Bir Terör Örgütü Markalaşabilir mi?

Irak ve Şam İslam Devleti kısacası IŞİD, halen dünya gündemini meşgul etmeye devam ediyor. Dünya vatandaşları vahşice infazlarını lanetliyor, kınıyor olsa da bu terör örgütü yapmış olduğu propagandalarıyla halen saflarına ciddi sayıda taraftar toplamayı başarıyor. Sözde birçok önemli devlet IŞİD’e karşı güçlerini birleştirmiş gözüküyor olsa da, örgüt Ortadoğu’da korku salmaya devam ediyor. Konunun siyasi içeriğine girmek istemiyorum, yazımda asıl değinmek istediğim konu IŞID tarafından yürütülen etkili markalaşma çalışmaları.

Bir terör örgütü markalaşabilir mi? Neden olmasın? Maalesef IŞİD kısa bir zaman içerisinde dünyanın en tanınan terör örgütü markası olmayı başardı. Kökleri 1988 yıllarına dayanan meşhur Usame bin Ladin tarafından kurulan El Kaide terör örgütünü bile sollamış gözüküyor. IŞİD Musul şehrini ele geçirmesiyle beraber dünya kamuoyunun ilgisini çekmesi gerekiyordu. Bunu da ellerindeki esirlerin canice infaz edilmiş videolarını sosyal medya üzerinden yayınlayarak başardı. Şimdiye kadar paylaştıkları videolarda dikkatimi çeken dört unsur oldu.

1- IŞİD mensuplarının sürekli siyah elbiseler giyiyor olması,
2- Görüntülerdeki siyah bayrakların üzerinde beyaz amblemin olması,
3- Ellerindeki bıçakların kısa saplı ve siyah olması,
4- İşaret parmaklarını göstererek “Allahu Ekber” diye slogan atıyor olmaları.

IŞİD’in yayınlamış olduğu videolarda bu dört unsurun yer alması tesadüf olamayacağını düşünüyorum. Bu dört unsur, IŞİD terör örgütünün marka kimliğini oluşturmasında yardımcı olan araçlar. Renk, amblem, sembol, slogan ve sahip olunan kelime. Markaların etkili bir marka kimliği oluşturmaları için tutarlı renk gruplarını kullanmaları gerekiyor. IŞİD terör örgütü de kendisini siyah renk ile bağdaştırarak, kıyafetlerinden tutun, bayraklarını hatta kullandıkları tüm ekipmanlarını siyah renkte tercih ediyor. Eskiden, toplum arasında simsiyah kıyafet giyenler aykırı grupları çağrıştırırken, şimdilerde de IŞİD mensuplarını çağrıştırıyor.

Meşhur El Kaide terör örgütünün bayrağını hatırlayan var mı? En azından ben hatırlamıyorum. Peki ya IŞİD terör örgütünün? Ne yazı ki zihinlerimize kazınmış adeta. Bayrağın üzerindeki amblemi araştıranlar bilir, “Allah’ın elçisi Muhammed” manasına gelen Hz. Muhammed’in mührüdür. Alçakça olabilir fakat çok zekice düşünülmüş bir tasarım olduğu tartışılmaz. Aynı şekilde infaz esnasında kullanılan kısa saplı siyah bıçak da artık IŞİD için bir sembol niteliği taşıyor.

Peki, infaz esnasında atıkları “Allahu Ekber” sloganına ne yorum yapmak lazım? Slogan markanın akılda kalmasını sağlar, söylendiğinde markayı çağrıştırır ve bu noktada marka sloganı iletişim sürecini hızlandırmada çok işe yarayabilir. Hele İslam dünyasında böyle kutsal bir sözü infaz esnasında slogan olarak kullanılması, inanın insanlar üzerindeki etkisini bir hayli fazlalaştırıyor. Ayrıca IŞİD, insanların zihninde bu iki kelimeye sahip olmaya çalışıyor. Bu konuda da maalesef ki gayet başarılı olduklarını söyleyebilirim. Bilhassa İslam’ı tanımayan insanlar bu kutsal iki kelimeyi duyduklarında akıllarına maalesef IŞİD terör örgütünün geldiği biliniyor.

