Google+ Neden Başarısız Oldu? 0

Arama devi Google’ın başarısız girişimlerinden biri daha tarihteki yerini almaya hazırlanıyor. Sosyal ağ konusunda bir türlü dikiş tutturamayan Google’ın son denemesi Google+ da ürün müdürü Bradley Horowitz’in dediğine göre Photos ve Streams olarak ikiye ayrılacak ve Google+ yolun sonuna gelmiş olacak.

google+Google+ public olacağı zaman ortalık ayağa kalkmıştı. Merakı arttırmak için kayıtların sadece davetiye ile olduğu o günlerde ilgi büyüktü. Kimisi Facebook’a ciddi bir rakip olabileceğini düşünürken kimisi ise çok fazla dayanamayacağını söylüyordu. O yıllarda hatrı sayılır bir Türk kullanıcısı olan Friendfeed kullanıcılarının bu yeni sosyal ağa ilgisi büyüktü. Zaten 2009 yılında Facebook tarafından satın alınan Friendfeed’in geliştirilmesi durdurulduğu için kullanıcılar da kendilerine yeni bir platform arayışı içerisine girdiler. Google+ 2011’de açıldığında bu kitlenin ihtiyacını karşılayacak gibiydi. En azından Türkiye’deki ilk kullanıcılarının Friendfeed’deki bu meraklı kesim olduğunu söyleyebilirim. Geçen yıllar ardından Google+ büyümesine devam etti ama ne büyüme.. dev bir çöl. Gmail hesabı açan herkesi üye yapmak için zorlaması bile aktif kullanıcı sayısını arttırmadı. Mevcut durumda aylık 350 milyon aktif kullanıcısı var. Sayıya aldanmayın, sosyal ağda aylık geçirilen ortalama süre dakikalarla ölçülüyor.

Peki neden Google+ başarısız oldu? Neden o da önceki girişimler olan Google Wave, Google Buzz ve Orkut gibi kapanmak zorunda kaldı? Google+ da eksik olan ne? İnsanlar neden Google+ da vakit geçirmiyor?

Alışkanlıklar

İnsanları alışkanlıklarından kolay kolay vazgeçiremezsiniz. Facebook kurulduğu 2004 yılından Google+’ın duyurulduğu 2011 yılına kadar çok yol aldı. Kurulduğu günden bu yana insanlar üzerinde bağımlılık yapan bir sosyal ağ haline geldi. Bugün hangimiz Facebook’a girmeden gününü geçiriyor? Google+ alışkanlıkları değiştirmek için geç kalmıştı.

Tasarım

Bir türlü ısınamadığım yönü de tasarımı. Sosyal ağ dediğin biraz eğlenceli ve estetik olur, bunu tasarımına da bir şekilde yansıtır. Ne zaman Google+’a girsem kendimi blog stream’inde gibi hissediyorum. Material design bile Google+’ı bu kasvetli havasından bir türlü kurtaramadı. Tasarım olarak beni hiç bir zaman cezbetmedi.

Zorluk

Ne demişler; simple is beautiful. Koskoca Google’sın, muhteşem ürünlere sahipsin, tasarım ss1olarak da insanları tatmin edebiliyorsun da neden bunu Google+’a yansıtmıyorsun? Karmaşık yapını kullanıcılar çözene kadar senden sıkılıyorlar.

Twitter’ın kullanıcı sayısının artmasında 2 büyük neden hatırlıyorum. İlki ünlü kişilerin hayatlarından haberdar olmak, onları takip etmek ve onlarla etkileşim haline girmek insanlara çok eğlenceli gelmişti, ikincisi ise çok basit olması insanların Twitter’da bulunmasını sağlamıştı. Sırf kolay olduğu için belli bir kesimin (40 yaş üzeri) sosyal ağ olarak sadece Twitter’ı seçtiğini tahmin etmek çok da zor değil.

