Efektif Bilgiye Ulaşmak ve SosyOkur.com

.

Geçen yaz ‘Takip edilmesi gereken 10 Türk Sosyal Medya ve Pazarlama bloğu‘ yazımı yazdıktan sonra çok olumlu geribildirimler aldım. Bu geribildirimlerle birlikte insanların blogları efektif olarak takip edemediğini, birçok insanın değerli yazı/yazarları bulmak veya kendileri için uygun içeriği seçmek için zaman kaybı yaşadığını gördüm.

O yazım sosyal medyada çok fazla etkileşim aldı.   Tek bir yazının bu kadar etkileşim almasını sağlayan şey insanlara ulaştırdığı bilgiydi. O an serve edilen içeriğin kaliteli olması gerektiğini anladım. Aslında biliyordum ama bu durum kanıtlanmış oldu. Bu konudaki asıl gerçek şuydu: İnsanlar sadece kendilerinin bilgi açlığını gideren yazıları paylaşıyorlar.

2010 yılı sonunda Pazarlamasyon hayata geçtiğinde insanların takip ettikleri kaynak sayısı parmakla sayılıyordu. Ancak bugüne geldiğimizde özellikle sosyal medya alanında hayata geçen blogların sayısı bir hayli çoğaldı ve kaliteli içeriği takip edebilmek biraz daha zorlaştı. ‘İnsanlar sadece kendilerinin bilgi açlığını gideren yazıları paylaşıyorlar.‘ cümlesi de gözümde daha çok rağbet gördü. Tam da bu noktada bugün bir girişimle karşılaştım: SosyOkur.com

SosyOkur, çok yeni bir girişim. Başarıyı yakalayıp yakalamayacağı bilinmez ama yukarıda anlattığım, insanların bloglarda okudukları haberleri Facebook, Twitter, Google Plus, Linkedin gibi ağlardaki paylaşım yoğunluğuna göre listeleyen ve en çok paylaşılan haberleri bulmamızı sağlayan, bir bakıma zamanı efektif kullanmamızı sağlayan bir platform.

Sitenin üst kısmında verilen yazı ise olayı özetler nitelikte: ”SosyOkur, sosyal yazıları listeler, kimin yazısının hangi mecrada, ne kadar paylaşıldığını gösterir. Hayat yoğunluğu arasında çok okunan yazıları kaçırmamanızı sağlar.”

Şimdilik birkaç sitenin listelendiği  girişimin, bu alandaki boşluğu doldurması açısından çok önemli olduğunu ve  eklenecek olan diğer bloglar ile popüleritesini arttıracağını düşünüyorum.

Pazarlama alanında Türkiye'nin en çok okunan blogu : Pazarlamasyon'un kurucusu.

Bir Cevap Yazın

Geçmişten Feyz Alarak Gelecekteki Müşteri Deneyimini Tasarlamak

“İleriye bakarak noktaları birleştiremezsiniz; bunu sadece geriye bakarak yapabilirsiniz. Bu yüzden noktaların gelecekte bir şekilde birleşeceğine güvenmelisiniz. İster kader deyin, ister karma – Bir şeye güvenmelisiniz. Bu yaklaşım beni hiçbir zaman yarı yolda bırakmadı. Hayatımın değişmesi buna bağlıydı.” Steve Jobs

Steve Jobs’un da dediği gibi, doğru ve kalıcı bir müşteri deneyimi yaratmak istiyorsanız çoğu zaman geçmişe bakmak zorundasınız. İnsanoğlu varolmaya başladığı günden beri, kendini en konforlu, faydalı, korunaklı ve iyi hissettirecek alanlar yaratmak ve keşifler yapmak zorunda kaldı. Aksi durumda evrenin bu uçsuz bucaksız devasa keşmekeşi içinde, insan kadar zayıf (bedenen) bir canlının hayatta kalabilmesi mümkün olabilir miydi? Yaşamı keşfederken bertaraf etmeye çalıştığımız sorunlarımız bir yana, aslında aldığımız farklı hazlar bizi hep bir sonraki keşfe zorladı. Bugün geldiğimiz noktada ise tüketiciler eğer bir şeylere erişmek ve onu elde etmek istiyorsa, mesafelerin, paranın, bazen de tüm koşullarının ne kadar zor olduğunun pek de önemi kalmıyor. Çünkü insandaki o bitmek bilmeyen merak duygusu, o deneyimi mutlaka bir gün en azından bir defa yaşaması gerektiğini tetikliyor.

