Markalar için Facebook Kullanımında 13 ALtın Kural

Unutmayın Facebook sayfanız size özel bir alan ve gelen herkes de misafiriniz. Ne kadar doğru insanı bulursanız o kadar iyi arkadaşlığınız olur ve sizleri benzer yeni insanlarla tanıştırırlar. Ne kadar iletişimi artırırsanız da o kadar geri gelirler.

  1. Mesaj verme, iletişim yap!

Her markanın söyleyeceği şeyler var tabi ki ancak modern pazarlamayla birlikte iletişim çift yönlü olmak zorunda. Sadece markanın konuşması değil, tüketicinin de konuşması ve dinlenmesi gerek. Bunun için en ideal platformların da sosyal medya kanalları olduğunu söyleyebiliriz. İçerik planlaması yaparken kullanıcıların da kendi fikirlerini, beğenilerini-şikayetlerini söyletmek önemli bir nokta haline geliyor.

  1. Doğru dili kullanmak

Marka kişiliğine ve arketipine göre uygun dili kullanmak önemli bir ayrıntı. Eğlenceli bir markanın post metinlerinde ve yorum yönetiminde ciddi bir dil kullanması çelişebilir. Kişilerin yaşlarına ve mesajların içeriğine göre de iletişim dilinde değişikliğe gidilebilir. Örneğin; marka normalde “Sayın X” olarak cevap veriyorsa, bir çocuğun yorumuna “Sevgili X” şeklinde cevap verebilir. Doğru dili kullanmak sadece yazılı olarak değil görsel olarak da etkili olacaktır.

  1. Kreatif

İçeriklerin kreatif kalitesi markalar için birer kimyasal silahtır. Kullanıcının Facebook zaman tüneli taramasında 2-3 saniye vaktiniz var ve bu sürede onun dikkatini çekmeyi başarmalısınız. Dolayısıyla ilk temas olan kreatif tasarımın kitlenizi cezbetmesi gerekir. Kullanılan görsellerin yüksek çözünürlükte olması büyük bir avantaj olacaktır.

Statik görsellerin yanında videolar, GIF’ler, 360 derece video & fotoğraflar, dinamik görseller etkileşimi artırmakta etkili olacaktır.

facebook

  1. Post Metinleri

Akışta kullanıcıların dikkatini görsel ile çektikten sonraki ikinci aşama: post metinleri. Burada mesajınızı kısa ve net olarak vermelisiniz. Genel olarak okumayı sevmiyoruz, sosyal medya dinamizminde çok vaktinizin olduğu da söylenemez. Yazılan metinlerin üzerinden 3-4 kez geçerek cümleyi kısaltmak ve anlamı netleştirmek gerek.

  1. Az içerik

Çok fazla içerik yayınlamak doğru orantıda etkileşimi ve erişilen kişiyi artıracak gibi gözüksede pratikte öyle çalışmıyor. Daha az ve daha kaliteli içerikleri reklam destekli paylaşmak markaların sosyal medya stratejlerine daha fazla destek olacaktır.

 

  1. Reklamlı içerikler

Facebook postlarının organik erişimlerini oldukça sınırlı hale getirdi, artık reklamsız içerikler çalışmıyor diyebiliriz. Aylık kullanılan reklam miktarını post adedini düşürerek tümüne dağıtmak ve promoted postlarda da hedefleme yapmak etkileşimi ve erişimi yükseltecek bir hamle.

  1. Doğru post formatını kullanmak

Facebook’ta bir çok post formatı bulunuyor. Eğer bir siteye yönlendirme yapacaksanız postunuzu “link-ad” formatında hazırlayarak bağlantı tıklanma oranını artırabilirsiniz. Veya farklı ürünlerin-özelliklerin iletişimini yapmak için carousel postlar kullanılabilir. Facebook burada dinamik bir yapıya sahip, her amaç için bir post yapısı bulunuyor, trendleri takip etmek ve amaçlarına uygun kullanmak gerek.

  1. Hedefleme

Facebook üzerindeki farklı hedefleme metotlarıyla postunuzu “hedef kitlenize” benzer insanlarla buluşturabilirsiniz. Örneğin; bir kampanya iletişimi yapıyorsanız “Customer Audience” metoduyla erişilen kişileri sizdeki müşteri datalarına göre ayarlayabilirsiniz. Böylelikle birim maliyetlerinizi düşürerek iletişimi daha verimli hale getirebilirsiniz.

