Uber ve Sarı Taksi Polemiğinin Sosyal Medyaya Eğlenceli Yansımaları

Sosyal medyanın gündemine şimdi de Uber ve sarı taksi arasındaki tartışma oturdu. Türkler olarak belki de en iyi olduğumuz konulardan birisi mizah. Yaşanan her türlü ciddi, komik, trajik olayı bir şekilde mizahi yollarla anlatabilme gibi bir yeteneğimiz mevcut. Üstelik sosyal medyadaki bu mizahi akımlar yaşanan olaylara tepkileri yumuşatırken daha büyük bir kitle tarafından duyulmalarını da sağlıyor.

Sosyal medyanın yeni mizah gündemi ise Uber ve Ticari taksi tartışması.Ticari taksiler ve Uber arasındaki anlaşmazlık uzun zamandır devam ediyordu ancak birkaç gün önce Uber resmi Twitter hesabından Uber arabasına saldıran bir taksi şöforünün videosunu yayınlamıştı. Bu video ülke çapında çok konuşuldu ve çok ses getirdi. Bu anlaşmazlığın giderek büyümesi ve ticari taksilerin agresif tutumu insanları mizahi yollarla Uber’i ve sarı taksileri kıyaslamaya itti.

Mizahi yaklaşımın dışında vatandaşlar  etiketi ile de Uber’e yapılan saldırıya tepkilerini gösteriyorlar. Sarı taksiler ile tatsız olaylar yaşayan çoğu kişi Uber’in konforlu seyehat olanaklarını ve müşteri odaklı yaklaşımını övüyor ve Uber’e destek çıkıyorlar.

Şimdi gelin sosyal medyada yapılan Uber-Sarı taksi kıyaslamalarına beraber bakalım;

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Bir Cevap Yazın

İlgi Bağımlılığı Ekseninde Sosyal Medya

Toplantı, dersler, konferanslar, aile yemekleri, misafirlikler, aklınıza gelebilecek her yerde telefonlar gençlerin eline yapışmış biçimde ve birbirinden farklı amaçlarla sosyal medyayı kullandıklarını görüyoruz. Ama suçu sadece onlara atmayın, X [1965-1979] ve önceki kuşakların da akıllı cihazlar tarafından esir alındığının farkındayız.

Y [1980-1999] ve Z [2000-….] jenerasyonları, kendi gerçeklikleri değişim gösterecek derecede etkilense de; hepimizin çeşitli sosyolojik değişimler içinde olduğumuzu kimse inkâr edemez.

Facebook’u sollayan Instagram’da harcanan saatlerin istatistikleri, Snapchat efektleri, kedi / köpek filtrelerinin eğlence amacını aşarak her fotoğrafta kullanımı, toplumların IQ’ları ile ilgili soru işaretleri yaratıyor.

Teşhis konabilecek bireylerin dikkat çekmekten hoşlanan, çoğunlukla özgüven eksikliği yaşayan, aidiyet sorunu olan ve toplumsal konumunu güçlendirme ihtiyacı içindeki kullanıcılar olduğu psikiyatristlerce açıklanmıştı.

Kendini yeterince tanımayan ve / veya ‘dış referanslı’ kategorize edilen kişilerin, kendi kimlik / konumlarını anlamak için başka görüşlere ihtiyaç duyduklarını hatırlayalım. Bu bağlamda sosyal medyadan gelen ilgi boynunuza tasmayı geçirdiği anda normalde vermeyeceğiniz cevapları ve tepkileri vermenizin kapısını aralıyor.

2010’da yapılan bir araştırmada kullanıcıların SM’de beğeni, yorum yazma gibi etkileşimlere girdiklerinde yalnızlıktan uzaklaştıkları ve sosyal duygularında artış olduğu ortaya çıkmıştı. Araştırmayı ve işaretlerini doğru okumak gerekiyor. Yüzeysel bir bakışla, SM ve sık etkileşim faydalı görünse de; aşırı kullanıma alıştıktan sonra cihazları ellerinden alınan kullanıcıların depresif tepkileri son derece normal.

Yani SM aslında, kendi magazin programınızın yıldızı olmanıza olanak tanıyor. Sorun onda değil, sorun gündemden çok magazin sevmekte. Bu döngüye girdiğiniz andan itibaren beğeni sayıları, yapılan yorumlar sizi esir alıyor ve bu faktörler hayatınızdan uzaklaştıkça da yetersiz hissetmenize sebep oluyor [Her kullanıcıda böyle olmadığını, bağımlılık altyapısının bu şekilde oluştuğunu unutmayalım].

Önemli olan SM kullanma sıklığınızın, sizin farkında olmadığınız psikolojik durumları ortaya çıkarıp çıkarmadığı, yani aşırı kullanıma kendinizi kaptırmamak, oradaki yeni dünyayı gerçek dünyanız ile değiştirmemek.

