Filtreler Moda Markalarının Instagram’daki Popülerliğini Nasıl Etkiliyor?

Kimisi onsuz 10 dakika geçiremiyor, kimisi nefret kusmak için kullanıyor, kimisi zararlarından bahsediyor, kimisi yalnızca onun için eğleniyor, gülüyor, yiyor veya geziyor. Kimden bahsediyoruz? Elbette, hayatlarımızda bir nev’i şeker gibi bağımlılık etkisi yaratan Instagram’dan! 

İster online platformda ister fiziksel ortamda olsun her türlü moda perakendecisinin günümüz dünyasında ilgi görmesi için kendisini öncelikle Instagram üzerinde kanıtlaması gerekiyor. Önde gelen e-ticaret markalarının bildiği gibi; yüksek kalitede çekilmiş, iyi fotoğraflar her zaman etkileşimi artırıyor ve müşterilerin ilgisini çekiyor. Yüksek kaliteli ürün çekimlerine yatırım yapmak artık hemen her büyüklükteki e-ticaret işletmesi için mantra haline gelse de pek çok moda perakendecisi hâlâ geleneksel katalog çekimi görüntülerini kullanmaya devam ediyor.

Çok uzun yıllardır e-ticaret fotoğrafçılığı, yalnızca ürün etrafından dönüyordu. Beyaz zemin üzerinde klişe poz veren modeller, artık ilgi çekmekten çok müşteriler tarafından oldukça “eski moda” olarak görülüyor. Bu geleneksel teknikler; uygun, ayrıntılı ve tutarlı fotoğrafların oluşturulmasını kolaylaştırmak için hala önemli olmakla birlikte, online perakendeciler için, yaşam tarzını yansıtan ve hayatın içinden ayrıntılar barındıran kataloglar çok daha fazla önem taşıyor.

Peki sizce satıcılar, gerçekten hayat tarzını yansıtan özgün fotoğrafları nasıl elde edebiliyorlar? Gerçekten, sosyal medyada ilgi uyandıracak fotoğraflar yaratmanın bir formülü bulunuyor mu? Renk, kontrast, filtre ve diğer ayarlar gibi günümüzün en popüler konuları haline gelmiş bileşenlerin önemi var mı? Öyle ki, bazı fenomenler kendi Instagram akışlarını oluşturdukları ve  Vsco Cam veya Lightroom gibi uygulamalarda yarattıkları filtreleri satıyorlar. Onlarca dolara satılan bu hizmetin markalar için de yararı bulunuyor mu? Tüm bu merak uyandıran sorulara cevap olması için Corra, moda perakendecilerinin, ürün çekimlerini planlarken veya online ticaret için yaşamın içinden fotoğraflar seçerken kullanılabilecek, net, veri temelli ve kılavuz niteliğinde bir çalışma gerçekleştirdi.

Bu görüntü odaklı çalışmayı yürütmek için de dünyada en çok fotoğraf paylaşılan sosyal platform olan Instagram’dan yararlanılmıştır. Bu doğrultuda; Instagram’da en çok takip edilen 200 moda markasının yayınladığı 200 binden fazla görüntü incelenmiştir. Ardından görüntüler, anahtar görüntü özelliklerini analiz etmek ve tanımlamak için oluşturulmuş bir araç olan Google’ın Cloud Vision API  aracı ile analiz edilmiştir. Daha sonra, bunlar belirli moda alanlarına göre gruplandırılmış ve Instagram’daki performans istatistikleri kullanılarak en fazla katılım sağlanarak yinelenen özellikler belirlenmiştir.