  1. KPI’ın belirlenmesi

Sayfaların büyüklüğünü hayran sayılarıyla ölçmek Facebook’un ilk dönemlerinde geçerli olsa da artık geçerli değil. Sayfa tanıtım reklamlarıyla istediğiniz sayıya ulaşabilirsiniz ancak önemli olan kimin sayfanızı beğendiği. Sayfadaki KPI’larınızı iyi belirleyip dönemsel olarak bu yönde stratejiler uygulamak daha faydalı olacaktır. Örneğin; 500.000 kişilik bir sayfadaki kullanıcı etkileşimi 1.000.000 hayranlı bir sayfadan kat kat yüksek olabilir. Buradaki ince nokta doğru insanlara erişerek iletişimin içerisine katmak.

Kampanya bazlı bağlantı tıklaması, post erişimi, post beğenisi gibi daha spesifik  KPI’lar da belirlenebilir. Postların ve yorum yönetiminin belirlenen hedefler doğrultusunda senkronize çalışması verimi artıracaktır.

marka

  1. Yorum yönetimi

Klasik cevaplardan olabildiğince uzak durmak ve cevap verilebilecek her yoruma yanıt vermek gerekir. Burada markayla tüketici arasında bir temas sağlayarak, marka bağlılığını artırabilirsiniz. Unutmayın, tüketicinin gözünde siz büyük bir markasınız ve cevap verilen herkes kendisini değerli hisseder.

Konu bazında da özelleşmek benzer diğer soruların cevaplanmasında etkili olacaktır. Yazılan yorumları binlerce insanın okuyacağını düşünürsek aynı konudaki potansiyel soruları engellemiş olursunuz. Konu konuyu da açabilir bu da kullanıcıların etkileşimini yükseltecektir.

Olumsuz yorumları (hakaret taşımayan) sayfanızdan gizlemeyin. Şikayetlere çözümcü yaklaşarak tüketiciyi yatıştırabilir ve Facebook sayfanızdan önemli oranda müşteri desteği sağlayabilirsiniz.

  1. Takip ve Analiz

Yayınlanan postların metriklerini takip edip çıkan sonuçlara göre içerik planınızda aksiyonlar alabilirsiniz. Fazla etkileşim alan postlarınızın özelliklerini buradan belirleyerek sayfanızı daha verimli kullanabilirsiniz.

Rakiplerin Facebook sayfalarında neler oluyor yakından takip etmekte fayda var. Böylelikle dijitalde alınan aksiyonlara karşı hamleler alabilirsiniz.

  1. Uygulamalar

Facebook üzerindeki uygulamalar doygunluğa ulaşmak üzere. Bir zamanlar yüksek oranda kullanılan ve etkili performans gösteren oyunlar artık yeteri kadar ilgi görmüyor. Bunun ana nedeni bir dönem otomatik gönderilen oyun istekleri ve kullanıcıların bu şikayetlerini bol bol dile getirmeleri.

Daha kreatif, diğer iletişim kanallarıyla entegre uygulamalar kurgulamak daha yüksek performans gösterecektir ve fark yaratacaktır.

  1. Strateji

Stratejiyle desteklenmeyen her şey çöptür. Diğer kanallar gibi Facebook sayfanızda marka iletişim stratejisinin bir parçası olmalı ve belirlenen amaçlara hizmet etmeli.

 

 

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Bir Cevap Yazın

Gençler İnternette Ne Tüketiyor?

  • Mart ayındaki aylık erişimleri incelendiğinde masaüstü bilgisayarlardan internete erişen kullanıcı sayısı 8,2 milyonken akıllı telefonlarındaninternete erişen genç internet kullanıcı sayısının 10,2 milyon olduğunu görüyoruz.
  • Masaüstü bilgisayarlardan internete erişen genç kitle 4,4 milyon iken, Cep Telefonlarından internete erişen 2,7 milyon genç bulunuyor.
  • Youtube’un Mart 2018’de gösterdiği reklam ile kullanıcıların %29’unu 15-24 yaşaralığındaki kullanıcılar oluşturuyor.
  • İlgili yazı; Dijital Reklamcılıktaki 4 Yeni Trend

19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutladığımız bu haftada Gemius farklı ürünlerinden elde ettiği verilerle 15-24 yaş arası genç kullanıcıların dijital içerik ve reklam tüketim alışkanlıklarını inceledi. Kendilerinden önce gelen jenerasyondan farklı olarak internet ve akıllı cihazlara doğdukları andan itibaren erişimleri olan bu kuşak, farklılaşan tüketim alışkanlıklarından dolayı hem içerik üreten medya şirketlerinin, hem de onlara ulaşmaya çalışan markaların stratejik takibindeler.

