Facebook Markalara “Parayı Veren Düdüğü Çalar” Diyor

Dev sosyal ağ Facebook kısa bir süre önce, haber akışı algoritmasını değiştireceğini ve kullanıcıların artık marka içeriklerinden çok, arkadaşlarının ve aile üyelerinin yaptığı paylaşımları üst kısımlarda göreceğini duyurmuştu. Bu yeni durum, markaların pazarlama ekiplerini rahatsız etmiş ve yüksek tutarlarda yapılan Facebook reklam harcamalarının geleceği hakkında soru işaretleri yaratmıştı.

Fakat işin aslının tam da öyle olmadığı ortaya çıktı. Zira bu değişikliğin altında, Facebook’un haber akışlarında ilk sırada gözükmek isteyen markalardan daha fazla ücret talep edeceği bir işleyiş yatıyor. Digiday’in bildirdiğine göre “ilk sırada görünme” özelliği, kullanıcıların paylaşımlarını görmek istediği marka sayfaları ve arkadaşlarını kendi iradesiyle seçmesine dayanıyor. Facebook’a göre bu durum, markaların insanların hayatına gerçekten değer katacak içerikler oluşturmasını sağlayacak. Buna göre, kullanıcılar bir reklamverenden gelen içerikleri görmek istediğini seçerse, ancak o zaman o markayı haber akışında görecek.

Facebook

Bu adım uygulamada, pazarlama ekiplerinin işini biraz daha zorlaştıracağa benziyor. Zira zaten haber akışı algoritmasında yapılan ilk değişiklikle aile ve arkadaş paylaşımlarına öncelik verilerek marka içeriklerinin organik yolla kitlelere ulaşma olasılığı azalmıştı. Şimdi bu ikinci adımla, hem de paylaşımların görüneceğine dair herhangi bir garanti verilmeksizin, markaların daha çok insana ulaşmak için daha fazla çabalaması gerekecek.

Özellikle de Facebook’ta sınırlı takipçi sayısı olan sayfaları etkileyecek bu değişimin küçük ve orta ölçekli markaları zorda bırakacağını rahatlıkla söyleyebiliriz. Hâlihazırda 10 binden az beğenisi olan Facebook sayfalarından organik yollarla yapılan paylaşımlara, kullanıcıların ancak yüzde 10’unun eriştiğini düşündüğümüzde, haber akışı üzerinde yaşanan son gelişmelerin bu oranı neredeyse sıfıra indirebileceğini öngörebiliriz.

Facebook, organik yolla erişimi hemen hemen ortadan kaldıracak bu kararla markalardan gelecek reklam gelirlerini daha da artırmayı planlıyor.

Bu da yüksek tutarlarda Facebook reklam harcaması yapan büyük markaların, küçükleri ezip geçeceği anlamına geliyor. Büyük resme baktığımız zaman, bu uygulamanın küçük ve orta büyüklükteki markaların dijital pazarlama ekipleri için bir olumlu, bir de olumsuz yönü olacak. Çünkü marka sayfalarının, kullanıcıların görmek istediği içerik kaynakları arasında yer alabilmesi için önce onlara görünmesi gerekecek. Haber akışında öncelik arkadaşlar ve aile üyelerinden gelen paylaşımlar olduğundan, bu sefer de üst sırada gözükmek için reklam harcaması yapmak zorunda kalacaklar

Bu da bu ölçekteki şirketlerin üst yönetimlerinin çok sevdiği “Bütçemiz yok veya kısıtlı.” argümanını sonsuza dek çöpe atacak. Yani parayı vermeyen düdüğü de çalamayacak, dolayısıyla pazarlama ekipleri yönetim kademesinden daha fazla bütçe isteyebilecek. Madalyonun diğer yüzünde ise bu bütçenin hiçbir şekilde bulunamaması durumunda, tabiri caizse Facebook’taki bitkisel hayatı başlayacak. Olası sonucun kesinliği ve keskinliği bu denli sert olunca, oluşacak rekabetin Facebook reklam fiyatlarını artıracağını zaten tahmin edebilirsiniz.

Küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin sınırlı pazarlama bütçeleriyle kendini gösterebildiği Facebook da bu karar sonrasında onlar için ayakta kalması zor bir platform olacak.