İnsanları ikna etmenin yollarından bir tanesi de, insanların inanabileceği bir marka vaadi sunabilmektedir. IŞİD terör örgüttü zihinleri yıkanmış aşırı radikal İslamcıları Suriye’deki kutsal savaşa katılmaları yönünde daha iyi bir yaşam ve zafer vaat ediyor. Buna yönelik özel videolar çekilerek sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlar ile katılım konusunda hedef kitle özendiriliyor.

Peki, bu insanlar nasıl ikna oluyor? Kadın, para, araba ve güç faktörleriyle. IŞİD terör örgütünün benimsediği marka konumlandırması bana biraz Las Vegas’ın konumlandırmasını anımsatıyor. Las Vegas 1990’lı yıllarda yanlış bir konumlandırmayla kendini aile tatil yeri olarak pazarladı. Doğal olarak bu konumlandırma tutmadı. Vegas’ın asıl özelliği kumarın oynandığı, alkolün sular seller gibi tüketildiği, çılgın partilerin düzenlendiği bir günah şehri olmasıydı. Vegas, bu özgün konumlandırmayı benimsemesiyle dünyada bir marka şehri olmayı başardı. Bence IŞİD terör örgütünün de benimsediği özgün bir konumlandırması var. Binlerce esir düşen kadınların zorla evlendirildiği, tabiri caizse seç beğen evlen. İşgal ettikleri topraklar içerisinde bulunan petrol tesislerinden düzenli para akışı… Buradan elde edilen paranın belli bir kısmının IŞİD mensuplarına dağıtılması gibi… Özellikle IŞİD’in paylaştığı öyle bir video var ki, GTA (Grand Theft Auto) oyunundaki sahneleri aratmıyor. IŞID mensupları Toyota Hilux model pickup içerisinde ellerinde ağır makineli silahlarıyla, dirseklerinin yarısını camdan sarkıtmış şekilde, şehir içinde devriyeye çıkarak sözde şeriat düzenini sağlıyor. Tüm bu paylaşımları toparlayacak olursak, IŞİD insanların zihninde güçlü bir şeriat devleti konumlandırma çabasında olacağını göreceksiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Bir Cevap Yazın

Dünyanın En İyi 10 Öğretmeni Arasına Giren Nurten Akkuş

Pazarlamaya ait faydalı alt konuların alanında uzman konuşmacılar tarafından anlatıldığı, iş zekasına, analitiğe ve entelektüelliğe odaklanarak pazarlama ekosistemini geliştirmeyi amaçlayan bir etkinlik serisi olan Marketing Meetup‘ın beşincisi olan Marketing Meetup Experience dün gerçekleşti. Deneyim temasıyla gerçekleştirilen ve dünyanın vatandaşlığa sahip ilk robotu olan Sophia‘nın da konuk olduğu Marketing Meetup Experience etkinliğinin konuşmacılarından biri de Samsun’daki bir köy okulunda görev yapan ve Microsoft‘un kurucusu Bill Gates tarafından “dünyanın en iyi 10 öğretmeni” arasında gösterilen Nurten Akkuş.

Nurten Akkuş, dünyanın en iyi öğretmenlerinden biri olarak gösterilmesine kadar uzanan serüveninde bugüne kadar neler yaşadığını anlattı. Öğretmenliğe ilk başladığında hayata dokunmanın önemini farkettiğini belirten Akkuş, bu başarı serüveninin şu anda da görev yaptığı Samsun’daki Ayvacık Anaokulu‘nda başladığını vurguladı.

