Bir Yeniden Doğuş Hikayesi: Çift Geyik Karaca 0

Yaklaşık 100 yıllık bir mazisi olan Karaca, 2005 yılında Narin Grup tarafından satın alındı ve yeniden modern yüzüyle karşımıza çıktı. Bununla birlikte yarattığı toslaşan iki genç geyik logolu ‘’Toss’’ markası ile, markanın modernleşmesini ve genç hedef kitleye de ulaşmasını hedefliyor.

karaca-logo_134512321311917 yılında Bandırma’da bir çorap atölyesi olarak başladı hikayesi. Kurucusu Karacabeyli Kocazade Çorapçı Halil, Erozyon Dede olarak bildiğimiz Hayrettin Karaca’nın babasıdır. Hayrettin Karaca şirketi babasından daha da ileriye taşıdı ve 1960-70’li yıllara gelindiğine triko konusunda seçkin bir marka haline geldi.

1961 yılında Türkiye’den yurt dışına yapılan ilk tekstil ürünü ihracatını gerçekleştirilmesinin ardından 70’li yıllarda 5 kıtada 36 ülkede Karaca ürünleri müşterisiyle buluştu. Ne yazık ki bu başarılar zamanla azaldı ve marka unutulmaya yüz tuttu. Ta ki 2005 yılında Narin Grup tarafından Tekfen Holding’den satın alınana kadar.

2005 yılından itibaren marka yeniden o eski parlak günlerine dönmek için çok çalışıyor. 23 Şubatta 75. Şubelerini Van’da açtılar. 100. Yıllarını kutlayacakları 2017 yılında 200 mağazaya ulaşmayı hedefliyorlar.  Yurt dışında da 50 mağaza açma hedefleri var.

40 yaş üstü olan hedef kitlelerini gençleştirmek ve  müşteri yaş ortalamasını 30’un altına indirmeyi hedefleyen Karaca, 16 yaş üstü gençlere hitap eden Toss markası için Versace, Donna Karan, Calvin Clein gibi dünyaca ünlü markalara kreasyon hazırlayan İtalyan modacı Alfio Bonacchi ile anlaştı. 2010 yılında Karaca’da Genel Müdürlük koltuğuna oturan Hüseyin Eğilmezgil, Toss markası için ilk etapta büyük mağazada corner’lar, daha sonra 4 cepheli mağazalar planladıklarını belirtiyor. Ayrıca 2013’ün ikinci altı ayından sonra konsepti geliştirip mağazalaşmaya hız vereceklerini, tüketiciye sadece elbise ya da gömlek değil, onlara bir gardırop satmak istediklerini önemsediklerini söylüyor.

Sosyal medyada tüketicisiyle henüz ciddi bir bağ kurmayı başaramadığını üzüntüyle belirtiyorum. Markanın vasat bir şekilde yönettiği Facebook sayfasını 2,483 kişi beğenirken Twitter’da 416 takipçisi bulunuyor. Ek olarak şikayetvar.com’da 101 adet şikayeti mevcut. Markalaşma konusunda bu kadar hevesli olan Çift Karaca sosyal medyayı da önemsemeli ve bu konuda profesyonel destek almalı. Marka adına sevindirici bir gelişme olarak  Ağustos 2012’de kurumsal iletişim ve medya ilişkilerini yürütmek üzere Hürriyet Gazetesi Satış ve Pazarlama Grup Müdürü Talip Bayram’ı transfer etmesini söyleyebiliriz.

Not: Çift Geyik Karaca markasının görsel iletişim ve sponsorluk sorumlusu Sayın Şeyma Güneş sosyal medyada tüketicileriyle daha sıcak bir ilişki kurmak için özenli çalışmaları olduğunu, bu konuda da profesyonel destek almaya başladıklarını belirtiyor. Kendisine de verdiği bilgiler için teşekkür ederim.

Son olarak çok takdir ettiğim bir çalışmalarını sizlerle paylaşmak istiyorum. Geçen 10 Kasım’da Mustafa Kemal Atatürk ile özdeşleşmiş süveterlerden sınırlı sayıda satışa çıkarılmış ve bu süveterlerden elde edilen gelir şehir ailelerine bağışlanmış. Markanın bu tip duyarlılık örneklerini sık sık uygulaması yararlı olacaktır.

Tekstil sektöründe tasarımda olmasa da kumaş ve işçilik kalitesinde dünya ile yarışabilecek düzeyde olduğumuzu düşünüyorum. Dünya markalarıyla rekabet edebilmemiz için iyi olduğumuz alanları öne çıkarmalıyız. Kumaş ve İşçilik kalitesini odağa alarak katma değer üretmemiz gerekiyor. Dünyaca ünlü markaların ürünlerini aslında bizim markalarımız fason olarak üretiyor. Onlar etiketi basıp 1o katı fiyata tekrar bize satıyorlar. İşte bizim de o etiket basma işine yoğunlaşmamız gerekiyor. Basabilecek bir etiket sahibi olmak hayati önem taşıyor. O etiket de “katma değer” ile kazanılır işte. Bugüne kadar hep kaliteye önem verdik. Pazarlamanın 4P’sinden 3’ünü ama şöyle ama böyle yaptık ama 4.P’de sınıfta kaldık. Artık sıra etiket kazanmaya, markalaşmaya yani “PAZARLAMA İLETİŞİMİNE” geldi.

Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık bölümünden 2013 yılında mezun oldum. Marka İletişimi ve Stratejik Planlama üzerine çalışmalar yapıyorum. Bu topraklarda dünya markası çıkarma gönüllüsüyüm. Ayrıca siyasete, bilime ve tarihe özel bir ilgim var.

Bir Cevap Yazın

Cinemaximum Seyircileri Sınırsız Patlamış Mısırla Tavladı 0

Son birkaç yıldır Türkiye’deki sinema sektörünün önce konsolide olması, sonrasında ise tekelleşmesi mâlumunuz. Mars Entertainment Group’a bağlı Cinemaximum salonları, artık neredeyse her alışveriş merkezinde karşımıza çıkıyor. Bunun en büyük yansıması da sinema deneyiminin alışveriş merkeziyle eş anlamlı hâle gelmesi oldu. Her yerde Cinemaximum ve onun beraberinde getirdiği konsept olunca, birbirinin kopyası, özgün bir ortamı olmayan salonlar türemeye başladı. Üstüne bir de bu sinemaların yiyecek-içecek bölümlerindeki yüksek fiyatlar eklenince durum, bazı seyirciler tarafından çekilmez bir hâl almaya başladı.

Ülkemizin en büyük sinema zinciri muhtemelen bu gidişatı fark etmiş olacak ki yeni açılan alışveriş merkezlerinden olan Emaar Square Mall’daki salonunun cazibesini artırmak için kolları sıvadı. 20 Eylül 2017 tarihini “Kendi Kabıyla Gelene Sınırsız Popcorn” günü ilan etti ve saat 18:00’e kadar, izleyicilerin getirdiği kap ne kadar büyük olursa olsun, 5 TL karşılığında sınırsız patlamış mısır verileceğini söyledi.

Sınırsız Popcorn Günü, aslında ülkemizdeki kampanyacı ruhun bir yansıması.

İşin renkli tarafı, sınırsız patlamış mısır vaadini duyan izleyicilerin, sıra dışı paketler ve kaplarla gelmesi oldu. Giyim mağazasından alınan büyük karton torbalardan tutun da hasır sepetlere, yoğurt kutularına, ev yapımı kocaman paketlere kadar çeşit çeşit kaplarla Emaar Square Mall Cinemaximum’a gelen izleyiciler, toplumumuzdaki kampanyacı ruhun ne kadar üst düzeyde olduğunu kanıtladı.

Seyirciler, akla hayale gelmeyecek paketlerle salona geldiler.
Sınırsız patlamış mısır, her yaştan izleyiciyi çekmek için işe yarar bir fikre benziyor.

Bazı izleyiciler, Cinemaximum’un bu konuda yaptığı paylaşımların altına, 5 TL karşılığında patlamış mısırın satılabildiği bir yerde neden normal zamanda kendilerinden 20-25 TL arasında ücret alındığını sorgulasa da markaya günden kalan, izleyicilerin kaplarıyla oluşturduğu gülümseten kareler oldu.

Sınırsız patlamış mısırı duyanlar, getirdikleri “kap”larda da sınır tanımadı.

Sinema salonları çok kurumsal ortamlar sayılmaz. O yüzden kendi açımdan bu görüntülerin markanın imajına zarar verdiğini düşünmüyorum. Hatta belki de Apple’ın sinema salonlarındaki filmleri yayınlama isteğiyle daha zor şartlar altında faaliyet gösterecek sinema salonları seyircileri, gelecekte bu tür promosyonlarla salonlara çekmeye çalışacak. Çünkü keskin rekabet doğal olarak bunu gerektirecek.

Getirilen kaplar arasında ev yapımı olanlar da vardı.

Peki, Cinemaximum’un bu çalışması hakkında sizin görüşünüz nedir? Yoğurt kabıyla gelip patlamış mısır alan bir müşteri, bir sinema salonuna renk katar mı, yoksa tersine bir etki mi yaratır?

Walt Disney’in Minik Fareyle Başlayan Başarı Öyküsü 0

Çocukluk yıllarımızın vazgeçilmez çizgi film karakteri Mickey Mouse’un yaratıcısı Walt Disney’in minik bir fareyle tamamen değişen hayatı ve sizi mucizelere inandıracak kadar sefil bir hayattan karikatür filmlerinin öncüsü olmaya kadar yükselen başarı hikayesini anlatacağız.

İrlanda göçmeni bir ailenin oğlu olan Walt Disney, hasta olan babası çalışamadığından ve ekonomik durumlarının kötü olması nedeniyle sürekli çalışmak, para kazanmak zorundaydı. Ayrıca ailesi sürekli taşındığı için düzenli bir hayata da sahip değildi.

