2014, Dijitalde ve Pazarlamada Bizlere Ne Getirecek?

Sürekli değişen bir ekosistemin içinde trendleri takip etmek elbette çok zor. Bu trendleri takip eden kişiler içinse daha zor bir durum var: uygulama süreçleri. Bugün dijital pazarlama ile ilgili temel seviyede bilgisi olan profesyonellerin  uygulamaya kolaylıkla dökülebileceği trendlerden, başlıklar halinde söz edeceğim.

[colored_box color=”eg. blue, green, grey, red, yellow”]

Hayat uzarken dikkat kısalıyor

Gün içerisinde  yüzlerce video izliyoruz. Peki hiç düşündünüz mü internette en son ne zaman 4-5 dakikanın üzerinde bir video seyrettiğinizi? ya da şöyle söyleyeyim; en son ne zaman bir markanın yaptığı Facebook aplikasyonuna onlarca dakikanızı verdiniz?

Bu soruların yanıtı aslında internet alışkanlıklarımızın ve online düzenimizin  tekdüzelikten çıkıp daha kıvrımlı bir hal aldığının kanıtı. Twitter’ın 6 saniyelik Vine, Facebook’un 15 saniyelik Instagram güncellemesinin yegane amacı da bu: dikkat dağıtmadan kısa zamanlı geri bildirimler alabilmek. Türkiye’de de son yıllarda 59saniye.com gibi internet sitelerinin ve Vine videosu paylaşan Facebook sayfalarının yükselmesinin arkasında yatan gerçek de bu aslında.

Bu aşamada dijital pazarlamacıların, tüketicilere uzun mesajlar vermekten kaçınması ve call to action’ı yüksek olan çalışmalar yapması gerekiyor. Basit düşünmek gerekirse; yaratıcı bir Vine/İnstagram serisi bu iş için güzel bir başlangıç olabilir.

[/colored_box]

[colored_box color=”grey”]

İnsanları düşünmeye teşvik etmek!

inGünlük yaşantımızda ortalama 3000 reklamla karşılaşıyoruz. Bu durumun sonucu olarak artık çoğu insan  reklamlar karşısında   bağışıklık kazandı.  Reklamların call to action’a dönüşmesi de artık tüm zamanlardan daha zor.

Bu koşullar altında markanın pazarlama faaliyetlerini efektif bir şekilde yapabilmesi için diğer markalardan farklı olması ve insanları düşündürmeye teşvik etmesi gerekiyor. Peki nedir bu düşündürmeye teşvik etmek?

Aslında olay gayet basit. Markanın, tüketicilerin zihnine  “acaba ben bu durumda olsam ne yapardım?” sorusunu yerleştirmesi gerekiyor. Genellikle viral videolarda  kullanılan bu taktik sayesinde tüketicilerin hem dikkat seviyesi daha üste çıkıyor hem de akılda kalıcılık artıyor.

 [/colored_box]

[colored_box color=”eg. blue, green, grey, red, yellow”]

Debranding

Debranding uzun süredir konuşulan bir konu. Türkçeye “isimsizleştirme” olarak geçen bu kavram, markayı marka yapan şeylerden bilinirlik sağlayan en önemli unsurlardan biri olan ismi, markanın üstünden bir kenara atmak sadece bilinen diğer özelliklerini ön plana çıkarma anlamına geliyor. (1)
Nike’ın stratejisi bu durumun en iyi örneği. Nike’ın logosunu 1971 yılında üzerinde Nike yazarken görebiliyorken, özellike son zamanlarda Nike yazmasına hiç gerek kalmadan sadece ikonu ile birlikte onu tanıyabilir hale geldik.
Logo-Nike
Şirketin logosunu, isme gerek duymadan kullanıcıların bilinçaltına  yerleştiren Nike, algı yönetimi konusunda ne denli büyük bir adım attığını kanıtlamış oldu.  Son zamanlarda Coca Cola’nın yapmış olduğu en popüler 250 ismi kutulara yerleştirmek de debranding’in iyi örneklerinden biri. Önümüzdeki dönemlerde bu konu ile ilgili  haberleri sıkça duyuyor olacağız.
Share a Coke campaign

[/colored_box]

[colored_box color=”grey”]

