Garanti Sosyal Medyayı Nasıl Kullanıyor?

‘Markalar sosyal medyayı nasıl kullanıyor?’ isimli araştırmamıza Akbankın ardından Garanti ile devam ediyoruz. Sosyal medya stratejisini üç platformla (Facebook, Twitter ve Google+) sınırlayan Garanti, farklı platformlara özgü farklı içerikler üretme stratejisi yerine, aynı içeriği tüm mecralardan paylaşma eğilimi gösteriyor. Sosyal medya kullanımı açısından Türkiye’nin en aktif iki bankasından biri olan Garanti’nin detaylı analizine başlayalım:

facebook

  • Beğeni sayısı: 1.4 milyon
  • Hakkında konuşulma: 20 bin

Facebook üzerinde 1.4 milyon beğeni rakamına sahip olan Garanti, Akbank’la birlikte en çok beğeni sayısına sahip olan iki bankadan biri. Garanti’nin beğeni sayılarındaki değişime göz atmak için Socialbakers verilerini incelersek eğer, beğeni sayısının zaman zaman artan bir ivmeye sahip olsa da, genelde haftalık 2.000 – 3.000 yeni beğeni ivmesinde dolaştığını söyleyebilirim.

g_1

Garanti’nin sosyal medya yönetimine geçersek eğer, yazının başında da söz ettiğim gibi, aynı içeriği tüm platformlarda paylaşma stratejisi izlediğini söyleyebilirim. Üretilen içeriği eş zamanlı olarak hem Facebook hem Twitter hem de Google+ üzerinden paylaşan Garanti, bu yolla ulaşabilecek en yüksek takipçi sayısına ulaşmayı hedefliyor olabilir.

g_4

Bu konunun haricinde Garanti Link, Garanti’ye Sor, Garanti Kredi, Online Mortgage, Garanti TV ve CepBank gibi Facebook’a özgü uygulamalar geliştiren Garanti, bu sayede hem takipçilerini kampanya ve fırsatlarından daha fazla haberdar etmek hem de gelecek şikayetleri minimuma indirmek üzerine bir politika geliştirmişe benziyor.

Paylaşım sayılarına baktığımızda ise genel anlamda günlük 2 – 3 içeriğin paylaşıldığını görüyorum. Paylaşım sayıları konusunda herhangi bir politikaya sahip olmadığı açıkça görülen Garanti, sponsor oldukları bir etkinlik gününde ya da yeni bir kampanya duyurularında bu rakamın üstüne çıkabiliyor. Ek olarak takipçileriyle etkileşime girmek adına pek bir aktivite ya da paylaşımda bulunmayan Garanti, yalnızca yukarıda bahsettiğimiz başlıklar altında paylaşımlarını yapmaya özen gösteriyor.

g_2

Şikayet yönetimi konusunda ise özenli davranıldığı açıkça görülüyor. Kalıp cevaplar vermek yerine, şikayet üzerine spesifik cevaplar vermeye ve yönlendirmeler yapmaya özen gösteren Garanti, şikayet yönetimi konusunda öne çıkıyor.

g_3

Facebook hesap yönetimi konusunda genel anlamda geçer not alan Garanti’nin, duvarını takipçilerini kapattığını söylemeden geçmek yanlış olur. Takipçilerin şikayetlerini ve isteklerini markalara duyurmak adına sık sık sosyal medyayı kullanma eğiliminde olduğu bir gerçek. Markaların bu eğilimi gözardı ederek duvarlarını takipçilerine kapatmaları, sosyal medya iletişimi adına yapılabilecek en büyük yanlışlardan biri.

g_5

Garanti’nin Facebook uygulamalarından öne çıkan bir uygulaması da Garanti Link. Kapak fotoğrafında da bu uygulamasına yönelik bir fırsatı paylaşan Garanti, bu hareketle hem müşteri sayısını hem de takipçi sayısını artırmaya yönelik bir girişimde bulunmuş gibi görünüyor.

