Linkedin’in ‘İlk %1’desiniz’ Stratejisi

Son günlerde Linkedin tarafından kullanıcılara yollanan “ Linkedin’de en çok görüntülenen %1’lik – %5’lik kısımdasınız” maili birçok kişi tarafından paylaşıldı.

Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi teorisindeki ego gereksinimi  konusunun doğruluğunu kanıtlayan ve kullanıcıları onure eden bu kampanya çoğu insan tarafından başarılı olarak görüldü.

Reklamın onure edilerek yapılması ve kişiye özel olduğunun hissettirilmesi açısından son derece başarılı olan kampanyanın Linkedin’e kazandırdığı önemli bir viral getirisi de mevcut;

5a7c845bb84f4f1fa25e5bffb9a30006

Grafikte de görüldüğü gibi 5 Şubat’tan önce günlük ortalama 500 mention alan Linkedin’in, ‘‘ilk %1’desiniz’’ maillerini atmaya başladığı tarihten itibaren aldığı mention sayısı dalgalanarak yükseliyor ve 12 Şubat’ta 39.317’ye geliyor ve doygunluk noktasına ulaşıyor.

Buraya kadar herşey çok güzel. Sorun ise bu noktadan sonra başlıyor. Linkedin, bu maillerin başarısını görüyor ve maillere devam ediyor. Bu seferki içerikler ise biraz farklı;

0e4494d

Önceleri ilk ‘’%1’desiniz ’’ maili atan Linkedin bu sefer de 15 Şubat’ta ‘Türkiye’deki kaydolan ilk 500 bin üyemizden birisisiniz. ‘’ mailini 500.000 kişiye gönderiyor. İlk maili okuyan kişiler kendilerinin özel bir yere koyulduğunu düşünüp viral bir etki yaratırken, ikinci mail’in, grefiktede görüldüğü gibi  hiç bir faydası olmuyor.

Kişiselleştirme ve deneyim yaşatma markalar açısından çok önemli iki pazarlama stratejisi. Ancak bazı durumlarda kampanyaları tadında bırakmak gerekiyor. İlk mailiyle kullanıcılarına güzel bir jest yapan Linkedin, işi tadında bırakmayan ve açgözlü davranan şirketlere güzel bir örnek niteliğinde bir çalışmaya imza atmış.

CEVAPLA