Facebook Yeni Dünyayı Maviye Boyamakta Kararlı

Bugün yaşadığımız dünya şüphesiz beş yıl öncesine nazaran çok farklı. Teknolojinin artan bir ivmeyle gelişmeye devam etmesi, her geçen yıl bir önceki yıla nazaran çok daha hızlı büyüyen pazarlar, değişen tüketim alışkanlıkları ve değişen tüketici. Üç dört yıl geriye dönüp baktığımızda hayatımızda olmayan sosyal medya ve mobil kavramları, bugün dört bir yanımızı çevirmiş bir anlamda bizi içine hapsetmiş. Yeni dünya düzeni, yeni aktörler, yeni oyun ve yeni kurallar.

Farklı bir girişin ardından asıl konumuza geçelim. Bugün neredeyse tüm mecralarda Facebook’un Android işletim sistemi için hazırladığı arayüzün haberini görmüşsünüzdür. Kısaca bahsetmek gerekirse, Android’in klasikleşmiş arayüzünün aksine kendi arayüzünü geliştiren Facebook, deneyimin ön planda olduğu bir arayüzle, kullanıcılarına sosyal ağlara çok daha entegre bir arayüz sunuyor. Mark Zuckerberg’in konuşmanın başında söylediği ” Telefonlarımızı insanlar etrafında değil, uygulamalar etrafında tasarlanmış durumda… Biz bunu tersine çevireceğiz ” sözlerle de değişimi özetleyebiliriz. Bir uygulamanın ötesinde, bir arayüz tasarlayan Facebook, kullanıcıların mobilde harcadığı zamanının %20’sini Facebook’ta harcadığını göz önüne alarak, mobil deneyimi tamamen değiştirmeyi planlıyor.

ngD86Q_kXT8

Peki Facebook mobil deneyimi neden tamamiyle değiştirmeyi planlıyor olabilir ? 1 milyarı aşkın kullanıcı rakamıyla Facebook, tarihte eşi benzeri görülmemiş bir başarıya imza atmış durumda. Bu denli büyük rakamlar oyunun da büyük oynanmasını gerektiriyor. Facebook’un son zamanlarda yaptığı değişikliklere bir bakalım: birkaç ay önce duyurduğu grafik arama motoru her ne kadar kısa ve orta vadede Google’ı yada diğer arama motorlarını tahtından edecek kadar güçlü olmasa da, sağlamış olduğu benzersiz deneyim ve sosyal medya tabanlı olması, kendisini rakiplerinden ayıran temel etkenlerden yalnızca birkaçı. İnternet kullanımının gittikçe sosyal medya tabanlı sitelere doğru kayması da, bu özelliğin ilerde bugüne nazaran çok daha fazla oranda kullanılacağını gösteriyor. Geçtiğimiz haftalarda duyurulan bir diğer yenilik ise yenilikçi bir tasarıma kavuşan haber kaynağı. Zuckerberg’in trendleri doğru analiz eden bir ekibe sahip olduğu aşikar. Sosyal medya trendlerinin giderek anlık mesajlaşma ve habere doğru kayması, Facebook’un da tasarımını bu trendleri yakalayacak şekilde oluşturulması, Facebook’u özellikle gençlerin gözünde yeniden ” cool ” yapabilecek bir hamle.

facebook-home1

Tüm bu hamlelerin yanına bir de mobil cihazlara yepyeni bir deneyim getiren bir arayüz hamlesini de ekleyen Facebook, yeni dünyayı maviye boyamakta kararlı. Bir sonraki neslin internet ve mobil denilince aklına Facebook gelmesini isteyen Zuckerberg, hamlelerini iyi bir zamanlama ve düzen içerisinde atmaya devam ediyor. Her ne kadar Facebook özellikle genç kullanıcılar arasında eski popülerliğini kaybetmiş olsa da, hala oyunun eli en kuvvetli oyuncusu ve atacağı doğru adımlarla gidişatı değiştirecek güce sahip. Bakalım Facebook’un attığı bu cesur adımlar oyunu nasıl şekillendirecek.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon.com’un eş kurucusu. Koyu Barcelona, The Beatles, Apple ve Steve Jobs hayranı.