Kullanıcı fotoğrafın boyutunu, dosya adını, büyüklüğünü ne yapsın? Niye kafa karıştırıyorsun? Photoshop musun sen? Flickr mısın? Gereksiz bilgi kirliliğine hiç gerek yok.

Eğlence

İnsanları bir platformun içerisinde tutmanın en iyi yöntemlerinden biri de onları eğlendirmektir. Bunu da sağlamanın kolay yollarından biri oyundur. Hatırlıyorum Google+ ilk açıldığında bir kaç oyun vardı ama şimdilerde bırakın oyun sayısının artmasını oyun kısmı tamamen kaldırıldı ve gereksiz ciddi bir sosyal ağ haline geldi. Her an birisi çıkıp basın açıklaması yapacak gibi bir hava var.

Karşı Cins

meanwhileÜzgünüm, hayatın gerçeklerini bir kenara atamazsınız. Facebook’u bir çok farklı nedenden dolayı kullanan insan var ve bunların azımsanamayacak kadar bir kısmı da karşı cinsle iletişime geçmek isteyenler. Google+’da eksik olan bir şey de kadın popülasyonu, en azından aktif kullanıcılar arasında gözüken bu. Zaten zor ve karmaşık bir yapıya sahip olan sosyal ağ bu konuya da cevap veremeyince içerisinde insanları barındırmak için fazla sebebi kalmıyor. Neden insanlar Facebook’u bırakıp bütün fotoğraflarını, videolarını, bilgilerini Google+’a aktarsın? Hali hazırda bunu yapan ve herkesin ihtiyacına cevap veren bir ağ varken neden Google+?

Feedback

Google kullanıcı geri dönüşlerini hiç bir şekilde dikkate almadı. Youtube videolarına yorum yapmak için Google+ hesabının olması ve kişilerin Google+’da gerçek isimlerini kullanmak zorunda olması fazlasıyla tartışıldı. Henüz geçtiğimiz aylarda pek de huyu olmamasına rağmen bu dayatmasından vazgeçen Google’ın o zaman ki CEO’su Eric Schmidt’in şu sözünü dün gibi hatırlıyorum; İsminizi kullanmak istemiyorsanız sizi başka sosyal ağa alalım. Peki bu geç gelen karar Google+’ı kurtarmaya yetti mi? Hayır.

Google sosyal ağ trendini kaçırdı ve bu saatten sonra ağzıyla kuş tutsa da yaranamaz.

Bir Cevap Yazın

Cinemaximum Seyircileri Sınırsız Patlamış Mısırla Tavladı 0

Son birkaç yıldır Türkiye’deki sinema sektörünün önce konsolide olması, sonrasında ise tekelleşmesi mâlumunuz. Mars Entertainment Group’a bağlı Cinemaximum salonları, artık neredeyse her alışveriş merkezinde karşımıza çıkıyor. Bunun en büyük yansıması da sinema deneyiminin alışveriş merkeziyle eş anlamlı hâle gelmesi oldu. Her yerde Cinemaximum ve onun beraberinde getirdiği konsept olunca, birbirinin kopyası, özgün bir ortamı olmayan salonlar türemeye başladı. Üstüne bir de bu sinemaların yiyecek-içecek bölümlerindeki yüksek fiyatlar eklenince durum, bazı seyirciler tarafından çekilmez bir hâl almaya başladı.

Ülkemizin en büyük sinema zinciri muhtemelen bu gidişatı fark etmiş olacak ki yeni açılan alışveriş merkezlerinden olan Emaar Square Mall’daki salonunun cazibesini artırmak için kolları sıvadı. 20 Eylül 2017 tarihini “Kendi Kabıyla Gelene Sınırsız Popcorn” günü ilan etti ve saat 18:00’e kadar, izleyicilerin getirdiği kap ne kadar büyük olursa olsun, 5 TL karşılığında sınırsız patlamış mısır verileceğini söyledi.

