#Banabak’cılar Kendilerine Baktırmayı Başardılar

3 gün süren heyecanlı bekleyişin ardından ‘pazarlamacılar’ eteklerindeki taşları döktü. Yanlış okumadınız –> evet pazarlamacılar… Sosyal medyadaki genel kanının aksine #banabak isimli teaser videolarının Teen Wolf dizisinin yerli uyarlamasının habercisi olmadığı ortaya çıktı. Hatırlayacaksınız biz de Pazarlamasyon ekibi olarak buna pek ihtimal vermiyorduk.

Dizinin hayranlarını ‘uyarlaması olsa ne iyi olur’ ve ‘hayır asla dayananam’ şeklinde keskin çizgilerle tam ortadan ikiye bölen videoların ardından #banabak isimli fanpage’ler açılmış ve bunun üzerinden hararetli tartışmalar yaşanmıştı. Saatlerini Salı akşamı saat 20.00’a kuran hayranlar arasından iddiaya tutuşanlar bile olmuştu. Neyse ki fanlar arasındaki tansiyon daha fazla yükselmeden bir lansman partisi düzenlendi ve hem fanlar hem de ‘bunun içinde muhakkak bir iş vardır’ diyen kül yutmaz pazarlamacılar derin bir nefes aldı. Teaserlar ve ilk kez yayınlanan manifesto filminin ardından bu işin altında P&G, yeni iş ortağı Youth Republic’ in imzasının olduğu anlaşıldı.

Screen Shot 2012-07-05 at 5.22.55 PM_0

#banabak P&G’nin tüm güzellik ve kişisel bakım markalarıyla birlikte sahiplendiği yeni gençlik platformunun adı… Bu tür platform isimlerinde emir kiplerin duymaya çok da alışık olmadığımız için önce biz de garipsedik. Sonra da bu iddialı isimle ne anlatmak istediklerine daha dikkatlice kulak verdik. Gelin #banabak neymiş, ne değilmiş birlikte bakalım;

Günümüzde hiç durmadan daha güzel, daha başarılı, daha akıllı, daha çalışkan, daha fit ,daha sosyal ve daha pek çok şeyin DAHA’sı olmak zorunda oldukları dikte edilen gençler henüz 20 li yaşlarının başlarında ‘yas 35 yolun yarısı yorgunluğuna’ yenik düşmüş haldeler. Soluk benizli, hayli canları sıkılmış ve sürekli bezgin bu gençler ‘hayatlarının baharını yaşamadan’ kışa atlamış gibiler. Çünkü gerçekten de yorgunlar…Hep bir adım önde olma zorunluluğu omuzlarında tarif edemedikleri kadar ağır bir yük. de çok güzelsiniz ve hatta daha güzelsiniz’ diyor. Dalgalı saçlar ve havalı arabalar olmadan da ‘çok değerli’ olduklarını hatırlatmayı amaçlayan kampanya sadece gençlere değil her birimize ‘kendin olabilmenin’ kıymetini hatırlatması bakımdan da hayli değerli… #banabak paltform sırtını güçlü bir içgörüye dayamış. Markaların ‘havalı ve cool olmalısın, bunun için de çok çalışmalısın’ mesajlarından soluksuz kalmış gençlere ‘havalı olmak için ekstra çaba sarf etmene gerek yok’ derken onlar için yeni bir nefes olmayı hedefliyor.

Dünya’ da pazarlama sektörüne damgasını vurmuş (kimileri kitabını yazdığını da söyler) P&G arkasına Youth Republic’in gençlik pazarlaması alanındaki bilgi birikimini de alarak cesaret gerektiren bir adım atmış. Günümüzün çetin rekabet koşullarında gençliğin kalbini feth etmek için zihni sihir ne kadar ürün ve hizmet varsa yollarına seren pazarlamacıların arasından sıyrılıp ‘Benim ürünlerimi almasan da olur. Sadece kendin ol ve #banabak diyebilmek gerçekten de kolay değil… Platform sırf bu yönüyle bile alkışı hak ediyor. Filmlerinden sosyal medyasına kadar tüm bacakların Youth Republic tarafından yürütülen kampanya Türkiye’deki ilk integrated iletişim olması yönüyle de dikkat çekiyor.

