kurucusu olan, aynı zamanda üniversite yıllarını Eskişehir’de geçiren  Ergün Erdem ‘ in verdiği dersler Cuma günleri 14.00’te başlıyor.

Anadolu Üniversitesi’nin bu atağı sosyal mecrada beğeni topladı. Aynı zamanda Türkiye’nin ilk Sosyal Medya öğrenci kulübü için de harekete geçen Anadolu Üniversitesi öğrencileri, öğrenci merkezinde açılması planlanan kulüp için çalışmalarına devam ediyorlar.

Bu sene Yeditepe Üniversitesi, Sosyal Medya Yönetimi (MBA) Yüksek Lisans Programını başlattığını duyurmuştu.

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlama alanında Türkiye’nin en çok okunan blogu : Pazarlamasyon‘un kurucusu.

Bir Cevap Yazın

Aşırı İletişimden Zafiyet Geçireceğiz !

“Bir tefritten kalkıp bir ifrata varma” deyimini bilenleriniz varsa, günümüzdeki pazarlama iletişiminin de geldiği nokta tam da bu…

Yıllar önce teknoloji henüz bu kadar devleşmemiş ve geleneksel medya revaçta iken, gazetelerin en önemli satış politikası ya doğrudan tencere – tava dağıtmak ya da kupon biriktirip birşeyler satarak gazete tirajlarının artmasını sağlamaktı. O dönemlerde sözcükler azdı ve pazarlama adına bu kadar süslü cümleler kurulamıyor, zaten kurulsa da bu cümleleri aynı anda bütün dünyaya yayacak iletişim araçları kısıtlıydı. Kelimenin tam anlamı ile, aslında bugün bildiğimiz manada pazarlama diye birşey yok veya yok denecek kadar azdı.

Talep çok, arz ise azdı. 1900’lü yıllara gelinceye kadar üretim oldukça önemli ve işletmeler de ürün odaklı idi. 1950’li yıllara gelindiğinde ise işletmeler satış odaklı hale geldi veartık müşteriler “ne bulursam, onu alırım” diyorlardı. 1980’li yıllar ürün ve hizmet çeşitliliğinin müşterilerin genel eğilimini “neyi alabilirsem onu alırım” biçiminde değişti. 1990’lı yıllara gelindiğinde ise müşteri ilişkileri ve çift yönlü iletişim kavramı ön plana çıkmaya başladı ve müşteriler de “neyi istiyorsam, onu alırım” özgürlüğü ile hareket etmeye başladılar. Nihayet 2000′li yıllara gelindiğinde ise, müşteri yönelimli bakışı ortaya koyan, müşteri ilişkileri yönetimi oluştu.

Üretimin az olduğu yıllarda, işletmeler için de pazarlama kavramı doğal olarak önemli değildi ve müşteri ile iletişim minimum orandaydı. Tüketici açısından da aslında daha sade bir dünya vardı. Markaların henüz bu kadar bağırmadığı ve sözcüklerin anlamı ile bu kadar oynanmadığı dönemde, tüketici önce ihtiyacını belirliyor, sonra alternatiflere bakıyor ve en sonunda da cebindeki paraya göre hareket ediyordu. Aslında bugün de öyle!

1980’lerde “Serbest Piyasa Ekonomisi” ile Kapitalist düzenin getirdiği o daha çok satmak ve daha çok kazanmak içgüdüsü ile hareket eden işletmeler için pazarlama ve satış yönetimi her geçen gün daha fazla önem kazanmaya başladı ve artık markalar “kim daha çok reklam yapar ve sesini duyurursa, o kadar çok satar” mantığı ile hareket etmeye başladılar. Hal böyle olunca da, bir süre sonra etrafı saran reklam ve sözcükler bulutunun içinden “beni al” diye seslen markalara karşı, tüketici daha da kararlı ve çekingen hale geldi. Herşeye rağmen büyük bir umutla reklam bütçelerini her yıl neredeyse ikiye katlayan işletmeler ise tüketicideki kararlılık yüzünden kısır döngüye girmeye başladı. Çünkü iletişim adına yapılan ve asıl amacı satış olan bu sözcük bombardımanı, tüketicinin beynine ve daha da önemlisi kalbine girmek için yeterli değildi ve tüketicinin kararını değiştirmek hiç bu kadar zor olmamıştı.

Teknoloji ile dünya artık çok küçük. Her türlü erişimi – iletişimi, sorunsuz ve sınırsınız yapmaya muktedir olan teknoloji sayesinde “hareketsiz ve görünmeyen müşteri” sayısı her geçen gün artıyor. Mağazaya gitmeden alışverişlerini istedikleri gibi yapıp, ürünlerini evlerine kadar getirten bu müşteriler konforun doruğunda yaşıyor.

Bugün tüketiciler olarak bizler, artık radyo ve televizyonda reklam görmek istememeye, reklam olan kanalları el çabukluğu ile değiştirmeye, satış amaçlı gönderilen e-posta ve sms’leri silmeye, bir satış temsilcisine telefon numaramızı vermekte imtina etmeye başladık.

