Dijital Pazarlamanın Önemli Oyuncuları: Bloggerların Gücü Adına!

Dijital pazarlama denildiği zaman, global sistemde ilk akla gelen, Türkiye’de ise son yıllarda oluşmaya başlayan bir grup var; Bloggerlar! Özellikle son 2 – 3 yıldır kıymetini anlamaya başladığımız bu yazar grubunun markamız için ne kadar hayati önem taşıdığını hala bilmiyorsanız, bu notlar işinize yarayabilir.

Öncelikle bilmemiz gereken, bloggerların “Diz üstü edebiyat” furyasını başlatmadan 5 hatta 10 yıllık blog geçmişlerinin olduğu. Bu sayede de hazırladıkları kitapların en çok satanlar listesine girmesini garipsememek gerekiyor. Biz sosyal medyada 50 – 100 like almak için “en iyi fotoğrafı, espriyi, laf oyununu” paylaşırken, onların tek bir “Günaydın” mesajının binlerce tık alması da size durumun gerçeğini kanıtlayabilir. “Bir kitap yazdı, ünlü oldu.” diyecek olursanız, aman derim! Zira onların şimdilerde tadını çıkarmaya başladığı kalemin, uzun zamanlık bir geçmişi ve oluşum süreci var.

Genel itibariyle bloggerların marka işbirliği ikiye ayrılıyor. Birinci grup; baskılı kitabı olan, minimum 200.000 takipçili ve artık ün kazanmaya başlayan bloggerlar. Haliyle bu kategorideki bloggerlar ile çalışmak da belirli bir bütçeyi beraberinde gerektiriyor. Özellikle Twitter’da var oldukları hesaba katılırsa, hedef kitlenize uygun kanalınızın Twitter olması halinde, atılan tek bir tweetin, sitenizin trafiğini ne derece artıracağına kendiniz de şahit olabilirsiniz. Burada dikkat etmeniz gereken en önemli durum, trafik alacak olan websitenin kaliteli, anlaşılır ve beklentileri karşılar şekilde olmasıdır. Aksi durumda yakalanan ilk trafik size olumsuz tepki olarak döner ve “parasıyla rezil olmak” tam olarak da bunu ifade eder.

İkinci grup ise butik bloggerlar olarak tanımladığımız, maksimum 20.000 takipçiye hitap eden kitledir. En az 30 bloggerın katılımıyla düzenledikleri etkinliklere markaları da davet ederek güçlü bir reklam imkanı yaratıyorlar.  Aslında ben bu gruptaki bloggerları, ağızdan ağıza reklamın öncüleri olarak tanımlıyorum. Diğer gruptan farklı olarak en önemlisi, tek bir tweet üzerine değil uzun bir post ile takipçilerinin karşısına çıkıyorlar. Bu da markanızla Google arasındaki güçlü bağlantıyı pekiştirmenin en keyifli yolu oluyor. Düzenlenecek olan etkinlikte ürün/mekan/catering sponsorluğu yaparak, hem kendinize müdavim kadrosu yaratmış, hem de şirket/marka bilinirliğini yüksek oranda artırmış oluyorsunuz. Tabii ki yine en önemli nokta “kaliteli” olmakta. Çünkü, bloggerların kendi içlerine sinmeyen bir ürünü ya da markayı asla ve asla takipçilerine de önermeyeceğini bilmek gerekiyor.

Durumlar bu olunca, devreye yine 4P ya da son güncellenmiş haliyle SAVE kuramı giriyor.

  • Markanızın tanıtımı için “parası neyse verelim” ya da “bu işlere para harcayamam, bedavaya halledelim” derseniz, ancak markanızla baş başa kalmanın tadına varırsınız. Çünkü her zaman dediğimiz gibi, müşteri grubunuz neredeyse ve ne görmek istiyorsa onu sunmalısınız.
  • “Bu bloggerın 500.000 takipçisi var, kitabı da çıkmış, bu olsun o zaman” diyerek ve markanızla olan geçmişini hiç araştırmadan bir bloggera teklif götürmeniz halinde, günün alay konulu TT si olmanız kaçınılmazdır. İyice bir araştırmak gerekiyor, belki de zamanında hiç de hoş olmayan bir yazısı vardır sizinle ilgili, kim bilir.
  • Aynı şekilde, çalışmak istediğiniz bloggerın, marka yapınıza ve hedef kitlenize uygunluğunu da göz önünde bulundurmanız gerekiyor. Örneğin; hayvan hakları konusundaki hassasiyetini her fırsatta yineleyen Pucca’ya, bir kürk markası adına gidip, işbirliği talep ederseniz, muhtemelen sosyal medyaya son girişiniz olacaktır.
  • Butik bloggerlar ile çalışırken de dahil olduğunuz etkinliğe ne kadar uygun olduğunuz çok önemli. Zira bir anne-bebek etkinliğine prezervatif markası adına katılmanız pek de uygun olmayacaktır.

