Facebook Ne Yapmaya Çalışıyor?

Bugün Fox’tan yapılan açıklamaya göre önümüzdeki sezon Fox Sports’un Facebook sayfası Şampiyonlar Ligi maçlarını ABD için canlı yayınlayacak. Eylülde grup etabından başlayarak toplam 30 Şampiyonlar Ligi maçını kapsayacak olan bu yayınlar sayesinde Facebook’un reklam verenlere daha cazip bir mecra temeli sağlaması bekleniyor.

2 milyar kullanıcı baremini aşan Facebook, sosyal ağlar arasında açık ara lider

Şampiyonlar Ligi maçlarının Facebook üzerinde yayınlanması, ilk bakışta sıradan bir gelişme gibi dursa da bu hamle Facebook’un ilk içerik üretme girişimi aslında. Yani kullanıcıların birbirleri için ürettiği içerikler sayesinde 2 milyar aylık kullanıcı baremini aşan Facebook, ilk defa resmi olarak içeriği kendisi üretecek.

Bir önceki paragrafta “resmi olarak” ifadesini ekledim, zira Facebook’tan yasal veya yasal olmayan yollarla izlenen maç sayısı epey fazla. Örneğin geçtiğimiz yıl Everton – Manchester United maçı 3,7 milyon kullanıcı tarafından izlenmişti. Öte yandan Real Madrid ile Juventus arasındaki 2016 – 2017 sezonu Şampiyonlar Ligi finali Facebook’tan yayınlanmış, bu yayın 34 milyon kullanıcıya ve 98 milyon etkileşime ulaşmıştı.

Şimdi gelelim Facebook’un neden böyle bir hamle yapmaya çalıştığına. Her şeyden önce kullanıcıların Facebook’ta ürettiği içeriklerin etkileşimlerinin günden güne azaldığını görüyoruz. Örneğin geçtiğimiz yıl, bir önceki yıla göre kullanıcı başına yapılan yorumların sayısı %37,47 azalmıştı. Yine aynı zaman aralığında, ortalama bir kullanıcının ürettiği içeriğin aldığı beğeni sayısı %7,87 düşmüştü. (Diğer detaylı istatistikler için sizi şuraya alabiliriz.)

Kullanıcılara içerik ürettirmek temelde çok zor bir iş. Ancak Facebook, bunu şimdiye dek çok iyi başardı ve 2 milyar insanın kullandığı bir ağ haline geldi. Bu arada ekleyeyim: Dünyadaki aylık internet kullanıcısı sayısı 3,488 milyar kişi. Yani dünya üzerindeki internet kullanıcılarının yarısından fazlası, Facebook’ta aktif olarak vakit geçiriyor.

Facebook, 2 milyarlık kritik baremi de aşması ile birlikte, artık sadece kullanıcıların içerik ürettiği bir platform olmaktan kurtulup Netflix gibi bir dizi-video platformu (Bknz: Canlı yayın özellikleri ve Şampiyonlar Ligi haberi), Amazon gibi bir e-ticaret platformu (Bknz: Facebook ürün butonları), LinkedIn gibi bir iş platformu (Bknz: Workspace) olmak istiyor. Yani yeni dünyanın, yeni dijital hükümdarı olmak istiyor Facebook. Peki başarabilecek mi? Bu sorunun yanıtını uzun vadede göreceğiz.

Bu arada şu tweet serisinde durumu 140 karakter ile özetlemeye çalıştım;

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlama alanında Türkiye'nin en çok okunan blogu : Pazarlamasyon'un kurucusu.

Bir Cevap Yazın

Personel Neden Gider ?

Yeni açılan bir kuruluşta çalışmak, MBA yapmak gibidir.

Bir kuruluşun açılış öncesinde, açılışında ve açılış sonrasında içinde bulunabilmek gerçekten oldukça öğretici. Büyümesini görmek, bu büyümenin içinde bulunmak güzel yanı. Ancak, tüm insan kaynağını kaybetmeye ve işin başında kilit eleman, bu adam çok iş yapacak, en önemli personelimiz olarak tanımlanan çalışanların sadece bir dişliden ibaret görülmeye başlanmasına tanık olmak ise acı verici.