Peki ya sonuç? Yapılan araştırma sonucunda; bugün sosyal medyada belki de en çok önem verilen metriklerden biri olan kitle sayısının bağlılıkla ilişkili olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bulguyu biraz daha açmak gerekirse; daha çok takipçisi olsa da ilgi çekici görselleri olmayan markalar bağlılık elde edemiyor. Aşağıdaki tabloda da gördüğünüz gibi; sokak modası gibi daha az kitlesi olan grup, diğerlerinden çok daha fazla bağlılık elde ediyor. Başka bir deyişle sosyal medyada lider olarak görülmeyen markalar dahi, başarılı görsel temalar ile müşteri bağlılıklarını ve katılımlarını artırabiliyorlar. Peki bu ilgi çeken renk, stil ve ayarlar neler?

Sayısız araştırma ve infografik, spesifik tüketici tepkileriyle renkler arasındaki ilişkiyi açıklamaya yönelik çalışmalar gerçekleştirdi. Bu çabalara rağmen araştırmalar; kişisel deneyimlerin, cinsiyet, yaş ve kültürün bu tepkilerde önemli rol oynadığını bulguladı. Renkler, evrensel satın alma davranışlarına dönüştürülemese de bir markanın “kişiliğini” iletmede önemli bir rol oynuyorlar.

Bu doğrultuda; siyah içeren fotoğraflar, ayakkabı ve mayo markaları tarafından kullanıldığında daha güçlü bir bağlılık alıyor. Siyah renk ayrıca, spor giyimde de oldukça ilgi çekiyor. Siyah güven ve ilham verici bulunması dolayısı ile bu başarı bir sürpriz değil. Bununla birlikte siyah, sokak modası ve yüksek moda fotoğraflarına dahil edildiğinde karşıt bir etki yaratıyor. Genel olarak bakıldığında ise pembe, mor ve beyaz renklerin dikeylerden bağımsız olarak en ilgi çekici renkler olduğu görülüyor.

Beyaz genellikle, sosyal medyadaki başarılı akışların önemli bir bileşeni olarak biliniyor. Beyaz, yalnızca içeriğin önceliklendirilmesine yalnızca yardımcı olmakla kalmıyor, aynı zamanda kullanıcılara yol gösteriyor ve deneyimleri boyunca odaklanmalarına yardımcı olacak içerik okunabilirliğini ve taranabilirliğini artırıyor.

Stüdyolarda çekim yapmak daha pratik olmakla birlikte, dışarıda gerçekleştirilen çekimlerin çok daha ilgi çekici olduğu da kanıtlanıyor. Dış ortamdaki ayarlar, analiz edilen neredeyse tüm gruplarda katılımı artırıyor. Dış mekan ayarına sahip çekimler yaklaşık 39.000 beğeni alırken  stüdyo ortamına sahip çekimlerin 16.000 beğeni ortalamasına takıldığı bulgulanmıştır.

Elbette ki çekimlerin yapıldığı ortam, kitlelerin ilgisini çekmede etkili olan tek değişken olarak görülmüyor. Örneğin; erkek modellerin yer aldığı görseller, ayakkabı, spor giyim ve aksesuar alanlarında daha çok ilgi görürken diğer kategorilerde kadınların yer aldığı görsellerin daha çok ilgi çektiği bulgulanmıştır. Bu yüzden markaların öncelikle hedef kitlelerini çok iyi tanımaları ve sürekli analizlerle tepkilerini ölçerek uygun stratejileri belirlemeleri gerekiyor.

Bu doğrultuda aslında markaların, milyonların takip ettiği fenomenlerin akışlarından ders çıkarmaları gerekiyor. Kitleleri peşinden sürükleyen fenomenlerin Instagram akışları incelendiğinde ilk olarak; paylaştıkları fotoğrafların temasındaki tutarlılık dikkat çekiyor. Markaların da fenomenler gibi ürünlerine uygun görsel temaları belirleyerek kitleleri cezbedecek tutarlı ve yaşamın içinden fotoğrafları paylaşmaları gerekiyor.