Hesap senkronizasyonunun ardından paylaşıma dayalı bir strateji üzerine kurulu olan uygulama, Garanti’nin sosyal medya kampanyaları ve uygulamalarına verdiği önem noktasında ilk sırada yer alıyor. 

twitter

  •  Takip edilen kişi sayısı: 1,923
  • Takipçi sayısı: 80,784

Gelelim Garanti’nin Twitter kullanımına. Yazının birçok yerinde de bahsettiğim gibi, aynı içeriklerin buradan da takipçilere sunulduğunu görmekteyim. Genel anlamda kampanyalar, etkinlikler ve haberlerin üzerine kurulu olan paylaşım stratejisi, takipçi sayısına bakıldığında çok da fazla ilgi çekmiyor gibi görünüyor.

 

g_8

Garanti’nin paylaşımlarını incelediğimde dün ilk defa bir kampanyalarına yönelik Twitter hesabı açtıklarını görüyorum. iGaranti ismini verdikleri ve neredeyse tüm mecralardan duyurdukları yeni kampanyasına yeni bir Twitter hesabı açan Garanti, bu hesap üzerinden takipçileriyle iletişime geçerek, onları bilgilendirmeyi amaçlıyor.

Bu mecrada da takipçileri etkileşime çekmeye yönelik bir paylaşım stratejisi izlemeyen Garanti, kendi çalıp kendi söylüyor deyimini akla getiren bir strateji izliyor. Göze çarpan bir diğer eksiklik ise renk seçimi üzerine. Açık mavi bir renk tonunu seçen Garanti, yazıların okunabilmesi ve anlaşılabilmesi noktasında eksi not alıyor. Küçük bir detaymış gibi görünen bu hata, sosyal medya iletişimi açısından büyük sorunlara neden olabilir.

g_7

Şikayet yönetimi konusunda Facebook stratejisiyle paralel bir strateji izleyen Garanti, sorunlara yönelik spesifik cevaplar vermeye ve yönlendirmelerde bulunmaya çalışıyor. @GarantiyeSor isminde ek bir twitter hesabına sahip olan Garanti, soru ve isteklere buradan cevap veriyor.

g_11

Garanti’nin yüksek takipçi sayısına sahip bir diğer hesabı ise @cazyesili. 158 bin takipçiye sahip olan bu hesap Türkiye’de cazın en büyük destekçilerinden biri olan Garanti, müzikseverleri yıl boyu birbirinden değerli sanatçılarla buluşturuyor. açıklamasıyla birlikte, yaklaşan etkinliklerin yanında paylaşımı artırmaya yönelik tweetleriyle de dikkat çekiyor.

g_12

googleplus

Garanti’nin sosyal medya stratejisinin odak noktasında yer alan 3 platformdan biri olan Google+, ortak stratejinin son halkasını oluşturuyor. Diğer platformlarla birlikte aynı içeriğin senkronize bir şekilde paylaşıldığı bu platform, 122 bin takipçi sayısıyla dikkat çekiyor. Yine bu platforma yönelik herhangi bir özgün çalışması bulunmayan Garanti, sadece var olma politikası izliyor.

g_9

Garanti’nin Google+’ta yalnızca var olma çabası, etkileşimlere de yansımışa benziyor. Paylaşımlarında genelde 2 beğeni 1 paylaşım alan Garanti’nin, Twitter hesabından daha çok takipçiye sahip olduğu bu platformu daha özverili kullanması, daha çok kişiye ulaşma noktasında büyük önem arz ediyor.

g_13

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon.com’un eş kurucusu. Koyu Barcelona, The Beatles, Apple ve Steve Jobs hayranı.

