Garanti’den Lokasyon Bazlı Proje: Check-in Matik 0

Garanti, lokasyon bazlı projesi Check-in Matik’i hayata geçirdi. Kullanıcılar Foursquare ya da Swarm hesaplarıyla uygulamaya giriş yaparak en çok check-in oldukları yer ve saat aralığı gibi bilgilere ulaşabiliyorlar. En çok check-in yaptıkları mekan ve kategoriye göre de indirim kodları kazanıyorlar. Uygulama sonunda yine check-in bilgilerine göre, kullanıcı kendisine en uygun Garanti Bankası ürün ve hizmetiyle de tanışmış oluyor. Çoğunlukla ofiste check-in yapan bir kullanıcıya, Garanti İnternet ile bankacılık işlemlerini şubeye gitmeden yapabileceği mesajı veriliyor.

İndirim kodu sağlanan markalar arasında KFC, Gitti Gidiyor, Babil.com, Mobicom ve Sinemia yer alıyor. Örneğin bir kullanıcının check-in’leri arasında öne çıkan kategori yeme-içme ise KFC, alışveriş ise Gitti Gidiyor, etkinlik ise Sinemia’dan indirim kazanıyor. Böylece kullanıcılar kendi ilgi alanlarına özel fırsatlar ile buluşuyor.

Şu ana kadar 10 binden fazla kullanıcının ziyaret ettiği “Check-in Matik” uygulaması, 31 Ocak 2017 tarihine kadar yayında olacak. Yararlanmak isteyen herkesin, sadece https://checkinmatik.garanti.com.tr/ adresine girerek log in olması yeterli.

Künye

Marka: T. Garanti Bankası A.Ş.

Marka Temsilcisi: Sezin Gül Tanrıverdi, Soner Yıldırım

Ajans: Dekatlon Buzz

Pazarlamasyon Pazarlama, Sosyal medya, Marka Yönetimi, Pazarlama İletişimi, Dijital Pazarlama ve İş Dünyası konularına odaklı bilgi kaynağı.

Bir Cevap Yazın

Instagram Reklamveren Sayısı 6 Ayda İkiye Katlanarak 2 Milyona Ulaştı 0

Sosyal medya reklamcılığında pastanın en büyük payı hâlâ Facebook’un olsa da, yine onun bünyesindeki Instagram arayı kapatmaya devam ediyor. Bu yılın Mart ayında, aylık bazda 1 milyon reklamvereni aşarak kendi zirvesini gören platform, aradan geçen 6 ayda kendi adına yeni bir rekor kırdı. Instagram reklamveren sayısı 6 ayda ikiye katlandı. Aylık 5 milyon reklamverene ulaşan Facebook’un en yakın takipçisi, artık ayda 2 milyon reklamverene ulaşıyor.

Bu önemli başarı, geçen yılın rakamlarıyla kıyaslandığında tam dört kat artış anlamına geliyor. Bu hızlı yükselişte kuşkusuz ki Facebook’un Instagram’ı satın almasının büyük bir etkisi var. Facebook’un iki yıl önceki girişimiyle, Instagram reklamlarının kendi reklam panelinden oluşturularak satın alınabilmesine olanak tanıması, markalar için büyük bir kolaylık sağladı. Böylece, Facebook’ta reklam veren markaların, yalnızca bir tıkla aynı zamanda Instagram’da da reklam vermesi mümkün oldu. Bu etkinin en büyük göstergelerinden biri, Facebook’ta reklam verenlerin büyük bir çoğunluğunun Instagram’da da reklam vermesi.

Instagram reklamları, markaların son dönemdeki en popüler tercihlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor.

Geçen yıl marka profillerini hayata geçirerek önemli bir adım atan Instagram markalara, hesap yönetiminde ve paylaşımlarını öne çıkarmak için yapacakları ödemelerde kolaylık sağlayacak araçlar sunmuştu. Bu yenilik, beklendiği üzere markalardan olumlu bir cevap aldı ve Mart ayı itibarıyla, tam 8 milyon markanın şirket profiline geçtiği duyuruldu.

Görsel içeriğin gücüyle özgün bir konuma yerleşen Instagram, başta genç kullanıcılar olmak üzere, farklı yaş guruplarından insanları bir araya getiriyor. Durum böyle olunca, geri bildirimi tüketiciden doğrudan almayı bekleyen ve reklamlarının daha çok tıklanmasını isteyen markaların iştahını kabartıyor.

Instagram reklamveren sayısı yükselişinde rol oynayan bir başka neden de son dönemde video içeriklerin büyük ilgi toplaması. Kaliteli video içerik üretmenin kolay olmadığı ve video içeriğe gösterilen ilgiye sayısız markanın talip olduğu bir dönemde, Instagram’ın popülerliğinin artmasının ve bunun reklam satışlarına yansımasının gayet doğal olduğunu söylemeliyiz.

Özellikle video içerik yoluyla verilen yaratıcı Instagram reklamları, kullanıcılardan daha iyi etkileşim alıyor.

Geçtiğimiz Temmuz ayında Instagram tarafından yapılan açıklamada, 2016 yılıyla karşılaştırıldığında, kullanıcıların bu platformdaki videolarda yüzde 80 oranında daha uzun zaman geçirdiği ve günlük paylaşılan video sayısının dört kat arttığı belirtilmişti. Bu rakamları ve hikâye reklamlarının topladığı ilgiyi göz önüne aldığımızda, Instagram reklamlarının geleceği oldukça parlak görünüyor.

