Ezeli Rekabetin Sosyal Hali: Galatasaray ve Fenerbahçe’nin Sosyal Medya Karnesi

Son dönemde Türk futbolu zor günler geçirse de, derbilerin tadı tuzu hiç değişmedi. Fenerbahçe ve Galatasaray arasındaki asırlık rekabet millet olarak bizim en zor günlerimizde bile hep öncelikli konumuz olmayı başardı. Bu kez de hava pek farklı değil, Kopenhag yenilgisi sonrası Galatasaray’da buruk bir hava hakim olsa da, derbinin heyecanı Pazar gününe yaklaştıkça çoğalıyor.

Biz de derbi öncesi ezeli rekabetin sosyal medyadaki haline göz atmak istedik. Türkiye’nin kitleleri peşinden sürükleyen iki büyük kulübünün sosyal medyadaki durumu üzerine özellikle sosyal medyada aktif olmaya başladıkları ilk dönemde bolca yazıldı, çizildi. Hatta o dönemde taraftarlar arasında da kıyasıya bir “like” ve “follow” rekabeti olmuştu. Tabi bu ilk heveslerin ardından sosyal medyada profesyonel yönetim öne çıktı ve geldiğimiz noktada iki kulübün bu konuda neler yaptığına bakalım.

fb

[tabs tab1=”Fenerbahçe” tab2=”Galatasaray”]
[tab id=1] Başlıksız-3 kopya2Fenerbahçe sosyal medya konusunda ezeli rakibinden biraz geç davransa da, çabuk toparlanarak ona yaklaştı. 6.8 milyon fana sahip olan Fenerbahçe resmi sayfası, kulübün her faaliyetinin anında taraftarlarla paylaşıldığı bir platform haline gelmiş durumda. Kulüp duyurularının, maç öncesi atmosferin, maç skorlarının ve amatör branşlara ait her haberin paylaşıldığı sayfada son günlerde yapılan paylaşım sayıları şu şekilde gerçekleşti: fbÖnceleri daha çok link paylaşımı yapan Fenerbahçe, son dönemde paylaşımlarını görseller ile donatmış durumda. Daha önce link olarak paylaşılan postların büyük bölümü, kulübün resmi sitesindeki haberlerinin yayınlanması şeklinde oluyordu. Ancak bu yanlıştan dönülerek, sosyal medyanın ruhuna uygun paylaşımlar yapılmaya başlanması sevindirici. Facebook’ta yapılan önceki yanlış paylaşımlar nedeniyle etkileşimlerde de oldukça düşük seyreden rakamlar var. fb2

Fenerbahçe kulübü, Facebook sayfasında alt markalarının pek çok uygulamasını barındırarak, bu markaların tanıtımı ve taraftarlarla buluşturulması için önemli bir hamle yapmış. Fenercell, Fenernet gibi markalarının uygulamalarının yanı sıra, kulübün önemli gelir kaynaklarından biri olan Fenerbahçe Taraftar Kart uygulamasının yer alması da yerinde bir karar olmuş. Ancak uygulamalar genellikle bilgilendirme ve kampanyaların tanıtımına yönelik olduğu için, etkileşim konusunda yeterli reaksiyonun alınmadığı aşikar. Uygulamalarda en zayıf nokta olarak bu gözüküyor.

Başlıksız-2 kopya

Fenerbahçe postlarında futbol takımının yanı sıra amatör branşlara da yer vererek sayfasını “Spor Kulübü”nün gereklerine uygun olarak yönetiyor. Ancak Fenerbahçe’nin postlarında dikkat çeken, Galatasaray’ın aksine postlar genel olarak sadece bilgilendirme ve maç sonuçlarını vermek üzerine kurgulanmış. Halbuki Galatasaray maç öncesi atmosferi paylaşarak taraftarların hem maç öncesi edinmek istedikleri bilgileri sunuyor, hem de maç atmosferine girmelerine yardımcı oluyor. Fenerbahçe’nin genel olarak etkileşim oranlarının düşük olmasının önemli sebeplerinden biri de taraftarlar ile bağ kurmaya yönelik paylaşımlar yerine sadece bilgilendirme üzerine yoğunlaşması.