Şimdi biraz geçmişe dönelim ve tüketici deneyimlerinin nereden nereye geldiğine bakalım. Çevirmeli kocaman telefonların evlerimize ilk girdiği ve evin en nadide köşesinde beyaz dantelalı örtüsü ile yer aldığı yılları hatırlayanlar, evde anne-baba yokken gereksiz telefon kullanımının önüne geçmek için çevirmeli tuşlara takılan metalden kilitleri de hatırlarlar. Kesin çözüm olduğuna inanılan o yıllardaki bu keşif, bugün mobil telefonlarda “tuş kilidi” olarak kullanılmaya başlandı. Araç telefonları ile başlayan erişilebilirlik  merakı had safhaya gelince kocaman Motorola telefonlar cep telefonu diye satışa sunuldu. Ancak bu çok büyük ve ağır telefonların tüketici açısından kullanımı oldukça rahatsız ve konforsunuz olduğundan kısa zaman içinde kibrit kutusundan neredeyse biraz büyük telefonlar tasarlandı. Müzik o zaman da, şimdi de ruhun gıdası. Kaset-çalarla başlayan akım Walkman ile devam etti. O yıllarda özellikle gençler tarafından tercih edilen, keyifli ve lüx bir akım olan walkman, tüketicinin konforu düşünüldüğünde ağır ve kaba idi. CD teknolojisi başlayınca CD çalarlar (Discman) walkman’lerin yerine geçti ve kısa zamanda da ipod’larla dünyanın müziği ceplerimize girdi. Video kaset çalar devri kocaman kaset betamax’larla başladı. Küçük VHS lerle devam etti. Hatta öyle ki sadece bu kasetleri almak yetmiyordu, yanında da kaseti saran aletler vardı herkesin evinde. CD teknolojisi bu dünyaya da el attı ve DVD – VCD player’lar hala bazılarımızın evlerinde varolmaya devam ediyor.

Tüketici, televizyonlardaki tek kanal devrini bitireli yıllar oldu. Artık evlerimizde yüzlerce kanal var ve aslına bakarsanız sadece 10 veya 20 tanesi yoğun kullanılıyor. Ama olsun, evimizde bulunsun belki bir gün lazım olur diyoruz.

Tüplü televizyonlar yerini plazmalara ve daha sonra LED ve Smart televizyonlara bıraktı. Hatta o zamanın tüplü televizyonları ani elektrik akımından zarar görmesin diye regülatörler vardı. Çatı antenleri yerini çanak antenlere ve hatta internet altyapılı vericilere bıraktı. Artık televizyonlar sadece kendilerinden beklenen hizmeti vermiyor, aynı zamanda bir bilgisayarda ne yapıyorsanız onu da yapmanızı sağlıyor. Cep telefonlarımıza sadece telefon demek sanırım haksızlık olur.

