Foursquare’i Şirketler Nasıl Etkili Kullanabilir ? 0

Bundan bir sene öncesine kadar bir yere gittiğimizde Facebook’tan bunu @mekan ismi, @semt ismi vs şeklinde duyuruyorduk. Foursquare piyasaya çıktıktan sonra artık tip bu duyurular Foursquare üzerinden yapılmaya başlandı. İnsanlar gittiği bir yeri duyurmak isteyince Foursquare üzerinden check-in yapıyor ve takipçileri de ilgili kişinin nerede olduğunu görüyor. Her an nerede olduğunuzun bilinmesi kulağa özgürlük kısıtlayıcı gibi gelse de herkes genelde nerede olduğunu bütün takipçileriyle paylaşmayı seviyor. Bunda temel amaç ilgili yerde veya yakınlarda arkadaşı olup olmadığını görmek ve belki de gidilen mekan trend bir yerse “ben burdayım” diye duyurmak. BBG programlarında keşfettiğimiz şey aslında burada da geçerli, herkes herkesin nerede olduğunu ve ne yaptığını deli gibi merak ediyor ve Foursquare sayesinde şükürler olsun ki bu merakımızı da gideriyoruz. Peki insanlar tarafında durum böyleyken şirketler/mekanlar bu anlamda ne yapıyor veya ne yapabilir?

ABD’de bulunan restaurant zinciri Chili’s Foursquare kullanımı ile ilgili güzel bir uygulatma başlatmış. Mekana gelen müşteriler cep telefonlarından mekanın adını belirtip check-in yapıp kapıdaki görevliye gösterirse bedava chips ve salsa yiyorlar. Burada Chili’s için önemli olan insanların mekanlarını internette kendi ağızlarından duyurmaları ve potansiyel müşteriler üzerinde olumlu bir etki yaratmaları. Deneyimlerin ve referansların insanlar için önemli olduğu günümüzde insanların oraya gittiklerini belirtmesini neredeyse sıfır maliyetle sağlamak çok akılıca bir uygulama. Vereceği reklamla bile bu etkiyi sağlayamayacakları düşünülürse Chili’s restaurant zinciri Foursquare uygulamasını dolaylı reklam mantığıyla akıllıca kullanan şirketler için güzel bir örnek teşkil etmiş oluyor.

 

Bir Cevap Yazın

Nefret Söylemi ile Savaşan Facebook, İş ve Eğitim Seçeneklerini Reklam Hedeflemesine Kapattı 0

Reklam harcamaları “dijital tarafa her geçen gün daha fazla kayıyor.” Ülkemizde de her yıl çift haneli rakamlarla büyüme eğilimi gösteren dijital reklam yatırımları, fayda-maliyet açısından reklamverenleri cezbetmeye devam ediyor. Sosyal medya reklamlarında en büyük payın sahibi Facebook, nefret söylemi ile mücadelede yeni bir adım attı. 2 milyar kullanıcıyı aşan dev platformun bu ay yaptığı açıklamaya göre; artık Facebook reklamı verilirken kullanıcıların iş yerleri ve eğitim durumları hedeflenemeyecek.

Aslında bu, durduk yere yaşanan bir değişim değil. ABD’de, araştırmacı gazetecilik alanında faaliyet gösteren bir sivil toplum kuruluşu olan ProPublica’nın ortaya çıkardığı bir defo, Facebook’u bu konuda daha tedbirli olmaya itti. Çünkü ProPublica, yaptığı araştırmanın sonunda, Facebook reklamlarında Yahudi düşmanı ve Nazi partisi gibi ırkçı kesimlerin hedeflenebildiğini göstermişti.

Bunun üzerine Facebook, ilgili hedefleme seçeneklerini kaldırdığını ve bu seçenekleri, sistemin bu tür yanlışlara yol açmasını önleyecek tedbirler alınana kadar geri gelmeyeceğini açıkladı. Şirket bu durumu, “Facebook’un hem insanlar hem de ticari eylermler açısından güvenli bir yer olması” ilkesiyle bağdaştırdı.

Facebook kendini, çeşitliliğe ve çok sesliliğe önem veren kimliğiyle, çoğulculuğu önemseyen bir platform olarak tanımlıyor.

Esasen sorun, kişisel profillerdeki iş kısmına, kullanıcıların istediğini yazabilmesinden kaynaklanıyor. Yani gerçekte bir işi olmayan kişilerin taraftarlık, belli bir kişiye hayranlık vb. sebeplerle meslek kısmına bununla ilgili ifadeler yazabiliyor. Örneğin bir kullanıcı, “Galatasaray’da taraftar” diye yazabiliyor. Tam bu noktada durup düşünelim. İş kısmına “Nazi Partisi’nde üye” ya da eğitim bölümüne “Yahudi Düşmanlığı Üniversitesi’nde okudu.” yazan üyeler ne olacak? İşte ProPublica, Facebook reklam algoritmasının bu tür ırkçı ve ayrımcı nitelikteki saldırgan ifadeleri filtreleyemediğini ve nefret söylemi üzerinden hedeflemeye olanak tanıdığını açığa çıkarmış. Facebook da bunu ciddiye alıp önlem amacıyla iş ve eğitim bilgilerini hedeflemeye kapatmış.