fbpost[/tab][tab id=2]Başlıksız-3 kopyaSpor Toto Süper Ligi’nin son şampiyonu Galatasaray Spor Kulübü sosyal medyada da lider. Bu liderlikte en önemli pay Galatasaray’ın sosyal medyanın geleceğini iyi okuması ve bu alanda çalışmalara ilk başlayan kulüp olmasında. Avrupa’da da pek çok spor kulübüne ilham veren çalışmaları ile bu konuda da Türk sporunun Avrupa’ya reklamını iyi bir şekilde yapıyor. Facebook sayfası üzerinden yapılan canlı skor paylaşımları ve Galatasaray’ın alt markalarına ait kampanyalar, yarışmalar ve daha pek çok faaliyeti hakkını vererek yapan Galatasaray SK, 8.8 milyon fan ile Türk kulüpleri arasında en kalabalık Facebook sayfasına sahip. Galatasaray SK profesyonel bir sosyal medya ekibi tarafından yönetildiğini ispatlar durumda. Galatasaray’ın sayfasında günlük olarak yapılan paylaşımlar son dönemde şu şekilde gerçekleşmiş.

gs

Sayfada gerçekleştirilen paylaşımlarda büyük çoğunluğu fotoğraflar oluşturuyor. Facebook üzerinde fotoğrafların aldığı etkileşim oranı düşünüldüğünde doğru bir seçim yaptığı görülen Galatasaray’ın almış olduğu geri dönüşlerde bunu kanıtlıyor. Fenerbahçe’ye nazaran daha çok fotoğraf ve video paylaşımı yapan Galatasaray’ın takımın her anını fotoğraflayarak taraftarlarla paylaşması da oldukça önemli.

gs2

Facebook sayfasına pek çok uygulamayı entegre eden Galatasaray, alt markaları ile arasındaki bağı geliştirmeye yönelik yaptığı bu çalışmalar sayesinde kullanıcılar ile etkileşimi artırıyor. Bu uygulamalarda fanlar yarışmalar ile hediye kazanma şansına, GSTV uygulaması ile Facebook üzerinde canlı yayınlara ulaşma şansına sahip olabiliyorlar. Özellikle “Ben Galatasaraylıyım” ve notlarda paylaşılan maçlar ile ilgili istatistiki bilgiler oldukça ilgi çekici.

uygulamalar

Galatasaray Facebook sayfasında amatör branşlara da önem veriyor. Amatör branşların maç sonuçlarını ve gelişmelerini anlık olarak paylaşıyor. Bu sayede amatör branşları takip eden kullanıcıları da sayfaya çekmesinin yanında, amatör branşların da taraftarlar arasındaki popülaritesinin artmasını amaçlıyor.

posts

[/tab]

[/tabs]

twitter

[tabs tab1=”Fenerbahçe” tab2=”Galatasaray”]
[tab id=1]fbtwit

Facebook’ta olduğu gibi Twitter’da da ezeli rakibinin gerisinde kalan Fenerbahçe, bu sosyal mecrada Facebook’a göre biraz daha amatör bir yönetime sahip diyebiliriz. Her iki takımında postları büyük çoğunlukla resmi site bağlantılarından oluşsa da, Fenerbahçe’de bu oran %100’lere oldukça yakın. Özellikle skor paylaşımlarındaki hatalar tweetlerin, resmi site feedlerinden oluştuğu gibi bir izlenim veriyor.

fbtweet

Tweetlerin sayısı ve içeriği de bu gözlemimizin doğruluğunu ortaya koyuyor.

fbtweet2

Tweetlerin bu tekdüzeliği ve etkileşimi engelleyen tarzı nedeniyle, Twitter’da da etkileşim oranlarının düşük olduğu göze çarpıyor. Twitter’a uygun içerikler yerine genel anlamda sadece paylaşım yapmak üzerine kurgulanmış düzende Fenerbahçe ismine yakışmayan geri dönüşler alınıyor. Galatasaray’ın da bu konuda eksikleri olsa da genel anlamda daha iyi bir profil çiziyor. Her iki kulübünde maç günlerinde aldıkları yüksek geri dönüşlerde Fenerbahçe’nin biraz daha gayret göstermesi gerekiyor. Ancak Galatasaray’ın özellikle Şampiyonlar Ligi atmosferi sayesinde yakaladığı rakamlarda oldukça yüksek.

