Cannes Lions’da Öne Çıkanlar 0

Dünyada reklamda yaratıcılık alanında en önemli festival olarak kabul edilen Cannes Lions 15-21 Haziran 2013 tarihleri arasında Fransa’nın Cannes şehrinde 60. kez gerçekleşti. Bu yıl ortak kanı şöyle; reklamcılık kabuk değiştiriyor, yaratıcılık sosyal gerçeklerden beslenmeye başladı.

Bu yıl ödül kazanan işleri incelediğimizde özellikle harekete geçirme gücü barındıran fikirler ve tüketicilere sosyal anlamda destek sunan fikirler daha fazla ödüllendirildi. Sosyal reklamcılık bu festivalde öne çıktı. Insight önemini defalarca kanıtladı. Bence bundan sonra reklamcılıkta en önemli mücadele doğru içgörüyü bulmak üzerine olacaktır. Çünkü ancak doğru içgörü ile yola çıkıldığında reklam gece geçen gemi olmaktan kurtuluyor. “Heh işte ben”, “Beni anlatıyor”, “Benzer durumu ben de yaşamıştım”, “Hımm demek ki bu marka beni tanıyor, anlıyor” dedirtecek fikirler bulmak çok önemli.

Örneğin Coca Cola 2011’deki “Reasons to Believe” adlı global kampanyasının planlama çalışmalarında dünyada birçok ülkede mega trendlere ulaşabilmek amacıyla araştırma çalışmaları yaptı. Bu çalışmaların sonucunda insanların sosyal korkular yaşadıklarını ve etraflarında cereyan eden olumsuzluklar nedeniyle iyiliğe karşı inançlarını yitirdikleri fark ediliyor. Buradan yola çıkarak Reasons to Believe adlı çok başarılı bir global kampanya ortaya çıkıyor.

Ödüllendirilen işlerin çoğunda gerçekten insanlara dokunan bir damar bulunmuş. Sadece yaratıcı değil aynı zamanda etkililiği de son derece yüksek olan işler başarılı oldu. Bu anlamda Latin Amerika ülkelerinin Anglo Sakson ülkelerden çok daha başarılı olduğu görülüyor. Ben bunu şuna bağlıyorum. Latin ülkelerde sosyal ilişkiler çok daha kuvvetli kıta Avrupa’sına göre. Tıpkı Akdeniz ülkeleri gibi. Bu ülkelerdeki reklamcılık güçlü sosyal yaşamdan beslenildiği sürece çok daha başarılı olacaktır. Aynı durum bizim için de geçerli. Yaşadığımız topraklardaki samimiyeti, evrensel geçerliliği olan hikayelerimizi, bize özgü mizahımızı reklamlarımıza tam anlamıyla yansıttığımız zaman, işte o zaman gerçekten yaratıcı ve evrensel anlamda beğeni toplayan işler ortaya çıkarabileceğiz. Bakınız; Gezi Parkı ve gençlerin yaratıcılık devrimi…

Dikkatimi çeken işleri sıralıyorum arka arkaya. İlk olarak Dove’un yaptığı bir iş var. Son yıllarda ısrarla doğal güzellik, önemli olan iç güzelliktir düşüncelerini benimseyen ve tüketicisine yansıtmaya çalışan marka yine aynı paralellikte bir iş çıkarmış.

http://www.youtube.com/watch?v=XpaOjMXyJGk

Çıkış noktası “Kadınların kendilerini olduklarından daha çirkin hissetmeleri” olan bu iş büyük başarı topladı.

