Facebook Halka Arz Fiyatına Yaklaşıyor

Sosyal medyanın bir numarası Facebook, 2012 Mayıs’ında gerçekleştirdiği halka arzdan sonra büyük bir hayal kırıklığı yaratmıştı. Eylül 2012’de 17 dolar seviyelerini gören Facebook’ta çalışanlar dahi hisseleri elinden çıkarmaya çalışmıştı. Ancak bu tarihten sonra politikalarını borsaya göre şekillendiren Zuckerberg ve ekibi, bu girişimlerin meyvelerini toplamaya 2013 itibariyle başlamıştı. Yükseliş trendine geçen hisseler, Temmuz ayı itibariyle 30 dolar üstündeki yerini sağlamlaştırdı ve halka arz fiyatı olan 38 dolara göz kırpmaya başladı.

Temmuz ayı içerisinde 37 doların üstüne çıkıp inen Facebook hisseleri, dün itibariyle küçük bir düşüşle 36.80 dolardan kapattı. Mayıs 2012’de oldukça yüksek bir değerleme yapılan hisseler, dudak uçuklatan fiyatıyla teknoloji dünyasındaki en büyük halka açılmalardan biri olarak tarihe geçmişti. Ancak bu ses getiren halka arzın ardından tepetaklak olan hisseler için özellikle halka arzda Facebook’a partnerlik eden şirketlerin değerlemelerde hatalı davrandığını öne sürüyorlardı.

Bu zor günleri, geliştirilen pek çok yenilik ve mobile verilen ağırlık ile atlatan Facebook, hisselerine 2013 yılında %33 değer kazandırarak adeta küllerinden yeniden doğdu. 820 milyonun üzerinde üyesi bulunan platform,akıllı telefon ve tablet uygulamalarına verilen ağırlık ile, 1.81 milyar dolarlık 2. çeyrek gelirinin %41’ini mobil reklamlarından elde etti ve yatırımcıların gözünde halka arz öncesi cazibesini yeniden yakaladı.

Facebook’un halka arzı sonrası geliştirilen yeni uygulamalar ve stratejileri “Facebook’un Halka Arzından Bu Yana Değişenler” yazımızda vurgulamış ve şirketin gelecekte borsadaki değerine çok önemli katkılar yapacağını belirtmiştik. Ancak Facebook’un son dönemde kullanıcılar gözünde popülerliğini kaybettiği konuşuluyor ve bu ileride borsayı da negatif etkileyebilir. O sebeple Facebook’un borsaya yönelik adımları atarken, kullanıcılar tarafını ihmal etmemesi gerekiyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

İnternet yayıncılığı, içerik yönetimi üzerine çalışmalar yapar.

Bir Cevap Yazın

Drone’la Mangal Yapan Millet, Influencer Marketing’i Yemez

Evet, biliyorum geleneksel reklam verme yöntemleri giderek etkisini kaybediyor. Evet, biliyorum markalar kendilerini ifade etmekte ve günde ortalama 3000 pazarlama mesajını alan tüketicinin beyninde yer edinmekte zorlanıyorlar. Biliyorum, biliyorum… Ama burası Türkiye. Burada durum biraz daha farklı işliyor. Gelin biraz pazarın dinamiklerine biraz da rakamlara bakalım.

Tüm dünyada Instagram influencer pazarı 1 milyar dolara ulaşmış durumda. Bu rakamın 2019’da 2 katına çıkması bekleniyor. Bu işin Instagram kısmı tabii ki. Twitter’ı, Facebook’u, LinkedIn’i derken 10 milyar doların üzerine çıkan bir pazardan söz ediyoruz aslında. Türkiye’de ise durum farklı. 2020 itibariyle influencer marketing’in Türkiye’de 100 milyon TL’lik bir pazar olacağı tahmin ediliyor.

Şimdi biraz da araştırmalara gözatalım. İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Görevlisi Güventürk Görgülü ve Pazarlama 3.0 editörü Turan Farajova, yürüttükleri “Sosyal Medya Fenomenleri Takipçilerinin Satın Alma Tercihlerini Etkiliyor Mu?” başlıklı araştırma sonuçlarına göre fenomenlerin tavsiyelerinden etkilenme oranı düşük olmakla birlikte katılımcıların yüzde 77.9’u, kendisi dışındaki bireylerin fenomenlerden etkilendiğini düşünüyor.

Benzer bir durum bizim sosyal medya anketimizde de gerçekleşti. Sonuçları hemen aşağıda.

İşin ilginci, yurtdışında yapılan araştırmalar, influencer’ların satın alım kararlarında çok daha etkili olduğunu söylüyor. Ancak Türk insanı için çok da geçerli değil bu. Çünkü biz samimiyiz, açıkgözlüyüz, hangi hamlenin ne için yapıldığını biliyor; işin içine markanın girdiğini ve reklam yapmaya çalıştığını hemen anlıyoruz. O yüzden de ortalama bir paylaşımda binlerce etkileşim alan influencer’lar, marka paylaşımlarında neredeyse hiç etkileşim alamıyorlar.

Markaların bu toplumu gözardı etmemesi gerekiyor. Bu toplum, aşağıya düşen eşyasını almak için elektrikli süpürgeyi aşağıya sarkıtan, mangal közünü alevlendirmek için drone kullanan bir toplum. Bu toplum samimi olan şey ile samimi olmayan bir şeyi ayırt etmesini çok biliyor.