Disney, maddi yetersizlikten okula devam edemediği için herhangi bir mesleğe de sahip değildi. Bu nedenle girdiği işlerin hepsi geçici olduğu için ayrılmak zorunda kalıyordu. Babasının ölümü ile derin bir sarsıntı yaşayan Walt, babasını tedavi ettiremediği için kendini suçladı ve bir süre bunun etkisinden kurtulamadı.

Walt tam bir kitap kurduydu ve kazandıklarının bir miktarını kitaplara ayırıyordu. Bir gün kitapçıdan aldığı kitabın arasında bir reklam kağıdı gördü. Kağıtta “Kansas City Sanat Enstitüsü sizi ücretsiz kurslara çağırıyor yazıyordu. Yazıyı okuyan Walt hiç düşünmeden kursa yazılmaya ve çizim konusunda kendisini geliştirerek bir meslek edinmeye karar verdi. Üstelik kurs için herhangi bir ücret ödemek zorunda değildi.

Walt çizim dersleri öğreniyor hatta bazı ajanslara karikatür çizerek az da olsa para kazanıyordu. Kansas Sanat Enstitüsü’ndeki eğitimini tamamladıktan sonra ailesinin yanına dönen Walt, çizimlerini gazete ve dergilere yolluyor ancak hala bir sonuç alamıyordu. Bu kadar maddi imkansızlıkların ardından çalıştığı işinden de yeterince yaratıcı olmadığı için kovulan Walt tekrar karamsarlığa geri döndü.

Tüm olumsuzluklara rağmen vazgeçmeyen Walt çizim yapmaya devam etti ve bir gün çizim yaptığı sırada odasında küçük bir fare gördü. İlgisini çeken bu fareyi bir süre izlemeye ve beslemeye başladı. Ardından bu ikili arasında bir arkadaşlık oluştu ve bir gün onu çizmeye karar verdi. İşte bu çizim Walt Disney için bir dönüm noktasıydı.

Elindeki fare çizimleriyle Hollywood’a doğru yola çıktı ve Kansas Sanat Enstitüsü’den arkadaşı Iwerks’i bularak ona fare çizimlerinden söz etti. Walt bu fareye ilk olarak ‘Mortimer’ adı verilmiş ancak ilerleyen zamanlarda Walt Disney’in eşi Lilly’nin önerisiyle ‘Mickey Mouse’ olarak değiştirilmiş. Mickey Mouse adını verdikleri fare ilk olarak 1928 yılında ‘Steamboat Willie’’de yer aldı.

Walt Disney ve Iwerks ellerinde bulunan son paralarına kadar harcadıkları bu filmde büyük bir başarı elde ettiler ve film izlenme rekorları kırdı. İlk filmden sonra Walt Disney ve kardeşi Roy, Walt Disney Productions’ı kurdu. Ardından birçok çizgi film çekerek başarılarına başarı kattılar. Bir anda dünyanın en ünlü animasyonu haline gelen Mickey Mouse 100’den fazla çizgi filmde baş karakter olarak yer aldı. Bunu takip eden dönemlerde; Donald Duck (1934), Pinokyo (1940), Aslan Kral, Kayıp Balık Nemo, Külkedisi, Winnie The Pooh, Sindrella (1950), Uyuyan Güzel (1958), 101 Dalmaçyalı (1961) ve daha birçok başarılı çizgi filmde Walt Disney imzası yer aldı. 1938 yılında gösterime giren ve 1.5 milyon dolar harcanarak yapılan “Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler” 8 milyon dolarlık bir hasılata ulaştı.

1955 yılında Los Angeles’ta çalışanların çocuklarıyla birlikte eğlenebileceği büyük bir eğlence parkı olan Disneyland projesini hayat geçirdi. Walt Disney bu projenin yapımında çalışan mühendislere “Disneyland’ın dünyadaki en inanılmaz yer olmasını ve içinde parkı boydan boya gezen bir tren olmasını istiyorum dedi.

Walt Disney Productions bugün 30 milyar dolarlık yıllık gelire sahip. Walt Disney Company, American Broadcasting Company (ABC) ve Entertainment and Sports Programming Network (ESPN) gibi kuruluşları da bünyesine katıp Kaliforniya merkezli çalışan devasa bir medya şirketi haline geldi.

Hayatın getirdiği zorluklar karşısında yılmadan, yorulmadan mücadele eden, hayal ettiklerinden her ne pahasına olursa olsun vazgeçmeyen Walt Disney zoru başardı. Çizgi film dünyasına adını altın harflerle yazdırdı. 65 yaşında akciğer kanseri sebebiyle hayatını kaybettikten sonra ardında medya devi bir şirket bıraktı.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Hemen Kaydolun
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link
İçerikle Pazarlama Workshop

Yemekcom Ürün Müdürü Batuhan Apaydın ile, içeriğin kral olduğu yeni dünyayı keşfetmeye hazır mısınız?
Hemen Kaydol
close-link