fbtweet3

[/tab][tab id=2]gstwit

Türkiye’de Twitter’ı da en etkili kullanan spor kulübü ünvanına sahip olan Galatasaray, 3.2 milyon takipçisine yönelik olarak yaptığı paylaşımlarda yine diğer kulüplere göre daha profesyonel bir görüntü çiziyorlar. Genel olarak postlar yine bağlantı içerikli olsa da, fotoğraf ve video paylaşımları da dengeli bir şekilde gerçekleştiriliyor. Ek olarak maç günlerinde verilen canlı anlatımın etkisi oldukça yüksek. Şifreli kanallarda yayınlanan maçların takibi konusunda taraftarlara alternatif olan bu uygulama Twitter’ın spor kulüplerine yönelik farklı bir kullanımı olarak göze çarpıyor.

gstweet

Genel olarak tweetler maç günleri ve önemli maçlar öncesinde yoğunlaşıyor ve haliyle bu günlerde alınan etkileşimlerde yüksek. Şampiyonlar Ligi atmosferinin verdiği havanında etkisiyle yapılan paylaşımların kalitesi muazzam. Maç öncesi ve maç esnasında yapılan yayın taraftarlara Twitter üzerinden verilen farklı uygulamalardan birisi. Bunun yanında postların bir sınıflandırmaya tabi tutuluyor olması da güzel. Her branşın kategorilere ayrılarak, postun başında hangi kategoriye ait olduğuna dair kısa bir başlık tweetlerin profesyonelce hazırlandığının bir diğer göstergesi.

gstweet2

Linklerin yanında paylaşılan fotoğraf ve videolarında etkisiyle, ezeli rakibine göre azda olsa daha yüksek etkileşim oranlarına sahip olan Galatasaray’da, Fenerbahçe gibi maç günlerinde en yoğun vakitlerini yaşıyor.

gstweet3

[/tab]
[/tabs]

google+

[tabs tab1=”Fenerbahçe” tab2=”Galatasaray”]
[tab id=1]fener+

Şu anda ülkemizdeki popülaritesi sebebiyle Google+ rakamları pek önem arz etmese de buradaki aktivitelere de kısa bir göz atmak istedik.Sosyal mecralara girişte genelde geç hareket eden Fenerbahçe geleceğin sosyal mecrası olarak lanse edilen Google’ın servisi Plus’ta da ezeli rakibinin oldukça gerisinde yer alıyor. Postlar Twitter ile aynı şekilde genelde bağlantı paylaşımı üzerine yapılıyor. Taraftarların takibinin düşük olduğu bu mecradaki paylaşımların durumu çok da önem arz etmesede rakipler ile kıyaslandığında ortaya çıkan bu durum gelecekte popülerliğinin artacağı öngörülen Google+’ta da gerilerde kalınmasına neden olabilir.  [/tab][tab id=2]gsplus

Google+’da ilk yer alan spor kulübümüz olan Galatasaray burada da sahip olduu 489 binlik +1 sayısı ile yine liderliği ezeli rakibinden kapmış durumda. Ülkemizde Google+’ın popülerliğinin oldukça düşük olduğunu göze alırsak buradaki sayıda oldukça önemli. Galatasaray Google+’da daha çok video paylaşımlarına yönelmiş durumda. Her mecrada farklı bir strateji izleyen Galatasaray’ın, her sosyal mecrada da lider olması sanırım tesadüf değil.[/tab]
[/tabs]

ozet

[tabs tab1=”Genel Bakış”]
[tab id=1] Ezeli rekabetin iki güzide kulübü Galatasaray ve Fenerbahçe sosyal mecralarda da ülkemizin en popüler kurumları olarak boy gösteriyorlar. Popülerlik anlamında eğer like, takip sayılarını göz önünde bulundurursak Galatasaray’ın bu mecralara daha önce girmesi sebebiyle önemli bir üstünlüğü bulunuyor. Fakat Fenerbahçe’nin toplamda 10 milyona yaklaşan takipçi sayısı da azımsanmayacak bir rakam.

Her iki kulübün genel paylaşımlarını değerlendirdiğimizde, Galatasaray’ın mecralara göre farklı stratejiler izlediğini net olarak görebiliyoruz. Özellike Twitter’daki düzenli ve farklı paylaşımları kulübü rakibinden bir adım öne çıkarıyor. Facebook’ta her iki kulübünde paylaşım tarzları benzeşse de geri dönüşlerde Galatasaray’ın hafif bir üstünlüğü mevcut. Fenerbahçe’ye göre daha profesyonel yönetildiği izlenimi veren Galatasaray’ın sosyal medya hesapları hitap ettiği 13 milyona yakın takipçisine daha özgün ve düzenli içerikler sunuyor. Fenerbahçe’nin bu konuda rakibi ile arasını kapatması gerekiyor. Özellikle Twitter yönetiminin gözden geçirilmesi gerek.

