Rakamlarla Facebook: Pazarlama ve İletişim Gücünün Ekonomik Etkisi

Deloitte 2015 Ocak raporuna göre hazırlanan araştırma Facebook’un yarattığı dünya ekonomisinde yarattığı devasa katma değeri detaylı analiz etmiş. 2004 yılında temeli atılan ve Harvard’da yayılan şirketin 10 yıllık girişim öyküsünde bu kadar hızlı yükselmesi dijitaldeki fırsatların cazibesini arttırıyor doğrusu… Detayları aktarmadan önce Facebook’un genel karnesini aktarmak istiyorum. Araştırma, platformun yarattığı global etkiyi 3 ana kalemde toplamış.

  • Facebook’un genel ekonomik karnesi: Global etki 227 milyar $
    • Pazarlama etkisi 148 milyar $
    • Platform etkisi 29 milyar $
    • Bağlantı etkisi 50 milyar $

facebook-impact

Pazarlama çalışmaları, Facebook platformu üzerinden yapılabilecek her tür reklam tanıtım faaliyetlerini içeriyor. Genel olarak Facebook sayfa yönetimi, hedefli reklam altyapısı ve referanslar firmaların Facebook’ta kullanıcılarına etkili biçimlerde iletişim kurmasını sağlıyor. Sayfa yönetimi, hobilerle ilgili etkileşimler yaratarak müşterilerinizin sayfanızla etkileşime geçmesine ve çalışmalarınızı takip edip, paylaşmasına olanak sağlıyor. Hedefli reklam platformu kullanıcılara ulaşarak kısa tanıtımlarla dikkat çekmenizi ve ihtiyaca yönelik tasarlanan kampanyaların doğru/potansiyel/hedef kitlelere erişimini sağlıyor. Burada küçük bütçelerle reklamlar yapabilmek Facebook’un herkesi kucaklayan kurumsal anlayışının bir göstergesi niteliğinde. Son olarak referans çalışmalar da pazarlama iletişiminin olmazsa olmazı haline gelmiş durumda her strateji içerisinde nasıl Facebook’ta virallik kazandıralım konusu geçmekte. Bunun yarattığı etkiye; Facebook’un yayılmasına yardımcı olduğu “Ice Bucket Challenge” ile toplanan 100 milyon $ geliri harika bir örnek olarak gösterebiliriz.

Platform çalışmaları Facebook içerisinde yapılacak çeşitli yaratıcı kurgular için yapılan uygulamalar kısmını içeriyor. Facebook’a entegre çeşitli interaktivitelerin, oyunların teknik yazılımlarla katma değerlere dönüştürülmesi konusu da müşterilere deneyim, bağlılık, harcama, sadakat, etkileşim sağlayabilen bir platform yapısı sağlıyor. Buradan sağlanan etki de oldukça çarpıcı, 2014 sonu itibariyle tüm dünyada 29 milyar $ ve 660bin iş pozisyonu Facebook uygulamaları altında faaliyet göstermiş. Amerika’daki en başarılı 25 mobil uygulamanın %90’ının aynı zamanda Facebook uygulaması olduğunu belirterek Facebook app dünyasının etkisini örnek verebiliriz. Her mobil uygulamanın Facebook ile bağlantı kurması da Facebook’un teknik anlamda büyük yapısını ve data niteliğini konusundaki başarısını aktarıyor. Diğer yandan son olarak bahsedeceğim bağlantı etkisinden dolayı mobil uygulamaların Facebook ile konuşmasını bir nevi zorunlu kılıyor.

Bağlantı etkisi, kişilerin Facebook’a bağlantı süre, sıklık ve adedinin mobil cihazlar ve internet bağlantısı üzerindeki etkisini değerlendiriyor. 2014 yılı itibariyle 1.34 milyar kişi dünyanın farklı yerlerinden 1 ay içinde en az 1 kez giriş yapmış. Aktif Facebook kullananların %83’ü mobili tercih ediyor ve mobildeki tüketilen zamanın %20’isini Facebook’ta geçiriyor. Tüm bu veriler Facebook’u en fazla izleyiciye sahip tekil platform haline getirmiş durumda. Diğer yandan bu durum, internetin, dijital dünyanın, kullanıcıların dijitale güvenir hale gelmesinin, kişiselleşmiş birçok teklifi alabilmesinin, daha fazla data tüketilmesini ve akıllı telefon satılmasını sağlıyor. Tüm bu çerçevede sosyalleşen insanlarla büyüyen dev ekonomik yapı ülkelerin dijital ekonomiye geçişinde ve bilgi ekonomisini geliştirmesine yardımcı oluyor.