Sınırsız Popcorn Günü, aslında ülkemizdeki kampanyacı ruhun bir yansıması.

İşin renkli tarafı, sınırsız patlamış mısır vaadini duyan izleyicilerin, sıra dışı paketler ve kaplarla gelmesi oldu. Giyim mağazasından alınan büyük karton torbalardan tutun da hasır sepetlere, yoğurt kutularına, ev yapımı kocaman paketlere kadar çeşit çeşit kaplarla Emaar Square Mall Cinemaximum’a gelen izleyiciler, toplumumuzdaki kampanyacı ruhun ne kadar üst düzeyde olduğunu kanıtladı.

Seyirciler, akla hayale gelmeyecek paketlerle salona geldiler.
Sınırsız patlamış mısır, her yaştan izleyiciyi çekmek için işe yarar bir fikre benziyor.

Bazı izleyiciler, Cinemaximum’un bu konuda yaptığı paylaşımların altına, 5 TL karşılığında patlamış mısırın satılabildiği bir yerde neden normal zamanda kendilerinden 20-25 TL arasında ücret alındığını sorgulasa da markaya günden kalan, izleyicilerin kaplarıyla oluşturduğu gülümseten kareler oldu.

Sınırsız patlamış mısırı duyanlar, getirdikleri “kap”larda da sınır tanımadı.

Sinema salonları çok kurumsal ortamlar sayılmaz. O yüzden kendi açımdan bu görüntülerin markanın imajına zarar verdiğini düşünmüyorum. Hatta belki de Apple’ın sinema salonlarındaki filmleri yayınlama isteğiyle daha zor şartlar altında faaliyet gösterecek sinema salonları seyircileri, gelecekte bu tür promosyonlarla salonlara çekmeye çalışacak. Çünkü keskin rekabet doğal olarak bunu gerektirecek.

Getirilen kaplar arasında ev yapımı olanlar da vardı.

Peki, Cinemaximum’un bu çalışması hakkında sizin görüşünüz nedir? Yoğurt kabıyla gelip patlamış mısır alan bir müşteri, bir sinema salonuna renk katar mı, yoksa tersine bir etki mi yaratır?

Walt Disney’in Minik Fareyle Başlayan Başarı Öyküsü 0

Çocukluk yıllarımızın vazgeçilmez çizgi film karakteri Mickey Mouse’un yaratıcısı Walt Disney’in minik bir fareyle tamamen değişen hayatı ve sizi mucizelere inandıracak kadar sefil bir hayattan karikatür filmlerinin öncüsü olmaya kadar yükselen başarı hikayesini anlatacağız.

İrlanda göçmeni bir ailenin oğlu olan Walt Disney, hasta olan babası çalışamadığından ve ekonomik durumlarının kötü olması nedeniyle sürekli çalışmak, para kazanmak zorundaydı. Ayrıca ailesi sürekli taşındığı için düzenli bir hayata da sahip değildi.

Disney, maddi yetersizlikten okula devam edemediği için herhangi bir mesleğe de sahip değildi. Bu nedenle girdiği işlerin hepsi geçici olduğu için ayrılmak zorunda kalıyordu. Babasının ölümü ile derin bir sarsıntı yaşayan Walt, babasını tedavi ettiremediği için kendini suçladı ve bir süre bunun etkisinden kurtulamadı.

Walt tam bir kitap kurduydu ve kazandıklarının bir miktarını kitaplara ayırıyordu. Bir gün kitapçıdan aldığı kitabın arasında bir reklam kağıdı gördü. Kağıtta “Kansas City Sanat Enstitüsü sizi ücretsiz kurslara çağırıyor yazıyordu. Yazıyı okuyan Walt hiç düşünmeden kursa yazılmaya ve çizim konusunda kendisini geliştirerek bir meslek edinmeye karar verdi. Üstelik kurs için herhangi bir ücret ödemek zorunda değildi.