Bir Cevap Yazın

Tinder, Flörtün Tarih Öncesindeki İzini Sürdü

Hoşlandığınız kızın kapısına gidip serenat yaptınız mı? Cep telefonunun olmadığı zamanlarda, elinizde bir buket çiçekle yapayalnız ekildiğiniz oldu mu? Yoksa siz de romantizmi çay bahçesinden başlatan âşıklardan mıydınız? Hepsi mümkün, zira o yıllarda Tinder mı vardı?

Birbirinden hoşlanan kişilerin flört sürecinin internetten başladığı günümüzde bunlar nostaljik ve romantik hatırlara gibi gözüküyor. Zira, pek çok kişi için internetten tanışma artık kanıksanmış bir gerçeklik hâline geldi, hatta bu amaçla birbirlerine uygun olabilecek adayları eşleştiren özel mobil uygulamalar bile yapıldı. Bunlardan en ünlü olanı Tinder, tarih öncesinde yaşasaydık flörtün nasıl yaşanacağına dair kafa yordu ve bunu yüz gülümseten bir animasyonla yorumladı.

Tinder
Animasypn, tarih öncesinde flört kavramı olsaydı nasıl yaşanacağını konu alıyor.

Tinder bu animasyon reklamla aslında bir randevulaşma uygulaması olmasının ötesinde, insanlar için ilişki kurmayı yeniden akla yatkın bir hâle getirmeyi amaçlıyor. 75 saniye süren çalışmada renkli, ayrıntıları atlanmamış, romantik bir ortamla karşılaşıyoruz. Prodüksiyon ajansı Buck tarafından hazırlanan animasyonda, bilgisayarda oluşturulan karakterler için fiziksel set kurulmuş ve yapım, bir aylık çekim ve iki ay prodüksiyon sonrası düzenlemeler olmak üzere toplamda üç aylık bir zaman almış.

Invention of Together adlı çalışma, sefasına düşkün, rahat ama yalnız yaşayan bir adamın bir kadınla karşılaşmasıyla başlıyor. İlk anda korktuğu bu yeni karaktere zamanla alışıyor ve ikili, birlikte pek çok şeyi paylaşıyor, hatta birbirlerinden farklı şeyler öğreniyor. Fondaki zaman algısı değiştikçe karakterlerin şekli de değişiyor ama iki âşığın arasına giren engeller de artıyor. Aileler, dinler, siyasi engeller derken, Tinder dönemi başlıyor. Mobil uygulamadan, çiftlerin bu anlamsız engelleri aşmasına ve kendi kararlarını, kendi belirleyeceği zamanlarda ve istedikleri kişilerle birlikte almalarını sağlayan, eğlenceli bir araç olarak bahsediliyor.

Tinder’ın farklı ülke pazarlarında göstereceği söylenen animasyon ilk olarak, geçen ayın sonunda, Güney Kore’de yayına girdi. Çalışmayı hazırlayan Buck ajansından Yaratıcı Yönetmen Ryan Honey, animasyonun mutfak aşamasından bahsederken, Tinder’ın kendilerine bir konseptle geldiğini belirtti.

Marka ekibinin, Tinder’ın sadece kısa süreli ve ciddi olmayan ilişkilerin başladığı bir platform olduğu algısının kıracak, buranın aynı zamanda insanları buluşturan ve onları birbirine bağlayan bir yer olduğunu gösterecek bir çalışma istediğini vurgulayan Honey, ilişkilerde tarih öncesine dönüş fikrinin de bu noktadan çıktığını söyledi.

Buck ve Tinder iş birliğiyle gerçekleşen projede, esasen insanoğlu olarak hepimizin aynı kaynaktan geldiğini ve tek bir aileden oluştuğu hissini taşıyan bir canlı türü olduğumuzdan yola çıkılmış. Buna dikkat çekmek için de animasyopndaki mağara insanlarının vicutları oluşturulurken günümüzdeki modern karakterlerin vücutları örnek alınmış.