Facebook’ta reklam veren büyük markalar için ise değişen pek bir şey yok gibi görünüyor. Bu markalar yayıncıların aksine, bu yeniliğin Facebook’taki şişirilmiş takipçi rakamlarını gidererek platformun kötüye kullanımının önüne geçeceğini düşünüyor.

Bakalım Facebook’un kullanıcılar tarafından görülme garantisi olmayan “ilk sırada görün” özelliği, neler getirecek? Markaların, dünyanın en kalabalık kitlesine sahip sosyal ağdan vazgeçmeleri hiç kolay değil. Fakat küçük ve orta ölçekli işletmelerin bütçe bulması da aynı derecede zor. Anlaşılan o ki görece daha adil bir reklam rekabetinin olduğu, doğru hedeflemeler ve verimli bütçe kullanımıyla küçük markaların büyüklere karşı kendini ezdirmemeyi başarabildiği sosyal medya pazarlamasında da artık küçük balıklar büyük balıklara yem olacak.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

2009 yılında Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden, 2015'te ise Anadolu Üniversitesi Marka İletişimi Bölümü'nden mezun olan yazar, 2013 yılından beri pazarlama ve reklamcılık üzerine çalışıyor. Geleneksel ve dijital reklam ajanslarındaki çizgi altı ve üstü çalışmalarda metin yazarlığı yapan, ulusal ve küresel ölçekte birçok markayla birlikte çalışan yazar, bir yandan da Anadolu Üniversitesi'ndeki Türk Dili ve Edebiyatı öğrenimine de devam ediyor. En büyük tutkusunun edebiyat olduğu biliniyor, şehirdeki festivalleri yakından takip ediyor. Bir gün Patagonya'ya gitmenin hayalini kuruyor.

Bir Cevap Yazın

E-Ticarette En Çok Reklam Harcamasını Giyim Sektörü Yapıyor

  • Dijital pazarlamanın lider platformu SEMrush, Türkiye’den verilerle zenginleştirilen ‘SEMrush Yıllık E-Ticaret 2018 Trendleri Raporu’nu İstanbul’da yapmış olduğu bir toplantı ile açıkladı. 
  • Araştırmaya göre, e-ticaretin en cimri sektörleri müzik, kitap ve çiçek olurken, en cömert sektörü giyim oldu. Online giyim mağazaları 50 bin doları bulan reklam harcamasını gözden çıkarıyor. 
  • Türkiye’de ABD ve İngiltere pazarlarına benzer şekilde “bedava kargo ve “alışveriş” gözde. E-ticaret siteleri tüketicinin kalbini “yüzde 50 indirim” anahtar kelimesi ile fethediyor. 

Dünyanın lider dijital pazarlama platformu SEMrush’ın Yıllık E-ticaret 2018 Trendleri Raporu’na göre e-ticaret sitelerinin yarısı reklamlara yıllık 1000 Dolar veya daha az yatırım yapıyor. Müzik, kitap ve çiçek en tutumlu sektörler olurken, giyim reklamlara en fazla yatırım yapan sektör konumunda. Online giyim mağazaları, 50 bin doları bulan reklam harcamasını gözden çıkarıyor. Türkiye’deki e-ticaret siteleri ise reklamlarında en çok “alışveriş” ve “bedava kargo” ifadelerini kullanıyor. “Yüzde 50 indirim” ise Türkiye’deki indirim kampanyalarının en popüler kelimesi oldu.  

‘SEMrush Yıllık E-Ticaret Araştırma’sını basın toplantısıyla açıklayan SEMrush Global Pazarlama Grubu Müdürü Olga Andrienko ve SEMrush Türkiye ve Körfez Arap ülkeleri Kurumsal İletişim Müdürü Adam Zeidan, Türkiye’de dijital pazarlama alanındaki gelişmeleri de değerlendirdi.  

SEMrush Global Pazarlama Grup Müdürü Olga Andrienko, raporu açıklarken.