Ek olarak, Galatasaray son dönemde Foursquare’de de ilk marka rozetine sahip spor kulübü oldu. Tüm dünyada Foursquare kullanıcı sayısına bakıldığında Amerika’dan sonra ikinci sırada olan Türkiye, Avrupa’da ise birinci sırada yer alıyor. Galatasaray Spor Kulübü, Türk markalar arasında Foursquare ile anlaşma yapan ilk markalar arasında yer alırken, projeyi sonuçlandıran ilk spor kulübü de oldu.

Pazar günü oynanacak müthiş maç öncesi ezeli rekabetin iki büyük kulübünü sosyal medyada mercek altına aldık, dileriz hafta sonu Türkiye barış içinde bir futbol şölenine ev sahipliği yapar. Her iki güzide kulübümüze de başarılar dileriz… [/tab]
[/tabs]

*Veriler BoomSocial‘dan alınmıştır.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

İnternet yayıncılığı, içerik yönetimi üzerine çalışmalar yapar.

Bir Cevap Yazın

Dikkate Almamanız Gereken 8 Yanlış Kariyer Tavsiyesi

Zeitgeist. Popüler bir belgesel. İçinde bulunduğumuz dönemin değerlerine eleştirel bir gözle bakıyor, henüz duymamış olanlara öneririm.

Zeitgeist kelimesinin bizi ilgilendiren diğer anlamı ise şu; bir yer ve döneme ait genel kabul görmüş düşünceler, ya da “zamanın ruhu”.

Her ne kadar kendi düşüncelerimizin bütünüyle bize ait olduğunu düşünsek de aslında bu bir yanılsama. Sosyal canlılar olarak, etkileşimi girdiğimiz insanları etkiliyor ve onlardan etkileniyoruz. Daha da önemlisi, yaşadığımız koşulların ne kadar konforlu veya ne kadar acımasız olduğu, insanlığa ilişkin düşüncelerimizi şekillendiriyor ve en nihayetinde o dönemin doğrularını kendi prensiplerimiz olarak kabul etmeye başlıyoruz.

Çoğu sanat eserinin yorumlarken, sanatçının yaşadığı dönemi ve koşulları bilmek bu yüzden önemli. Sanatçının zamanını ve onun koşullarını bilmek, o eseri hayata geçirirken ne düşündüğünü anlamanın kapısını açıyor. Örneğin M.C. Escher’ın  dünyasını yorumlarken 1939 – 1945 döneminde ürettiği eserlerde 2. Dünya Savaşı’nın etkisini dikkate almamak eksik olur.

M.C Escher - Kariyer Tercihleri

M.C. Escher’ın İnanılmaz Dünyası

Tavsiyelerin ağırlığını ölçerken, tavsiye verilen alanın ne kadar hızlı bir değişim gösterdiğini dikkat almak gerekli. Yani, Maraş Dondurması yapmanın inceliklerini öğreniyorsanız tavsiyede bulunan ustayı can kulağıyla dinlemek ve yeri geldiğinde öğütlerini birebir uygulamak doğru olabilir. Nihayetinde iyi bir Maraş Dondurması yapmak yıldan yıla değişiklik gösteren bir beceri değil. Hem öğrenilecek çok şey var hem de tavsiyelerin geçerliliğini yitirmiş olmaları riski yok.

Maraş Dondurması ve Kariyer

 

Ancak kariyer tavsiyesi alıyorsanız kişilerin kendi iş hayatlarından yola çıkarak yaptıkları yorumların yetersiz, ve hatta çoğu zaman yanlış yönlendirici olabileceği riskini dikkate almak gerekli.

