Facebook Yerleştirilebilir İçerikleri Tanıttı

Facebook, Çarşamba günü “yerleştirilebilir içerikler”  özelliğini tanıttı.  Daha önce Youtube ve Twitter’dan aşina olduğumuz bu özellik bloglara ve gazetelere durum güncellemelerini, videoları, fotoğrafları yerleştirilebilir içerik olarak kullanmaları için izin verecek.

Üyeliğiniz aktif olduğunda “Yerleştirilebilir İçerik” (Yerleştirilebilir veya Gömülebilir İçerik olarak Türkçeleştirilebilir.) seçeneğini göreceksiniz. Üretilen kodu istediğiniz yerde kullanabilirsiniz. Blog yazılarınıza ekleyebilir veya HTML dosyaları içerisine yerleştirebilirsiniz. Facebook yorumlarda olduğu gibi gerçek zamanlı güncelleme sağlıyor, sitenize veya yazınıza yerleştirdiğiniz yerleştirilebilir içerik gerçek zamanlı olarak değişecektir ve içeriğiniz dinamik yapıya geçiş yapacak.

Gömülebilir içerik olabilmesi için içeriğin herkese açık olması gerekiyor. Bu yeni özelliği tanıtırken Facebook örnek olarak İngiliz Kraliyeti’ndeki doğum haberi güncellemesini kullandı.

facebook-embed

Yerleştirilebilir İçerik özelliğine erken erişim sağlayan medya kuruluşları Mashable, CNN, The Huffington Post, Bleacher Report ve People.

Facebook kullanıcılarının %72’si herkese açık profillere ve paylaşımlara sahip olmasa da, hashtag özelliği Twitter’da olduğu gibi kullanıcıların durum güncellemelerini, paylaşımların tek bir alandan takip edilmesini sağlıyor. Yeni gelen bu özelliği  bloglar ve medya kuruluşları aktif olarak kullanacaktır. Bu da kullanıcı alışkanlıklarında değişim yaratabilir. Güncel olaylar ile ilgili güncelleme paylaşan kullanıcılar hashtag altında daha fazla kullanıcıya ulaşmak için herkese açık güncellemeler paylaşmaya başlamıştı. Yerleştirilebilir içerikler ve hashtagler ile bu içerikler daha fazla kitleye ulaşarak kullanıcıların Twitter’da olduğu gibi herkese açık profiller tercih etmesini veya belli kısıtlamaları değiştirmesini sağlayacaktır.

Super Bowl, Oscar gibi dünya üzerinde etki gösteren canlı etkinlikler üstünden insanlara ulaşmak isteyen reklamverenler Twitter üzerine yoğunlaşmış durumdaydı. Bu zamana kadar aslan payı Twitter’a aitti ama 1.1 milyar kullanıcı ile Facebook büyük bir alternatif olabilir.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Anadolu Üniversitesi İktisat bölümü 4.sınıf öğrencisi. Dijital pazarlama ve sosyal medya en büyük ilgi alanları. Anadolu Üniversitesi Bilgisayar Kulübü Başkanı ve Google Developer Group Eskişehirde Organizer olarak görev alıyor.

Bir Cevap Yazın

L’Oréal’in Bir Evin Laboratuvarından Dünyaya Yayılış Hikayesi

Bugün sizlere günümüzün en bilindik markalarından L’Oreal’in ortaya çıkışındaki ilham dolu hikayeyi anlatacağız. Hazırsanız başlayalım…

1907 yılında Fransız Eugène Schueller, Paris’te okuduğu üniversitesinden kimyager olarak mezun olduktan sonra evinin mutfağında küçük bir laboratuvar yaparak her gece burada çeşit çeşit saç boyası deneyleri yapıyordu ve amacı tamamen doğal görünen bir saç boyası üretmekti.

Evinde ürettiği saç boyalarını küçük şişelere dolduruyor ve şehirdeki kadın kuaförlerini tek tek gezerek onları ikna etmeye çalışıyordu. Uyguladığı taktiklerde başarılı da oldu. Ürettiği boyaları o kadar iyi sattı ki parasız bir şekilde evinin laboratuvarında yaptığı boyalardan biriktirdiği kazançla kendi şirketini açtı ve L’Oreal markasının ilk yapı taşlarını atmış oldu.

Schueller’in işleri iyi gidiyordu fakat o dönemler kadınlar saçlarını sık boyamadıkları için, onlara güven içinde saçlarını boyamaları hakkında bilinçlendirmesi gerekiyordu. Schueller ise çok profesyonelce bir yol izliyordu. O dönemlerde “la coiffure de paris” isimli bir moda dergisi her kadın kuaföründe bulunan popüler bir dergiydi, kadınlar saçlarını yaptırmak için sıra beklerken bu dergiyi okuyorlardı.

Ardından Schueller bu dergide kimyager kimliğiyle makaleler yazmaya başladı. Makalelerin konusu kadınlar için en can alıcı nokta ‘saç boyaları ve boyama teknikleriydi’. Dergiye yazdığı makaleleri okundukça daha fazla ürün satmaya başladı ve kısa süre içinde tüm dergiyi satın alarak kendi ürünlerini belli etmeden öven bir dergi haline geldi.