Facebook’un hayatlarımızda olması neler katıyor.

  • Pazarlama bariyerlerini ortadan kaldırıp her boyutta işyerine destek olması,
  • Girişimcilerin gerçekleştirilmesi konusunda Facebook platformu yeni iş modelleri ve satış imkanı sağladığından yaratıcı projelerin Facebook üzerinden geliştirilmesini sağladı.
  • Facebook app ekonomisiyle iş ve yenilikler geliştirdi.
  • Mobil hizmetlerin ve internet data kullanımının artmasının ana nedeni

Ve tabiki eski arkadaşlarımızı, katıldığımız etkinlikte kişilerle iletişim kurmayı, hoşlandığımız kişilerle iletişime geçmeyi, sosyal çemberimizdeki insanları takip edip, bilgi paylaşımlarından faydalanmayı gibi hayatımızın vazgeçilmezi oluvermiş birçok faydayı başarılı bir şekilde modellediği için birey ve kurumları birleştiren harika bir başarı yakaladı. 1.34 milyar insan Facebook’a girerek bireysel sosyalleşme ihtiyaçlarını karşılarken, firmalar bu dev etkileşimden büyük bir ekonomi yarattı.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Montaigne'in bir sözünü benimserim. " bütün söylediklerim karşılıklı bir sohbettir ve hiçbiri öğüt niteliğinde değildir. Bu kadar serbest konuşabiliyorsam bu, başkalarını kendime inandırmak zorunda olmadığım içindir."

Bir Cevap Yazın

Personel Neden Gider ?

Yeni açılan bir kuruluşta çalışmak, MBA yapmak gibidir.

Bir kuruluşun açılış öncesinde, açılışında ve açılış sonrasında içinde bulunabilmek gerçekten oldukça öğretici. Büyümesini görmek, bu büyümenin içinde bulunmak güzel yanı. Ancak, tüm insan kaynağını kaybetmeye ve işin başında kilit eleman, bu adam çok iş yapacak, en önemli personelimiz olarak tanımlanan çalışanların sadece bir dişliden ibaret görülmeye başlanmasına tanık olmak ise acı verici.

Sektörel hastalıklar vardır, kariyerim sağlık hizmeti sunan kuruluşlarda ilerlediği için en iyi bildiğim sektör de burası. Temel sorun ise, nitelikli iş gücüne ulaşmak ve çalışanın devamlılığını sağlamak, insan kaynakları diliyle “turnover’ları düşük tutmak”

Kurumsal firmalarda işe alım süreçleri tam bir karmaşadır, defalarca görüşme yaparsınız, tecrübelerinizi anlatırsınız, yabancı diliniz test edilir, bazı kurumlar mantık testleri dahi yaparlar. Bunlar doğru kişiyi işe almak için yapılması gereken işlerdir. Ancak işin bir de personel tarafından bakmaya çalışalım, hayatınız boyunca asla bitmeyen, tekrarlayan işler vardır, bunlardan biri de “kendini kanıtlamaktır” yani eşimize, ailemize, sevgilimize, yöneticilerimize hatta astlarımıza kendimizi tekrar tekrar kanıtlamak zorundayız ve personel defalarca kendini anlatmak durumunda kalacak, tüm yetkinliklerini sergilemeye gayret edecektir, bunun sonucunda ise mutlu sona ulaşma niyetindedir. Peki, iş başı yaptıktan sonra neler oluyor ? Sanırım, burada bir sınır getirmeliyim özellikle ucundan kıyısından yaratıcı bir iş yapmaları beklenen, bütünleşik pazarlama olarak adlandırdığımız başlığın altında yer alan departmanların  -satış, kurumsal iletişim, crm, hakla ilişkiler vs.- çalışanları, oyun alanlarının ne kadar da dar olduğu, gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalırlar. Üstler ve diğer departmanların ilgililerinden şöyle cevaplar duymak oldukça muhtemeldir;

  • Bu yılki bütçede buna yer yok, maalesef.
  • O konuyu kaliteyle konuşmak lazım.
  • Burası, o tür çalışmalara pek uygun değil.
  • Biz çok konuştuk bunları ama üst yönetim sıcak bakmıyor.
  • Regülasyonlar elverişsiz.

