Pazarlanabilir İçerik Yaratmak! Peki Ama Nasıl?

Markaların sosyal medya çalışmalarında en değerli ve en çok kafa yorulan önemli faaliyetleri arasında pazarlanabilir içerik yaratmak yer alıyor. Günümüzde sıkça söz edilen içerik pazarlamasında neyin kaliteli neyin kalitesiz içerik olduğu ayrımını yapmak artık çok kolay. Kullanıcı da artık sosyal medya içeriklerine duyarlı, bilgili ve bilinçli. Yani şifayı kapmış durumda. Sıradan, yaratıcı olmayan bir içeriğin değer katsayısı çok düşük. Lakin viral, kendini yorumlatabilen, paylaştırabilen kaliteli bir içeriğin değer katsayısı da bir o kadar yüksek. Peki kaliteli içerik derken tam olarak neyi kastediyoruz? İçeriği nasıl pazarlanabilir yapabiliriz? Madde madde aşağıda belirteyim;

  • İçeriğiniz, öncelikle markanızın değerleri ve stratejisiyle paralellik göstermeli.
  • İçeriğinizi ürün ya da hizmetinizi anlatan yaratıcı, ilgi çekici, paylaşılabilir ve ilgili sosyal medya mecrasının diline göre oluşturun.
  • İçerik metniniz içerik görseliyle ilişkili olsun. İçerik görseli başka içerik metniniz bambaşka bir şey anlatmasın. İçeriklerinizi düz metin ile paylaşmayın bir görseliniz mutlaka olsun!
  • İçeriğinizin esprili, güldüren bir tonu olsun. Kullanıcıyı güldürmek ama keskin zekalı bir içerikle güldürmek inanılmaz bir paylaşım değeri yaratır. Markanız buna elverişli ise kesinlikle deneyin. Yoksa kurumsal bir marka sayfası iseniz içerikleriniz ne kadar dikkat çekici olabilir ki?
  •  İçeriğinizi baştan yaratın! Markanızın bir karakteri ya da maskotu var ise karakter ilişkilendirmesi yaparak hesaplarınızı onun adıyla samimi bir dil yaratarak paylaşımlarda bulunun. Yalnız markanızın maskotu ya da karakteri sosyal medya sayfalarında paylaşılabilir şekilde mi? Komik mi? Sevimli mi? vs. Ya da içeriklerinizi hazırlarken bir stüdyo ortamında özellikle ürün içeriklerinizi yaratıcı bakış açısıyla yeniden yaratın. Birçok marka bu yönetimi oldukça denemekte. Unutmayın, tasarımsal küçük dokunuşlar bile içeriğinizi baştan yaratmakta çok etkili olabilir.
  •  Ve son olarak noktalama işaretlerine dikkat edin :)

Yukarıda belirttiğim maddeler ışığında aşağıda derlediğim bazı global markaların içeriklerini bir değerlendirin. Bu içerikler neden en çok paylaşım ve beğeni alıp viral bir içerik haline dönüşmüşler? Yorum sizin :)

2013-03-30_215516

2013-03-30_215717

2013-03-30_220126

2013-03-30_221704

2013-03-30_221757

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Sosyal medya ve topluluk yönetimi uzmanı. Dijital pazarlama uygulamalarını ve teknolojiyi dünyasını yakından takip eder.

Bir Cevap Yazın

Cif’ten Toplumsal Cinsiyet Eşitliğine Vurgu Yapan Proje

  • Bu zamana kadar genelimize dayatılmış ve öğretilmiş olan ”ev işlerini kadın yapar” mottosuna karşı son zamanlarda markaların toplumsal cinsiyet eşitliğine daha fazla değindiği görüyoruz.
  • Cif’te hepimizin elinde projesiyle aslında bu mottoyu yıkmak isteyen markalardan biri.
  • İlgili Yazı: Hornbach’tan Cinsiyetçi Klişileri Yıkan Reklam Filmi

Hepimizin elinde projesi  17 Ekim Çarşamba günü Unilever Ev Bakım Kategorisi Pazarlama Direktörü Duygu Ersoy ve proje elçisi  Arzum Onan’ın katıldığı basın toplantısı ile tanıtılmıştı. Proje ev işlerinin yalnızca kadına ait olmadığı ve aile bireyleri arasında dağılımın yapılması gerektiği vurguluyor. Kadınların iş ve sosyal hayatta daha fazla yer almasını ve bu projeyle bir farkındalık yaratmak Cif markasının ana amaçlarından biri olarak gözüküyor.