Sektörel hastalıklar vardır, kariyerim sağlık hizmeti sunan kuruluşlarda ilerlediği için en iyi bildiğim sektör de burası. Temel sorun ise, nitelikli iş gücüne ulaşmak ve çalışanın devamlılığını sağlamak, insan kaynakları diliyle “turnover’ları düşük tutmak”

Kurumsal firmalarda işe alım süreçleri tam bir karmaşadır, defalarca görüşme yaparsınız, tecrübelerinizi anlatırsınız, yabancı diliniz test edilir, bazı kurumlar mantık testleri dahi yaparlar. Bunlar doğru kişiyi işe almak için yapılması gereken işlerdir. Ancak işin bir de personel tarafından bakmaya çalışalım, hayatınız boyunca asla bitmeyen, tekrarlayan işler vardır, bunlardan biri de “kendini kanıtlamaktır” yani eşimize, ailemize, sevgilimize, yöneticilerimize hatta astlarımıza kendimizi tekrar tekrar kanıtlamak zorundayız ve personel defalarca kendini anlatmak durumunda kalacak, tüm yetkinliklerini sergilemeye gayret edecektir, bunun sonucunda ise mutlu sona ulaşma niyetindedir. Peki, iş başı yaptıktan sonra neler oluyor ? Sanırım, burada bir sınır getirmeliyim özellikle ucundan kıyısından yaratıcı bir iş yapmaları beklenen, bütünleşik pazarlama olarak adlandırdığımız başlığın altında yer alan departmanların  -satış, kurumsal iletişim, crm, hakla ilişkiler vs.- çalışanları, oyun alanlarının ne kadar da dar olduğu, gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalırlar. Üstler ve diğer departmanların ilgililerinden şöyle cevaplar duymak oldukça muhtemeldir;

  • Bu yılki bütçede buna yer yok, maalesef.
  • O konuyu kaliteyle konuşmak lazım.
  • Burası, o tür çalışmalara pek uygun değil.
  • Biz çok konuştuk bunları ama üst yönetim sıcak bakmıyor.
  • Regülasyonlar elverişsiz.

Bu cümleler uzar gider. Özellikle belirttiğimiz uzmanlık alanlarında bu gibi durumlarla sıklıkla karşılaşılır, bu da personelin neden terk ettiği sorusunun cevaplarından biridir. İşin daha kötü yanı ise, müşterilerin de bu durumlardan haberdar olmasıdır. Şu soruyla bilmiyorum kaç kere karşılaştım “Mustafa bey o kurumda devam mı ?” Bazen inanarak bazen inanmayarak şöyle cevaplar veririm;

  • Biz hep buradayız hah hah ha
  • Tabii, biz topraktan girdik izzet bey :)

Tabii, personelin kurumu terk etmesinin onlarca nedeni olabilir;

Personel Nasıl Sadık Kalır?

Bu yazıya başladım, çünkü yeni mezun olarak işe aldığımız, bir yıl boyunca yetiştirdiğimiz bir arkadaşımızı, tam bir yılın sonunda rakiplerimizden birine teslim etmek durumunda kalmıştık. Meselenin sadece para olduğunu düşünmüyorum, mesele personelin değer görmediğini ve resmin bir parçası olarak hissetmediğinden kaynaklanmaktadır. Mesele bireysel değil, bu arkadaşın yerine farklı bir yeni mezun aldık, ancak bu durum beni oldukça sinirlendirdi. Ne yani, eğitip eğitip ayrılmalarını mı seyredeceğiz.

İlk çalıştığım kurumu evim gibi düşünürdüm, hala da çok farklı görmüyorum. Eğer çalışkan, istekli, kendini kanıtlama arzusu olan bir eleman yakalarsanız, işletme olarak kendinizi şanslı addetmelisiniz. Ancak tüm bu özellikler tecrübe eksikliğiyle birleştiğinde, ortaya beklenmedik sonuçlar çıkabilir. Personel, kendi alanının dışında veya üstünün yetki alanına girerek, iş yapma gayretine girebilir ve bu genelde pek hoş karşılanmaz. Bir işi başarmaktan daha mühimi o işi doğru yoldan tamamlamış olmaktır.

Şu da bir gerçektir ki, bir kurum sadece profesyonel ilişkilerle yönetilmez. Tüm yapılarda olduğu gibi, bireysel ilişkiler yapılacak tüm işleri etkileyecektir.

Sorduğumuz sorunun yanıtı vermeye gayret edelim. Personel nasıl sadık kalır? Önce doğru elemanları işe almakla başlamak gerektiği kesin. Ardından ise, onları oyunun bir parçası yapmak ve işlerinin karşılığını vermektedir. Samumed kurucusu Osman Kibar, Türk-Amerikan İş Konseyinde ki konuşmasında, iki kültüründe etkisinde büyüdüğünü ve Türk kültüründe “Brotherhood” “Kötü Gün Dostu” olarak tanımladığı kavramın kendisini en çok etkileyen özellik olduğunu belirtmiştir. Eğer şirketinize doğru personeli alıp, onları yapının bir parçası yapabilirseniz, kültürel yapımızdan dolayı sadece maddi avantajlardan dolayı sizi terk edip gitmeyeceklerdir.

