Neden Sosyal Medya Pazarlaması İçin Strateji Oluşturmamalısınız?

Bu yazı, konuk yazarımız Sinan Oypan tarafından kaleme alınmıştır.

Sosyal medya pazarlamasına yönelik belli bir strateji oluşturmak için birçok sebebiniz bulunuyor; ama bu mecralarda yapacağınız pazarlama çalışmaları için belli bir yol haritası izlememek için de bir o kadar sebebiniz bulunuyor.

Pazarlama bütçeniz havaya saçabileceğiniz kadar çoksa;

Pazarlama bütçeniz çok fazlaysa ve elinizdeki parayı eritmeye çalışıyorsanız sosyal medya pazarlaması için herhangi bir strateji belirlemenize gerek yok. Sosyal ağlarda hedeflemelere dikkat etmeden, önceki reklamlarınızın kaç kişiye ulaştıktan sonra ne kadar bir geri dönüşüm aldığını analiz etmeden yine Facebook reklamlarına paranızı yatırıp, hedeflemelerinizi sizinle alakası olmayan sayfalara yönelik yapabilirsiniz.

Burada önemli olan elinizdeki parayı bir an önce bitirmek ve “biz Facebook’a reklam veriyoruz” diyebilmektir. Bunları yapabilmek için herhangi bir yol haritasına gerek duymazsınız.

“İçerikleri bizim stajyer çocuk hazırlar” diyorsanız,

Bir de sosyal medya için adam mı tutacağım, bizim stajyer çocuk ne güne duruyor diyorsanız, hiçbir strateji belirlemenize gerek yok. Nasıl olsa stajyeriniz tüm şirketin yükünü taşımak için orada olduğundan sosyal medya hesaplarını da kusursuz bir şekilde yönetecektir. Sosyal medya hesaplarını işin gerekliliklerini bilen ve bu gereklilikeri yerine getirebilecek birine teslim etmeyi düşünmüyorsanız içerik stratejisine de ihtiyacınız yok.

İçerikten anladığınız “‘x’ ise beğen ‘y’ ise paylaş”tan öteye gitmiyorsa,

Sosyal medyada bu tip içeriklerin uzun süredir markalar tarafından kullanıldığına şahit olduk ve etkileşim olarak da bu tür içeriklerin yüksek getirileri olduğu da kimi sayfalarda görüldü.

Ancak Facebook’un yeni stratejisiyle beraber bu tür içerikler artık spam sayılacak. Yani Facebook içerik kalitesini yükseltmeye çalışıyor. İçerik kalitesini niye yükseltelim, işte geliyordu like’lar yorumlar diyorsanız, sosyal medya stratejisi için çok da uğraşmanıza gerek yok. Her pazartesi bir kedi veya kahve, cuma günü de mesai bitimi içeriği ile sosyal medyada fırtınalar estirmeye devam edebilirsiniz.

“Rakip firmanın Facebook’ta reklamlarını gördüm, biz de verelim” diyorsanız,

Evet, rakip firmanın reklamlarını görmüş olabilir ve bu nedenle sosyal mecralarda reklam vermek istiyor olabilirsiniz; ancak doğrudan bu şekilde, hiçbir strateji belirlemeden reklam vermeye yönelirseniz elinizdeki parayı boşa savurabilirsiniz.

Eğer derdiniz rekabet ortamı olsun, bizim de reklamımız görünsün, geri dönüşümleri ölçmeye gerek yok, kime, hangi hedef kitleye ulaşacağımın bir önemi yok diyorsanız, stratejiyle boşa vakit kaybetmenize de gerek yok.

“Çağrı merkezi mi burası, niye şikayetlerini buraya yazıyorlar” diyorsanız,

Sosyal medyanın halen markalara ulaşma konusundaki en hızlı araçlardan biri olduğunu ve bu nedenle de kullanıcıların şikayetlerini buradan dile getirerek hızlı bir şekilde çözüm bulmak istemelerini henüz anlamadıysanız, strateji belirlememek tam sizlik.

Gelen cevapların nasıl yanıtlanacağı, kullanıcıların nereye yönlendirileceği, şikayetler sonrası markanın sosyal medyadaki imajı sizin için çok önemli değilse ne gerek var sosyal medya hesaplarınızın nasıl yönetildiğini düşünmeye, değil mi?

Yavaş yavaş artık markalar sosyal mecralara bu şekilde bakmasalar da halen yukarıda belirttiğim örnekleri sergileyen markalar da bulunuyor. Bu örnekler tabii ki daha da çoğaltılabilir, hemen hemen her gün bu örneklerin birkaçıyla karşılaşıyoruz.