Deneyimsel Pazarlama 

Markalar, değişen alışkanlıklar ve opsiyonların çokluğu sayesinde tüketicinin kral olduğu bir dünyada pazarlama faaliyetlerini  gerçekleştirmek zorundalar. Bu dünyanın en büyük özelliği ise geleneksel pazarlama faaliyetlerinin yerini kullanıcı deneyimine bırakması. Global çaptaki markaların Youtube kanallarını veya reklam filmlerini izlediğimizde de bu durumun farkına rahatlıkla varabiliriz. Örneğin Heineken, yapmış olduğu birçok deneyimsel pazarlama faaliyetiyle, tüketicileri eğlendiririrken, onların markaya olan sadakatini arttırıyor ve viral bir etki kazanıyor.

httpv://www.youtube.com/watch?v=_xnfhtBKo0E

Experiences

httpv://www.youtube.com/watch?v=2NyVO5fP8-0

Peki markalar deneyimsel pazarlama ile ne kazanıyor?

  • Satış Artışı

Ürün ya da hizmet  ile ilgili bir deneyim yaşayan kişinin o ürünü kullanmaya istekli olması son derece doğal bir durum. Yapılan araştırmalar da bu durumu kanıtlar nitelikte. Örneğin ABD’deki işletmelerin %74’ü deneyimsel pazarlama sonucu satışlarının arttığını dile getiriyor. Her ne kadar bu oran Türkiye’de daha az olsa da deneyimsel pazarlamanın en önemli etkisinin satışlar olduğu aşikar.

  • Marka Sadakati

consumerDeneyimsel pazarlamanın en önemli faydalarından birisi de müşteriye aşılanan sadıklık duygusu. Yaşanan deneyim sonucunda bilinçaltında filizlenen sadakat duygusu, ürünü ya da hizmeti alma ihtiyacı hissedildiğinde eyleme dönüşüyor. Ancak şunu da belirtmek gerekir ki her gün binlerce ürün ya da hizmet ile karşılaşan müşteri için sadakat süreci çok da uzun olmuyor. Bu noktada markaların deneyimsel pazarlamayı bir premium hizmet gibi görmesi yerine sürekli uygulaması sadakatin daha uzun süreli olmasını sağlayacaktır.

 

[/colored_box]

[colored_box color=”eg. blue, green, grey, red, yellow”]

Content is king!

Tüketici istekleri araştırılmadan “Ne üretirsem onu satarım” anlayışı biteli çok oldu. Şimdi güç tüketicide ve o ne isterse o oluyor. Hatta istemedikleri bile önüne seriliyor. Durum; “yeter ki markamızı sevsin ve bağlansın, biz her şeyi yapmaya hazırız” kıvamına geldi. Hâl böyleyken tüketici de tüm şımarıklık haklarını kullanıyor. Bir nevi geçmişin intikamını alıyor. Bir kez kullandığı bir markayı bir daha kullanmama ya da yıllardır kullandığı markayı terk etme ihtimalini her an hissettirerek, üreticiyi diken üstünde tutuyor ve değişime zorluyor. Çünkü kendileri de değişiyor. Alışkanlıkları, ihtiyaçları, hayalleri, zamanı kullanma biçimleri, kullandıkları iletişim yolları, sabır sınırları.. Her şey değişiyor.

content-is-king1

Her gün yeni bir istekle anne babasının karşısına çıkan çocukları mutlu etmek ne kadar zorsa, bugünün tüketicisini mutlu etmek de bir o kadar zor. Zaten eskiden en büyük hayali bisiklet olan çocuklar bugün akıllı telefonlar, bilgisayarlar istiyor ve başka türlü ikna olmuyor. Tüketiciler de TV’de, dergide gördükleri reklamlarla satın almaya ikna olmuyor ve markanın elinden gelenin fazlasını yapmasını istiyor. Bu nedenledir ki geleneksel pazarlama yerini dijital pazarlamaya bırakmak üzereDijital pazarlamanın en güçlü kozu ise içerik pazarlama. 

Son yıllarda sıkça söz edilen içerik pazarlama, sosyal medya, mobil, SEO, e-mail gibi dijital pazarlama yöntemlerinden ayrı tutuluyor ve markalar tarafından en önem verilen ve gelecekte de en önem verilecek olan pazarlama biçimi olarak gösteriliyor. Bunun sebebi ise şımarık diye tabir ettiğim tüketicinin kendi etrafına ördüğü reklam geçirmez duvarı yıkacak tek yolun içerik pazarlama olması.

Bu arada içerik pazarlaması ile ilgili beğendiğim 2 yazıya şuradan ve şuradan ulaşabilirsiniz.

[/colored_box]

Paylaş
Pazarlama alanında Türkiye'nin en çok okunan blogu : Pazarlamasyon'un kurucusu.

CEVAPLA