Her ne kadar açığa çıkan önemli bir soruna geçici ama zorunlu bir müdahale olsa da bu değişikliğin, reklamverenleri az ya da çok etkileyeceğini de söylemeliyiz. Özellikle B2B (business to business) nitelikli reklam içeriklerinde, hedeflenen profillerde sektörel uygunluk en önemli unsur olduğundan, bundan en fazla, Facebook’taki kısa vadeli B2B tanıtımlarının veya kampanyalarının etkileneceği beklenebilir. İş ve eğitim bölümlerinin hedeflemeye kapatılması, daha önceden başlayan ve hâlen devam eden reklam kampanyalarını ise etkilemiyor.

Facebook’un iş yeri ve eğitim bilgilerini reklam hedeflemesine kapatması, reklamverenler için yeni bir belirsizlik anlamına geliyor.

Facebook bu sorunları azaltmak adına, uygun olmayan hedefleme seçeneklerini bildirmeleri için reklamverenlerin hizmetine yeni bir özellik de sundu. Fakat bu ihbar özelliği, reklamverenin insiyatifinde çalışan bir mekanizma olduğundan, elbette sürdürülebilir ve kökten bir çözüm değil.

Gel gelelim, ayrımcılık ve ırkçılığın filtrelemeye takıldığı tek yer Facebook reklamları değil. Facebook’un hedefleme seçeneklerini yeniden düzenlediğini açıklamasından kısa bir süre sonra BuzzFeed, Google Adwords üzerinde “Siyahlar her şeyi mahveder.” ve “uğursuz Yahudi” aramaları yapan kullanıcıları hedefleyen bir kampanya oluşturmayı denemişti. Kampanya onay almayı başarmış ve aktif hâle gelmişti. BuzzFeed durumu Google’a bildirmiş ve kampanya hemen kaldırılmıştı.

BuzzFeed’in “Siyahlar her şeyi mahveder.” anahtar sözcüklü kampanyasının aldığı onay.

Sonuç olarak baktığımızda; sosyal medya tarafında Facebook’un, internet aramalarında ise Google’ın başı çekerek iki şirketli tekelci piyasa hâline getirdiği dijital reklamcılıkta, algoritmaların hâlâ tam performansla çalışmadığı, ayrıntılara baştan sona hâkim olamadığı görülüyor. Her ne kadar Facebook -özellikle profil fotoğraflarında veya kapak görselleri üzerindeki- semantik denetimi geçmişe göre artırmış olsa da, öyle görünüyor ki internetteki nefret söylemi üzerine mücadelede alınacak epey yol var.

Apple’ın Artırılmış Gerçeklik Kiti: ARKit 0

Apple’ın iOS 11 güncellemesiyle gelen ARKit, artırılmış gerçeklik hamlesiyle birlikte önümüzdeki yıla damga vuracak teknolojilerden biri olacağa benziyor. Augmented Reality (Artırılmış Gerçeklik) teknolojisine yönelik olarak hazırlanan bu ARkit, gelecekte iOS platformunda göreceğimiz yeni artırılmış gerçeklik uygulamalarına davetiye niteliği taşıyor.

WWDC 2017 etkinliğinde Apple, ARKit’i tanıtmıştı. Fakat Apple’dan önce Facebook’un AR kamera platformunu F8 konferansında duyurması; Google’ın Google Lens‘i duyurması halihazırda akıllı telefonlarımızın kameralarını AR için kullanacağımıza işaret ediyordu.

Bir zamanların en popüler oyunu olan Pokemon Go aslında, telefon kamerasından faydalanarak, gerçek dünya görüntülerini sanal unsurlarla birleştiren artırılmış gerçeklik teknolojisine en iyi örnek olmuştu.

ARKit’in tam tanım ve işlevi ise, çevredeki dijital nesneleri ve bilgileri, gerçek dünyayla yeni yollarla etkileşime girmek için serbest bırakarak ekranın ötesine taşıması.

Önümüzdeki günlerde Apple’ın Appstore’da ARKit destekli uygulamalar şeklinde bir alt kategori sunacağı da bekleniyor.

 

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link
İçerikle Pazarlama Workshop

Yemekcom Ürün Müdürü Batuhan Apaydın ile, içeriğin kral olduğu yeni dünyayı keşfetmeye hazır mısınız?
Hemen Kaydol
close-link
DIGITAL EXCELLENCE PROGRAM 

Dijital Mükemmelliği Yakalayın!

KAYDOL
close-link