Burada da sosyal medya pazarlaması tarafında yapılması gerekenlerin önemi ortaya çıkıyor. O da başka bir yazının konusu olsun diyerek konuyu çok da uzatmak istemiyorum.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Bir Cevap Yazın

Geleceğin İş Dünyasında Çocuğunuzun En Çok İhtiyaç Duyacağı 10 Beceri

  • World Economic Forum’un “Küresel İnsan Sermasesi Raporu 2017”, günümüzdeki eğitim sistemlerinin çoğunun, iş dünyasında gerekli olan becerilere yönelik olmadığına dikkat çekiyor.
  • 2020 yılında iş dünyasında en çok gereksinim duyulan 10 beceri kompleks problem çözme, eleştirel düşünme ve yaratıcılık olacak.
  • Yeni Zelanda’da yapılan bir araştırmaya göre, yedi yaşındayken okumayı öğrenen çocuklar, beş yaşındayken okumayı öğrenen çocuklara göre daha yüksek bir anlama düzeyi gösteriyorlar. Çünkü çevrelerindeki dünyayı oyun yoluyla keşfetmek için daha fazla zamanları oluyor.
  • Çocuklara oyunlar aracılığıyla yeni beceriler kazandırmalıyız ve geleceğin iş dünyası için gerekli olan becerilerin gelişimi için yaşam boyu oyunun öneminin farkına varmalıyız.
  • İlgili Yazı: Geleceğin İş Dünyasına Yönelik Dikkat Çekici 4 Tahmin

Çocuklar genel olarak oldukça meraklıdırlar ve her şey hakkında bir öğrenme tutkusuna sahiptiler. Ancak çocukların sahip oldukları bu özellikler, okula başlamalarıyla birlikte geleneksel eğitim uygulamaları yüzünden kaybolur.

Torrance Yaratıcı Düşünme Testi ise sık sık çocukların farklı düşünme biçimlerinin zaman içinde nasıl azaldığını gösteren bir örnek olarak gösterilir. Torrance Yaratıcı Düşünme Testi, teste tabii tutulan kişinin sadece kendi yaşam deneyimleri üzerine derinlemesine düşünmesini gerektirdiği için kendi türleri arasında en yaygın şekilde kullanılan ve yüksek derecede güvenilir bir testtir.

World Economic Forum’un bu konuda paylaştığı yazıya göre, anaokulundaki çocukların %98’i yaratıcı dahilerdir ve bir ataşı nasıl kullanabilecekleri konusunda sonsuz sayıdaki durumu düşünebilirler. Ancak çocuklar geleneksel okul sistemi içerisinde yer aldıkça bu yetenek büyük ölçüde azalır ve 25 yaş itibarıyla bu çocukların sadece %3’ü “yaratıcı dahi” olarak kalmayı başarır. Bununla birlikte son 25 yılda, Torrance Yaratıcı Düşünme Testi, küçük çocuklar arasında özgünlüğün azaldığını gözler önüne serdi.

Mevcut Eğitim Sistemi, İhtiyaç Duyulan Becerilerin Gelişmesine Yardımcı Olmuyor

World Economic Forum, geçtiğimiz yıl içerisinde “Küresel İnsan Sermayesi Raporu 2017” başlıklı bir rapor yayımladı. Bu raporda, günümüzdeki eğitim sistemlerinin çoğunun, bugünün iş gücü piyasayalarında çalışmak için gerekli olan becerilerden kopuk olduğu ifade ediliyor. Bunun yanı sıra raporda, okulların problem çözme, yaratıcılık ya da iş birliği gibi becerileri teşvik etmek yerine, öncelikle çocukların bilişsel becerilerini -ya da daha geleneksel konularla alakalı becerilerini- geliştirmeye odaklanma eğilimi de vurgulanıyor.

4. Endüstri Devrimi‘nde gerekli olan beceri grubuna bakıldığında, bu durum, bir endişe kaynağı olarak değerlendirilmelidir. World Economic Forum’un hazırladığı “İşlerin Geleceği” isimli rapora göre, 2015 yılında iş dünyasında en çok gereksinim duyulan 10 beceri şu şekildeydi:

  1. Kompleks Problem Çözme
  2. Başkalarıyla Koordinasyon
  3. İnsan Yönetimi
  4. Eleştirel Düşünme
  5. Müzakere
  6. Kalite Kontrolü
  7. Servis Oryantasyonu
  8. Muhakeme ve Karar Verme
  9. Aktif Dinleme
  10. Yaratıcılık

İşlerin Geleceği raporuna göre, 2020 yılında ise iş dünyasında en çok gereksinim duyulan 10 beceri şu şekilde olacak:

  1. Kompleks Problem Çözme
  2. Eleştirel Düşünme
  3. Yaratıcılık
  4. İnsan Yönetimi
  5. Başkalarıyla Koordinasyon
  6. Duygusal Zeka
  7. Muhakeme ve Karar Verme
  8. Servis Oryantasyonu
  9. Müzakere
  10. Zihinsel Esneklik

Bu iki sıralamaya baktığımızda en dikkat çekici detay, yaratıcılığın 10. sıradan üçüncü sıraya kadar çıkması olarak gösterilebilir. Bununla birlikte “2015 yılında iş dünyasında en çok gereksinim duyulan 10 beceri” arasında yer almayan duygusal zekanın, “2020 yılında iş dünyasında en çok gereksinim duyulacak 10 beceri” listesine altıncı sıradan giriş yaptığı da dikkatlerden kaçmıyor. Ayrıca 2015 listesinde yer almayıp da 2020 listesinde yer alan bir başka beceri de zihinsel esneklik. İşin kötü tarafı, bütün bu beceriler geleneksel eğitim sisteminde belirgin bir şekilde öne çıkmıyor.

Çocukların Becerilerini Oyunlar Yoluyla Geliştirmeye Odaklanmalıyız

Yeni Zelanda’da yapılan bir araştırma, yedi yaşındayken okumayı öğrenen çocuklarla beş yaşındayken okumayı öğrenen çocukları karşılaştırdı. 11 yaşındalarken her iki çocuk grubu da aynı okuma yeteneğini sergiledi. Ancak yedi yaşındayken okumayı öğrenen çocuklar, daha yüksek bir anlama düzeyi gösterdiler. Bu sonuçla ilgili olarak yapılan açıklama ise çevrelerindeki dünyayı oyun yoluyla keşfetmek için daha fazla zamanları olduğuydu.

6 adet standart Lego parçasını birleştirmenin 915 milyondan fazla yolu vardır.

Sonuç olarak eğer çocukları geleceğe hazırlamak istiyorsak, öğrenim ve eğitim kavramlarını yeniden odaklamamız gerekiyor. Giderek artan bir şekilde birbirine bağlı ve dinamik bir dünya, çocukların hayatları boyunca kendilerini birçok kez değişen işlerde -günümüzde var olmayan ve kendilerinin icat etmeleri gereken işler- bulabilecekleri anlamına geliyor.

Buradaki soru şu: Yukarıda bahsettiğimiz becerilerin yayılma alanını genişletebiliriz ve çocukların yaşamları boyunca öğrenmelerini sağlayacak doğal yetenekleri nasıl canlı tutabiliriz? Aslında bunu başarmak, düşündüğünüzden daha kolay. Çocuklar pozitif ve eğlenceli deneyimlere dahil edilerek bu başarılabilir. Farklı oyun biçimleri, zihinsel becerilere ek olarak çocuklara sosyal, duygusal, fiziksel ve yaratıcı beceriler geliştirme olanağı sağlar.

Kompleks problem çözme, eleştirel düşünme ve yaratıcılık gibi becerilerin, yaşam boyunca oyun yoluyla öğrenilerek inşa edildiğinin farkına varmamız son derece önemli. Başka bir deyişle, yönlendirilmiş öğrenme, okullaştırma ya da üç yaşındaki çocuklara alfabeyi ve sayıları yazılı şekilde öğretmeye karşı önlem aldığımızdan emin olmalıyız. Ayrıca çocuklarımızla neşeli ve anlamlı oyun anları oluşturmaya devam etmenin önemini de iyi bir şekilde kavramalıyız.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Müslüman Futbolcu, Alkol Üreten Markanın Ödülünü Reddetti

2018 FIFA Dünya Kupası A Grubu’nda Mısır ile Uruguay’ın karşılaştığı mücadelede ‘maçın oyuncusu’ seçilen Mısırlı kaleci Mohamed El Shenawy bu ödülü reddetti.

Başarılı futbolcunun ödülü kabul etmeme sebebi ödülü veren Budweiser markasının alkol markası olması olarak gösterildi. Alkollü içecek ve bira üreten Budweiser firması 2018 Rusya Dünya Kupası’nın ana sponsorlarından ve FIFA’nın da resmi alkol tedarikçisi konumunda bulunuyor.

29 yaşındaki Mısırlı oyuncu El Shenawy, maç boyunca Barcelona’da top koşturan Luis Suarez ve Paris Saint Germain’in bu seneki en golcü oyuncusu Edinson Cavani‘nin ataklarını başarıyla durdurmuş ve performansıyla büyük beğeni topladı. Kırmızı bir kadeh şeklinde olan ödül oyuncuya maç sonunda koridorda verilmek istenmişti ancak oyuncu ödülü reddetti.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link