Sonuç olarak; ister yeni tanınan bir marka olun, isterseniz de hali hazırda pazar payını sabitlemiş bir marka, bilinirlik yaratmaktan vazgeçtiğiniz an, markanızın ebediyete uğurlanması da kaçınılmazdır.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

İstemeyerek okuduğum İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi'nden mezun olup asla yapmam dediğim "pazarlamacı" kimliğim ile karşınızdayım. Özellikle de dijital pazarlamaya bayılır, WOMM 'un gücüne inanır, yeni stratejiler peşinde koşarım.

Bir Cevap Yazın

Hamdi Ulukaya Türkiye’nin Dört Bir Yanından Girişimcilerle Amerika’da Buluştu

Hamdi Ulukaya Girişimi ikinci dönem katılımcıları, İstanbul’daki oryantasyon toplantısının ardından Amerika Birleşik Devletleri’nin yolunu tuttu. New York’taki eğitim programı çerçevesinde ilk gün Chobani’nin kurucusu Hamdi Ulukaya ile buluşan girişimci adayı ve startuplar, mentorlarıyla bir araya gelecek, profesyonel gelişim seminerlerinin yanı sıra günlük kültürel ve sanatsal etkinliklere de katılacak. Eğitim programı tam 3 hafta sürecek.

Türkiye’de hayallerini gerçekleştirmek isteyen girişimci adayları ve dünyaya açılmak isteyen startuplara destek veren Hamdi Ulukaya Girişimi’nin ikinci dönem katılımcıları için Amerika macerası başladı. Başarılı girişimci Hamdi Ulukaya’nın 2017 yılında 5 milyon dolar yatırımla kurduğu HUG’ın ikinci dönemi için; 17 jüri üyesinin, 2 bin 126 startup, 7 bin 489 girişimci adayı başvurusu arasından 3 ay süren değerlendirme sonucu belirlediği 18 girişimci adayı ve 6 startup’ın Amerika Eğitim Programı başladı.  

 Hamdi Ulukaya ile buluştular 

Eğitimin ilk gününde Chobani kurucusu Hamdi Ulukaya’yla Chobani Genel Merkezi’nde buluşan adaylar, başarılı iş adamının girişimcilik serüvenini ve Chobani’nin kuruluş hikayesini kendi ağzından dinleme şansı buldu. Amacının kendi deneyimlerini paylaşmak olduğunu söyleyen Ulukaya, girişimci adayı ve startuplarla buluştuğu toplantıda, “HUG, girişimcilik serüvenimde yaptığım en heyecan verici işlerden biri. Birinci sene gelen arkadaşlarımız doğru bir şey yaptığımızı gösterdi, bu sene inanıyorum ki daha da güzel şeyler olacak. Ben Amerika’ya geldiğimde neyi nasıl yapacağımı bilmiyordum, iki senemi buraya alışmak için harcadım. Siz bu kaybı yaşamayın diye HUG’ı kurduk” dedi. Herkesin girişimcilik serüveninin farklı olduğunu söyleyen Ulukaya, “İşin özünde, risk almak, kendi öz sesini dinlemek, çok çalışmak, mükemmeliyetçi olmak ve kendine güvenmek var” diyerek konuşmasına devam etti.  

Ulukaya: Nereden geldiğinizi unutmayın 

Girişimcilere başarılı olmak için hiçbir eksikleri olmadığını söyleyen Hamdi Ulukaya, “Nereden geldiğinizi unutmayın, siz zaten yetiştiğiniz topraklarda edindiğiniz birikimi yanınızda getiriyorsunuz. Her birimizin geldiği o kültür bir hazine, onu bir yere koyun. Üzerine daha neler koyabilirsiniz, neler öğrenebilirsiniz düşünün ve en önemlisi çok çalışın” dedi.  

Herkese eşit hayal kurma hakkı 

Özel olarak geliştirdiği algoritma ile dil, coğrafya, eğitim düzeyi gibi kriterlerden bağımsız olarak herkese eşit hayal kurma hakkı tanıyan HUG’ın New York programı kapsamında startup kurucuları, şirketlerini geliştirmek ve Amerikan pazarına hazırlamak üzerine Chobani’nin üst düzey yöneticilerinden ve uzman mentorlardan destek alacak. Girişimci adayları ise New York Üniversitesi’nde katılacakları eğitim ve kendilerine atanan mentorlar ile birebir görüşmeleri sayesinde projelerini ilerletme imkânı bulacak. Google, Kickstarter, Grand Central Tech gibi şirketleri de ziyaret edecek katılımcılar Chobani’nin New York’un kuzeyinde yer alan üretim tesisini de ziyaret ederek, şirketin kuruluş hikayesi ve ilk günden bugüne kadarki büyüme süreciyle ilgili bilgi alacak. 

