En Yaratıcı Emojili Kampanyalar ?

durex-emoji

Oxford Dictionaries’in bu yıl ilk kez ‘Yılın Kelimesi’ni gerçek bir kelime yerine bir emoji seçmesi, son haftaların vurucu haberlerinden biri oldu ve emojilerin gerçekten önemsenmesi gereken bir iletişim formu olduğuna dair önemli bir mesaj iletti.

yilin-kelimesi

Emojilerin, ‘evrensel bir dil’ ve ‘dünyanın en hızlı yayılan dili’ olduğuna dair yapılan açıklamalar ve millennial kuşağın bu piktograflara olan bağlılığını görmek, haliyle pazarlamacıları ve marka stratejistlerini harekete geçirdi. Sevsek de sevmesek de, göz ardı edilemeyecek bir etki yarattıkları ortada. Peki markalar bunu kendi avantajlarına kullanabilirler mi ve bu şekilde daha çok dikkat çekebilirler mi? Cevap, kesinlikle evet.

Araştırmalara göre, beynimiz görselleri, yazıya göre çok daha hızlı algılıyor ve farkındalık da aynı şekilde hızla uyarılmış oluyor. Yazıya kıyasla 60.000 kat hızla işleyebildiğimiz görselleri, dikkat çekmek istediğimiz yazıların içerisinde kullandığımızda etkisini düşünebiliyor musunuz? Sunumlar, sosyal medya paylaşımları ve hatta email konularını yazarken bile emojileri kullanarak daha hızlı anlaşılır ve dikkat çekici hale getirebiliriz. Üstelik, emojilerin iş emaillarının konularında kullanılması konusunda çekinceler olmasına rağmen, Swiftpage’in araştırması, aynı email başlığının içerisine bir sembol yerleştirildiğinde, mail açılma (+3.29%), tekil tıklanma (+6.28%) ve internette tıklanma (+18.93%) oranlarını artırdığını kanıtlıyor.

Global markalar, emojileri hızla benimseyerek, oldukça şaşırtıcı, yaratıcı ve viral olan reklam kampanyaları yarattı ve bunların çeşitlenerek artacağına hiç şüphe yok. Çok beğenilen ve ilgi çeken emojili kampanya yapan markalar arasında, WWF, Taco Bell, Durex, WaterAid’i saymak mümkün.

WWF – #TheEndangeredEmoji  

WWF Endangered Emoji

http://endangeredemoji.com/

WWF, soyu tükenmekte olan hayvanlara, emojilerini kullanarak dikkat çekmek ve emojileri kullanarak atılan tweetlerle bağış toplanmasını sağlamak için bir kampanya yaparak ciddi bir etkileşim yarattı.

Durex – #CondomEmoji

durex-condom-emoji-600

Durex reklam videosu

Dünya AIDS Günü öncesinde Durex, güvenli seks için#CondomEmoji kampanyası başlattı ve tamamı emojilerden oluşan bir video yayınladı. Kampanyaya destek vermek için hashtag’i kullanarak bu emojinin bir sonraki güncellemelerde eklenmesini istediğinizi gösterebiliyorsunuz.

Taco Bell 

tacobell taco emoji

https://www.tacobell.com/feed/tacoemoji

Ekim ayında telefonlara gelen yazılım güncellemesiyle birlikte 200’ye yakın yeni emoji hayatımıza girdi ve bunlardan biri de, özellike ABD’de büyük sevinç yaratan taco emojisi oldu.

Güncelleme öncesinde, Taco emojisi için sosyal medyadaki büyük talep, TacoBell’in, Change.org üzerinden bir imza kampanyası başlatmasıyla bir ileri seviyeye taşınmıştı. THE TACO EMOJI NEEDS TO HAPPEN sloganıyla 32.802 destekçi toplayarak başarı elde eden kampanya sonrasında, kutlamak için bir web sayfası bile yapıldı.