Sonuç olarak; andaki gerçekliğin geçerli olduğu günümüz dünyasında, tek bir modele bağlı ve realite barındırmayan çekimler, artık kimsenin ilgisini çekmiyor. Nitekim; hiçbirimiz günlük hayatımızda beyaz arka planın önündeki modelin baktığı kadar şuh bakarak sokakta yürümüyoruz veya kahvemizi içmiyoruz. Yani, ne kadar gerçek o kadar ilgi çekici!

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Bir Cevap Yazın

Alkol Markaları ve Sosyal Medya Platformları Sorumsuz Reklamları Önlemek İçin Güçlerini Birleştirdi

Uluslararası İçki Sorumluluğu İttifakı (IARD) alkol almaya yaşı tutmayanların alkol reklamlarını görememesi ve alkole özendirilmemeleri için sosyal medya siteleri ile bir işbirliği yapıyor. 

AB InBev, Bacardi, Carlsberg Group, Diageo ve Pernod Ricard dahil olmak üzere 11 lider bira, şarap ve alkollü içki üreticisi, sorumsuz reklamların önlenmesine yardımcı olmak için Facebook, Snapchat, Twitter ve YouTube ile birlikte çalışacak.

IARD üyeleri, markalar arasında işbirliğini ve öğrenmeyi teşvik etmek için atölyeler aracılığıyla sosyal medya ortaklarıyla birlikte çalışacaklar.

IARD’ın başkanı Henry Ashworth; “Bu yöntemin daha etkili olduğuna inandığımızdan, onları açıkça eleştirmekten ziyade sosyal medya markalarıyla işbirliği içinde çalışmayı seçtik. Adımımızın, tüketicileri güçlendirmek ve korumak için bir araya gelen iki büyük sektör açısından değişme yönünde büyük bir adım attığını düşünüyoruz ” dedi.

Ashworth’a göre, büyük küresel alkol işletmelerinin harekete destek vermesi, kategorideki daha küçük, bağımsız oyuncuların en iyi uygulamaları takip etmesine yardımcı olacaktır. “Bu markaların hepsi yüzlerce kampanyayla yüzlerce ajansla çalışıyor, dolayısıyla büyük bir etkisi var. Ayrıca, en büyük 11 alkol markasının içinde bir miktar tutarsızlık olması durumunda, binlerce küçük alkollü işletmeyi de karıştıracaktır” diye açıklıyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Konuşarak Ticaret (Conversational Commerce) Nedir?

Konuşarak ticaret kavramına bir Uber yöneticisi tarafından popüler hale getirilen, geleceğin trendi olarak bakılıyor.

Aslına baktığımızda konuşmak her zaman ticaretin bir parçasıydı hem de önemli bir parçasıydı. Eskiden de bir tüccar önemli bir müşteri ile özel bir diyaloğa girmeye çalışırdı veya yeni bir müşteriyi konuşarak bağlamaya çalışırdı şimdi de mağazalarda, butiklerde, pazarlarda aynı durumu görebilirsiniz. Konuşmak ticaretin doğasında var olan bir durum.

Ancak Uber yöneticisi Chris Messina’nın ortaya attığı konuşarak ticaret (Conversational Commerce) kavramı mesajlaşma uygulamaları ile ticaretin kesişimine işaret ediyor. Yani bugün pek çok konuşma otomatik hale geldi ve “Conversational Commerce” (Konuşarak ticaret) terimi ile bahsedilen de işte bu otomatik deneyimler.

Facebook Messenger, WhatsApp, Talk ve WeChat gibi mesajlaşma ve sohbet uygulamaları yoluyla işletmelerle etkileşim kurma eğilimi alışveriş deneyimleri için de kullanılıyor ve bu durum aslında tamamen iletişim kurmak ve konuşmaktan geliyor. Bu uygulamaların yanı sıra ses ve komutlar ile benzer şeyleri daha geniş kapsamlı yapan sesli asistanlar da bu gruba girebilir. Bu sayede tüketiciler, şirket temsilcileriyle sohbet edebilir, müşteri desteği alabilir, soru sorabilir, kişiselleştirilmiş öneriler alabilir, yorumları okuyabilir ve mesajlaşma uygulamalarının içinde satın almak için yönlendirilen yerlere tıklayabilirler. Bu işlemlerin büyük bir çoğunluğu da günümüzde chatbotlar tarafından uygulanıyor.