Tüm ülkelerde hassas nokta: “Ücretsiz teslimat”

Olga Andrienko, dijital pazarlama profesyonellerinin hangi noktada olduklarını daha iyi görmelerine, pazarlama stratejisi ve bütçe gibi kritik konularda daha bilinçli kararlar almalarına destek olmak amacıyla bu raporun hazırlandığını söyledi. Andrienko, otomotiv, giyim, seyahat, elektronik gibi 13 kritik sektörün e-ticaret sitelerinin mercek altına alındığını belirterek, şunları söyledi: “ABD, İngiltere ve Türkiye pazarlarında e-ticaret reklamları için en fazla kullanılan anahtar kelimeleri analiz ettik. ‘Ücretsiz kargo, teslimat’ bu ülkelerde en çok kullanılan ifadeler. Türkiye’de ise reklamlarda en sık kullanılan kelime ‘alışveriş’ olurken, bunu ikinci sırada ‘bedava kargo’ takip ediyor. Bu da bize tüketicinin teslimat konusundaki hassasiyetinin tüm pazarlarda aynı olduğunu ve uzun bir süre daha değişmeyeceğini gösteriyor. İndirim konusunda da yüzde 50 en popüler indirim konumunda. Aciliyet hissi yaratarak tüketicilere çağrı yapmak için ise en çok ‘hemen al’ ve ‘bugün’ ifadeleri kullanılıyor.” 

 Türkiye dünyanın yakın takibinde

Andrienko, dünya e-ticaret trendlerinin çok hızlı şekilde Türkiye’ye yansıdığına dikkat çekerek, “Genç nüfusu ve yüksek internet kullanımı ile Türkiye, geleceğin en büyük pazarlarından biri haline geliyor. Araştırmada Türkiye’nin gelişmiş ülkelerle ile benzer sonuçlara sahip olması trendlerin çok yakından takip edildiğini gösteriyor. Bugün 40 milyar TL’lik hacmi olan Türkiye e-ticaret pazarının hızlı bir yükselişe geçeceğini düşünüyoruz” dedi. E-ticaretin sıkı rekabet ortamında, küresel pazarları hedefleyen şirketlerin yeni trendlere hızlı adaptasyonunun hayati olduğunu kaydeden Andrienko, Türkiye’den dünyaya açılan rekabetçi şirketlerinin dijital pazarlamasına destek vermeyi önemsediklerini belirtti.  

8 bin e-ticaret sitesi analiz edildi

Özellikle ABD, Almanya, İngiltere gibi gelişmiş e-ticaret pazarlarına odaklanan ve 8 bin e-ticaret sitesinin incelendiği rapor kapsamında web sitesi trafik kaynakları, sıklığı ve türleri, reklamlardan nasıl yararlandıkları, reklamlarındaki duygu kullanımını ve backlink profillerini gösteren veriler toplandı ve analiz edildi.  

Rapor hakkında kısa kısa: 

Müzik, kitap ve çiçek sektörleri en tutumlu sektörler  

  • Rapor kapsamında araştırılan e-ticaret sitelerinin yarısı reklamlara yıllık 1.000 Dolar veya daha az yatırım yapıyor.  Müzik, kitap ve çiçek sektörlerinin bu konuda en tutumlu olduğu dikkat çekiyor.  
  • Tüm kategoriler içinde giyim reklamlara en fazla yatırım yapan sektör konumunda. Online giyim mağazaları, 50 bin doları bulan reklam harcamasını gözden çıkarıyor.  

Trafiğin yüzde 6,19’u ücretli 

  • E-ticaret alanında 5 kritik web sitesi ziyaretçi trafiği kaynağı var. Bunlar: Doğrudan, referans, arama, sosyal ve Google Reklamları. Arama, web sitesi trafiğini sağlayan en önemli kaynak olarak görülürken, doğrudan (direct) ikinci kaynak olarak görülüyor. Bu ikisi tüm trafiğin yüzde 80’ini oluşturuyor.  
  • Referans, yani diğer sitelerdeki linkleri kullanarak belli bir sayfaya ulaşanlar, spor ve çiçek hariç, üçüncü sırada yer alıyor.   
  • Tüm trafiğin yüzde 6,19’u ücretli olarak gerçekleşiyor. Payı büyük olmasa da bu trafik e-ticaret sektörü için oldukça önemli. 