Son zamanlarda paylaşımların zaten kontrolden çıktığı açık. Mezarlıkta yakınını defnedenler, hastane yatağında son selfiesini aile büyükleriyle çekenler, trafikte kaza yaptıktan sonra, namazda, dini kitaplar okurken, kolda serumla… listeyi uzatmak mümkün ancak dikkat ettiğiniz üzere liste uzadıkça iş biraz şova dönüşüyor. İnceleme derinleştikçe dijitalleşen bir görgüsüzlük ve statü endişesi, hatta yarışı var.

Bu tür paylaşıları kimimiz aşırıya kaçmadan, kimimiz kaçarak, bir şekilde hepimiz yapıyoruz. Etkileşim yaratma amaçlı yönlendirici (‘Saçımı ne renge boyatsam’, ‘haydi bana soru sorun’ gibi) veya tepki beklentili ([‘Kadınlara / erkeklere güvenmiyorum artık’ v.b) içeriklerin çoğunlukla bağımlılığın ve ilgi isteğinin yansımaları olduğunu zaten SM kullanımı sırasında fark ediyoruz.

Yüzeysel içerikli olup derin görünen özlü sözler, hastanede yer bildirimleri, araç kullanırken ‘bakın kazaya davetiye çıkaran ben ve playback yapan ben’ videoları..vb. hepimizin timeline’da mâruz kaldığı içerikler.

Beynin ödül merkezi (nucleus accumbens) ile SM kullanımı arasında bir bağlantı bulunduğuna, konuyu araştırdıysanız rastlamışsınızdır. İlginin sonucu olarak flörtün dijitalleşmesini daha ayrıntılı merak edenler, serinin gelecek haftalarda yayımlanacak çalışmaları; ‘Dijital Flört Bağımlılığı’ ve DM’den Yürümek’i de inceleyebilirler.

Eskiden entelektüel arkaplanı yoğunlukla hissedilen kişiler bile, onaylanma arzusu – özgüven sorunları ekseninde SM’nin öyle esiri oldu ki, bilişsel yeteneklerimiz üretkenlikten aptallaşmaya sapmaya başlamış görünüyor.

Benzer koşullarda bir alternatif geleceği konu alan 2006 yapımı Idiocracy filmini de bu vesileyle tebessümle analım.

Gerçek iletişim kanallarının kapatılması, dönem itibariyle henüz ölçümlenmesi zor veya imkansız birçok sosyolojik değişime sebep oluyor ve olmaya devam edecek. Ve şüphesiz, rasyonel karar veren bir canlı olduğu ‘iddiasındaki’ insanın; daha dengesiz, metalaşmış, daha yeni bir toplumsal kurgu içine çekildiğini düşünmemek her geçen gün daha da zorlaşacak.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Prezervatif Satın Almaya Utananlar İçin Okey’den En Okey Albümler Çözümü

Toplumumuzda cinsellik konuşulmayan, ayıplanan bir olgu olduğu için cinselliğe dair ne varsa bir utanç kaynağı oluyor ne yazık ki. Dolayısıyla prezervatif almak da pek çok insanı utandırıyor, elinde prezervatifle kasaya gitmek etrafındakilerle bakışmak, kasiyere ürünü uzatmak vs çok zor olabiliyor.

Prezervatif markası Okey de bunun için ürünlerine değişik bir kılıf hazırlamış: Albüm kutuları. Evet kulağa ilginç geliyor… Okey prezervatifleri satın almaya utananlar için ürünlerini göndermeli isimlerden oluşturduğu albümlerin içerisine yerleştirecek. Böylece sanki bir müzik albümü alıyormuşsunuz gibi prezervatif alışverişinizi yapabileceksiniz.

Okey Rötar için “Ben Biraz Gecikeceğim İstanbul”, Ritim için “Benim Sevdam 120 BPM”, Sıcak Temas için “İçi Beni Yakar Dışı Seni” gibi isimlerle market raflarında yer alan En Okey Albümler, prezervatif almaktan utananları bekliyor.

Künye:

Reklamveren Eczacıbaşı Tüketim Ürünleri
Reklamveren Yetkilisi Mert Kokulu, Nihat Volkan Ramazan, Evrim Kayataş
Reklam Ajansı C-Section
ECD Enis Orhun
Yaratıcı Yönetmen Güldeniz Şeşen Bilginer
Yaratıcı Grup Başkanı Kutsal Bayraktar
Yazar Doğukan Doğan, Yener Namaz
Sanat Yönetmeni Kadir Konakçı
Müşteri İlişkileri Direktörü Özlem Ünlüçay
Müşteri İlişkileri Ezgi Çınar
Prodüktör Beril Koç

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?