KPI Havuzunda Boğulan Markalar, Markalarımız!

Öncelikle aşağıda okuyacaklarınızın sadece sosyal medya pazarlamasındaki KPI’lar için olduğunu söylemek isterim.

Facebook, markaların bütçelerini emmek için  son zamanlarda son derece hızlı aksiyonlar almaya başladı. Bu aksiyonların başında da marka postlarının erişiminin düşmesi var şüphesiz. Yönettiğim markaların organik erişimlerine baktığımda ben de bu durumu rahatlıkla görebiliyorum.

Durum çok vahim…

Kısa bir süre önce hayranlarının büyük bir kısmına ulaşan markalar, şimdilerde hayranlarının %10’una bile ulaşamaz duruma geldi. Öyle ki, Facebook toplululuğundaki kişi sayısı 500.000’in üzerinde olan markalar, bu kitlenin %2’sine anca ulaşmaya başladı. Burada konuyu daha evvel aktardığımdan, daha fazla derine inmeden devam edeceğim. Derine ineceğim yer ise markalarımızın neden hala like sayılarını arttırmaya çalıştıkları, neden sonuç odaklı oynadıkları.

Yılbaşında oturulur, tüm pazarlama iletişimi kanallarındaki gibi sosyal medyada da çeşitli KPI’lar belirlenir.  Hazindir ki bu KPI’ların tamamı sayıdan oluşur. Çünkü 45-50 yaşındaki yönetici şimdiye dek tüm işlerini sayı ile çözmüştür ve başarı ile başarısızlığın arasındaki çizgiyi ayırt edebilmek için rakamlara ihtiyaç duyar. Ancak sosyal medya iletişimi rakamlarla ölçülebilecek kadar basit değildir.

Belirlenen KPI’lar doğrultusunda iletişime başlanır. Örneğin 100.000 nüfuslu bir Facebook topluluğunuz var ise bu rakamın yıl sonunda 140-150 bine ulaşması istenir -ya da bütçe ne kadar yüksekse bu rakam da ona göre değişiklik gösterir-. Ancak bu 150 bin kişinin gerçekte kaçına ulaşıldığı bilinmez, öğrenilmek istenmez. Çünkü burada gösterilmek istenen şey neticedir. KPI’ın tutturulup tutturulmadığıdır kısaca…

Hedef tutturulsa ne olur?

Hedefi tutturabilmek için olabildiğince çok kişinin topluluğun içine alınması amaçlanır.  Bu durum sonucunda hedefe ulaşıldığında, markanızın dostu olan sadık bir topluluk yerine yüzbinlerce gereksiz kişiden oluşan bir çöplük meydana gelir. Günün sonunda markalar rakamsal olarak kazandığını düşünür ama günün birinde Facebook çıkıp organik erişimi asgari seviyeye indirdiğinde -ki şu anda yapmış olduğu şey tam olarak bu- kimin kazanıp kimin kaybettiği net bir şekilde ortaya çıkar. Öyle ki, Facebook’ta daha önce para vererek satın aldığınız topluluğunuza ulaşmak için ikince kez para vermeniz gerekmektedir.  İkinci kez aynı amaç için  para ödemenin, ilk ödenen parayı kaybetmek olduğunu söylememe gerek yok sanırım.

Ya hedef tutturulmazsa?

Hedef tutturulmaz ise bu bir başarısızlık olarak telaffuz edilecektir ve bizim milletimizin karakteristik özelliği midir bilinmez başarısızlığa hiç bir şekilde tahammülümüz yoktur. Dolayısıyla genç pazarlama yöneticileri sosyal medyada sayıların önemli olmadığını bile bile sayıları arttırmaya çalışır.

Uzun lafın kısası pazarlamacılar “aşağı tükürsem bıyık, yukarı tükürsem sakal” misali bir döngünün içinde bulurlar kendilerini. Onları bu döngüden kurtaracak şey Pazarlama Yöneticileri’nin vizyonerliği ya da bu onların bu yöneticileri  ikna edebilme kabiliyetidir.

Paylaş
Pazarlama alanında Türkiye'nin en çok okunan blogu : Pazarlamasyon'un kurucusu.

CEVAPLA