Nefret Söylemi ile Savaşan Facebook, İş ve Eğitim Seçeneklerini Reklam Hedeflemesine Kapattı 0

Reklam harcamaları “dijital tarafa her geçen gün daha fazla kayıyor.” Ülkemizde de her yıl çift haneli rakamlarla büyüme eğilimi gösteren dijital reklam yatırımları, fayda-maliyet açısından reklamverenleri cezbetmeye devam ediyor. Sosyal medya reklamlarında en büyük payın sahibi Facebook, nefret söylemi ile mücadelede yeni bir adım attı. 2 milyar kullanıcıyı aşan dev platformun bu ay yaptığı açıklamaya göre; artık Facebook reklamı verilirken kullanıcıların iş yerleri ve eğitim durumları hedeflenemeyecek.

Aslında bu, durduk yere yaşanan bir değişim değil. ABD’de, araştırmacı gazetecilik alanında faaliyet gösteren bir sivil toplum kuruluşu olan ProPublica’nın ortaya çıkardığı bir defo, Facebook’u bu konuda daha tedbirli olmaya itti. Çünkü ProPublica, yaptığı araştırmanın sonunda, Facebook reklamlarında Yahudi düşmanı ve Nazi partisi gibi ırkçı kesimlerin hedeflenebildiğini göstermişti.

Bunun üzerine Facebook, ilgili hedefleme seçeneklerini kaldırdığını ve bu seçenekleri, sistemin bu tür yanlışlara yol açmasını önleyecek tedbirler alınana kadar geri gelmeyeceğini açıkladı. Şirket bu durumu, “Facebook’un hem insanlar hem de ticari eylermler açısından güvenli bir yer olması” ilkesiyle bağdaştırdı.

Facebook kendini, çeşitliliğe ve çok sesliliğe önem veren kimliğiyle, çoğulculuğu önemseyen bir platform olarak tanımlıyor.

Esasen sorun, kişisel profillerdeki iş kısmına, kullanıcıların istediğini yazabilmesinden kaynaklanıyor. Yani gerçekte bir işi olmayan kişilerin taraftarlık, belli bir kişiye hayranlık vb. sebeplerle meslek kısmına bununla ilgili ifadeler yazabiliyor. Örneğin bir kullanıcı, “Galatasaray’da taraftar” diye yazabiliyor. Tam bu noktada durup düşünelim. İş kısmına “Nazi Partisi’nde üye” ya da eğitim bölümüne “Yahudi Düşmanlığı Üniversitesi’nde okudu.” yazan üyeler ne olacak? İşte ProPublica, Facebook reklam algoritmasının bu tür ırkçı ve ayrımcı nitelikteki saldırgan ifadeleri filtreleyemediğini ve nefret söylemi üzerinden hedeflemeye olanak tanıdığını açığa çıkarmış. Facebook da bunu ciddiye alıp önlem amacıyla iş ve eğitim bilgilerini hedeflemeye kapatmış.

Her ne kadar açığa çıkan önemli bir soruna geçici ama zorunlu bir müdahale olsa da bu değişikliğin, reklamverenleri az ya da çok etkileyeceğini de söylemeliyiz. Özellikle B2B (business to business) nitelikli reklam içeriklerinde, hedeflenen profillerde sektörel uygunluk en önemli unsur olduğundan, bundan en fazla, Facebook’taki kısa vadeli B2B tanıtımlarının veya kampanyalarının etkileneceği beklenebilir. İş ve eğitim bölümlerinin hedeflemeye kapatılması, daha önceden başlayan ve hâlen devam eden reklam kampanyalarını ise etkilemiyor.

Facebook’un iş yeri ve eğitim bilgilerini reklam hedeflemesine kapatması, reklamverenler için yeni bir belirsizlik anlamına geliyor.

Facebook bu sorunları azaltmak adına, uygun olmayan hedefleme seçeneklerini bildirmeleri için reklamverenlerin hizmetine yeni bir özellik de sundu. Fakat bu ihbar özelliği, reklamverenin insiyatifinde çalışan bir mekanizma olduğundan, elbette sürdürülebilir ve kökten bir çözüm değil.

Gel gelelim, ayrımcılık ve ırkçılığın filtrelemeye takıldığı tek yer Facebook reklamları değil. Facebook’un hedefleme seçeneklerini yeniden düzenlediğini açıklamasından kısa bir süre sonra BuzzFeed, Google Adwords üzerinde “Siyahlar her şeyi mahveder.” ve “uğursuz Yahudi” aramaları yapan kullanıcıları hedefleyen bir kampanya oluşturmayı denemişti. Kampanya onay almayı başarmış ve aktif hâle gelmişti. BuzzFeed durumu Google’a bildirmiş ve kampanya hemen kaldırılmıştı.

BuzzFeed’in “Siyahlar her şeyi mahveder.” anahtar sözcüklü kampanyasının aldığı onay.

Sonuç olarak baktığımızda; sosyal medya tarafında Facebook’un, internet aramalarında ise Google’ın başı çekerek iki şirketli tekelci piyasa hâline getirdiği dijital reklamcılıkta, algoritmaların hâlâ tam performansla çalışmadığı, ayrıntılara baştan sona hâkim olamadığı görülüyor. Her ne kadar Facebook -özellikle profil fotoğraflarında veya kapak görselleri üzerindeki- semantik denetimi geçmişe göre artırmış olsa da, öyle görünüyor ki internetteki nefret söylemi üzerine mücadelede alınacak epey yol var.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link


 

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link