Kadının Görevi

Verilere göre insanların yüzde 86’sı ev işlerini, yüzde 77’si temizliği, yüzde 79’u çamaşır yıkamayı, yüzde 69’u bulaşık yıkamayı, yüzde 72’si ise yemek yapmayı ‘kadın görevi’ olarak tanımlıyor.

Kadın, reklamda gerçek dışı bir varlık olarak tanımlanıyor. Ayrıca reklamda bugüne kadar sıkça duyulan ”kadın dediğin parfüm değil, çamaşır suyu kokacak arkadaş”, ” yemek yapmayı,bulaşık yıkamayı bilmeyen kendine kadın demesin” gibi söylemlere ironik bir eleştiri yapılırken, kadın görevi diye adlandırılan, kadınlardan beklenen temizlik işlerinin verileri sıralanıyor. Reklamda gördüğümüz heykel ise,  farkındalık artırmayı hedefleyen bu proje için Arzum Onan tarafından yapılan gerçek üstü kadın heykeli olarak adlandırılan heykel. Altı kolu ve dört bacağı bulunan kadın heykeli, ev işleri konusunda kendisinden beklenen tüm sorumlulukları en iyi şekilde yerine getirmeye çalışan gerçek üstü güçteki bir  kadını temsil ediyor.

 

 

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Hz. İsa’lı Organ Bağışı Reklamı, Tartışma Yarattı


Organ bağışı, dünya çapında çok sayıda kar amacı gütmeyen kuruluşun üzerinde durduğu son derece hassas bir konu. Bu kuruluşlar, sürekli olarak yaptıkları kampanyalarla, insanları organ bağışı konusunda bilinçlendirmeye çalışıyorlar. Avustralya’da bu tarz bir organizasyonun yayımladığı dini temalı bir organ bağışı reklamı büyük bir tartışmanın fitilini ateşledi.

Design Taxi’nin haberine göre, “Hz. İsa Ne Yapardı?” başlıklı reklam, aslında “Yaşamak İçin Ölmek” isimli belgeselin tanıtımını yapmak için hazırlanmıştı. Reklamda iki silahlı muhafız, Hz. İsa’ya çarmıha gerildikten sonra organlarını bağışlamaya razı olup olmayacağını soruyor. Muhafızlardan biri, “Anladık. Kimse ölüm hakkında konuşmak istemiyor. Ama organların altı kişinin hayatını kurtarabilir.” diyor ve Hz. İsa, “Bunu yapacağım apaçık. Ben İsa’yım.” şeklinde karşılık veriyor. Bunun üzerine muhafızlar, Hz. İsa’ya organ bağışçısı kaydını imzalamak için internete girmesi gerektiğini söylüyorlar. Daha sonra muhafızlardan biri, bir akıllı telefonu mızrağına tutturuyor ve böylece Hz. İsa kaydını girebiliyor. Ve reklam, “İsa’nın yapacağını yap.” ifadesiyle sona eriyor.

The Daily Telegraph’ın yaptığı habere göre, organ bağışının önemine dikkat çekmeyi amaçlayan bu reklam çeşitli kesimlerden farklı tepkiler aldı. Avustralya’nın İslami Dostluk Derneği’nin kurucusu olan Keysar Trad, reklamın “saygı gösterilen bir şahısa karşı saygısızlık gösterdiğini” ve Müslümanlarla Hristiyanlar arasında bir dargınlığa neden olabileceğini ifade etti. Ancak, Anglikan Piskoposu Michael Stead aynı fikirde değildi. Stead, reklamın itici gelme potansiyeline sahip olabileceğini söyledi, ama halkın bunun yerine reklamın altında yatan mesaja odaklanması gerektiği konusunda ısrar etti.

Film yapımcısı Richard Todd ve yaratıcı ajans Revolver iş birliğiyle hazırlanan bu reklam, Avustralyalılar’ın %70’inin organlarını bağışlama eğiliminde olduğunu, ancak sadece %36’sının kayıtlı organ bağışçısı olduğunu ortaya koyan bir araştırmanın sonucunda ortaya çıktı. Todd, Avustralyalılar için dyingtolive.com.au adresinden online kayıt yaptırarak dönor olmak için uygun olup olmadıklarını bilmelerinin önemli olduğunu açıkladı.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?


8 Haftada Dijital Mükemmeliği Yakalayın!
Eğitimi İncelemek İstiyorum
Digital Excellence Program'da Erken Kayıt Fırsatından Yararlanın
close-link