Zamanında “Fanta’ya “Sarı Kola” Diyen İnsana Storytelling Yapmak mı?” diye sormuş ve şöyle demiştim; “Bir pazarlamacının en büyük görevidir içinde bulunduğu toplumu anlayabilmek ve buna göre stratejiler üretebilmek. Çoğu zaman gerçek dünyayı kendi yaşadığımız dünya ile karıştırıyoruz; ondandır bu cümlelerim.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Sosyal Medya Fenomenleri Satın Alma Tercihlerinde Ne Kadar Etkili?

Hatırlarsanız yakın zamanda reklamlarda ünlü kullanımının etkisinin neden azaldığıyla ilgili bir yazı yayınlamıştık. Bu yazıda bahsettiğimiz “influencer” denilen sosyal medya fenomenleri ile ilgili İstanbul Bilgi Üniversitesi bir araştırma yayınladı.

İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Görevlisi Güventürk Görgülü ve Pazarlama 3.0 editörü Turan Farajova, yürüttükleri “Sosyal Medya Fenomenleri Takipçilerinin Satın Alma Tercihlerini Etkiliyor Mu?” başlıklı araştırma sonuçlarını açıkladı. Araştırma sonuçları, Influencer Marketing yönteminin, ancak etkili seçme ve ölçme araçlarıyla, markalara belirli ölçülerde fayda sağlayabileceğini gösteriyor. Fenomen takipçilerinin, satın alma güçleri ve tavsiyeleri tüketime dönüştürebilme kapasitelerinin, ürün ve fenomen bazında ölçülmesi gerekiyor. Bunun yanında işbirliği yapılan her fenomenle, hangi ürünün, hangi tür paylaşımla daha etkili olabileceğinin de ölçülebilir olması gerekiyor.

Kadınlar erkeklere oranla daha fazla etkileniyor

Ankete katılanların yüzde 70’ten fazlası marka tercihlerinde fenomenlerin rolü olmadığını düşünüyor. Her 100 kullanıcıdan 80’i de son bir yıl içinde fenomenler aracılığıyla tanıtılan herhangi bir markayı satın almadığını ifade ediyor. Aynı konuda kadın erkek ayrımına bakıldığında, kadınların marka tercihi ve satın alma konusunda, izledikleri fenomenlerden daha yüksek oranda etkilendikleri görülüyor.

Kadınların yüzde 42’si marka tercihinde izlediği fenomenlerden etkilendiğini söylerken, erkeklerde bu oran yüzde 20’nin altına düşüyor. Kadınların yüzde 30’u son bir yıl içinde fenomenler aracılığıyla tanıtılan bir ürün veya hizmeti satın alırken, erkeklerde bu oran yüzde 10’lara kadar geriliyor.

“Ben etkilenmiyorum ama başkaları etkileniyor”

Sosyal medya fenomenlerinin tavsiyelerinden etkilenme oranı düşük olmakla birlikte katılımcıların yüzde 77.9’u, kendisi dışındaki bireylerin fenomenlerden etkilendiğini düşünüyor. Bu görüşe bağlı olarak takipçilerin yüzde 64’ü markalar için fenomenle pazarlamayı gerekli görüyor.

Sponsorlu içerikler dikkate alınmıyor

Fenomen takipçilerinin önemli bir bölümü bu hesapları kişisel paylaşımlar için izliyor ve sponsorlu paylaşımları dikkate almıyor. Yaş ve gelir grubuna göre bazı ufak değişimler gösterse de fenomen takipçileri, Influencer Marketing’in belirli sektörlerde etkili olabileceğini düşünüyor. Bu sektörlerin başında da; yeme içme, turizm seyahat, kişisel bakım, sanat, eğlence ve hazır giyim geliyor.

Araştırma sonuçları pazarlama bütçelerinin daha verimli kullanılmasını sağlayacak

Araştırma sonuçlarını değerlendiren İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Görevlisi Güventürk Görgülü; “Amacımız, sosyal medya fenomenleri aracılığıyla yapılan marka iletişiminin, tüketici bazında yansımalarının görülmesini sağlamaktı. Influencer Marketing günümüzün en etkili pazarlama iletişimi yöntemlerinden biri olarak kabul ediliyor. Gerçekleştirdiğimiz araştırma ise “fenomen” olarak tanımlanan kişilerin, takipçilerinin ancak küçük bir bölümü için “influencer” olabildiğini gösteriyor. Bu nedenle mecranın kullanımı da belirli bir ölçü ve dikkat gerektiriyor. Araştırma sonuçlarının, pazarlama bütçelerinin daha verimli kullanılmasına katkı sağlayacağına inanıyoruz” dedi.

Çok takipçili sosyal medya kullanıcıları aracılığıyla gerçekleştirilen araştırmaya 340 kişi katıldı. Ankete cevap verenlerin yüzde 58’i erkek, yüzde 42’si kadın oldu. Katılımcıların yüzde 31.1’i, 18 – 25 yaş aralığında; yüzde 37.6’sı, 26 – 35 yaş aralığında, yüzde 26.6’sı ise 36 – 51 yaş aralığında yer alıyor. Online olarak gerçekleştirilen anket çalışmasından 3 sorunun test edilmesi için sosyal anket platformu Poltio kullanıldı. Poltio’da 3 ayrı soru için yaklaşık 3 bin yanıt alındı.

İnfluencer marketingde de yavaş yavaş güven kaybı yaşanması dolayısıyla yükselen daha küçük çaplı bir pazarlama yöntemi söz konusu:Micro influencer marketing. Markaların neden micro-influencer’ları daha sık tercih etmesi gerektiği ile ilgili yazımıza buradan ulaşabilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link