Kampanya teaser sürecindeki farklı duruşuyla da pek çok marka ve pazarlamacı için de öğretici nitelikte oldu diyebiliriz. ‘Bırakalım gençler istedikleri gibi konuşsunlar’ diyen #banabakcılar eleştirel yorumları göğüslerine alıp ustalıkla yumuşattılar. Dizi uyarlaması olduğu düşünülerek açılmış sayfalara destek bile oldular. Zaten aksi de ‘#banabak de ve kendin ol’  diyen bu platformun doğasına aykırı olurdu.

bnbk_neden_olmaz1

Şimdilik sadece dijital kanallar ile gençlerle buluşacak olan plarformun marka sözcüleri ise Özge Özpirinçci, Sinan Güler, Mehmet Turgut ve Tanem Sivar…

‘Be yourself’ dövmelerini gururla taşıyan gençler #banabak’ ı sahiplenmekte çok zorlanmayacak gibi görünüyorlar. Ne dersiniz? Pırıltılı bir makyaj, gösterişli bir kolye ya da son moda ayakabbılar yerine ‘içten bir gülümseme’ ile hayata ‘bir selam çakan’ gençleri hepimiz özlemedik mi? Umuyoruz önümüzdeki günler platformun cesaret ve kararlılığından birşeyler alıp götürmez. Heyecanla gelişmeleri bekliyoruz…

Manifesto filmlerine ve diğer detaylara platformun kendi web sitesi olan BURADAN erişebilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Bir Cevap Yazın

Personel Neden Gider ?

Yeni açılan bir kuruluşta çalışmak, MBA yapmak gibidir.

Bir kuruluşun açılış öncesinde, açılışında ve açılış sonrasında içinde bulunabilmek gerçekten oldukça öğretici. Büyümesini görmek, bu büyümenin içinde bulunmak güzel yanı. Ancak, tüm insan kaynağını kaybetmeye ve işin başında kilit eleman, bu adam çok iş yapacak, en önemli personelimiz olarak tanımlanan çalışanların sadece bir dişliden ibaret görülmeye başlanmasına tanık olmak ise acı verici.

Sektörel hastalıklar vardır, kariyerim sağlık hizmeti sunan kuruluşlarda ilerlediği için en iyi bildiğim sektör de burası. Temel sorun ise, nitelikli iş gücüne ulaşmak ve çalışanın devamlılığını sağlamak, insan kaynakları diliyle “turnover’ları düşük tutmak”

Kurumsal firmalarda işe alım süreçleri tam bir karmaşadır, defalarca görüşme yaparsınız, tecrübelerinizi anlatırsınız, yabancı diliniz test edilir, bazı kurumlar mantık testleri dahi yaparlar. Bunlar doğru kişiyi işe almak için yapılması gereken işlerdir. Ancak işin bir de personel tarafından bakmaya çalışalım, hayatınız boyunca asla bitmeyen, tekrarlayan işler vardır, bunlardan biri de “kendini kanıtlamaktır” yani eşimize, ailemize, sevgilimize, yöneticilerimize hatta astlarımıza kendimizi tekrar tekrar kanıtlamak zorundayız ve personel defalarca kendini anlatmak durumunda kalacak, tüm yetkinliklerini sergilemeye gayret edecektir, bunun sonucunda ise mutlu sona ulaşma niyetindedir. Peki, iş başı yaptıktan sonra neler oluyor ? Sanırım, burada bir sınır getirmeliyim özellikle ucundan kıyısından yaratıcı bir iş yapmaları beklenen, bütünleşik pazarlama olarak adlandırdığımız başlığın altında yer alan departmanların  -satış, kurumsal iletişim, crm, hakla ilişkiler vs.- çalışanları, oyun alanlarının ne kadar da dar olduğu, gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalırlar. Üstler ve diğer departmanların ilgililerinden şöyle cevaplar duymak oldukça muhtemeldir;

  • Bu yılki bütçede buna yer yok, maalesef.
  • O konuyu kaliteyle konuşmak lazım.
  • Burası, o tür çalışmalara pek uygun değil.
  • Biz çok konuştuk bunları ama üst yönetim sıcak bakmıyor.
  • Regülasyonlar elverişsiz.