Bu cümleler uzar gider. Özellikle belirttiğimiz uzmanlık alanlarında bu gibi durumlarla sıklıkla karşılaşılır, bu da personelin neden terk ettiği sorusunun cevaplarından biridir. İşin daha kötü yanı ise, müşterilerin de bu durumlardan haberdar olmasıdır. Şu soruyla bilmiyorum kaç kere karşılaştım “Mustafa bey o kurumda devam mı ?” Bazen inanarak bazen inanmayarak şöyle cevaplar veririm;

  • Biz hep buradayız hah hah ha
  • Tabii, biz topraktan girdik izzet bey :)

Tabii, personelin kurumu terk etmesinin onlarca nedeni olabilir;

Personel Nasıl Sadık Kalır?

Bu yazıya başladım, çünkü yeni mezun olarak işe aldığımız, bir yıl boyunca yetiştirdiğimiz bir arkadaşımızı, tam bir yılın sonunda rakiplerimizden birine teslim etmek durumunda kalmıştık. Meselenin sadece para olduğunu düşünmüyorum, mesele personelin değer görmediğini ve resmin bir parçası olarak hissetmediğinden kaynaklanmaktadır. Mesele bireysel değil, bu arkadaşın yerine farklı bir yeni mezun aldık, ancak bu durum beni oldukça sinirlendirdi. Ne yani, eğitip eğitip ayrılmalarını mı seyredeceğiz.

İlk çalıştığım kurumu evim gibi düşünürdüm, hala da çok farklı görmüyorum. Eğer çalışkan, istekli, kendini kanıtlama arzusu olan bir eleman yakalarsanız, işletme olarak kendinizi şanslı addetmelisiniz. Ancak tüm bu özellikler tecrübe eksikliğiyle birleştiğinde, ortaya beklenmedik sonuçlar çıkabilir. Personel, kendi alanının dışında veya üstünün yetki alanına girerek, iş yapma gayretine girebilir ve bu genelde pek hoş karşılanmaz. Bir işi başarmaktan daha mühimi o işi doğru yoldan tamamlamış olmaktır.

Şu da bir gerçektir ki, bir kurum sadece profesyonel ilişkilerle yönetilmez. Tüm yapılarda olduğu gibi, bireysel ilişkiler yapılacak tüm işleri etkileyecektir.

Sorduğumuz sorunun yanıtı vermeye gayret edelim. Personel nasıl sadık kalır? Önce doğru elemanları işe almakla başlamak gerektiği kesin. Ardından ise, onları oyunun bir parçası yapmak ve işlerinin karşılığını vermektedir. Samumed kurucusu Osman Kibar, Türk-Amerikan İş Konseyinde ki konuşmasında, iki kültüründe etkisinde büyüdüğünü ve Türk kültüründe “Brotherhood” “Kötü Gün Dostu” olarak tanımladığı kavramın kendisini en çok etkileyen özellik olduğunu belirtmiştir. Eğer şirketinize doğru personeli alıp, onları yapının bir parçası yapabilirseniz, kültürel yapımızdan dolayı sadece maddi avantajlardan dolayı sizi terk edip gitmeyeceklerdir.

Yöneticiler genelde bu durumun farkındadırlar ve size bu kurumun bir parçası olduğunuzu yılbaşı balosunda yada, bayram kutlamalarında tekrar tekrar söylerler. Ancak Fransız yazar Marcel Proust’un dediği gibi; Önemli olan söylenenler değil, davranışlardır.