Son 100 yıl kadar dar bir zaman dilimine baktığımızda bile farklı jenerasyonlar için genel geçer tek bir doğru kariyer rotasından(ve tavsiyesinden) bahsetmenin mümkün olmadığını görüyoruz. Son 100 yılın ilk üçte birinde sanayi devriminin etkileri ile birlikte mavi yaka olarak veya kas gücü ile çalışmak en doğrusuyken, ikinci üçte birlik dönemde orta derecede eğitim almak ve devlet güvencesiyle memur olarak çalışmak doğrusu olabilir. Bu son 30 yıllık yani son üçte birlik dönem için ise bize verilen çok iyi bir eğitim al ve özel sektörde çalışarak basamakları tırman mesajıydı. Bu mesaj değişti, ancak o dönemin zeitgeist’ı ile konuşan birinden alacağınız kariyer tavsiyeleri onun dönemi için geçerli olsa da sizin döneminiz için doğru olmayabilir. Artık  Nasıl Nitelikli İş Bulunur? gibi konular bile danışmanları olan bir uzmanlık alanı haline geldi.

Üretim teknolojilerinin çeşitlenmesi, paylaşım ekonomisinin güçlenmesi, tüketim biçimlerinin değişmesi ve özellikle C2C (Consumer to Consumer) ekonomisinin artması ile birlikte bugünden geleceğe yönelik kariyer tavsiyelerinde bulunmak çok zor. En azından bunları geçmişe bakarak yapmak mümkün değil.

Doğru kariyer yönlendirmeleri için kişilerin kendi hayatlarından verdiği anektod ve örneklere değil, geleceğe ilişkin ayakları yere basan analizlere bakın.

İşte o en sık duyulan yanlış tavsiyeler…

  1. İş değiştirmeden önce bir şirkette en az 3 yıl çalışmış olmalısın.

Şirkete bağlılığı belirleyenler misyon duygusu, çalışanın kendi gelişimi dahilinde o işten kazandıkları ve edindiği fayda olmalı. Bunun süresi 6 yıl olabileceği gibi 1 yıl da olabilir.

  1. Bir çok şirkete başvurmalı, sana en iyi teklif vereni kabul etmelisin.

Yanyana koyduğunuz iki tekliften az olanı, sizi 3  sene içerisinde aylık çift haneli gelirler kazanacağınız bir standarda çıkarabilir. Daha da tehlikelisi, %20 daha çok kazanacağım diye teklif ettiğiniz işten mutsuz olursanız kariyerinizde gereksiz yere koca bir kaç yıl kaybetmiş olursunuz.

  1. Üniversite sonrası iyi bir iş bulmanın koşulu staj yapmaktır.

Stajlar faydalı, şüphesiz. Özellikle iş dünyasını ve kendi yetkinliklerinizi tanımak konusunda değerliler. Ancak yaz dönemlerini geçirmenin tek yolu staj yapmak değil. Önemli olan tema, kendi yetkinlik ve becerileriniz ile örtüşen işler yapıyor ve üretiyor olmanız.

  1. Zaten 7 yıldır bu iş alanında çalışıyorsun, alan değiştirmen doğru olmaz.

Taş yerinde ağırdır sözünün bir doğruluğu var. 7 yıllık çok iyi finans bilginizle şirketlerin finans departmanları için çok değerli olabilirsiniz. Ancak şirketlerin bu alandaki nitelikli iş gücüne ihtiyacı otomasyon sistemleri ile değişiyorsa ve daha da önemlisi siz bu alanda çalışmak istemiyorsanız, değişiklik yapabilirsiniz. İşin sırrı, tamamen farklı, eski yetkinliklerinizle hiçbir bağlantısı olmayan iş alanlarına sıçrama yapmaya çalışmak yerine, kesişim alanları aramak ve paralel geçişler yaparak istediğiniz yöne doğru ilerlemek. Örneğin; Finans’tan direk Yönetim Danışmanlığı alanında sıfırdan geçiş yapmak yerinde Finans -> Satış Analitiği -> Analitik Modelleme -> Yönetim Danışmanlığı benzer rotalar çizmek gibi…

  1. İşten ayrılırsan kıdemini yakarsın, biraz daha sabret.

Evet şirketten kendi isteğinizle ayrıldığınızda kıdem tazminatınızı alamazsınız; ancak kıdem tazminatı zaten hiç bir zaman çalışanın değildir. Kıdem tazminatı, tek taraflı olarak sözleşmeyi şirketin feshine karşı bir sigortadır. Hem ayrılmamanın alternatifi daha da kötüdür. Size uygun olmadığına karar verdiğiniz, kendinize bir beceri katmadığınız ve size ay başında yatan maaş dışında hiçbir faydası olmadığını düşündüğünüz bir işte boşa geçirdiğiniz her ayın ve yılın bir “fırsat maliyeti” vardır. Yani eğer o işten ayrılmış olsaydınız yapıyor olabileceklerinizi hiçbirini yapmıyor olmanın kaçmış fırsatı.