Bu cümleler uzar gider. Özellikle belirttiğimiz uzmanlık alanlarında bu gibi durumlarla sıklıkla karşılaşılır, bu da personelin neden terk ettiği sorusunun cevaplarından biridir. İşin daha kötü yanı ise, müşterilerin de bu durumlardan haberdar olmasıdır. Şu soruyla bilmiyorum kaç kere karşılaştım “Mustafa bey o kurumda devam mı ?” Bazen inanarak bazen inanmayarak şöyle cevaplar veririm;

  • Biz hep buradayız hah hah ha
  • Tabii, biz topraktan girdik izzet bey :)

Tabii, personelin kurumu terk etmesinin onlarca nedeni olabilir;

Personel Nasıl Sadık Kalır?

Bu yazıya başladım, çünkü yeni mezun olarak işe aldığımız, bir yıl boyunca yetiştirdiğimiz bir arkadaşımızı, tam bir yılın sonunda rakiplerimizden birine teslim etmek durumunda kalmıştık. Meselenin sadece para olduğunu düşünmüyorum, mesele personelin değer görmediğini ve resmin bir parçası olarak hissetmediğinden kaynaklanmaktadır. Mesele bireysel değil, bu arkadaşın yerine farklı bir yeni mezun aldık, ancak bu durum beni oldukça sinirlendirdi. Ne yani, eğitip eğitip ayrılmalarını mı seyredeceğiz.

İlk çalıştığım kurumu evim gibi düşünürdüm, hala da çok farklı görmüyorum. Eğer çalışkan, istekli, kendini kanıtlama arzusu olan bir eleman yakalarsanız, işletme olarak kendinizi şanslı addetmelisiniz. Ancak tüm bu özellikler tecrübe eksikliğiyle birleştiğinde, ortaya beklenmedik sonuçlar çıkabilir. Personel, kendi alanının dışında veya üstünün yetki alanına girerek, iş yapma gayretine girebilir ve bu genelde pek hoş karşılanmaz. Bir işi başarmaktan daha mühimi o işi doğru yoldan tamamlamış olmaktır.

Şu da bir gerçektir ki, bir kurum sadece profesyonel ilişkilerle yönetilmez. Tüm yapılarda olduğu gibi, bireysel ilişkiler yapılacak tüm işleri etkileyecektir.

Sorduğumuz sorunun yanıtı vermeye gayret edelim. Personel nasıl sadık kalır? Önce doğru elemanları işe almakla başlamak gerektiği kesin. Ardından ise, onları oyunun bir parçası yapmak ve işlerinin karşılığını vermektedir. Samumed kurucusu Osman Kibar, Türk-Amerikan İş Konseyinde ki konuşmasında, iki kültüründe etkisinde büyüdüğünü ve Türk kültüründe “Brotherhood” “Kötü Gün Dostu” olarak tanımladığı kavramın kendisini en çok etkileyen özellik olduğunu belirtmiştir. Eğer şirketinize doğru personeli alıp, onları yapının bir parçası yapabilirseniz, kültürel yapımızdan dolayı sadece maddi avantajlardan dolayı sizi terk edip gitmeyeceklerdir.

Yöneticiler genelde bu durumun farkındadırlar ve size bu kurumun bir parçası olduğunuzu yılbaşı balosunda yada, bayram kutlamalarında tekrar tekrar söylerler. Ancak Fransız yazar Marcel Proust’un dediği gibi; Önemli olan söylenenler değil, davranışlardır.