How Google Works harika bir işletme ve insan kaynakları kitabı. Bir iki alıntı yaparak kapatalım;

  • General Patton şöyle demiş; “Herkes aynı şekilde düşünüyorsa, düşünmeyen biri var demektir.”
  • Adaya geçmişini sorduğunuzda, özgeçmişinde yazan okulunu, çalıştığı diğer yerleri ve deneyimlerini değil, tüm bunlardan neler öğrendiğini sorun.
  • Neden işe almayla sadece İK ilgilensin. Muhtemelen herkes harika birini tanıyordur, o harika kişiyi işe almak da herkesin görevi olmaz mı ? Bu bir döngü halini alır ve öyle devam eder.
  • Larry Page, bir yöneticinin geliştirmesi gerek en önemli özelliğin, işe alım olduğunu yazmış.

Personel nasıl sadık kalır, sorusunu sorarken, ayrıca şunu da düşünmemiz gerekmektedir; Peki kurum personeline sadık kalacak mı ? Starbucks Başkanı Howard Schultz şöyle demiş; Babamın hiçbir zaman çalışma şansı bulamadığı bir şirket kurmaya çalışıyorum. Babamın hiçbir patronuna sadakati yoktu, çünkü işverenleri işçilerine sadakat göstermemişti.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Coca-Cola Zero’nun Twitter Hesabıyla İlgili Paylaşılan Sahte Görüntü Viral Oldu

Nedeni bilinmeyen bir şekilde, şu sıralarda Coca-Cola Zero’nun resmi Twitter hesabı korumalı hale getirilmiş durumda ve dün akşam saatlerinde Twitter’da bu durumla alakalı ilginç bir olay yaşandı. MashAllPotatoes isimli bir Twitter kullanıcısı, Coca-Cola Zero ya da diğer ismiyle Coke Zero’nun resmi Twitter hesabından alınmış iki adet ekran görüntüsü ile birlikte “@CokeZero iyi mi?” şeklinde bir tweet attı.

İlk ekran görüntüsünde, Coke Zero’nun önce Bana Coke Zero ve Diet Coke arasında hiçbir fark olmadığını söyleyen bütün trollerden bıktım usandım. Coke Zero’yu anlamak için çok hassas bir damak zevkine sahip olmanız gerekir. şeklinde bir tweet attığı, bir sonraki tweet’te ise Biliyor musunuz? Bütün bunları s*ktir edin, ben artık yokum. dediği görülüyordu. İkinci ekran görüntüsünde ise Coke Zero hesabının korumalı hale getirildiği görünüyordu.

MashAllPotatoes isimli kullanıcının yaptığı bu paylaşım, çok kısa bir süre içerisinde viral haline geldi. Ayrıca birçok Twitter kullanıcısı da bu ekran görüntülerini kendi hesaplarından paylaştı. Birçok kişi, gerçekten Coke Zero’nun resmi Twitter hesabından bu tweet’lerin atıldığını ve ardından da hesabın korumalı hale getirildiğini düşünüyordu. Tabii, atılan bu tweet’ler ve ardından hesabın korumalı hale getirilmesi, hesabın hack’lenmiş olabileceği ihtimalini akıllara getirdi.

MashAllPotatoes’in yaptığı bu paylaşımdan yaklaşık 5 saat sonra, Coca-Cola resmi Twitter hesabından bu paylaşıma şu şekilde cevap verdi:

Bu değiştirilmiş görüntüyü biz hazırlamadık. Lütfen #CokeZeroSugar hakkındaki resmi güncellemeler için @CocaCola’yı takip edin.

Coca-Cola’nın attığı bu tweet’in hemen ardından ise MashAllPotatoes, Coca-Cola’nın tweet’ine “Eğer mimim sosyal medya ekibiniz için herhangi bir baş ağrısına neden olduysa, özür dilerim. Hiçkimsenin bunun gerçek olduğunu düşünmesini beklemiyordum. Özellikle de oraya eklediğim Rick and Morty şakasıyla birlikte…” şeklinde karşılık verdi.

MashAllPotatoes’in ekran görüntüsünün sahte olduğuna dair yaptığı bu itirafın ardından, aslında Coke Zero’nun bu tweet’leri atmadığı anlaşıldı. Ancak hala hesabın neden korumalı halde olduğu bilinmiyor. Coca-Cola da konuyla ilgili henüz bir açıklama yapmadı.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link