  1. Çok iyi bir şirkete kapağı atmak için, ne rol olursa kabul etmelisin.

Büyük çok uluslu bir şirkette çalışmanın yarattığı güvence bir illüzyondan ibaret. Konu güvenceden daha çok statü endişesi ile ilgili.  Herkesin gıpta ile baktığı bir şirkette çalıştığınızda sosyal çevreniz ve arkadaş ortamlarınızda daha yüksek bir statü kazanıyor olabilirsiniz. Ancak eğer kazandığınız iş bilgisinin, tecrübenin ve uzmanlığın o şirket dışında bir talebi yoksa, ayrıldığınızda iş bulma şansınız azaltmış değil arttırmış olursunuz. Şirketlerin marka değeri tabi ki önemlidir, ancak vakaların %90’ında kişinin hangi alanda iş bilgisine sahip olduğu birinci, bunu hangi şirkette kazandığı ikinci derecede önemlidir.

  1. Para kazanmak için zaten çalışmaya mecbursun, bu yüzden seveceğin işi aramamalısın.

Kişinin yaptığı işten, kendi kişisel hedeflerine yönelik bir fayda çıkarıyor olması hem mutlu bir hayat hem de iyi bir iş performansı için çok merkezi. Hayır, herkes hayalindeki işi yapamaz. Ancak bu noktada mükemmeliyetçi düşünmemek gerekli. En çok istediğiniz bir numaralı işte çalışmıyor olabilirsiniz ancak bugün yaptığınız iş bir şekilde sizi oraya yakınlaştırmalı. Örneğin iyi bir aşçı olma hayaliniz varsa, bunun zaten mümkün olmadığı düşüncesi ile pazarlama ve temizlik kimyasalaları alanında çalışmak yerine direk veya dolaylı olarak gıda veya restoran sektörü ile temas eden bir iş yapabilirsiniz. Günün sonunda hayale tam olarak ulaşamasanız bile, deneme sürecinin kendisi, anlamsız bir çalışma hayatından çok daha tatmin edici olacaktır.

  1. Tamamen işine odaklanmalı ve mesleğinde en iyisi olmalısın.

Kişinin yüksek hedefler koyması, ve mesleğinde en iyi olmayı hedeflemesi olumsuz bir durum değil. Ancak herkesin tek bir mesleğinin olduğu dönemi tarihsel olarak geride bıraktık. Artık her birey kendi becerilerini paylaşım ekonomisi içerisine dahil edebilir. Örneğin bir yandan mevcut işinizde kurumsal satın alma işlemleri ile uğraşıyorken, “satın almada en iyi olmak” hedefini koymak yerine buradaki hedefleri küçültebilir ve buradan kazanacağınız enerji ile Behance veya DesignCrowd gibi sitelerde freelance olarak kitap kapak tasarımları yapabilir veya seslendirme sanatçısı olarak çalışabilirsiniz.

Özetle, dünün doğruları ile bugünü yaşamaya çalışmak yerine, yarının doğrularını çözümleyip kendi kurallarınızı belirleme şansını kullanın, bunun önü tarihte hiç olmadığı kadar açık.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Ülkelerin En Çok Kullandığı Emojiler Belli Oldu

Bugün Dünya Emoji Günü! Oxford Sözlüğü’nün 2015 yılında yılın kelimesi seçtiği emojiler, özellikle akıllı telefonlarla birlikte hayatımızda vazgeçilmez bir konuma sahip oldular. Shigetaka Kurita tarafından 1990’ların sonunda yaratılan emoji, özellikle son yıllarda artan akıllı telefon kullanımı ile birlikte küresel bir fenomene dönüştü. Bu yıl ise Dünya Emoji Günü’nün dördüncüsünü kutluyoruz. İşte 2018’de bazı ülkelerin en çok kullandığı emojiler:

Bu yıl Türkiye’de en çok kullanılan emoji “😄” olmuş. Ne olursa olsun gülmeyi başaran bir milletiz demek isterdim ama geçen sene biraz sinirliymişiz…

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link