WaterAid

wateraid poop emoji

http://www.wateraid.org/us/news/news/give-a-shit

Birleşmiş Milletler tarafından tanınan 19 Kasım Dünya Tuvalet Günü’nde, sanitasyonun önemine dikkat çekmek isteyen WaterAid, #GiveAShit etiketiyle, dünyada temiz su ve hijyenik tuvalet koşullarına sahip olmayan 2,3 milyon kişi için bir mobil uygulama çıkararak kampanya yaptı. Uygulamayı indiren kullanıcılar, b*k emojisinin üzerine istedikleri aksesuar ve objeleri kondurarak emojiyi kişiselleştirebiliyorlar. Yaratılan emoji sosyal medyada paylaşılabiliyor ve SMS atarak bağış da yapılabiliyor.

Uygulamayı indirmek için tıklayın.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Girişimci, pazarlamacı, blogger. Seyahate ve yazmaya tutkun bir hayalperest. www.yastigimsekil.com kurucusu.

Bir Cevap Yazın

“Linç Kültürü” Paranoyası

Bazen yaratıcı ekibin motivasyonunu kırdığımı düşünmüyor değilim. Ortaya attıkları her bir yaratıcı fikrin arkasından sorular kaplıyor kafamı. Acaba hedef kitlemiz bizi bu kampanyada nereden eleştirebilir diye… Bir nevi yeni çağın virüsüne kapılıp mesleki bir paranoya sardığı gerçeğiyle karşı karşıya kalıyoruz.

Bir kampanyayı başlatırken müşterimizin üzerinde heyecan yaratacak bir çalışma için yaratıcılığı ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. Zaten bu, doğamızda olan bir durum değil mi?  Hayatımızın rutininin dışında bir şeyle karşılaşmazsak heyecan duyar mıyız ki? İşte markalarda da durum böyle. Müşterimizin iç görüsünü görüp onu markanın rutin işleyişinin dışına çıkaracak, heyecan yaratacak kampanyalar üretmek için tüm çabamız. Heyecan yaratıp önce fark edilir olmak, heyecan yaratıp akılda kalıcı olmak, heyecanını sürekli tutup marka sadakati sağlamak…  Ama marka yöneticileri için bazen farklılaşmak konusunda fazla empati kurma gerekliliği karşımıza çıkıveriyor. Çünkü sosyal medyanın ortaya çıkardığı ve adına “linç kültürü” denilen tüketici davranış modelinin önüne geçebilmek, “hiç risk almayalım kafamız rahat olsun” düşüncesini beraberinde getiriyor.

Ünite İletişim Yönetim Kurulu Başkanı Işıl Arıdağ’ın sözleriyle: “Bu dönem araştırmaya dayalı bir dönem. Toplumun hassasiyetlerine hakim, doğru, sağlıklı iletişim yönteminin elzem olduğu bir dönem. Dönemin dinamiğini dikkate almayan markalar da her an krize gebe.”

Krizi öngörmek en büyük meziyet olsa da onunla başa çıkabilmek ve süreci hasarsız atlatabilmenin de bir ustalık gerektirdiğini düşünüyorum. Kriz yönetimi konusunda markanın kriz oluşana kadar tüketici gözünde çizdiği imaj, itibar ve oluşturduğu güven aslında bir krizden sağlıklı çıkabilmenin tek yolu. Dijital çağda herhangi bir krizin önüne geçebilmek için kontrolsüz şekilde çığ gibi büyüyen linçlemeyi durdurabilecek ve tüketiciyi ikna edebilecek güçlü kalkanlarınız olması gerekli.

Krize yanıt sürecinde, kurumun bu iletişimi yönetme konusunda ne kadar deneyimli olduğu, süreci yönetme konusunda büyük önem taşımaktadır.