Bir Cevap Yazın

Oreo, Sizi Bisküvi Avına Çağırıyor

Mobil oyunlaşmaya gösterilen ilgi arttıkça, ihtiyaç duyulan teknik altyapının edinilmesi kolaylaştıkça ve ortaya çıkan masraflar düştükçe, markalar kendi artırılmış gerçeklik (AR) deneyimlerini geliştirmeye günümüzde daha eğilimli oluyor. Gerek özgün lezzeti gerekse de uyguladığı ilginç içerik pazarlaması taktikleriyle dünya çapında nam salmış bisküvi markası Oreo da bunun son örneği oldu. Marka bugünlerde, bisküvi avıyla kullanıcıları kendine bağlamayı hedefleyen Büyük Oreo Kurabiyesi Avı (The Great Oreo Cookie Quest) adlı mobil oyun uygulaması üzerine çalışıyor.

Söz konusu mobil oyunda marka, kullanıcıların dünyanın dört bir yanına gizlediği Oreo bisküvilerini bulmaları için bazı ipuçları veriyor. Nesne tanıma teknolojisini kullanan oyun zekası, doğru nesneleri tespit edebiliyor ve böylece saklanmış Oreo’ları buluyorsunuz. Günlük olarak verilen ipuçları, çeşitli sorularla kullanıcılara iletiliyor. Örneğin uygulama “Bileğinde ne var?” dediğinde, sizin bu soruyu o an bileğinize taktığınız kol saatini uygulamaya taratıp saklı Oreo’lardan birini bulmaya yormanız gerekiyor. Taratma sonucunda, akıllı telefonunuzun ekranında bir Oreo çıkarsa bu, gizli bisküvilerden birini avladığınız anlamına geliyor.

Maliyet azaldıkça ve teknik altyapıya erişim kolaylaştıkça, markalar kendi AR deneyimlerini oluşturmaya daha da sıcak bakar oldu.

Bulduğunuz her sanal Oreo, size verilen ipucunun zorluğuna göre puanlanıyor ve oluşturulan sıralamaya bakan kullanıcılar, av performanslarını Facebook ve Twitter’daki arkadaşlarıyla veya dünyanın geri kalanındaki kullanıcılarla kıyaslayabiliyor. Oyunu oynayanlar arasında gerçek Oreo bisküvilerini uygulamaya tanıtanlar ise Google’ın California’daki merkezinden tutun da Afrika’ya kadar uzanan farklı yerlere gezi kazanma şansını yakalıyor.

Gezilerden birinin Google binası olmasının nedeni ise oldukça basit ve doğal. Zira marka, bu proje için geçtiğimiz yılın Ağustos ayında Google ile iş birliği yapmış. Hâliyle bu durum oyunda verilen ödüllere de yansımış. Hatta öyle ki ödüllerin Google ile ilişkisi California’daki merkezle de sınırlı değil. Bulunan sanal Oreo’ların kullanıcılara getirdiği ödüller rastgele seçiliyor olsa da birçoğu Google ile ilgili durumda. Kazanılan Google Play puanları ve Pixel marka akıllı telefonlar, bu noktaya ilişkin açık birer örnek sunuyor. En çok da oyunun Avrupa ve Güney Amerika pazarlarında Android robotu imajı eşliğinde pazarlanması, bunu kanıtlıyor.

Oreo için hazırlanan oyunun mantığı, Pokemon Go’ya oldukça benziyor.

Oyun mantık olarak esasen Pokemon Go’ya benziyor. 2016’da ortaya çıkan bir artırılmış gerçeklik oyunu olan Pokemon Go, pek çok ülkede popüler olmuş ve insanlar kalabalıklar hâlinde, ellerinde akıllı telefonlarıyla sokaklarda pokemon arar olmuştu. Hatta çılgınlık hâline gelen bu durum, sayısız hayati riske davetiye çıkarmıştı. Anlaşılan o ki Oreo da bu potansiyeli görmüş ve bu yolda bir çalışmayla tüketicilerin karşısına çıkmak istemiş. Markanın Pokemon Go’ya özendiğini saklamadığını da söylemeliyiz. Çünkü oyunda yakalanan Oreo’ların saklandığı yere Cookiedex adını vermiş, yani tıpkı Pokemon’lara karşı tutulunca onların hakkında ayrıntılı bilgi veren Pokedex’ler gibi. Kaldı ki Oreo yetkilileri de oyunun Pokemon Go tecrübesinden ve insanların ona verdiği tepkiden çıktığını söylüyor.