How Google Works harika bir işletme ve insan kaynakları kitabı. Bir iki alıntı yaparak kapatalım;

  • General Patton şöyle demiş; “Herkes aynı şekilde düşünüyorsa, düşünmeyen biri var demektir.”
  • Adaya geçmişini sorduğunuzda, özgeçmişinde yazan okulunu, çalıştığı diğer yerleri ve deneyimlerini değil, tüm bunlardan neler öğrendiğini sorun.
  • Neden işe almayla sadece İK ilgilensin. Muhtemelen herkes harika birini tanıyordur, o harika kişiyi işe almak da herkesin görevi olmaz mı ? Bu bir döngü halini alır ve öyle devam eder.
  • Larry Page, bir yöneticinin geliştirmesi gerek en önemli özelliğin, işe alım olduğunu yazmış.

Personel nasıl sadık kalır, sorusunu sorarken, ayrıca şunu da düşünmemiz gerekmektedir; Peki kurum personeline sadık kalacak mı ? Starbucks Başkanı Howard Schultz şöyle demiş; Babamın hiçbir zaman çalışma şansı bulamadığı bir şirket kurmaya çalışıyorum. Babamın hiçbir patronuna sadakati yoktu, çünkü işverenleri işçilerine sadakat göstermemişti.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Starbucks, Sipariş Vermedikleri İçin 2 Siyahi Müşterisini Tutuklattı

Sürekli olarak işini büyütmek için yaptığı yeni hamlelerle ve yeni içecekleriyle karşımıza çıkan dünyanın en büyük kahve dükkanı zinciri Starbucks, bu sefer son derece olumsuz bir haberle karşımıza çıktı. Business Insider’ın yaptığı habere göre, geçtiğimiz hafta içerisinde sosyal medyada, Starbucks’taki iki siyahi erkeğin polis tarafından kelepçelenerek götürüldüğü anları gösteren çeşitli videolar viral hale geldi. Videolardan birinde, olaya tanık olan bir Starbucks müşterisinin ise “Onlar hiçbir şey yapmadılar.” dedikleri duyuluyordu.

Philadelphia yetkililerinin yaptıkları açıklamaya göre, bu iki siyahi adam herhangi bir şey satın almamalarına rağmen, kafede oturuyormuş ve baristaya tuvaleti kullanıp kullanamayacaklarını sormuşlar. Barista da tuvaleti kullanamayacaklarını söyleyip mekandan ayrılmalarını istemiş, iki adam mekandan ayrılmayı reddedince de Starbucks çalışanlarından biri polisi aramış. Ardından da polis gelip bu iki siyahi adamı tutuklamış.

Yukarıdaki videoda polisle konuşan ve tutuklanan iki siyahi adamla buluşmaya geldiğini belirten bir adam da görülüyor. Bu adam polislere bu tutuklamanın saçma olduğunu söylüyor ve birçok kez polislere “Onlar ne yaptılar?” diye soruyor. Alabildiği tek cevap ise bir polis memurunun, mağazadan bir çağrı aldıklarını söylemesi oluyor.

Starbucks CEO’su Kevin Johnson, sosyal medyada Starbucks’a karşı büyük tepki gösterilmesine neden olan bu olayla ilgili olarak geçtiğimiz cumartesi günü bir açıklama yaptı. Kevin Johnson yaptığı açıklamada, olayın videolarını izlemenin çok zor olduğu ve sonucun ise kınanmayı hakettiğini söyledi. Bununla birlikte Johnson, tutuklanan iki adamla uzlaşmaya gideceğini ve böyle bir olayın gelecekte tekrar yaşanmayacağından emin olmak için gerekli adımları atacaklarından bahsetti.

Ayrıca Starbucks CEO’su en derin özürlerini bildirdiği açıklamada, şirketin olayın soruşturmayı ve gereken her uygulamayı değiştirmeyi planladığını ve de Starbucks’ın ayrımcılığa ve ırksal profillemeye kesin olarak karşı durduğunu kamuoyuna garanti ettiğini ifade etti.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link

MARKETING MEETUP 2018


19 Nisan'da Uniq İstanbul'da gerçekleşecek olan Marketing Meetup "Experience"a hemen kaydol.
Erken Kayıt Fırsatı
close-link












19 Nisan'da Uniq İstanbul'da gerçekleşecek olan Marketing Meetup "Experience"a hemen kaydol.
KAYDOL
19 Nisan, Uniq Istanbul
close-link