Tekirdağ’dan Van’a Türkiye’nin dört bir yanından Startup ve Girişimciler New York’ta buluştu  

3D3 Teknoloji: Eğitim 4.0 konseptine yönelik 3 boyutlu yazıcı başta olmak üzere çeşitli teknoloji çözümleri üreten 3D3 Teknoloji, faaliyetlerini ODTÜ Teknokent’te yürütüyor. ODTÜ mühendislik mezunu Tolga ve Berk Giray kardeşlerin kurucusu olduğu 3D3 Teknoloji, STEM eğitim sistemi ve MAKER Atölyeleri için 3 boyutlu yazıcılar ve robotikler tasarlıyor. www.3d3teknoloji.com  

Biolive: Hem petrol kaynaklarını tüketen hem de dünyada 450 yıl süreyle kalan plastik, insan sağlığına ve çevreye zarar veriyor. Biyoplastik ise yüksek maliyeti sebebiyle tercih edilmiyor. Biolive ise Türkiye’de 350 bin ile 500 bin ton arasında atık olarak çıkan zeytin çekirdeklerinden biyoplastik üretiyor. Biolive; Duygu Yılmaz, Ahmet Fatih Ayaş ve Mehmet Emin Öz tarafından kuruldu. www.biolivearge.com  

ÇitçidenEve: ÇiftçidenEve tarım üreticileri ile tüketicileri bir araya getiriyor. Uğur Mursaloğlu ve Emre Aksoy’un kurucu ortakları olduğu ÇiftçidenEve, tüketicilerin doğal ve sağlıklı ürünlere daha makul fiyatlar ile ulaşmasını sağlarken, çiftçilerin ise hak ettikleri değeri kazanmalarını sağlamayı amaçlıyor. ÇiftçidenEve, 100’den fazla üreticiyi 3 binin üzerinde üyeyle buluşturuyor. www.ciftcideneve.com 

MIPS: Yazılım tabanlı tıbbi cihaz üretimi yapan bir firma olan MIPS Medical, laboratuvar çözümlerinin evde ve rahat yapılmasını sağlıyor. Akıllı telefonlarla entegre şekilde çalışan ‘Ev Tipi Sperm Test Cihazı’ projesi ile erkekler sperm kalitelerini rahat ve konforlu bir şekilde öğrenebiliyor. Şule Başaran ile Aybeniz Kaynar kurucu ortaklık görevini yaparken, Oğuz Ekmekçioğlu da Danışman Doktor olarak projede yer alıyor. www.evdespermtesti.comwww.mipsmedical.com 

Lazika: Türk çayı ve çay bazlı ürünleri üretip, dünyaya pazarlama amacıyla yola çıkan Lazika, Yunus Emre Erçin ve Önder Saraloğlu tarafından kuruldu. Tüm ambalajları sürdürülebilir prensiplere göre tasarlanan Lazika’nın, bez ambalajları Rize’de ev kadınları tarafından dikiliyor. Çayların yanı sıra çay bazlı kozmetik ürünlerin yıl sonunda satışa sunulması planlanıyor. www.lazika.com.tr 

Yalçın Enerji: Dünyanın ilk ve tek gerçek perde görünümündeki güneş paneli, ‘güneş perdesi’ ismiyle üretiliyor. 2 m x 2 m boyutundaki bir perde, dört kişilik bir ailenin yıllık elektrik ihtiyacının üçte birini karşılıyor. Türkiye’de TÜBİTAK da dahil olmak üzere üç ödüle layık görülen ‘Güneş perdesi’, ‘Solar Curtain’ markasıyla yurt içinde ve yurt dışında satışlarını ve kurulumlarını sürdürüyor. www.yalcinenerji.com 

Girişimci Adayları: Ahmet Burak Bilir, Çağla Gezgen, Cihan Buğdaycı, Ebu Bekir Asker, Ece Turgut, Elif Kevser Seçkin, Emirhan Uzun, Ergin Eryetgin, Feridun Bişar, Fırat Baban, Gizem Solmaz, Hilal Açıcı, Hilay Yalçın, Mustafa Bilgin, Nazlı Zeynep Öz, Onur Tireng, Öznur Yıldırım, Taha Yasin Şapçıoğlu. 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Cannes Lions’dan Türkiye’ye 1 Altın 2 Bronz Aslan

4129Grey, Print & Publishing kategorisinde Uluslararası Af Örgütü (Amnesty) için yaptığı The Insiders projesiyle Cannes Lions Uluslararası Yaratıcılık Festivali’nden Altın Aslan ödülünü kaptı. The Insiders (İçeriden), Twitter’ın “Tweet to Unlock” özelliğinden faydalanıyor ve bunu Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde dikkat çeken bir kampanyaya dönüştürüyor.

Festivalin ikinci gününde Altın Aslan ile ödüllendirilen 4129Grey imzalı The Insiders üçüncü günde ise hem Direct hem de PR kategorilerinde kısa listeye kalma başarısı gösterdi.

4129Grey’in Altın Aslan’ı haricinde Türkiye’den katılan iki proje daha festivalde Bronz Aslan aldı.

Massive Shelf, Tape Measure, Chrome Hanger

Ajans: Medina Turgul DDB
Reklamveren: Koçtaş
Kategori: Outdoor
Ödül: Bronz Aslan

Fear & Fantasy Festival

Ajans: TBWA\ISTANBUL /Kino İstanbul
Reklamveren: Fear & Fantasy İstanbul
Kategori: Design
Ödül: Bronz Aslan

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link