Gençlerin Dijital İçerik Tüketim Alışkanlıkları

İncelediğimiz yaş grubu her ne kadar mobil dünyanın içinde büyümüş olsalar da masaüstü bilgisayarlardan internete erişen kişiler arasında en büyük kullanıcı kitlesini oluşturmaları ile dikkat çekiyor. Kullanıcıların aylık ortalama kullanımları ile günlük internet erişimleri kıyaslandığında ise tercih edilen cihazlar açısından farklılıklar olduğu gözlemleniyor.

Mart ayındaki aylık erişimleri incelendiğinde masaüstü bilgisayarlardan internete erişen kullanıcı sayısı 8,2 milyonken akıllı telefonlarındaninternete erişen genç internet kullanıcı sayısının 10,2 milyon olduğunu görüyoruz.

Günlük internet erişimlerini incelediğimizde ise genç internet kullanıcılarının günlük kullanımda masaüstü bilgisayarlardan internet erişimlerinin akıllı telefonlarına kıyasla daha yüksek olduğu göze çarpıyor. Masaüstü bilgisayarlardan internete erişen genç kitle 4,4 milyon iken, Cep Telefonlarından internete erişen 2,7 milyon genç bulunuyor.

Genç internet kullanıcılarının en fazla tükettikleri içerik kategorilerine baktığımızda Arama motorları, video/TV, sosyal Ağlar, haber ve kamusal içerikli sayfa kategorilerin öne çıktığı görülüyor. Öte yandan söz konusu internet kullanıcılarının en fazla vakit geçirdiği içerik kategorilerini incelediğimizde ise sıralamanın değiştiğini görüyoruz.

Kısa formatlı videoları izlemeyi tercih etmeleri sosyal ağlar kategorisinde geçirilen sürenin daha uzun çıkmasına neden olurken, gençlerin haber içerikli siteleri de ziyaret ettikleri ancak bu sitelerde daha az vakit geçirdikleri göze çarpıyor.

Gençlerin hem en fazla ziyaret ettikleri ,hem de uzun süre vakit geçirdikleri kategorilerden birisi olan Video / TV kategorisini daha yakından incelediğimizde masaüstü platformlardan internete erişen genç kullanıcıların ilk tercihi YouTube olurken masaüstü ve mobil cihazlar dahil toplam genç kullanıcı erişimi en fazla olan ikinci site ise 1.7 milyon gerçek kullanıcıyla Puhutv.com oluyor.

Puhutv.com’un başarısındaki en önemli faktörün dijitalin dinamiklerine uygun özel içerikler üretilmesi olduğunu söylemek mümkün. Öte yandan YouTube’un gençler arasındaki cazibesinin de büyük ölçüde müzik içeriklerine bağlı olması dikkat çekiyor.

YouTube kanallarının erişim ve sosyo-demografik verilerini inceleyebilmemize imkan sağlayan Gemius Content Ranking ürünümüzden aldığımız veriler göre gençlerin YouTube’da ağırlıklı olarak müzik kanallarını ziyaret ettiklerini söylemek mümkün.

Yayıncı bazında incelediğimizde gençlerin medya tüketim alışkanlıklarının reklam erişimine direkt etkisi olduğunu gözlemliyoruz. Bu yaş grubuna en yüksek oranda erişen websitesi sıralamasında liderlik Youtube’a ait. Youtube’un Mart 2018’de gösterdiği reklam ile kullanıcıların %29’unu 15-24 yaşaralığındaki kullanıcılar oluşturuyor.

Bu raporun devamına buradan ulaşabilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Sosyal Medya, İş Verimliliğini Nasıl Etkiliyor?

  • Bu zamana kadar iş yerinde sosyal medya kullanımının iş verimliliğini nasıl etkilediğine dair birçok araştırma yapıldı ve bunlar genel olarak sosyal medyanın iş verimliliği üzerinde hem olumlu hem de olumsuz etkileri olduğuna işaret ediyor.
  • Pew Research Center’ın yaptığı araştırmaya katılanların %56’sı sosyal medyanın performanslarını artırdığını düşünürken %22 oranında bir kesim ise sosyal medyanın genel etkisinin negatif olduğunu düşünüyor.
  • TeamLease şirketi tarafından hazırlanan İş Dünyası Raporu’na göre, çalışanların iş yerindeyken sosyal medyada geçirdikleri günlük ortalama süre 2 saat 21 dakika. Rapora göre, toplam verimliliğin %13’ü sadece sosyal medya bağımlılığı nedeniyle kaybediliyor.
  • İlgili Yazı: Sosyal Medya Vergisi Olur mu? Uganda’da Artık Olacak

Facebook ile birlikte tam anlamıyla başlayan sosyal medya trendinin günümüzde geldiği noktada, birçoğumuzun birden fazla sosyal medya sitesinde hesabı var. Herhangi bir sosyal medya sitesinde hesabı olmayan bir insan bulmak ise samanlıkta iğne aramak gibi bir durum.