Yöneticiler genelde bu durumun farkındadırlar ve size bu kurumun bir parçası olduğunuzu yılbaşı balosunda yada, bayram kutlamalarında tekrar tekrar söylerler. Ancak Fransız yazar Marcel Proust’un dediği gibi; Önemli olan söylenenler değil, davranışlardır.

How Google Works harika bir işletme ve insan kaynakları kitabı. Bir iki alıntı yaparak kapatalım;

  • General Patton şöyle demiş; “Herkes aynı şekilde düşünüyorsa, düşünmeyen biri var demektir.”
  • Adaya geçmişini sorduğunuzda, özgeçmişinde yazan okulunu, çalıştığı diğer yerleri ve deneyimlerini değil, tüm bunlardan neler öğrendiğini sorun.
  • Neden işe almayla sadece İK ilgilensin. Muhtemelen herkes harika birini tanıyordur, o harika kişiyi işe almak da herkesin görevi olmaz mı ? Bu bir döngü halini alır ve öyle devam eder.
  • Larry Page, bir yöneticinin geliştirmesi gerek en önemli özelliğin, işe alım olduğunu yazmış.

Personel nasıl sadık kalır, sorusunu sorarken, ayrıca şunu da düşünmemiz gerekmektedir; Peki kurum personeline sadık kalacak mı ? Starbucks Başkanı Howard Schultz şöyle demiş; Babamın hiçbir zaman çalışma şansı bulamadığı bir şirket kurmaya çalışıyorum. Babamın hiçbir patronuna sadakati yoktu, çünkü işverenleri işçilerine sadakat göstermemişti.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Coca-Cola Zero’nun Twitter Hesabıyla İlgili Paylaşılan Sahte Görüntü Viral Oldu

Nedeni bilinmeyen bir şekilde, şu sıralarda Coca-Cola Zero’nun resmi Twitter hesabı korumalı hale getirilmiş durumda ve dün akşam saatlerinde Twitter’da bu durumla alakalı ilginç bir olay yaşandı. MashAllPotatoes isimli bir Twitter kullanıcısı, Coca-Cola Zero ya da diğer ismiyle Coke Zero’nun resmi Twitter hesabından alınmış iki adet ekran görüntüsü ile birlikte “@CokeZero iyi mi?” şeklinde bir tweet attı.

İlk ekran görüntüsünde, Coke Zero’nun önce Bana Coke Zero ve Diet Coke arasında hiçbir fark olmadığını söyleyen bütün trollerden bıktım usandım. Coke Zero’yu anlamak için çok hassas bir damak zevkine sahip olmanız gerekir. şeklinde bir tweet attığı, bir sonraki tweet’te ise Biliyor musunuz? Bütün bunları s*ktir edin, ben artık yokum. dediği görülüyordu. İkinci ekran görüntüsünde ise Coke Zero hesabının korumalı hale getirildiği görünüyordu.

MashAllPotatoes isimli kullanıcının yaptığı bu paylaşım, çok kısa bir süre içerisinde viral haline geldi. Ayrıca birçok Twitter kullanıcısı da bu ekran görüntülerini kendi hesaplarından paylaştı. Birçok kişi, gerçekten Coke Zero’nun resmi Twitter hesabından bu tweet’lerin atıldığını ve ardından da hesabın korumalı hale getirildiğini düşünüyordu. Tabii, atılan bu tweet’ler ve ardından hesabın korumalı hale getirilmesi, hesabın hack’lenmiş olabileceği ihtimalini akıllara getirdi.

MashAllPotatoes’in yaptığı bu paylaşımdan yaklaşık 5 saat sonra, Coca-Cola resmi Twitter hesabından bu paylaşıma şu şekilde cevap verdi:

Bu değiştirilmiş görüntüyü biz hazırlamadık. Lütfen #CokeZeroSugar hakkındaki resmi güncellemeler için @CocaCola’yı takip edin.

Coca-Cola’nın attığı bu tweet’in hemen ardından ise MashAllPotatoes, Coca-Cola’nın tweet’ine “Eğer mimim sosyal medya ekibiniz için herhangi bir baş ağrısına neden olduysa, özür dilerim. Hiçkimsenin bunun gerçek olduğunu düşünmesini beklemiyordum. Özellikle de oraya eklediğim Rick and Morty şakasıyla birlikte…” şeklinde karşılık verdi.

MashAllPotatoes’in ekran görüntüsünün sahte olduğuna dair yaptığı bu itirafın ardından, aslında Coke Zero’nun bu tweet’leri atmadığı anlaşıldı. Ancak hala hesabın neden korumalı halde olduğu bilinmiyor. Coca-Cola da konuyla ilgili henüz bir açıklama yapmadı.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link