Kriz iletişimini yönetmek için bir çok aşamadan söz edilse de belli başlı atlanmaması gerekli aşamaları şu şekilde kaleme almak mümkün:

  • Kontrol altına alma: Başka mecralara, başka platformlara ya da kurumlara sıçramadan ve bir sonraki hamleyi planlamadan önce süreci kontrol altına almak gerekmektedir.
  • Süreç yönetimini gerçekleştirecek stratejinin belirlenmesi, senaryonun oluşturulması.
  • Senaryoda görevleri olan ve olmayan tüm ekibin süreçle ilgili bilgilendirilmesi: Kriz yönetim sürecinin iyi bir iletişim gerektirdiği unutulmadan ekipte bulunan her bir bireyin süreçle ilgili bilgilendirilmesi ve açık iletişimin kurulması beklenmektedir.
  • İletişimi yönetirken fedakarlık miktarının belirlenmesi hassasiyeti: Bunların yanında, müşterilerin mağduriyeti ya da memnuniyetsizliğinden  doğacak soruna önlem olarak yapılacaklar  ve söylenecekler konusunda fedakarlık düzeyinin iyi analiz edilmesi gerekmektedir. Kurumun zarar boyutu, oluşabilecek zarar riski ve kurum itibarı konularının atlanmaması gerekmektedir.
  • Açık iletişim ve şeffaflık: Tüketiciniz eğer size  güveniyorsa bu süreci atlatmanız yine onun güvenini kazanmakla mümkün olabilir. Unutulmamalıdır ki, tüketiciniz her ne kadar linç kültürüne kapılma konusuna açık olsa da gerçek ve doğru bilgiyi ayırt edebilecek kadar zeki. Yeter ki siz ona şeffaf davranabilecek güçte olun.
  • Ve pek tabii, her kriz sonrası itibar ve finansal kaynaklar açısından zararın boyutunun tespiti ve değerlendirme.

Yukarıda belirttiğim süreçlerin sonunda INBREC Yönetim Kurulu Üyesi Salim Kadıbeşegil’in ifadesiyle: “Mesele, toplum karşısında kimin inandırıcı olacağıdır.”

İyi bir kriz iletişimi yönetimi ise; öngörü, içgörü, linç kültürü paranoyasına sahip ama yaratıcılığı öldürmeyen, konu-gündem ve kriz yönetimi eğitimini almış kurumsal iletişim uzmanlarını ekiplerde barındırmak ve bunun bir gereklilik olduğunu bilen marka sahiplerinin olmasıyla mümkün.

(Kriz iletişimi yönetimi konusunda, MediaCat’in Mayıs 2017 sayısının “Neler Oluyor Bize?” başlıklı bölümünden çeşitli görüşleri takip edebilirsiniz.)

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Instagram’da Ödeme Sistemi Test Ediliyor

Instagram kullanıcıları yakında sosyal ağ üzerinden restoran rezervasyonları yapabilecek ve sinema bileti satın alabilecek. Instagram halihazırda ABD ve İngiltere’deki başı şirketlere platform üzerinden ödeme kabul etme şansı tanımaya başladı. Instagram ödeme sistemi, Facebook Payments sistemi üzerinden çalışacak.

Dünyanın en popüler sosyal ağlarından Instagram, test etmeye başladığı ödeme desteğiyle e-ticaret alanının iddialı oyunlarından olmak istiyor.

TechCrunch’ın haberine göre, Instagram halihazırda ABD ve İngiltere’deki başı şirketlere platform üzerinden ödeme kabul etme şansı tanımaya başladı.

Instagram bir süredir markalara fotoğrafladıkları ürünlerine fiyat bilgisi ve ürün sayfasına giden bağlantılar ekleme şansı tanıyordu. Ürünü satın almak isteyen kullanıcılar, ürün sayfasına giderek alışverişlerini orada tamamlayabiliyordu. Bugün ortaya çıkan özellik ise bu ürünlerin Instagram platformundan çıkmaya gerek kalmadan satın alınabilmesini sağlayacak.

Facebook Payments sistemi üzerinden çalışacağı belirtilen Instagram ödemelerinin ne zaman tamamen kullanıma sunulacağı hakkında herhangi bir açıklama yapılmadı.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link