Walt çizim dersleri öğreniyor hatta bazı ajanslara karikatür çizerek az da olsa para kazanıyordu. Kansas Sanat Enstitüsü’ndeki eğitimini tamamladıktan sonra ailesinin yanına dönen Walt, çizimlerini gazete ve dergilere yolluyor ancak hala bir sonuç alamıyordu. Bu kadar maddi imkansızlıkların ardından çalıştığı işinden de yeterince yaratıcı olmadığı için kovulan Walt tekrar karamsarlığa geri döndü.

Tüm olumsuzluklara rağmen vazgeçmeyen Walt çizim yapmaya devam etti ve bir gün çizim yaptığı sırada odasında küçük bir fare gördü. İlgisini çeken bu fareyi bir süre izlemeye ve beslemeye başladı. Ardından bu ikili arasında bir arkadaşlık oluştu ve bir gün onu çizmeye karar verdi. İşte bu çizim Walt Disney için bir dönüm noktasıydı.

Elindeki fare çizimleriyle Hollywood’a doğru yola çıktı ve Kansas Sanat Enstitüsü’den arkadaşı Iwerks’i bularak ona fare çizimlerinden söz etti. Walt bu fareye ilk olarak ‘Mortimer’ adı verilmiş ancak ilerleyen zamanlarda Walt Disney’in eşi Lilly’nin önerisiyle ‘Mickey Mouse’ olarak değiştirilmiş. Mickey Mouse adını verdikleri fare ilk olarak 1928 yılında ‘Steamboat Willie’’de yer aldı.

Walt Disney ve Iwerks ellerinde bulunan son paralarına kadar harcadıkları bu filmde büyük bir başarı elde ettiler ve film izlenme rekorları kırdı. İlk filmden sonra Walt Disney ve kardeşi Roy, Walt Disney Productions’ı kurdu. Ardından birçok çizgi film çekerek başarılarına başarı kattılar. Bir anda dünyanın en ünlü animasyonu haline gelen Mickey Mouse 100’den fazla çizgi filmde baş karakter olarak yer aldı. Bunu takip eden dönemlerde; Donald Duck (1934), Pinokyo (1940), Aslan Kral, Kayıp Balık Nemo, Külkedisi, Winnie The Pooh, Sindrella (1950), Uyuyan Güzel (1958), 101 Dalmaçyalı (1961) ve daha birçok başarılı çizgi filmde Walt Disney imzası yer aldı. 1938 yılında gösterime giren ve 1.5 milyon dolar harcanarak yapılan “Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler” 8 milyon dolarlık bir hasılata ulaştı.

1955 yılında Los Angeles’ta çalışanların çocuklarıyla birlikte eğlenebileceği büyük bir eğlence parkı olan Disneyland projesini hayat geçirdi. Walt Disney bu projenin yapımında çalışan mühendislere “Disneyland’ın dünyadaki en inanılmaz yer olmasını ve içinde parkı boydan boya gezen bir tren olmasını istiyorum dedi.

Walt Disney Productions bugün 30 milyar dolarlık yıllık gelire sahip. Walt Disney Company, American Broadcasting Company (ABC) ve Entertainment and Sports Programming Network (ESPN) gibi kuruluşları da bünyesine katıp Kaliforniya merkezli çalışan devasa bir medya şirketi haline geldi.

Hayatın getirdiği zorluklar karşısında yılmadan, yorulmadan mücadele eden, hayal ettiklerinden her ne pahasına olursa olsun vazgeçmeyen Walt Disney zoru başardı. Çizgi film dünyasına adını altın harflerle yazdırdı. 65 yaşında akciğer kanseri sebebiyle hayatını kaybettikten sonra ardında medya devi bir şirket bıraktı.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Hemen Kaydolun
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link
İçerikle Pazarlama Workshop

Yemekcom Ürün Müdürü Batuhan Apaydın ile, içeriğin kral olduğu yeni dünyayı keşfetmeye hazır mısınız?
Hemen Kaydol
close-link