Küresel ölçekli medya ajansı Carat ile sanal ve artırılmış gerçeklik üzerine çalışan Gravity Jack gibi iki önemli kuruluşun desteğini alarak projeyi hayata geçiren The Martin Agency’nin çalışmaları tamamlaması 6 ay almış. Geçen ayın sonunda Birleşik Krallık’taki IOS ve Android tabanlı cihazların kullanımına açılan oyun, burada göstereceği performansa göre Güney Amerika, Avrupa, Rusya ve belki ABD’de kullanıcılara ulaşacak. Ajans, Oreo damgası taşıyan mobil oyunun tanıtımı amacıyla biri televizyon, üçü ise sosyal medya platformlarında yayınlanmak üzere toplam dört video hazırladı.

Büyük Oreo Kurabiyesi Avı marka için her ne kadar sosyal yanı da olan ilk artırılmış gerçeklik oyunu olsa da markanın, nesne tanıma teknolojisinden ilk kez yararlanmadığını da belirtmeliyiz. Zira Oreo, tam bir yıl önce yine Google ile birlikte çalışarak Oreo Bandırma Yarışı () isminde bir projeye imza atmıştı. Bu projede tüketiciler Oreo bisküvilerini uygulamaya taratmış ve süte bandırmadan önce Oreo’ları Google Earth yardımıyla sanal olarak stratosfere fırlatmıştı.

Konuya dair görüşlerini paylaşan Oreo Marka Pazarlama Direktörü Justin Parnell ise insanların diğer cihazlara göre mobil cihazlarda daha çok zaman geçirdiğini ve bu cihazları eğlence amacıyla giderek daha fazla kullandığını söyleyip projenin çıkış amacını açıkladı.

Oreo
Oreo, nesne tanıma teknolojisinden ilk kez Oreo Dunk Challenge adlı çalışmasında yararlanmıştı.

Sizi bilmem ama zaten Pokemon Go gibi bunun yapılmış bir örneği varken ve ilk olmanın avantajıyla bütün ilgiyi toplayıp pastanın çoğunu almışken, Oreo’nun böyle bir çalışmayla çıkagelmesini pek mantıklı bulmuyorum. Böyle olması, elbette bundan sonra artırılmış gerçeklik temelinde mobil oyun oluşturulamayacağı anlamına gelmiyor. Fakat madem marka ille de artırılmış gerçeklik odaklı bir proje yapacaktı, bu daha farklı bir şey olabilirdi ya da en azından Pokemon Go mantığına yeni ama göze çarpacak bir şeyler ekleyebilirdi.

Oreo, kültürel kodları kullanmaktaki ustalığı ve bunu yaratıcı içeriğe dönüştürmedeki becerisiyle biliniyor.

Sosyal ağlardaki özgün içerikleriyle, gerçek zamanlı pazarlamadaki başarılarıyla ve kültürel kodları müthiş bir şekilde kullanmasıyla gönlümüze giren markanın, böyle bir yola tenezzül etmesini açıkçası doğru bulmuyorum. Kaldı ki Pokemon Go rüzgârının da ilk dönemindeki gibi esmediği de bir gerçek. Markanın evdeki hesabının çarşıya ne kadar uyacağını ise şimdilik bilmiyoruz, bekleyip göreceğiz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Girişimcilere İlham Verecek 8 Film

Daha önce de sizler için her pazarlamacının izlemesi gereken 8 filmlik bir liste daha hazırlamıştık. Şimdi yeni bir listeyle tekrar karşınızdayız. İşte girişimcilere ilham verecek 8 film: 

1. Flash of Genius (Zeka Pırıltısı)

IMDB Puanı: 7

Film arabalarımızdaki uzaktan kumandalı sileceklerin mucidi olan Robert Kearns’ün gerçek hikayesine dayanıyor. Dev bir şirketin bu icadı çalışını ve Kearns’ün icadının telif hakkı için verdiği kararlı mücadeleyi anlatan film, izleyiciye iş dünyasındaki her türlü ayak oyununa rağmen hakkını savunma motivasyonunu pompalıyor.