Sırada “Dump Vays To Die” adlı bir kampanya var. Metroda dikkatsizlik yüzünden raya düşen insanları uyarmak için bir şarkı etrafında yürütülen eğlenceli bir kampanya. Direct Lions, PR Lions, İntegrated kategorilerinde Grand Prix ödülü aldı bu kampanya.

http://www.youtube.com/watch?v=IJNR2EpS0jw

Sırada İntel ve Toshiba’nın işlemcilerini anlatmak için seçtiği çok yaratıcı bir iş var. Beauty İnside adlı çalışmada önemli olan iç güzellik düşüncesinden yola çıkılmış. Her gün farklı bir kişi olarak uyanan bir gencin sevdiği kıza iç güzelliğini anlatma çabasının bölümler halinde anlatıldığı başarılı bir çalışma. Markanın söylemiyle harika şekilde uyum sağlıyor. Bu iş de Brand Content&Entertainment Lions Grand Prix aldı.

http://www.youtube.com/watch?v=eCBavuriUjU

Nivea Brezilya’da sahillerde cep telefonlarında şarj problemi yaşayanlara dostça bir yardımda bulunmuş. Bir derginin arka kapağına güneş enerjisiyle cep telefonunu şarj edebileceğini bir düzenek yerleştirmiş. Ben seni sadece güneşten korumuyorum, aynı zamanda sahilde eğlencen kesintiye uğramasın  ve rahat rahat güneşlen diye yanındayım.” diye sesleniyor. Media Lions kategorisinde gümüş aslan aldı.

http://www.youtube.com/watch?v=UYy1GmJgFXA

IBM Smart Ideas for Smart Cities adı altında bir çok şehirde, şehirdeki yaşamı kolaylaştıracak küçük akıllı fikirler ortaya koymuş. Bildiğiniz gibi IBM PC işini bıraktı, o işi Lenovo’ya devretti. Şu anda şehirler için akıllı sistemler yaratma çabasında. Bu iş de bu misyonu ortaya gayet net ortaya koyuyor. Outdoor kategorisinde altın aslanı hak etmişler. Outdoor reklamcılığı açısından ilham veren bir çalışma.

http://www.youtube.com/watch?v=QKvgw9TJoCk

THE UNIVERSITY OF ENGINEERING AND TECHNOLOGY (UTEC) üniversite seçimlerinde öğrencileri etkilemek ve yetkinliklerini anlatmak amacıyla Peru’daki su sorunun yola çıkarak yağmur suyunu kullanılabilir düzeye getiren bir outdoor inşa etmişler. Böylece hem içinde bulundukları topluma yararlı bir iş yapılmış oldu hem de kendi ürünlerini yani mühendislik öğretilerine somut şekilde hedef kitlenin temas etmesini sağladı. Direct Lions’da bronz aslan aldılar.  

http://www.youtube.com/watch?v=35yeVwigQcc

Tunus birkaç yıldır siyasi olarak karışıklık yaşıyor. Statlarda maç izlemek çoğu zaman yasak. C. S. HAMMAM-LIF takımının taraftarları takımlarını desteklemek için teknoloji kullandı. Akıllı telefonlar yardımıyla bulundukları yerden takımlarını desteklediler. Mobile Lions kategorisinde gümüş aslan ile ödüllendirildi.

http://www.youtube.com/watch?v=7I19UQP-26Q

Bu arada Coca Cola ise festivalde yılın reklam vereni seçildi. Bence fazlasıyla hak ettiler bu ödülü. Festival Katılımcılarına özel bir şişe tasarlayarak onlar da gerekli teşekkürü  etmiş oldular.

coca-large2

Daha bir çok başarılı çalışma var tabi ki. Ben aralarından birkaçına yer verdim bu yazımda. Daha fazlası için http://www.canneslions.com/ adresinden çalışmaları inceleyebilirsiniz. Bütün bu güzel fikirlerin ortak noktaları sosyal bir olguya dokunmaları, doğru bir insight yakalamaları ve cesaretle uygulanmış olmalarıdır. Bu yaratıcılığı sergileyecek reklamcıların olması kadar onları uygulayacak reklam verenlerin de olması son derece önemli. Bu açıdan ödül alan hem ajansları hem de cesaretleri için markaları tebrik etmek lazım.

Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık bölümünden 2013 yılında mezun oldum. Marka İletişimi ve Stratejik Planlama üzerine çalışmalar yapıyorum. Bu topraklarda dünya markası çıkarma gönüllüsüyüm. Ayrıca siyasete, bilime ve tarihe özel bir ilgim var.

Bir Cevap Yazın

Sanal Gerçeklikle Donatılmış 8 Reklam Filmi 0

Reklam sektörünün yaratıcılığını başka bir boyuta taşıyan sanal gerçeklik teknolojisi son dönemlerde reklam kampanyalarında sıkça karşımıza çıkmaya başladı. Sanal Gerçeklik, bilgisayarlar tarafından taklit edilerek oluşturulan ortamlarda kurgulanıyor. Geçmişte Matrix gibi filmlerde sanal gerçeklik, bilim kurgu ile çok iç içe olsa da artık gündelik hayatın içinde de yer almaya başlıyor. Bu teknolojide, kişi gerçek dünya ile ilişkisini tamamen keserek ana karakterin yerine geçiyor. Donanım olarak Oculus Rift ve Samsung Gear VR gözlükleri şimdilik piyasadaki ilk örneklerden. Biz de reklam sektöründe Sanal Gerçeklik kullanılarak oluşturulmuş 9 reklam kampanyasını derledik.

İşte o yaratıcı gerçeklikle donanımlanmış reklam kampanyaları:

1. Old Irish’in sizi İrlanda’daya taşıyan kampanyası.

2. Knorr müşterilerini Paris’te yemeğe çıkarıyor.

3. Samsung, Deve kuşuna sanal gerçeklik gözlüğü takıyor ve tepkisini kayıt altına alıyor.

4. Samsung Gear VR ve Galaxy S6 tanıtım videosu.

5. View Master

6. Playstation

7. Google Earth VR ile bir şehrin üzerinde uçabilir, bir dağın kenarında durabilir ve hatta uzaya uçabilirsiniz.

8. Ve Bonus. Pepsi Max, Londra’daki New Oxford Caddesindeki bir otobüs durağında ‘inanılmaz’ bir gerçeklik deneyimi yaşatıyor.

L’Oréal’in Ev Laboratuvarından Dünyaya Yayılış Hikayesi 0

L’oreal markasının ne kadar meşhur olduğunu hepimiz biliyoruz. Öyle ki, marka tanınırlığının ardından ürün fiyatlarının pahalılaşmasını da beraberinde getiriyor. Fakat bu markanın ne kadar kaliteli ürünler ürettiğini her kadın bilir.. İşte böyle başarılı bir markanın ortaya çıkışında ilham dolu bir hikaye yatıyor.

1907 yılında Fransız Eugène Schueller, Paris’te okuduğu üniversitesinden kimyager olarak mezun olduktan sonra evinin mutfağında küçük bir laboratuvar yaparak her gece burada çeşit çeşit saç boyası deneyleri yapıyordu ve amacı tamamen doğal görünen bir saç boyası üretmekti.

Evinde ürettiği saç boyalarını küçük şişelere dolduruyor ve şehirdeki kadın kuaförlerini tek tek gezerek onları ikna etmeye çalışıyordu. Uyguladığı taktiklerde başarılı da oldu. Ürettiği boyaları o kadar iyi sattı ki parasız bir şekilde evinin laboratuvarında yaptığı boyalardan biriktirdiği kazançla kendi şirketini açtı ve L’Oreal markasının ilk yapı taşlarını atmış oldu.

Schueller’in işleri iyi gidiyordu fakat o dönemler kadınlar saçlarını sık boyamadıkları için, onlara güven içinde saçlarını boyamaları hakkında bilinçlendirmesi gerekiyordu. Schueller ise çok profesyonelce bir yol izliyordu. O dönemlerde “la coiffure de paris” isimli bir moda dergisi her kadın kuaföründe bulunan popüler bir dergiydi, kadınlar saçlarını yaptırmak için sıra beklerken bu dergiyi okuyorlardı.