Tarih öncesi dönemde yaşasaydık yalnızlık duygusunu şimdiki kadar derinden yaşayıp yaşamayacağımızı, birer mağara insanı olarak evlilik ya da sadakat müessesesinin olmadığı bir düzende daha rahat mı, yoksa daha garip bir hayat mı süreceğimizi asla bilemeyiz. Fakat Tinder’ın böylesine ilginç bir fikirle gelmesi ve Buck’ın bu fikre şahane bir şekilde can vermesinin alkışlanacak bir yapımı ortaya çıkardığını söylemeliyim.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Farkındalık İçin Sesi Açmadığımızda Yanlış Yorumlanan Facebook Reklamları

Film müzikleri, bir videonun duygusal tonunu büyük ölçüde değiştirebilir. Saatchi & Saatchi, bu gerçeği işitme kaybına sahip insanlara hizmet eden İsrailli kâr amacı gütmeyen bir kuruluş için yaptığı bir kampanyayla güçlendirdi.

Bekol olarak bilinen grup için çekilen reklamlar Facebook’ta yayınlandı. Facebook’ta ana sayfada çıkan videoların görüntüleri oynatılmaya başlandığında üzerine tıklanana kadar ses verilmiyor. Bu format aslında tam olarak bu 3 video aracılığıyla verilmek istenen mesaj için çok uygun. Çünkü videolar aracılığıyla görüntülerin seslerle uyuşmadığı ve çoğu zaman videoların seslerle tamamlandığı vurgulanmak isteniyor.

İlk videoda sörf tahtasının üzerinde denizde yüzen bir kadın görüntüsünü görüyoruz. Kadın halinden gayet memnun görünüyor, yüzünde herhangi bir dehşet veya korku ifadesi yok. Video sesi kapalı izlendiğinde sörf tahtası ile yüzen birinin sıradan bir videosu gibi görünüyor. Ancak videonun sesini açtığımızda müzik birden bizi germeye başlıyor çünkü korku veya gerilim filmlerindeki müziği duyuyoruz. Bu müzik her an bir yerlerden köpek balığı veya balina gelecekmiş ve kötü şeyler olacakmış gibi hissetmemize yol açıyor. Dolayısıyla müzik duygu ve düşüncelerimizi anında değiştirebiliyor.

Videoyu izlerken ise “sesi açtıysanız ve bu video size hala eğlenceli geliyorsa kulaklarınızı kontrol ettirmelisiniz” mesajını okuyoruz.

İkinci videoda ise masumca uyuyan bir bebek ve onun üzerini örten eller görüyoruz. Yine videonun sessiz modunda her şey gayet tatlı ve normal gözüküyor. Ancak sesi açtığımızda yine bir çeşit tehlike çanları çalıyor ve müzik bizi istemesek de geriyor. Bebek aslında çok da masum değilmiş ve birazdan uyanıp kötü şeyler yapacakmış gibi veya bebeğin başına kötü bir şeyler gelecekmiş gibi hissetmekten kendimi alamıyoruz.

Videoyu izlerken ise “eğer sesi açtıysanız ve bu video size hala tatlı geliyorsa kulaklarınızı kontrol ettirseniz iyi olur” mesajını okuyoruz.

Son videoda ise diğer iki videodan farklı olarak görüntü bize daha korkunç gelirken duyduğumuz ses videonun aslında hiç de korkunç olmadığını hissettiriyor. Normalde ürkütücü bir ormanda bir şeylerden kaçan bir kadın hayal ederken müzikle birlikte kadın sanki gayet neşeli bir yerlere koşuyormuş hissi veriyor.

Videoyu izlerken ise “eğer sesi açtıysanız ve video size hala korkunç geliyorsa kulaklarınızı kontrol ettirseniz iyi olur” mesajını görüyoruz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link