Chatbot’un ne olduğunu geçen hafta sizlerle paylaşmıştık. Yazıyı buradan inceleyebilirsiniz.

Chatbot’lar  insanlar tarafından da oldukça benimsendi. Mesaj uygulamalarının benimsenmesi sosyal ağların benimsenmesinden bile daha hızlı gerçekleşiyor. Örneğin; dünya nüfusunun %37’si mesajlaşma uygulamaları kullanıyor. 40 Milyon kişi şu anda akıllı bir sesli asistana sahip.

Konuşarak Ticaretin Avantajları Neler?

  •  Konuşarak ticaret sadece marka ve tüketici arasındaki otomatik etkileşimler ile çok daha fazla insana ulaşabildiği için değil, aynı zamanda müşterinin bir eylemi tamamlamak için atılması gereken adım sayısını azalttığı için de güçlüdür.
  •  Konuşarak ticaret, müşteri ile iki yönlü iletişim sağlar. Sadece onlara bir şey anlatmaz, aynı zamanda onlardan öğrenir, sorularını ve şikayetlerini duyar ve onlarla bir ilişki kurar.
  •  Konuşarak ticareti doğru şekilde kullanan mağazalar, yıllık gelirlerini %7 ila  %25 oranında artırmaktadır.

 Konuşarak Ticaret Nasıl Çalışır?

Konuşma ticaretini ve işinize nasıl uygulanacağını düşünürken, dört farklı deneyim türü üzerinde düşünmeniz gerekir.

1)   Proaktif / Otomatik. Örnek: Bir müşteri ilk satın alımını yapar ve ertesi gün mağaza otomatik olarak onlara bu mağazada alışveriş yaptığı için teşekkür eden güzel bir mesaj gönderir.

2)   Reaktif / Otomatik. Örnek: Bir müşteri yeni bir kamera satın aldı, ancak doğru çalışmıyor, bu nedenle mağazadan yardım istemek için mesaj gönderir. Mağaza, sorularını otomatik olarak tanır ve müşteriye doğru yönlendirmeyi gönderir.

3)   Manuel / Birden Çoğunluğa. Örnek: Mağaza10 yeni yer açtı ve yakınlardaki insanları bilgilendirmek istiyor. Yeni konumların 10 mil yakınında yaşayan, hedeflenen müşteri segmentine özel bir mesaj gönderir.

4)   Manuel / Bire Bir. Örnek: Twitter’da olumlu bir inceleme veya fotoğraf paylaşan bir müşteriye teşekkür mesajı veya kupon gibi bir şey gönderilir.

Önümüzdeki dönemlerde chatbot’ların hayatımıza entegre oluşunu daha derinden incelemeye devam edeceğiz. Takipte kalın!

SOR’UN Kimdir?

SOR’UN, şirketlere entegre ve dijital müşteri deneyimi yönetimi konusunda özelleştirilebilir çözümler sunar.  Yapay zeka ve doğal dil işleme destekli ChatBot’lar ile müşteri iletişimi süreçlerinde dijital dönüşümünün hızlanmasına ve bu sayede iletişim merkezi maliyetlerini azaltma konusunda yardımcı olmaktadır.

Hem yurt içindeki hem de yurt dışındaki onlarca şirketin müşterileri ile yaptığı milyonlarca görüşmenin altyapısı sağlayan SOR’UN finans, sigorta, e-ticaret, kamu, otomotiv ve daha birçok sektörde yer alan kurumsal müşterilerine ihtiyaçlarına göre geliştirdiği çözümler ile bölgesel ölçekte müşteri deneyiminde dijital dönüşümün öncüsü olmaktadır.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?