Tüm bu saydıklarım cok değil 15-20 yılda oldu. Her şeyi ne kadar hızlı tüketiyoruz. Aslında ürün değildi istediğimiz, farklı deneyimlerdi. Sadece ürün olsaydı walkman müzik dinleme işini yapıyordu. Ipod’a ne gerek vardı. Veya tüplü tv’de de toplamda 10 – 15 kanal zaten izlerdik. Ama insanın özündeki o konformist yapı merakı tetikliyor, o da farklı deneyimlere kapı açıyor. Neden aynı uçağın business koltuğunda oturmak için can atıyoruz? En azından bir kere bile olsa denemek istiyoruz. Oysa diğer koltuklara göre çoğu zaman 2 veya 3 katı pahalı. Ama burada o deneyimi yaşamak paranın değerinden daha önemli. Walkman’den CD çalardan kat kat pahalı olan Ipod piyasaya sürülürken Steve Jobs asla fiyata takılmadı. Satılsın diye ucuz bir değer biçmedi. Çünkü o, ürünün (Ipod) değil, deneyimin satılacağına inanıyordu. İnsanlara bir ürün veya hizmet satmak istiyorsanız fayda ve deneyimi ön plana çıkarmak zorundasınız. Müşterileriniz bu deneyimi yaşamak için can atmalılar. Teknolojinin bu kadar hızla hayatımıza girdiği bu yüzyılda şu an belki de hayal bile edemediğimiz deneyimler tasarlanıyordur bizim için. Şu anda bu yazıyı okurken de hayal ettiğiniz bir deneyim mutlaka bir gün gerçek olacaktır.

Çünkü unutmayın Pablo Picasso’nun da dediği gibi “Hayal Edebildiğin Her Şey Gerçektir”

Sevgiyle kalın.

Volvo: Uçan Arabalar İki Yıl İçinde Piyasada Olacak

Volvo’nun ana şirketinin ABD menşeli bir teknoloji start-up’ını satın almasıyla uçan arabaların önümüzdeki iki yıl içinde piyasaya çıkabileceği duyuruldu.

Uçan arabaların önümüzdeki iki yıl içinde piyasaya çıkabileceği bildirildi.

Teknoloji start-up’ı Terrafugia’dan yapılan açıklamada, satın alma sonrasında gelecek finansman sonrasında Transition adlı, hem karada hem havada seyahat edebilen, hibrit aracın piyasa çıkışının hızlandırılacağı bildirildi.

İki kişilik bir kabine sahip olan araç, bir dakikadan kısa bir sürede açılabilen, katlanabilir kanatlarıyla ilk uçuşunu 2009 yılında gerçekleştirdi.

Yaklaşık 280 bin dolar değerinde olan Transition, üç kilometre yüksekliğe çıkabiliyor ve saatte 160 kilometre hızla 640 kilometre yol alabiliyor.

Terrafugia, büyük bir şirketin yatırım yapması amacıyla, geçtiğimiz aylarda mühendis sayısını üç katına çıkararak çalışmaları hızlandırmıştı.

Çinli otomotiv devi Geely tarafından tamamen satın alınan şirkete yapılan ödeme hakkında ise bilgi verilmedi.

Geely Genel Başkanı Li Shufu, “Bu son derece heyecan verici bir sektör ve biz Terrafugia’nın bildiğimiz anlamdaki ulaşım alışkanlıklarını kökten değiştireceğine inanıyoruz” dedi.

Terrafugia’ya yaptıkları yatırımın ortak vizyonlarının bir yansıması olduğunu söyleyen Shufu, “Terrafugia’yı, uluslararası operasyon ağımız ve yenilik konusundaki geçmişimizle tamamen destekleyerek, uçan arabalar üreteceğiz” dedi.

Terrafugia CEO’su Chris Jaran ise, “Terrafugia, henüz çok yeni olan ama son derece heyecan veren bir sektörde öncü olma fırsatını sunuyor” dedi.

Şirkete ABD Ulusal Havacılık İdaresi’nden, genellikle uçan araçlara verilen, özel bir muafiyet belgesi verildi.

Transition sahipleri, 20 saatlik bir eğitim sonrasında alabilecekleri sportif pilotluk sertifikası ile yasal olarak uçabilecekler.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Black Friday Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link

BLACK FRIDAY

Marketing Meetup'ta Bugün Tüm Biletler 42,90 €
BU ETKİNLİKTE OLMALIYIM
Kalan Kontenjan: 22
close-link
€42,90 Bugün Marketing Meetup'ta Tüm Biletler İndirimli
Black Friday