Schueller yine çok zeki adımlarla kariyerinde ilerlemeye devam ediyordu. Saç boyalarının daha fazla satılması ve tanınması için en önemli unsurun kuaförler olduğunun farkındaydı. Onlarla arasını iyi tutuyor ve mutlu etmek için türlü türlü kampanyalar düzenliyordu. Böylece bir süre sonra Fransa’da bulunan kuaförlerin bir çoğunluğu onun ürünlerini bayanlara ‘şiddetle’ önermeye başladılar.

Ardından Schueller, Paris’in en güzel semtinde L’Oreal markasını tanıtmak için bir ‘saç boyama akademisi’ açtı ve başına Rus çarının sarayında çalışmış aristokrat bir kuaför getirdi. Bununla beraber Fransa’nın dört bir köşesinden gelen kuaförler bu seçkin okulda saç boyamaya dair tüm incelikleri öğreniyor ve tabii ki L’Oreal markasının dünyadaki en iyi boya olduğunu gelen bayanlara överek anlatıyorlardı.

1920’li yıllara gelindiğinde kadınlar çalışma hayatına daha fazla girmeye ve doğal olarak bakımlarına daha çok önem göstermeye başladılar. Bu gelişme Schueller ve L’Oreal için çok önemliydi, artık Fransa sınırlarını aşıp dünyanın dört bir yanına ürün göndermeye başlamışlarıdı.

Bu dönemlerde Schueller koyu saçlı kadınların saçlarını sarıya boyatma isteklerinin arttığını farketti ve çok kısa bir zaman içinde saçların rengini açan yepyeni bir ürünü piyasaya sürdü. O zamanlar Schueller’in ürün şişesini eline alarak etrafındakilere ” Bu minicik şişeden servetler kazanacağız çünkü gün gelecek milyonlarca kadın saçlarını sarıya boyatmak isteyecek” demiştir.

Schueller her defasında profesyonelce bir yol izlemesi, L’Oreal markasının da gelişmesi ve tanınması için bir fırsat olmuştur. Bunun yanında, Fransa’da ilk defa işçilere yönelik ücretli izin kanunu çıktığı zaman Schueller uzun yaz tatiline çıkacak işçilerin plajları dolduracağını düşünerek piyasaya güneş yağı sürmüştür ve tabi ki çuvalla para kazanmıştır.

L’oreal firmasının en büyük başarılarından biri de bilime ve ar-ge çalışmalarına büyük bütçeler ayırmasıdır. Kimyager Schueller’in talimatıyla daha ilk yıllarında koca bir araştırma enstitüsü kurulmuş ve en modern cihazlarla donatılmıştır. Daha kurulduğu ilk senesinde (1950) sadece araştırma departmanında yüz adet uzman kimyager çalışmaktaydı. Buradan bir sonuç çıkaracak o dönemlerden bugüne kadar L’oreal firmasının bir çok yeni ürün keşfedip piyasaya sürmesinin arkasında bilime verilen büyük önem yatmaktadır.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Modaya Yön Veren Markaların Evi Inditex Grup Nasıl Doğdu?

  • Moda yaratan ve markaları rekabete zorlayan Inditex grup 86 pazarda 6009 mağazası ve Bershka, Massimo Dutti, Oysho, Pull & Bear, Stradivarius, Zara ve Zara Home ve Uterqüe markalarını barındırıyor.
  • Babası demiryolu işçisi olan Amancio Ortega bugün 67 milyar dolarlık serveti ile dünyanın sayılı zenginlerinden birisi ve kalabalıklardan uzaklarda bir yaşam sürüyor.
  • Benzeri yazılar için; Zara’nın E-Ticaret Özelliklerini Fiziksel Mağazacılığa Taşıyan Konsept Mağazası

Ülkemizde varlığını sürdüren markaları ile neredeyse hepimizin artık tanıdığı İspanya merkezli Inditex Grup, (Industria de Diseño Textil S.A )dünyanın en büyük moda perakendecisi olarak biliniyor.

86 pazarda 6009 mağazası ve Bershka, Massimo Dutti, Oysho, Pull & Bear, Stradivarius, Zara ve Zara Home ve Uterqüe gibi markalarıyla tanıdığımız perakendenin gerçek devi, her yıl ortalama 840 milyon giysinin tasarım aşamasından dağıtım aşamasına kadar her sürecini başarılı bir şekilde yöneterek hızlı modaya yön veriyor.

Son moda trendlerini tüketiciye uygun fiyat ve fazla seçenekle sunan Inditex Grup “hızlı moda” alanında Benetton ve H&M gibi rakiplere sahip olsa da özgün iş modeli ile rakiplerinden sıyrılabiliyor. Tüm perakende, moda ve sektörde tasarımdan dağıtıma ortalama 6 aylık bir süreyi kapsayan tedarik zinciri sürecini doğru yönetmesi ile sadece 10- 15 günlük bir süre içinde bir ürünü olgunlaştırıp tüketiciye sunabiliyor.