Öğretmenlerin her anlamda öğrencilere örnek olduklarına vurgu yapan Nurten Akkuş, her şeyden önce öğretmenlerin cesaretli olması gerektiğini, ancak bu sayede öğrencilerin de cesaretli olabileceğini belirtti ve ekledi:

“Bir öğretmen hayal kurmalı ki, öğrencileri de hayal kursun.”

Öğrencilerin farkındalık kazanmaları için onların birçok farklı sosyal aktivite yapmalarını sağladıklarını belirten Akkuş, ayrıca kız çocuklarının eğitime kazandırılması için çalıştıklarını ve birçok kızın bu sayede eğitime kazandırıldığını ifade etti. Ayrıca “Baba Bana Bir Masal Anlat” isimli sosyal sorumluluk kampanyası kapsamında, erkeklerin de çocuklarının eğitiminde rol alması için girişimde bulunduklarını ve toplumdaki cinsiyet eşitsizliğine dikkat çektiklerini belirtti.

Başarılarının ardından Türkiye’de birçok ödüle layık görüldüğünü belirten öğretmen, son olarak da Bill Gates tarafından, dünya genelindeki binlerce öğretmen arasında dünyanın en iyi 10 öğretmeni arasında gösterildiğini belirtti. Bununla birlikte Nurten Akkuş, İngiltere’den bir yönetmenin Türkiye’ye gelerek bir eğitim filmi çekmek için kendisiyle görüştüğünü söyledi.

Türkiye’de gerçekleştirdiği projeleri ilerleyen dönemde yurt dışında da hayata geçirmek ve dünya çocuklarına fayda sağlamak istediğini belirten Nurten Akkuş, son olarak insanın başarabileceği şeylerin hayalleriyle sınırlı olduğuna vurgu yaptı.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Abonelerinin %95’ini Elinde Tutmayı Başaran Abonelik Servisi: BarkBox

Abonelik modelinin kendine göre birtakım avantajları olsa da, bu modelde mevcut müşterileri sürekli olarak elde tutmak pek de kolay bir iş değildir. Genel olarak abonelik servislerinde, mevcut aboneleri elde tutma yüzdesi pek yüksek olmazken Bark isimli marka abonelerinin tamamına yakınının devamlılığını sağlayarak bu alanda önemli bir örnek teşkil ediyor.

Köpek sahibi olan üç kişi tarafından hayata geçirilen Bark, köpeklere yönelik ürünler tedarik eden bir firma ve bu firmanın BarkBox isimli bir abonelik servisi bulunuyor. BarkBox, faaliyetlerine başladığı 2012 yılından bu zamana dek abonelerine 10 milyonun üzerinde kutu gönderdi ve bu kutuların içerisinde toplamda 70 milyona yakın evcil hayvan oyuncağı ve maması bulunuyordu. Ancak bütün bu etkileyici rakamlara rağmen, BarkBox’ın en büyük başarısı sahip olduğu müşteriyi elde tutma oranı. Toplamda 500.000’den fazla abonesi bulunan BarkBox, abonelerinin %95’ini elde tutmayı başarıyor ve bu gerçekten muazzam bir oran.

BarkBox, her ay farklı bir temayı takip ediyor. Abonelere gönderilen kutularda doğal bileşenler kullanılarak üretilmiş olan köpek mamaları ve oyuncaklar bulunuyor. Oyuncaklarla ilgili şöyle güzel bir taraf bulunuyor: Eğer köpek oyuncağı sevmezse, oyuncak ücretsiz olarak değiştirilebiliyor. Ayrıca aboneler, çeşitli tedavilere erişim hakkı elde ediyorlar ve yapacakları alışverişlerde indirim kazanıyorlar.

Bunların yanı sıra aboneler, aldıkları kutular hakkında geri bildirim vermeleri konusunda teşvik ediliyor. Bu geri bildirimler ise her köpeğe uygun bir ürün kutusu hazırlama konusunda şirkete çok önemli fikirler sağlıyor. Yani aboneler ne kadar uzun süre hizmetten faydalanırlarsa, aldıkları kutular da o kadar kendilerine özel oluyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link