BİZLER artık özgür olmak istiyoruz. İletişimin bu kadar yoğun ve iletişim kanallarının birinden kaçarken diğerine yakalandığımız bu dünyada, tek istediğimiz basitlik ve sadelik.

Sevgiyle kalın,

 

 

 

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Facebook, Rusya Kaynaklı Propagandaları İfşa Edecek

russian manipulation us elections trump

Her sözü ve hareketiyle gündem yaratan, radikal politikaları ve ayrımcılığı kışkırtan tavırlarıyla sadece Amerikanlar için değil, diğer toplumlar için de büyük bir sorun hâline gelen, hatta markalar tarafından da sosyal ağlarda konu edilen Donald Trump, ABD Başkanı seçileli bir yıl oldu. Fakat onu başkanlığa taşıyan seçimin üzerindeki kuşkular, özellikle de Rusya’nın seçimi çeşitli yollarla manipüle ettiği şüpheleri hâlâ konuşuluyor. Bu konuda son gelişme ise Facebook tarafından geldi.

Zira iddia edilen manipülasyonun bir parçasının da internette yapıldığı söyleniyor. ABD Kongresi’nden bu konuda gelen çağrı üzerine Facebook, Amerikan kullanıcılara, hangi Rus kaynaklı propaganda sayfalarını ve bu amaçla oluşturulmuş Facebook profillerini takip ettiklerini gösterme kararı aldı.

putin trump
Rusya kaynaklı sahte hesap ve sayfalara yapılan suçlamalar oldukça ciddi.

Bu doğrultuda hazırlanan yeni bir aracın, yıl sonu itibarıyla Facebook çevrimiçi destek merkezinde yer alacağı, şirketin blog yazısında duyuruldu. Facebook’u bu noktada harekete geçiren ise “Takip ettiğim veya beğendiğim bir Facebook sayfasını veya Instagram hesabının İnternet Araştırma Merkezi tarafından oluşturulduğunu nasıl anlayabilirim?” sorusunu ileten bir kullanıcı olmuş.

Şirket bu noktada sorumluluk alıp ABD vatandaşı görünümü verilen ama gerçekte Rusya kaynaklı olan sahte Facebook hesapları üzerinden paylaşılan binlerce kışkırtıcı nitelikli içeriği, istemeden takip ettiği ya da beğendiği bu kaynakları bilmeleri için deşifre edecek. İfşa çalışması, 2015 yılının Ocak ayından geçtiğimiz Ağustos ayına dek uzanan zaman aralığını, yani 2016 ABD Başkanlık Seçimleri’nin ön seçim, propaganda ve seçim aşamalarını içine alan bir zaman dilimini kapsıyor.

Öyle ki bu hesapların yaptığı paylaşımların insanları sokağa dökerek birbirlerine düşürdüğü söyleniyor.

Yaklaşık 150 milyon insana eriştiği tahmin edilen bu içeriklerin; bireysel silahlanma, göç, ırk ve din gibi propagandaya ve kışkırtmaya oldukça uygun konular hakkında olduğu belirtiliyor. Hatta bu sahte hesap veya sayfalardan yayılan içeriklerin, fiziksel alanlarda yapılan protesto yürüyüşlerine yol açtığı da ihtimaller arasında görülüyor. Facebook konuyla ilgili blog yazısında uygulamanın önemini, “2016 seçimleri öncesinde ve sonrasında yabancı kaynakların Facebook üzerinden Amerikan toplumunu bölmeye ve toplum içinde güvensizlik oluşturmayı denediğini insanlara göstermek” olarak açıkladı.

ABD Kongresi’nin bu ayın başlarında, Rusya’nın ABD vatandaşlarını kışkırtmada hangi platformları, nasıl kullandığı konusunda yaptığı oturumda; Google, Facebook ve Twitter yetkilileri de ifade vermeye çağrılmıştı. Şirket yetkilileri, gelecekte benzer sorunları önlemek adına daha fazla çabalayacaklarına ve kullanıcıları bu tür durumlarda bilgilendirmenin yollarını arayacaklarına dair yemin etmişti.

usa congress
İddiaları araştıran ABD Kongresi, Google, Facebook ve Twitter yetkililerini ifadeye çağırarak, konuya ciddiyetle yaklaştığını göstermişti.

Konuyla ilgili görüşünü paylaşan ABD Senatörü, Demokrat Parti’nin Connecticut üyesi ve Senato Hukuk Komitesi Üyesi Richard Blumenthal ise Google ve Twitter’ın da Facebook’un bu konuda sarf ettiği çabayı göstereceğini umuyor.

Konu ABD Başkanlık Seçimi’nin manipülasyonu ve milyonlarca ABD vatandaşlarının politik ve toplumsal yönden kışkırtılarak istismar edilmesi olunca, iddialar da doğal olarak son derece ciddi oluyor. Peki siz Facebook’un bu konuda harekete geçmesi hakkında neler düşünüyorsunuz?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link