Ardından Schueller bu dergide kimyager kimliğiyle makaleler yazmaya başladı. Makalelerin konusu kadınlar için en can alıcı nokta ‘saç boyaları ve boyama teknikleriydi’. Dergiye yazdığı makaleleri okundukça daha fazla ürün satmaya başladı ve kısa süre içinde tüm dergiyi satın alarak kendi ürünlerini belli etmeden öven bir dergi haline geldi.

Schueller yine çok zeki adımlarla kariyerinde ilerlemeye devam ediyordu. Saç boyalarının daha fazla satılması ve tanınması için en önemli unsurun kuaförler olduğunun farkındaydı. Onlarla arasını iyi tutuyor ve mutlu etmek için türlü türlü kampanyalar düzenliyordu. Böylece bir süre sonra Fransa’da bulunan kuaförlerin bir çoğunluğu onun ürünlerini bayanlara ‘şiddetle’ önermeye başladılar.

Ardından Schueller, Paris’in en güzel semtinde L’Oreal markasını tanıtmak için bir ‘saç boyama akademisi’ açtı ve başına Rus çarının sarayında çalışmış aristokrat bir kuaför getirdi. Bununla beraber Fransa’nın dört bir köşesinden gelen kuaförler bu seçkin okulda saç boyamaya dair tüm incelikleri öğreniyor ve tabii ki L’Oreal markasının dünyadaki en iyi boya olduğunu gelen bayanlara överek anlatıyorlardı.

1920’li yıllara gelindiğinde kadınlar çalışma hayatına daha fazla girmeye ve doğal olarak bakımlarına daha çok önem göstermeye başladılar. Bu gelişme Schueller ve L’Oreal için çok önemliydi, artık Fransa sınırlarını aşıp dünyanın dört bir yanına ürün göndermeye başlamışlarıdı.

Bu dönemlerde Schueller koyu saçlı kadınların saçlarını sarıya boyatma isteklerinin arttığını farketti ve çok kısa bir zaman içinde saçların rengini açan yepyeni bir ürünü piyasaya sürdü. O zamanlar Schueller’in ürün şişesini eline alarak etrafındakilere ” Bu minicik şişeden servetler kazanacağız çünkü gün gelecek milyonlarca kadın saçlarını sarıya boyatmak isteyecek” demiştir.

Schueller her defasında profesyonelce bir yol izlemesi, L’Oreal markasının da gelişmesi ve tanınması için bir fırsat olmuştur. Bunun yanında, Fransa’da ilk defa işçilere yönelik ücretli izin kanunu çıktığı zaman Schueller uzun yaz tatiline çıkacak işçilerin plajları dolduracağını düşünerek piyasaya güneş yağı sürmüştür ve tabi ki çuvalla para kazanmıştır.

L’oreal firmasının en büyük başarılarından biri de bilime ve ar-ge çalışmalarına büyük bütçeler ayırmasıdır. Kimyager Schueller’in talimatıyla daha ilk yıllarında koca bir araştırma enstitüsü kurulmuş ve en modern cihazlarla donatılmıştır. Daha kurulduğu ilk senesinde (1950) sadece araştırma departmanında yüz adet uzman kimyager çalışmaktaydı. Buradan bir sonuç çıkaracak o dönemlerden bugüne kadar L’oreal firmasının bir çok yeni ürün keşfedip piyasaya sürmesinin arkasında bilime verilen büyük önem yatmaktadır.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link
İçerikle Pazarlama Workshop

Yemekcom Ürün Müdürü Batuhan Apaydın ile, içeriğin kral olduğu yeni dünyayı keşfetmeye hazır mısınız?
Hemen Kaydol
close-link
DIGITAL EXCELLENCE PROGRAM 

Dijital Mükemmelliği Yakalayın!

KAYDOL
close-link