Gelin bu grubun hikayesine yakından beraber bakalım;

Babası bir demiryolu işçisi olan Amancio Ortega, 14 yaşında gömlek dikmek için okulu bırakırken bugün 67 milyar dolarlık serveti ile dünyanın sayılı zenginleri arasına gireceğini hayal etti mi bilmiyoruz ama tüm bu süreci başlatan Zara’nın kurucu başkanı 1972’de Confecciones Goa isimli bir şirket kurdu. O dönemde nişanlısı ve kardeşleri ile sattıkları ilk ürünleri ellerinde diken Ortega, ve nişanlısı 3 yıl sonra “Zara” ismini verdikleri, tasarım ürünleri uygun fiyatlarla satması ile ün yapan mağazası ile ilk ateşi yakmışlardı.

Zara’nın Inditex Grup’a dönüşmesi 1980’lerde Zara’nın İspanya’nın her yerine yayılması ve başarıdan başarıya koşması sayesinde oldu diyebiliriz. Inditex’in kurulması bundan yaklaşık beş yıl sonraya dayanıyor. Ortega 1985’te Inditex’i kurarken Zara’da adımını İspanya dışına atmış ve ilk mağazasını Portekiz’e sonrasında New York ve Paris’e de açmıştı.

Zara yavaş yavaş moda merkezi olan şehirde yayılırken Inditex’in de gelecekteki saygınlığı için yatırım yapıyordu.

Ve yıl 1991 olduğunda Massimo Dutti ve Pull and Bear ile Inditex Grup resmen bünyesinde Zara ile beraber 3 markayı barındıran bir holding haline geldi.

1985’te kurulan İtalyan ismine rağmen İspanya markası olan Massimo Dutti, hayatına erkek koleksiyonu ile başlayan ve 1991’de kadın hattını da kuran bir marka olarak yine aynı yıl hisselerinin %65’i ve sonradan hepsi Inditex tarafından satın alınan bir marka olarak hızlı modanın amiral gemisine katıldı.

Pull&Bear

1986’da New Wear ismiyle kurulan, genç ve şehirli bir stile sahip olan İspanyol marka Pull & Bear’da gruba 1991 yılında katılarak genç müşterilere sunulmaya başlandı. Konseptleri ilk etapta temel caddelerde Zara’dan daha küçük metrekarelere sahip mağazalar kurmak olan Pull&Bear’ın 59 ülkede 816 mağazası bulunuyor.

 Bershka

Yıl 1998’i gösterdiğinde bir başka genç ruhlu marka Bershka kuruldu. İlk mağazaları İngiltere Türkiye, BAE, Kuveyt, Japonya, Arjantin ve Venezuela’ya açılan Bershka ise 13-25 yaş aralığındaki genç kızlara hitap etmek için kurulsa da bir süre sonra gen erkek koleksiyonunu da çıkardı. Şimdilerde 62 ülkede 885 mağazası bulunuyor.

Stradivarius

Bershka’nın üzerinden 1 yıl geçmeden, 1994 yılında perakende sektörüne girişi yapmış bir aile şirketinin markası olan Stradivarius 1999 yılında Inditex’e katıldı. 16-30 yaş arası genç kadınlara hitap eden markanın 53 ülkede 842 adet mağazası bulunuyor.

Oysho

Trendin daha çok günlük giyime kaydığını öngören Inditex’in bir sonraki hamlesi sektöre iç giyim ve günlük giyim markası olarak konumlandırdığı Oysho’yu 2001 yılında kazandırması ile oldu. Sade şık parçalar ile başlayan Oysho’nun ürün seçkisi spor giyim, rahat ceketler ve aksesuarların da katılması ile zenginleşti.  Şimdilerde ise 35 ülkede 524 mağazası ile faaliyet gösteriyor.

Zara Home

Şimdiye kadarki markaları ile hep giyim içinde konumlanan Inditex, esnek tedarik modeli ile normalden yavaş giden piyasalara “modanın dokunuşunu” getirmek amacı ile 2003 yılında giyim perakendeciliğinin dışında bir hamle yaparak Zara Home’u kurdu. Ev dekorasyonununda trendleri takip eden bu yeni mağaza zincirinin 35 ülkede 357 mağazası bulunuyor.

Uterqüe

Şirketin perakende formatının son örneği 2008 yılında açılan Uterqüe eşarp, gözlük, çanta, ayakkabı gibi aksesuarlara odaklanmış, Inditex tarafından “demokratikleşmiş lüks” olarak tanımlanmış bir marka. 18 ülkede 92 mağaza ile faaliyet gösteren marka 2010 yılında Türkiye pazarına girmiş ancak 3 sene sonra rekabet koşullarına uyum sağlayamadığı için çekilmek durumunda kalmıştı.

 Dünyada modaya yön veren 7 markaya sahip olan Inditex Grubun başarısı kuşkusuz değişen tüketici ihtiyaçlarına ve alışveriş alışkanlıklarına hızlı yanıt verebilecek bir iş modeli ile bir markanın sınırlarını genişletmek yerine değişik tüketici grupları için değişik markaları başarılı bir şekilde sektöre entegre etmesinde saklı diyebiliriz. Siz ne düşünüyorsunuz?

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link