2. Inside Job

IMDB Puanı: 8.3

2008’deki küresel krizin izlerini süren bu belgesel yapımda, krizin nasıl patlak verdiği inceleniyor. Film, devlet ve özel teşebbüs nezdindeki açgözlülüğün, önce ABD ardından da dünya ekonomisi üzerinde ne boyutta negatif etkiler yaratabileceğini ortaya koyuyor.

3. Pirates of Silicon Valley (Silikon Vadisinin Korsanları)

IMDB Puanı: 7.3

Apple ya da Microsoft’un hikayesine ilgi duyuyor musunuz? Öyleyse filminizi buldunuz; iki büyük girişimcinin, Bill Gates ve Steve Jobs’un hikayesini anlatan filmden iş dünyasına dair önemli dersler çıkarmak mümkün.

4. Steve Jobs

IMDB Puanı: 7.2

Steve Jobs, tartışmasız şekilde neslimizin en vizyoner ürün tasarımcısı ve pazarlamacısı sayılabilir. Onu anlatan bu biyografik filmde, Jobs’un ilham veren kişiliğini yakından tanıyoruz.

5. What Women Want (Kadınlar Ne İster)

IMDB Puanı: 6.4

Bu eğlenceli komedi filmi bugün halen geçerli olan bir kuralı hatırlatıyor; reklamcı, hedefine ulaşabilen etkili bir kampanya yürütebilmek için hedef kitlesini çok yakından tanımak zorundadır!

6. The Founder

IMDB Puanı: 7.2

The Founder, 52 yaşındaki milkshake makinası satıcısı Ray Kroc’un hikayesini anlatıyor. Ray küçük hamburger dükkanı McDonald’s’ın kuruyor ve zaman içinde dünyanın en büyük fast food zincirinin sahibi haline geliyor. Ray Kroc’un bu yoldaki kararlılığı hayranlık uyandırıcı olsa da, etik dışı uygulamaları ve ahlaksız yöntemleri mide bulandırabiliyor. Filmde McDonalds’ın tartışmalı iş hamleleriyle nasıl da büyüdüğünü görüyoruz. Film size hayallerinizi gerçekleştirebilmek için her yol mübah mıdır yoksa insani erdemleri korumak önemli midir, sorusunu sorduruyor.

7. Boiler Room

IMDB Puanı: 7

Kısa sürede milyonlarca dolar para yapan genç borsa simsarlarının hikayesi. Filmi izleyince edindiğiniz motivasyonla iş dünyasına atılıp elinizi attığınız yeri fethetmek isteyebilirsiniz!

8. The Joneses (Örnek Aile)

IMDB Puanı: 6.5

Joneslar dört dörtlük bir aile. İyi görünümlüler, kibarlar ve mükemmel bir hayata sahipler. Ama ne yazık ki bunların tümü sahte. Onlar aslında yarattıkları bu pozitif imajı ürünlerini pazarlamak için kullanan bir grup profesyonel satışçı. Bu filmi izlemeden influencer marketing nedir biliyoruz demeyin!

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link

MARKETING MEETUP 2018



Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
Erken Kayıt Fırsatı
close-link












Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
BU ETKİNLİKTE OLMALIYIM
19 Nisan'da Uniq Istanbul'da Sophia'nın da katılımı ile Marketing Meetup'ta buluşuyoruz.
close-link