Sosyal medya artık hayatımızın öyle bir parçası haline geldi ki, mesai saatleri içerisinde de ister istemez Facebook ya da Twitter‘a giriliyor. Hatta bazılarımız buna mecbur, zira sosyal medya aynı zamanda birçok insanın işinin bir parçası. İş yerindeyken insanların kişisel amaçlarla Facebook, Twitter ya da başka bir sosyal medya sitesine giriş yapması ise sosyal medya bağımlılığının geldiği noktayı gözler önüne seriyor. Zaten akıllı telefon bağımlılığı dediğimiz şeyin de büyük ölçüde sosyal medya bağımlılığı nedeniyle ortaya çıktığını söyleyebiliriz.

Burada sormamız gereken soru şu: Sosyal medya, çalışanların iş verimliliğini etkiliyor mu? Bu konuda bugüne kadar yapılmış farklı araştırmalar var ve bu araştırmalar sonucunda birbirinden farklı bulgular elde edilmiş.

Örneğin, Kaliforniya Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırma, sosyal medya kullanımının iş verimini büyük oranda artırdığını işaret ediyor. Melbourne Üniversitesi’nde yapılan başka bir araştırma da bu görüşü doğruluyor. Başka bir araştırmaya göre ise çalışanlar her gün kişisel işleri için zamanlarının %32’sinden fazlasını sosyal medyada geçiriyorlar ve bu da iş verimliliği üzerinde olumsuz bir etki yaratıyor.

Pew Research Center Araştırması

Pew Research Center isimli kuruluşun 2014 yılında yaptığı araştırmaya göre, sosyal medyanın iş verimliliği üzerinde hem olumlu hem de olumsuz etkileri var. 2.003 ABD’li yetişkinin katıldığı araştırma kapsamında, katılımcılara iş yerinde sosyal medyayı kullanabilecekleri 8 farklı yöntem soruldu.

Araştırma sonucunda katılımcıların %34’ü, sosyal medyayı zihinsel çalışmama süresi için kullandıklarını dile getirdi. %27’si arkadaşları ve ailesiyle bağlı kalmak için kullandığını belirtti. Katılımcıların %24’ü iş dolayısıyla sosyal medyayı kullandığını ifade ederken %20’lik bir kesim ise işle ilgili problemleri çözmek için kullandığını söyledi. İş arkadaşlarıyla ilişki kurmak için sosyal medyayı kullanan katılımcıların oranı ise %17 idi. İş yeri dışındaki kişilerden işle ilgili görevler hakkında yanıtlar almak ve birisine soru sormak için sosyal medyayı kullandığını söyleyenlerin oranı %12’de kaldı.

Her ne kadar araştırmaya katılanların %54’ü sosyal medyanın kendilerini yenilemelerine yardımcı olduğunu ifade etse de, %56’sı ise sosyal medyanın aynı zamanda kendilerini iş ile ilgili faaliyetlerden uzaklaştırdığını itiraf etti. Buna karşılık katılımcıların %56’sı sosyal medyanın performanslarını artırdığını düşünürken %22 oranında bir kesim ise sosyal medyanın genel etkisinin negatif olduğunu düşünüyor.

TeamLease’in İş Dünyası Raporu

İnsan kaynaklarıyla ilgili hizmetler sunan TeamLease şirketi tarafından hazırlanan İş Dünyası Raporu‘na göre, çalışanların iş yerindeyken sosyal medyada geçirdikleri günlük ortalama süre 2 saat 21 dakika. Rapora göre, toplam verimliliğin %13’ü sadece sosyal medya bağımlılığı nedeniyle kaybediliyor.

Bununla birlikte araştırmaya göre, iş yerinde sosyal medya kullanımının olumsuz tarafları sadece bununla sınırlı değil. Çalışanların yoğun sosyal medya kullanımı, verimlilik kaybı haricinde mahrem bilgilerin, iftiraların, yanlış bilgilerin ve çalışan taleplerinin kaybında da artışa neden oluyor.

Araştırmaya göre, çalışanların en çok ziyaret ettiği sosyal medya platformu Facebook. Çalışanların %62’si mesai saatleri içerisinde sosyal medyaya erişirken bunların %83’ü ise Facebook’a göz atmak için önemli bir vakit harcıyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link