Mobil dostu reklamlar e-ticaretin gözdesi 

  •  E-ticaret siteleri reklamlar için geleneksel medya yerine, mobil dostu HTML display (görüntülü) reklamları tercih ediyor. Bu trend, e-ticaret sektörünün yüzde 70’i için geçerli. Sağlık, çocuk ve müzik kategorilerinde en fazla bu tip reklam görülürken, giyim, mücevher ve gıda gibi sektörler daha geleneksele yöneliyor.  
  • Reklam boyutları konusunda e-ticaret sektörü en fazla “leaderboard” (728×90) tercih ediyor. (Tüm reklamların yüzde 44.48’i) Onu “runner up” (300×250) takip ediyor.  
  • Google Ürün Listeleme Reklamları (PLA) da önemli bir yatırım aracı… Elektronik ve giyim bu alanda başı çeken iki sektör konumunda.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Mountain Dew Türkiye Pazarında

2018 yılında Türkiye’de faaliyet gösteren içecek işletmelerinin ürün ithalatında ve Amerikan menşeli markaların Türkiye’ye getirilmesinde artış yaşanıyor. Bu girişimlerin sonuncusu Pepsi Company‘den geldi ve Fruko meşrubata yetki verilerek limon aromalı gazlı içecek Mountain Dew’in Türkiye’de üretimi ve Türkiye pazarına giriş süreci başlatıldı.

Mountain Dew’i konu almamın birkaç sebebi var:

  1. ABD satış rakamlarının yüksek olması.
  2. Markanın çıkışından sonra gerçekleştirdiği başarılı konumlandırma stratejisi.

Tennessee eyaletinde 1940 yılında alkollü içecekler için bir karışım olarak düşünülen Mountain Dew, içecek formülünde değişikliğe gidilerek 1948 yılında gazlı içecek haline getirildi. Güney eyaletlerde “ay ışığı”nı tanımlamak için kullanılan Mountain Dew deyişi ise markanın ismi haline geldi. Mountain Dew, ABD’de “hillbilly” olarak tarif edilen çiftçileri ve çiftçi ailelerini hedef kitlesine almıştı. Tennessee’nin güney eyaletlerinden biri olması, öncelikle hedef pazarın güney eyaletler olmasına neden oldu. “Willy the Hillbilly” karakteri yaratılarak dönemin ilk reklam filmleri çekildi.

1964 yılında Pepsi grubu tarafından satın alınan marka, modern bir logo ile birlikte ürünün hedef kitlesini değiştirmeyi tercih etti ve hedefine genç nüfusu aldı. Logo tasarımında “mountain” kelimesini “mtn” olarak kısaltan marka, extreme sporlar ve e-spor kategorileri başta olmak üzere promosyon çalışmaları gerçekleştirmeyi sürdürüyor. World of Warcraft, Halo, Call of Duty, Dead Rising, Forza Motorsport gibi oyunlar için özel ambalaj tasarımı ve içecek aroması çeşitlendirmesi gibi çalışmalar yapılıyor.

Ekstrem spor kategorisinde sponsordan ziyade organizatör olmayı tercih eden marka “DEW Tour” serileriyle BMX, kaykay, motokross başta olmak üzere yaz ve kış ekstrem spor etkinlikleri düzenlemeye devam ediyor.

Markanın Amerikan Ulusal Futbol Ligi finali olan “Super Bowl” maçlarında verdiği reklamlar ise içeceğin ulusal pazar başta olmak üzere, faaliyette olunan pazarlarda bilinirliğini artırıyor. 2018 Super Bowl maçında yine bir Pepsi grubu markası olan Doritos cips ile ortak bir reklam çalışması yürütüldü. Reklamda Morgan Freeman ve Peter Dinklage başrol oynuyor. İlk çekilen reklam filmi ile en çok bütçe ayrılan reklam filmi arasındaki fark göz alıcı…

Mountain Dew’in ABD pazarında 8 farklı çeşidi bulunurken, marka yöneticileri Türkiye’ye giriş için kalorisiz Mountain Dew çeşidini seçti. Kalorisiz Mountain Dew ürünün seçilmesinde Türkiye’de son yıllarda şekerli ve gazlı içeceklerin toplam satışında yaşanan gerileme ve toplam satışlarda yaklaşık %6 seviyesinde olan şekersiz içecek talebinin artışı dikkate alınmış olabilir. Türk tüketicisi şekersiz ve kalorisiz ürünleri tercih etmeyi sürdürüyor. İçecek tüketiminde tüketicilerin şekersiz ürün talebi satışlara yansıyor.

Türkiye’de 450 mililitre ve yukarıda görülen şişe tasarımıyla satışa sürülen içecek, 2.25TL’ye satılıyor. Ürüne zincir marketlerden ulaşabilirsiniz. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link